Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 yıl önce
Sebe halkı ve arim seli

“Andolsun, Sebe’ (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi.”

(Onlara demiştik ki: ) “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabbiniz var.” Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik.

Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız? (Sebe Suresi: 15-17)

Kur’an’da Sebe halkından ve nankörlükleri sebebiyle bu halkın başına gelen sel felaketinden bahsedilir. Hatta bu felaketin nasıl meydana geldiği ayrıntılarıyla anlatılır. Zira Sebe kavmine gönderilen azaptan “Seyl-ül Arim” yani “Arim seli” olarak bahsedilmektedir. Kur’an’da geçen bu ifade, aynı zamanda bu selin meydana geliş şeklini de göstermektedir.

“Arim” kelimesinin anlamı, baraj ya da settir. “Seyl-ül Arim” kelimesi de, setin yıkılması sonucunda meydana gelen bir seli anlatmaktadır.

Şimdi Kur’an’ın Sebe halkı hakkında verdiği bu haberin, tarihçiler tarafından nasıl tasdik edildiğini tarihi kayıtların lisanıyla dinleyelim;

“Sebe halkı, Güney Arabistan’da yaşamış olan dört büyük uygarlıktan biridir. Sebe kavmini anlatan tarihi kaynaklar, bu kavmin Fenikeliler gibi yoğun ticari faaliyetlerde bulunan bir devlet olduğunu söylerler. Sebeliler, tarihte medeni bir kavim olarak bilinmişlerdir. Sebe hükümdarlarının yazıtlarında onarma, vakfetme, inşa etme gibi kelimeler ağırlıktadır. Bu kavmin en önemli eserlerinden olan Marib Barajı da, ulaştıkları teknolojik seviyenin önemli göstergelerindendir.”

Sebe halkı, o döneme göre oldukça ileri bir teknoloji ile kurdukları Marib Barajı’yla birlikte büyük bir sulama kapasitesine sahip olmuştu. Bu yöntemle elde ettikleri bol ürünlü toprakları ve ticaret yolu üzerindeki kontrolleri, onlara görkemli ve refah dolu bir hayat yaşatıyordu.

