- 12 yıl önce
Firavun ve yakın çevresine gelen belalar
“Andolsun ki biz, Firavun ve çevresini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.” (Araf Suresi: 130)
“Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler olarak üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular. (Araf Suresi: 133)
Kur’an’ın bu ve benzeri ayet-i kerimeleri, Firavun ve çevresine gelen musibetlerden haber vermekte; onlara gönderilen kıtlık, tufan, çekirge, kurbağa ve kan musibetlerinden bahsetmektedir. Şöyle ki: Cenab-ı Hak, inkârda ısrar eden Firavun’un kavmine ilk önce şiddetli bir yağmur göndermiştir. Bu yağmur 8 gün 8 gece devam etmiş, kimse dışarı çıkamamış ve Nil nehrinin taşmasıyla seller meydana gelip evleri, ekinleri ve hayvanları telef etmiştir. Bu musibet karşısında Firavun’un adamları Hz. Musa’ya gelerek: “Rabbine dua et. Bu belayı başımızdan kaldırsın da sana iman edelim.” demişlerdir. Hz. Musa da dua etmiş ve duasının bereketiyle tufan sona ermiştir.
Ancak onlar yine iman etmediler ve inkârlarında ısrar ettiler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, bir ayet ve mucize olarak onlara çekirge musibetini gönderdi. Ekin ve meyve bahçelerini yiyen çekirge sürüleri evlerin tavanına ve elbiselerin içlerine kadar ulaştı. Bu durum karşısında onlar yine Hz. Musa’ya gelerek dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler ve bunu yaparsa O’na iman edeceklerini söylediler. Hz. Musa bunun üzerine tekrar dua etti ve duasının bereketiyle bir rüzgâr gelip çekirgeleri nehre döktü. Ancak kalpleri körelmiş Firavun ve çevresi bu mucizeye karşı da iman etmediler ve sözlerinde durmadılar.
Bunun üzerine Allah-u Teâlâ onların üzerine haşerat musibetini gönderdi. Gönderilen haşerat, çekirgelerden arta kalan ekinleri yediler ve elbiselerine girerek kanlarını emdiler. Buna karşı onlar üçüncü kez Hz. Musa’ya gelerek yine dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler ve bunu yaparsa iman edeceklerini söylediler. Hz. Musa yine dua etti ve
“Andolsun ki biz, Firavun ve çevresini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.” (Araf Suresi: 130)
“Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler olarak üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular. (Araf Suresi: 133)
Kur’an’ın bu ve benzeri ayet-i kerimeleri, Firavun ve çevresine gelen musibetlerden haber vermekte; onlara gönderilen kıtlık, tufan, çekirge, kurbağa ve kan musibetlerinden bahsetmektedir. Şöyle ki: Cenab-ı Hak, inkârda ısrar eden Firavun’un kavmine ilk önce şiddetli bir yağmur göndermiştir. Bu yağmur 8 gün 8 gece devam etmiş, kimse dışarı çıkamamış ve Nil nehrinin taşmasıyla seller meydana gelip evleri, ekinleri ve hayvanları telef etmiştir. Bu musibet karşısında Firavun’un adamları Hz. Musa’ya gelerek: “Rabbine dua et. Bu belayı başımızdan kaldırsın da sana iman edelim.” demişlerdir. Hz. Musa da dua etmiş ve duasının bereketiyle tufan sona ermiştir.
Ancak onlar yine iman etmediler ve inkârlarında ısrar ettiler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, bir ayet ve mucize olarak onlara çekirge musibetini gönderdi. Ekin ve meyve bahçelerini yiyen çekirge sürüleri evlerin tavanına ve elbiselerin içlerine kadar ulaştı. Bu durum karşısında onlar yine Hz. Musa’ya gelerek dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler ve bunu yaparsa O’na iman edeceklerini söylediler. Hz. Musa bunun üzerine tekrar dua etti ve duasının bereketiyle bir rüzgâr gelip çekirgeleri nehre döktü. Ancak kalpleri körelmiş Firavun ve çevresi bu mucizeye karşı da iman etmediler ve sözlerinde durmadılar.
