ADNAN OKTAR: Allah diyor ki; “Çoğunluğa uyarsanız, sizi Allah yolundan saptırırlar” diyor Allah, şeytan’dan Allah’a sığınırım. Biz çoğunluğa göre hareket etmeyiz. Mesela Biri bir diskoya gidiyor, çoğunluk. Çoğunluk anormal düşünüyor olabilir. Biz ne yapacağız? Kendi aklımızla düşüneceğiz.
Allah diyor ki; “Yapayalnız, tek başına” diyor, “bana geleceksiniz” diyor Allah. Bilgisayar koltuğunda, annesi, babasıyla, Facebook arkadaşlarıyla gelmez gelirken.” Ölür, cenaze kalabalık oluyor, o doğru oraya kadar gider. Mezarlığın toprağın altına, iki buçuk metrenin altına koyduktan sonra, var gücüyle oradaki belediye işçileri toprağı üstüne dökmeye başlıyorlar. Ondan sonra toplumla bağlantı kopar. Simsiyah karanlığın içerisinde, buz gibi toprağın içerisinde sadece bakteriler, oradaki kurtlarla kalır arkadaş. Işık mışık yok. Her geçen dakika vücudu şişmeye başlar. Ağzından, yani bunu söylemek istemiyorum ama köpükler gelmeye başlar. Ve kadının rahmi, cinsel organından dışarı atılıyor basıncın etkisiyle, davul gibi şişer. En yakışıklı, en güzel, dünyanın en güzel kadını olsa, o akıbete uğramaktan ayrı kalamaz. En yakışıklı erkekte bu şeyden geçer. Bir tek Peygamberlerde bozulma olmuyor, velilerde, Peygamberlerde. Bir mucize olarak olmuyor. Mesela bak yıllar sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mezarı düzeltilirken, Hz. Ömer (a.s.)’ın ayağı görülmüş toprakta, olduğu gibi duruyor mezar düzeltilirken. Geri kapatmışlar ama duruyor. Allah’ın hikmeti. Bediüzzaman’ın çok uzun süre sonra açıldı mezarı, Abdülmecit Nursi kardeşi de yanında “gül kokusu vardı” diyor kardeşi, “olduğu gibi duruyordu.” Diyor yani bütünüyle. Ebu Eyüp El Ensari, TRT’nin programında çıktı. Üstündeki taş dahi kaldırıldığında, tertaze cesediyle karşılaşıyorlar yüzyıllar sonra. Açık, bakın tarih kitaplarına. Yani onlara mahsus bir özellik oluyor. Yani normalde hayret edilecek bir şeydir, şaşırtıcı ama oluyor. Ama normal olan bu şekildir.
Oradan artık ne çetleşebilir, ne böyle şımarık ifadeler kullanabilir, ne Facebook arkadaşlarına slm bilmem ne falan gülücük işareti, hiçbir şey gönderemez. Onlarda ona haber gönderemez. Elektrik bağlantısı falan hiçbir şey olmaz. Parfümleri, elbiseleri, marka kıyafetleri, ayakkabıları hepsi dolapta evde kalır, fabrikası da orada kalır. Fabrikasına işçiler gidip, geliyor, devam ediyor, arabalarını millet kullanır, eşyalarını millete dağıtırlar ama o yerin altında beze sarılı olarak orada durur. Ayak başparmakları birbirine bağlı, iple bağlı, çenesi bağlı, üstten çenesi bağlı morgdan gasilhaneye geldiğinde, bu işlemlerden geçer. Yırtarlar Amerikan bezinden bir parçayı kafasının üstünden geçirip, çenesinin altından bağlarlar. Ağzından çıkacak nevaleleri durdurmak için. Ama buna rağmen, ağzını parçalar çıkar. Böyle feci şekilde bir son meydana getiriyor Allah ama buna rağmen insanlar deliler gibi. Mesela geçende sosyetede toplantısını gösteriyor, 70 yaşında, 80 yaşında birçok kişi böyle tintin böyle sırtları çıkmış, “sosyete” diyor, “çok mutlu bir toplantı yaptı” diyor. Adam evde kalp ilacını alıyor, kolesterol ilaçlarını almış, romatizma ilaçlarını ayrı alıyor, böbrek ilaçları ayrı, birçoğu kanser hastası, tedavi görüyorlar, halen devam ediyor. Birçoğunun uru var, ona karşı ilaçlar alıyorlar, siyatiği var, akla gelmedik hastalıklar, şekeri var, şekeri aniden toplantıda yükseliyor, binbir türlü tedaviyle, ilaçla zor ayakta duruyor ama ayakta durunca görünce millet, onlar hiçbir şey olmuyor zannediyor. Halbuki hepsinin bin bir çeşit hastalığı var, perişanlığı var. Ama oraya gelirken süsleniyor, püsleniyor, allık boya falan, o ayakta durmasını onlar yeterli zannediyorlar. Bu bir hata olur. Gerçekçi ve akılcı bakacaklar.