Marib’d
Döküm
00:28Transcription by CastingWords
00:31Andolsun, Sebe halkının oturduğu yerlerde de bir ayet vardır.
00:37Evleri sağdan ve soldan iki bahçeliydi.
00:43Onlara demiştik ki, Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin.
00:50Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabbiniz var.
00:55Ancak onlar yüz çevirdiler.
00:58Böylece biz de onlara arim silini gönderdik.
01:04Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şeyde sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.
01:17Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık.
01:23Biz nimete nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?
01:30Kur'an'da Sebe halkından ve nankörlükleri sebebiyle bu halkın başına gelen sel felaketinden bahsedilir.
01:42Hatta bu felaketin nasıl meydana geldiği ayrıntılarıyla anlatılır.
01:48Kur'an'da Sebe kavmine gönderilen azaptan seylül arim yani arim seli olarak bahsedilmektedir.
01:59Kur'an'da geçen bu ifade aynı zamanda bu selin meydana geliş şeklini de göstermektedir.
02:06Arim kelimesinin anlamı baraj ya da sedtir.
02:13Seylül arim kelimesi de setin yıkılması sonucunda meydana gelen bir seli anlatmaktadır.
02:19Şimdi Kur'an'ın Sebe halkı hakkında verdiği bu haberin, tarihçiler tarafından nasıl tasdik edildiğini tarihi kayıtların lisanıyla dinleyelim.
02:36Sebe halkı, Güney Arabistan'da yaşamış olan dört büyük uygarlıktan biridir.
02:44Sebe kavmini anlatan tarihi kaynaklar, bu kavmin fenikeliler gibi yoğun ticari faaliyetlerde bulunan bir devlet olduğunu söylerler.
02:55Sebediler, tarihte medeni bir kavim olarak bilinmişlerdir.
03:00Sebe hükümdarlarının yazıtlarında, onarma, vakfetme, inşa etme gibi kelimeler ağırlıktadır.
03:10Bu kavmin en önemli eserlerinden olan Marib Barajı da, ulaştıkları teknolojik seviyenin önemli göstergelerindendir.
03:21Sebe halkı, o döneme göre oldukça ileri bir teknolojiyle kurdukları Marib Barajı ile birlikte büyük bir sulama kapasitesine sahip olmuştu.
03:32Bu yöntemle elde ettikleri bol ürünlü toprakları ve ticaret yolu üzerindeki kontrolleri, onlara görkemli ve refah dolu bir hayat yaşatıyordu.
03:46Marib'deki bu baraj aracılığıyla sulanabilen toplam alan 9600 hektardı ki, bunun 5300 hektarı güney, geri kalanı ise kuzey ovasına aitti.
03:59Bu iki ova, Sebe kitabelerinde bazen Marib ve iki ova diye anılırdı.
04:08İşte Kur'an'daki sağdan ve soldan iki bahçe ifadesi, muhtemelen bu iki vadideki gösterişli bağ ve bahçelere işaret eder.
04:22Bu baraj ve sulama tesisleri sayesinde bölge, Yemen'in en iyi sulanan ve en verimli kesimi olarak ün yapmıştı.
04:36Fransız, Hoveli ve Avusturyalı Glaser, Marib setinin çok eski devirlerden beri var olduğunu yazılı belgelerle ispat ettiler.
04:48Himel lehçesiyle yazılan belgelerde, bu barajın ülke topraklarını verimli kıldığı yazılıydı.
04:57Daha sonra bu barajın yıkılmasıyla meydana gelen sel sonucu, bütün ülke harap oldu.
05:08Sebelilerin dağların arasına setler inşa ederek kazdıkları kanallar yıkıldı ve bütün sulama sistemi bozuldu.
05:18Bunun sonucu, daha önceden bir bahçe gibi olan ülke, yabani otların yetiştiği bir hale geldi ve küçük bodur ağaçların kiraza
05:29benzer yemişi dışında yenebilecek hiçbir meyve kalmadı.
05:36Ayrıca Sebe kavmine ait sütunların yüzeyinde, Sebe dilinde yazılmış yazıtlar bulunuyordu.
05:44Bu yazıtları inceleyen Hristiyan arkeolog Werner Keller, Kutsal Kitap Doğruyu Söyledi isimli kitabında şöyle demektedir.
05:56Arimseli, Kur'an'da haber verildiği gibi gerçekleşmiştir.
06:00Zira böyle bir barajın olması ve yıkılarak şehri tamamen harap etmesi,
06:07Kur'an'daki bahçe sahipleriyle ilgili verilen örneğin gerçekten de meydana geldiğini kanıtlıyor.
06:17Şimdi şu noktalara dikkat çekiyoruz.
06:211- Kur'an, geçmişte yaşamış Sebe halkından bahsediyor.
06:27Tarihçiler bunu kabul ediyor.
06:312- Kur'an, Sebe halkının yeşillikler, bağlar ve bahçeler içinde güzel bir şehirde yaşadığını haber veriyor.
06:42Tarihçiler bunu da kabul ediyor.
06:463- Kur'an, bu şehirde bulunan büyük bir barajdan bahsediyor.
06:52Tarihçiler bunu da kabul ediyor.
06:564- Kur'an, bu barajın iki bahçeyi suladığını haber veriyor.
07:02Tarihçiler Marib ve İki Ova diyerek bunu da kabul ediyor.
07:095- Kur'an, bu barajın yıkılmasıyla meydana gelen bir sel felaketinden bahsediyor.
07:17Tarihçiler bunu da kabul ediyor.
07:216- Kur'an, selden sonra bağ ve bahçelerin harap olduğundan haber veriyor.
07:28Tarihçiler bunu da kabul ediyor.
07:32Acaba bütün bu kabul etmekler sizce ne manaya geliyor?
07:40Evet, tarihçiler Kur'an'ın haber verdiği bütün bu maddeleri kabul etmekle, aslında bu kitabın Allah'ın kitabı olduğunu tasdik
07:51ediyor.
07:52Zira ümmi yani okuma yazma bilmeyen bir beşerin, kendi kendine bunları keşfetmesi ve haber vermesi mümkün değildir.
08:05Şimdi soruyoruz, Kur'an'a, haşa, bir beşer sözüdür diyenler, Kur'an'ın geçmişten verdiği bu haberlerin doğruluğunu ne ile
08:18izah edebilirler?
08:20Kur'an, geçmişten verdiği haberlerin doğruluğu ile adeta ben Allah'ın kitabıyım diye gök gürültüsü gibi seda verirken,
08:32onlar sivrisinek vızıltısı hükmündeki hangi hezeyan ile bu sedayı susturabilirler?
09:01Altyazı M.K.