Bunun üzerine Allah-u Teâlâ onların üzerine haşerat musibetini gönderdi. Gönderilen haşerat, çekirgelerden arta kalan ekinleri yediler ve elbiselerine girerek kanlarını emdiler. Buna karşı onlar üçüncü kez Hz. Musa’ya gelerek yine dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler ve bunu yaparsa iman edeceklerini söylediler. Hz. Musa yine dua etti ve
Kategori
📚
ÖğrenmeDöküm
00:28Transcribed by ESO, translated by —
00:33Andolsun ki biz, Firavun ve çevresini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
00:48Bunun üzerine ayrı ayrı mucizeler olarak üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gönderdik.
00:59Yine büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular.
01:10Kur'an'ın bu ve benzeri ayet-i kerimeleri, Firavun ve çevresine gelen musibetlerden haber vermekte,
01:20onlara gönderilen kıtlık, tufan, çekirge, kurbağa ve kan musibetlerinden bahsetmektedir.
01:30Şöyle ki,
01:32Cenâb-ı Hak, inkârda ısrar eden Firavun'un kavmine ilk önce şiddetli bir yağmur göndermiştir.
01:42Bu yağmur sekiz gün, sekiz gece devam etmiş, kimse dışarı çıkamamış ve Nil nehrinin taşmasıyla seller meydana gelip, evleri, ekinleri
01:54ve hayvanları telef etmiştir.
01:57Bu musibet karşısında Firavun'un adamları, Hazret-i Musa'ya gelerek,
02:03Rabbine dua et, bu belayı başımızdan kaldırsın da sana iman edelim demişlerdir.
02:12Hazret-i Musa da dua etmiş ve duasının bereketiyle tufan sona ermiştir.
02:19Ancak onlar yine iman etmediler ve inkârlarında ısrar ettiler.
02:28Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, bir ayet ve mucize olarak onlara çekirge musibetini gönderdi.
02:38Ekin ve meyve bahçelerini yiyen çekirge sürüleri, evlerin tavanına ve elbiselerin içlerine kadar ulaştı.
02:48Bu durum karşısında onlar yine Hazret-i Musa'ya gelerek,
02:54dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler.
02:58Ve bunu yaparsa, ona iman edeceklerini söylediler.
03:04Hazret-i Musa, bunun üzerine tekrar dua etti ve duasının bereketiyle bir rüzgâr gelip, çekirgeleri nehre döktü.
03:15Ancak kalpleri körelmiş Firavun ve çevresi, bu mucizeye karşı da iman etmediler ve sözlerinde durmadılar.
03:26Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, onların üzerine haşerat musibetini gönderdi.
03:34Gönderilen haşerat, çekirgelerden arta kalan ekinleri yediler ve elbiselerine girerek kanlarını emdiler.
03:42Buna karşı onlar, üçüncü kez Hazret-i Musa'ya gelerek yine dua etmesini ve bu musibeti kaldırmasını istediler ve bunu
03:53yaparsa iman edeceklerini söylediler.
03:58Hazret-i Musa yine dua etti ve Allah-u Teâlâ duasını kabul ederek haşeratı yok etti.
04:08Ancak Firavun ve çevresi yine iman etmediler ve Hazret-i Musa'ya, sen bir sihirbazsın, sihrinle bunları yapıyorsun, dediler.
04:22Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, onların üzerine kurbağaları yağdırdı.
04:31Kurbağalar o kadar çoktu ki, yerleri yurtları kurbağalarla dolmuştu.
04:44Kurbağalardan bir türlü kurtulamayan Firavun ve çevresi yine kurtuluş çaresini Hazret-i Musa'ya gelmekte buldular.
04:52Ve ona gelerek dua etmesini ve bu kurbağaların yok olmasını istediler.
05:00Buna karşı bu sefer muhakkak iman edeceğiz diye söz verdiler.
05:07Hazret-i Musa yine dua etti ve duasının bereketiyle bir yağmur yağarak bütün kurbağalar denize döküldü.
