00:00Çiftçi iki bin iki yüz elli liraya aldığı domates filanını
00:04üretti. Iki bin liraya domates alıyorlar. Bin sekiz yüz liraya
00:09domates alıyorlar. Bunun karı nerede? Çiftçi bunu bin liraya
00:14eee parladan toplatmaya veriyor. Ama ne parası? Gübresi,
00:20mazotu, onların artık bilmiyorum ne diyeyim. Çiftçinin
00:25öldüğü yer burası. Anlatılacak. Bana ne anladın?
00:30Mazot. Geçen sene yirmi bin yirmi iki liraydı, yirmi üç
00:34liraydı. Şimdi oldu kırk dört, kırk beş lira. Bin sekiz yüz
00:38lira iki bin lira. Yani iki liraya iki liraya bin sekiz
00:43yüz lira iki liraya. Fidanın tanesi iki lira iki yüz elli
00:48kuruş. Üç iki üç yüz olanlar da var. Bunun zarını
00:55zararını, karını artık ne diyeyim? Nasıl anlatayım? Bunu
00:58anlatayım. Özel sektör. Bunun hiçbir çiftçinin bir dayağı
01:02yok. Hiçbir yerde güvencemiz yok. O buraya toplandık ama
01:06bizim sözümüzü kimse duymaz. Yine duyuramayacağız kimseye.
01:11Biz burada ayaklanmak değil. Sadece millet duysun diye şey
01:14yapıyoruz ama toplandık. Eee millet nasıl anlatayım yani?
01:18Zararını bilmiyorum artık. Sözleşmeli. Sözleşme yaptık.
01:22Sözleşmeleri geri çektiler. Üç bin ııı üç lira ııı beş yüz
01:27lira elli kuruşa. Biz bir nokta sekiz şey alıyorlar,
01:31domates alıyorlar. Bu sözleşmeler tek taraflı. Özel
01:36sektör kendine göre sözleşme yapıyor. Bizim yapabileceğimiz
01:40hiçbir şey yok artık. Dayanağımız yok.