00:00Değerli Ankara İl Başkanımıza, ilçe başkanlarımıza, teşkilat
00:05mensuplarımıza, siyasi partilerin ve sivil toplum
00:09kuruluşlarımızın değerli temsilcilerine saygılarımı
00:13sevgilerimi sunarak konuşmama başlamak istiyorum.
00:19Değerli arkadaşlar ellinci yılında yirmi Temmuz bin dokuz
00:26yüz yetmiş dört Kıbrıs Barış Harekatı'nda hayatını kaybeden
00:30şehitlerimizi rahmetle gazilerimize minnetle anmak
00:36istiyorum. Yirmi Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı tekrar
00:41tebrik ediyor. Canı gönülden kutluyorum. Ankara'dan
00:45başkentimizden yavru vatana sevgilerimi, selamlarımı
00:49iletiyorum.
00:56Arkadaşlarım ülkemizde ekonomi kötü. Vatandaşlarımız çok derin
01:03bir geçim sıkıntısı yaşıyor. Ama oral olan yok, umursayan
01:09yok. Deprem tehlikesi her gün büyüyor. Uzmanlar uyarıyor. Her
01:17gün tekrarlıyor ama dinleyen yok, kulak veren yok. Yol
01:23ortasında yürürken iki yurttaşımız elektrik akımına
01:26kapalıp hayatını kaybediyor ama özür dileyen yok. Çıkıp istifa
01:33eden yok. Herkes ötekini suçluyor. Bildikleri tek şey
01:38var. Bizden mi onlardan mı? Bizim mahalleden mi? Karşı
01:44mahalleden mi? Biz bundan bir siyasi çıkar sağlar mıyız?
01:48Sağlamaz mıyız? Iktidarın da muhalefetinde maalesef
01:53yaklaşımı işte bu kutuplaşma üzerine kurulu. Her tarafta
01:59ayrı bir klik, her tarafta bir başka örgütlenme, her tarafta
02:03bir başka çeteleşme. Geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf düştü
02:09önümüze. Sizler de gördünüz muhakkak. Kimileri tarafından
02:15basitleştirilmeye, ne olacak canım diyerek hasıraltı edilmeye
02:18çalışılsa da arkadaşlar bu fotoğraf önemli bir fotoğraf.
02:23Ülkenin özel harekat başkanı Bahçeli'nin namıdiğer krizlerin
02:30ortağının elini öpüyor. Ama öyle böyle bir öyle el öpme
02:35değil ha. Öyle bir eğiliyor ki vücutu öyle bir şekilde almış
02:40ki küçülmüş küçülmüş neredeyse iki büklüm olmuş. Kendini
02:44sevdirme gayretiyle adeta bir virgüle dönüşmüş. Böyle bir
02:49şeyi kabul etmek, geçiştirmek mümkün değil arkadaşlar. Bakın
02:54bu basit bir hadise değil. Özel harekat başkanını geçtim.
02:58Herhangi bir devlet kurumunda yönetici pozisyonda olan bir
03:02kişinin iktidarın ortağı karşısında böyle eğilmesi
03:06kabul edilecek bir şey değil.
03:15Bir kişi de değil arkadaşlar ya. Bununla da değil. Diğerleri de
03:21sıraya dizilmiş ha. El öpme sırasına. Akılla, mantıkla
03:27açıklanacak bir sıra değil bu. Kim krizlerin ortağının gözüne
03:32girecek? Kim minnetini ona daha iyi sunacak sırası? Kim daha
03:37iyi el öpecek sırası? Kim karşısında daha çok eğilecek
03:41sırası? Kim artık ay yuka çıkmış kliğin tepesine uzanacak?
03:46Kim aşağı basamaklarda kalacak sırası? Maalesef değerli
03:51arkadaşlar biz bu görüntüleri çok gördük çok. Bu ülke, bu
03:56millet, bu devlet bu anlayış yüzünden çok çekti. Memleket
04:01bunların yüzünden neler çekti ya? Buradan iktidar ortaklarına
04:05sesleniyorum. Siz birilerini bir yerlere atamak için
04:09insanları böyle sıralara dizdiniz. Fakat emeklerimiz
04:14geçinemiyor, ekmek sıralarında bekliyor. Siz el öpenleri
04:18evladınız belleyip sizden olmayanı mülakatlarda
04:22eylediniz. Fakat çalışanlarımız aç, ucuz et sıralarında
04:27bekliyor. Siz yargı ve emniyette bizden ve bizden değil
04:32diye klikler oluşturdunuz fakat gençlerimiz yarından umutsuz
04:36bize sıralarında bekliyor. Bu millete reva değil arkadaşlar.
04:43Bunların yaptıkları yüzünden ülkemiz insanların birbirine
04:46güvenmediği, sokakların güvensiz olduğu, katillerin
04:50serbest kaldığı bir ülke oldu ya. Yargıdaki ve emniyetteki
04:54el öpme sıralarının sonucu bu. Hep söyledik, söyleyeceğiz. Bu
05:00ülkenin yarınlarını hiç kimsenin karşısında eğilmeyen
05:03bu ülkenin çalışkan gençleri kuracak.