05:17Lakin onlar yine iman etmediler ve azgınlıklarına devam ettiler.
05:27Bunun üzerine de Allah-u Teâlâ, onların üzerine kan yağdırmış ve içecekleri dahi her şey kan olmuş.
05:47İşte Kur'an'ın meskür ayetleri, Firavun ve çevresinin başına gelen bu musibetleri haber vermekte
05:56ve bizlere bir ibret dersi yapmaktadır.
06:02Acaba bu konuda tarih kitapları ne demektedir?
06:08Şimdi tarihi yazıtların bu konudaki sözlerini dinleyelim.
06:14Orta Krallık devrinden kalan İpuver papirüsü 19. yüzyılın başında Mısır'da bulunmuştur.
06:22Bu papirüs bulunduktan sonra 1909 yılında Leyden Hollanda Müzesi'ne götürülüp Gardiner tarafından çevrilmiştir.
06:35Papirüs'te Mısır'daki kıtlık, kuraklık gibi felaketler ve Mısır'dan kölelerin kaçışı anlatılmaktadır.
06:44Ayrıca söz konusu papirüsün yazarı İpuver'in de bu olayların tanığı olduğu anlaşılmaktadır.
06:54Kur'an'da da bildirilen bu felaketlerden İpuver papirüslerinde şöyle bahsedilmektedir.
07:04Felaketler tüm memleketi sarmıştı.
07:07Her yerde kan vardı.
07:09Nehir kan oldu.
07:12Böyle dün gördüğüm her şey helak oldu.
07:16Biçilmiş gibi her toprak çırılçıplak.
07:21Mısır'ın aşağısı mahvoldu.
07:23Tüm saray ıssız kaldı.
07:27Sahip olunan her şey, buğday ve arpa, kazlar ve balıklar.
07:33Gerçekten ekin her yerde mahvoldu.
07:39Dokuz gün boyunca saraydan hiçbir çıkış yoktu.
07:43Ve kimse o şahsın yüzünü göremedi.
07:49Şehirler kuvvetli akıntılar tarafından yerle bir oldu.
07:53Yukarı Mısır harap olmuştu.
07:57Her yerde kan vardı.
07:59Ülkede salgın hastalıklar baş gösterdi.
08:04Bugün gerçekten kimse kuzeye, Bayblos'a gidemiyor.
08:10Mumyalarımız için ne yapacağız?
08:13Altın azalıyor.
08:17İnsanlar sudan korkar oldu.
08:20Su içtikten sonra bile susadılar.
08:23İşte suyumuz, mutluluğumuz.
08:27Yapabileceğimiz ne var?
08:29Her şey talan.
08:32Şehirler yıkıldı.
08:34Yukarı Mısır kurudu.
08:36Yerleşim alanları bir dakika içinde altüst oldu.
08:45Yirkinci yüzyılda bilgi sahibi olduğumuz bu papirüste yazılan yazıyı dinlerken,
08:52sanki ayet-i kerimeleri dinliyormuş gibi oldunuz değil mi?
08:56Bunun sebebi, papirüsteki yazıların Kur'an'ın ayetleriyle neredeyse aynı olması,
09:05Kur'an'ın verdiği haberleri birebir doğrulamasıdır.
09:09O halde şimdi şu soruyu soruyoruz.
09:14Firavun ve kavmine gönderilen felaketleri haber veren bu papirüsteki yazıların,
09:22Kur'an'la büyük bir paralellik içinde olması,
09:26Kur'an'ın Allah'ın kitabı olmasından başka ne ile izah edilebilir?
09:35Bir beşerin hem de okuma yazma bilmeyen bir beşerin kendi başına bunları bilmesi ve haber vermesi hiç mümkün müdür?
09:47Hayır, asla mümkün değildir.
09:51Bir beşer kendi aklıyla bu bilgileri keşfedemez.
09:57O halde Kur'an asla bir beşer sözü olamaz.
10:03Ancak ve ancak ezel ve ebed sultanı olan,
10:09geçmişi ve geleceği tek bir sayfa gibi gören Allah'ın sözü olabilir.
10:37Altyazı M.K.