00:00Başkanım. Evet başkanım.
00:06Kolay gelsin. Hayırlı günler, hayırlı işler.
00:12Hayırlı günler, hayırlı işler. Selamünaleyküm.
00:21Kardeşim içeri girme bak.
00:31Başkanım sağ ol. Seni başta görmek istiyorum. Allah'a
00:37eminim. Yani bu Türkiye'nin başına geçmek istiyorum yani.
00:40Oylarımı sana verdim. Çocuğumunla. Senin babanı da
00:45çok severdim. Yani Allah sen uzun ömür versin. Şu Türkiye'nin
00:49başına gelmeni istiyorum yürekten. Inşallah. Vallahi
00:52billahi istiyorum başkanım. Senin burada görmeni mutluyum
00:57Aç Parti Milletvekili Hamur Yudan bunu da söylüyorum burada.
01:01Gerçekten de Hamur Yudan. Kursun Bey'den Balıkçıların
01:04arasındaki yol ürün yolu diyorum. Yıllardır bunu
01:07yapamadılar. Barajı yapamadılar. Ya bunlar ne iş
01:10yapıyor burada ya? Masaya geldi mi? Vuracaksın kardeşim be.
01:13Milletvekili sen ya kardeşim ya. Inşallah. Ama herkesin
01:17ağzını carcımdan çekmişler. Konuşamıyorlar ya. Bu iş yeri
01:20kiralarıyla, bu vergilerle, bu döviz kurlarıyla, bu faiz
01:24oranlarıyla ve aynı zamanda da elektrik ve doğal gaz giderleri
01:28onlar için de geçerli. Ve aynı zamanda alım gücünün neredeyse
01:33sıfıra düştüğü bu piyasada küçük esnaf da ayakta
01:36kalamıyor. Ve bundan dolayı da Türkiye'de seksen beş milyon
01:41borca batıyor. Bakınız vatandaşın bankalara borcu
01:44iki bin ikide altı nokta altı milyar liraydı. Bugün üç buçuk
01:48trilyon liraya gelmiş. KOBİ'lerin borcu üç nokta altı
01:52trilyon liraya ulaşmış. Çiftçinin borcu iki buçuk
01:56milyar liradan yedi yüz elli milyar liranın üzerine çıkmış.
02:00Yani vatandaşın borcu beş yüz misli çiftçinin borcu üç yüz
02:05misli artmış. KOBİ'nin borcu gene yüzlerce misli artmış ve
02:10böylece millet boğazına kadar maalesef borca batmış. Neden?
02:14Çünkü biraz önce söyledim. Bu şartlarda bu fiyatlarla bu
02:18enflasyonla çiftçinin de köylünün de emeklinin asgari
02:23ücretlinin de ayakta kalabilmesi mümkün değil. Peki
02:26paralar nereye gidiyor? Paramız yok mu? Paramız var. Emekliye,
02:30işçiye, çiftçiye, köylüye, küçük esnafa gideceğine
02:34imtiyazlı holdinglere gidiyor. Kamu Özel İşbirliği
02:38projelerinde pazarlık usulü ihalelerle üç dolarlık işler on
02:43dolara, on beş dolara ihale ediliyor. Bu da yetmiyor.
02:46Üstüne bir de bu ballı ihaleleri alan bu holdinglere,
02:50bu imtiyazlı holdinglere siz zahmet edip vergi ödemeyin. Bu
02:54sene bütçeden bir nokta altmış beş trilyon lira verginizi
02:57almıyoruz. Kurumlar vergisi ve gelir vergisi muafiyeti
03:01çıkartılıyor. Hem ballı ihaleleri alacak, üç liralık
03:04işi on liraya alacak. Hem de aynı zamanda üzerine bir de
03:08vergi ödemeyecek. Bu beş tane imtiyazlı holdinge bugüne kadar
03:12yüz yirmi sekiz kez vergi muafiyeti getirildi. E kaynaklar
03:18imtiyazlı holdiklere gidiyor. Kaynaklar faize gidiyor. Bu
03:21sene bütçeden ödenecek olan faiz miktarı bir nokta yirmi
03:25beş trilyon lira. Bir nokta yirmi beş trilyon lira yani her
03:29ay yüz milyar lira devlet faiz ödüyor. Bu parada yine vergiyle
03:34ve zamla dar gelirliden ve seksen beş milyondan
03:37toplanıyor. Bununla beraber kamudaki israf, protokol
03:43masrafları, makam uçakları, makam araçları beş maaşlı, yedi
03:48maaşlı bürokratlar beş yüz bin lira, yedi yüz bin lira, bir
03:51nokta dört milyon lira maaş alan bürokratlar e paralar bir de
03:55bunlara gidiyor ve millete para kalmıyor. Dolayısıyla bu
04:00adaletsiz sistemin ortadan kaldırılması lazım. Paylaşımda
04:05adaletin sağlanması lazım. Önce imtiyazlılar anlayışı
04:09yerine önce millet, önce ezilenler, önce dar
04:13gelirliler anlayışına sahip bir iktidarın iş başında olması
04:17lazım. Imkan var, kaynak var ama canavarlara gidiyor.
04:21Canavarlarda faiz, imtiyazlı holdingler, rantiye ve aynı
04:25zamanda kamudaki israf. Işte oraya gider o kaynağı oradan
04:29alıp bir de buna milli kaynak paketleriyle kaynak üreterek
04:33imkan sağlayan bir iktidar ve bütün bu imkanların da dar
04:39gelirlinin alım gücünü, refah seviyesini arttırmaya yönelik
04:43adımların atılması. Milli görüşün ekonomi modeli budur.