05:11Bu ülkenin yarınlarını el öpmek için sıralarda bekleyenler
05:16değil, Elif gibi dimdik duranlar kuracak.
05:25Bunu aklınızın bir köşesinde yazın ve sakın onu unutmayın.
05:29Bu ülkenin yarınlarını işini dosdoğru yapan, haktan,
05:33hukuktan, adaletten sapmayan hakimler, savcılar, polisler,
05:37askerler kuracak.
05:43Bu ülkenin yarınlarını katilleri koruyup kollayanlar
05:47değil, yargıda, emniyette klikler kuranlar değil,
05:51birleştirenler, barıştıranlar, hak diyenler, adalet diyenler
05:55kuracak.
05:58Karşısındaki memurlara el öptürenler değil. Sen Türkiye
06:05Cumhuriyeti'nin devletinin memurusun, askerisin, polissin,
06:09eğilme dik dur diyenler kuracak.
06:16Ya hayret ediyorum ben şu andaki iktidara. Olanlardan hiç ders
06:22almamış gibiler ya. Bu ülkenin yargısındaki kolluğundaki
06:26klikleşmenin belli grupların, belli hatların yargıya ve
06:31kolluğa doğrudan etki edebilmesinin bu ülkenin başına
06:37neler getirdiğini unutmadınız mı siz ya? Bu ülke on beş Temmuz'u
06:43yaşamış bir ülke. On beş Temmuz nedir? On beş Temmuz yargıda,
06:49kollukta ve oradaki bir klin bir darbe teşebbüsüdür
06:54arkadaşlar, unutmayın. Devlet yönetiyorsanız devletin
06:59görevlisiyseniz emir komuta zinciri doğrudan çalışacak.
07:03Devletin görevlisi yetkilisi, devletin polisi, askeri,
07:08sadece ve sadece amirinden talimat alacak. Öyle sağdan
07:14soldan yandan arkadan kulağın fısıldayanlardan değil, el
07:20öptürenlerden değil, sadece ve sadece amirlerinden talimat
07:24alacak.
07:29Bu ülkenin hakimi savcısı anayasaya bakacak, yasalara
07:35bakacak, vicdanın sesini dinleyip ona göre karar
07:38verecek. Içinde bulunduğu kliğin etkisine kalarak o
07:42klikten gelenlerle o klikten gelen talimatlarla karar
07:46vermeyecek. Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti gerçek demokraside
07:51olamaz. Gerçek hukuk devlette olamaz. Bu ülke selamete
07:56eremez arkadaşlar.
08:00İnanın darbecilerin biri gider, biri gelir ha. Böyle bir şey
08:04olmaz. Işte devlete elemanı almada bu mülakat var ya, biz
08:12mülakatı niye kaldırmak istedik? Niye kaldırılmalıdır
08:15dedik? Çünkü hak eden herkes bu ülkenin devletinde memuru
08:21olsun. Bu ülkede polis olsun, asker olsun. Hak eden herkes
08:24mülakatlarda eğlenmeden hakim olsun, savcı olsun diye biz bu
08:28mülakatı kaldırmak istedik. Sayın Erdoğan da söz verdi değil
08:32mi seçimden önce? Ne dedi? Baktı, sıkıştı, sıkıştı,
08:35sıkıştı, mülakatı kaldıracağız dedi. Ne oldu? Ne oldu? Aynen
08:42devam ediyor arkadaşlar. Bakın yıl iki bin on sekiz. Iki bin
08:47on sekizin sonu. Devlette çalışan sayısı değerli
08:53arkadaşlar o tarih itibariyle üç milyon altı yüz bin kişi. Üç
09:03milyon altı yüz bin kişi. Yıl iki bin sekiz, Aralık. Şu anda
09:07ne kadar? Beş milyon iki yüz bin kişi. Tam bir milyon altı
09:13yüz bin kişi kamu personelinde artış var. Ne zamandan bu yana?
09:18Partili, taraflı cumhurbaşkanı göreve başlarından bu yana. Biz
09:23sürekli ekonomi yönetiminin başındayken bunun kavgasını
09:27verirdik. Altmış bin yetmiş bin. Yıllık İbrahim Bey sayılar
09:32o civarda değil mi? Altmış bin yetmiş bin yıllık bakın. Kavga
09:37ederdik. Yetmiş bir mi olsun, yetmiş üç mü olsun diye. Kimiyle
09:40kavga ediyoruz? Ülkenin başbakanıyla. O daha çok alalım
09:43diyor. Biz yok diyoruz ya. Yeter, gerek yok. Bütçe belli,
09:46hesap belli, kitap belli diyoruz. Cumhurbaşkanlığı
09:50hükümet sistemiyle beraber freni olmayan ne ayak freni, ne el
09:54freni olmayan bir dönem başladı arkadaşlar. Bu bir milyon altı
09:58yüz bin kişi işe alınan bir