Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 yıl önce
Sosyal Medya Hesaplarımız...

Facebook : https://www.facebook.com/AkitTVOfficial
Twitter : https://twitter.com/akittv
Instagram : https://www.instagram.com/akittv
Google+ : https://plus.google.com/+akittv
Web Site : http://www.akittv.com.tr

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00:00MÜZİK
00:00:30MÜZİK
00:01:00MÜZİK
00:01:30Biraz önce merdivenlere çıkarken 28 yıl önce Akit gazetende faaliyete başladığım zaman koşarak çıkıyordum.
00:01:49Hayat böyle bir şey.
00:01:50O gün koşarak çıktığın yerleri bugün iki kişinin elinden tutarak çıkabiliyorsun.
00:01:57Başka bu diyorsun. İşte bunu hayat tersi olarak alıp hayatımızı ona göre yönlendirmemiz gerekiyor.
00:02:07Müslümanlık bir bütündür. Bir insan eğer Müslümanım diyorsa Allah'ın ahkamını kabul ediyorum.
00:02:13Allah'ın hakimiyetini kabul ediyorum demektir.
00:02:16Eğer kendisi Müslümanlığı kabul etmiyorsa istediği şekilde mini etekle de gezer, bikini de giyer, çılçıklıkla da ölçabilir.
00:02:23Ama İslam'ı kabul ediyorsa iki yüzlülük yapamaz. Kabul etmediği takdirde sahtekar durumlar.
00:02:29Sert görünümlü, sakin güç.
00:02:33Bir merhamet dağı.
00:02:36Merhamet yüklü bir adam. Merhamet yüklü bir adam.
00:02:41Birisiyle konuşurken adeta omuzunda güvercin var gibi davranan hassas bir insan.
00:02:48Mustafa Bey'in bazı yakın akrabaları onun evinde son nefesini verdiler.
00:02:54Böylesine merhamet abidesi bir adam.
00:02:57O yaşlılara kendi eliyle yemek edirdi.
00:02:59Onlara baktı.
00:03:00Ya böyle bir insanlık gerçekten en üst seviyede bir insanlıktı.
00:03:04Mustafa Karasanoğlu'nun bir hülyası vardı.
00:03:07İnananların yüz akı olmak ve inanan insanlara karşı şefkatli olmak, onların arasındaki ihtilafları büyütmemek, gerektiğini de görmezden gelmek ama inkarcılara karşı zulmeden insanlara karşı da şiddetli olmak.
00:03:25Basın mevzisinde ümmetin cesur, güvenilir yiğit vakur kalesi.
00:03:30Ben onu tarif ederken sakin güç diyorum.
00:03:34Mustafa Bey tam bir mücahit.
00:03:37Derdi ki bir kurt saldıracağı koyun sürüsünün hesabını yapmaz.
00:03:45Yapacağınız işlerde eğer inanıyorsanız, eğer haklıysanız gözünüzü hiçbir şeyden esik sakıtmayacaksınız.
00:03:55Mümin gönüllerin ferah nefesi.
00:03:58İman haykırışının hakiki mütevazı tercümanıydı.
00:04:06Kedilerin bile konuşmuyor memlekette Müslümanlara konuşmaktadınız.
00:04:10Müslümana karşı müşfik, zalime karşı şedid Mustafa Karahasanoğlu.
00:04:16Değiştirilemez, maddeli bir anayasaydı.
00:04:19Bir cesaret timsali, inandığı davasının yılmaz savunucusuydu.
00:04:25Cesurdu, korkusuzdu, karşısında yüz kişi olsa o yüz kişiyi yere sereceğine inanarak karşılarına çıkabilecek bir insandı.
00:04:39Yiğit, cesur, güçlünün karşısında eğilmeyen, devamlı dik duran, çok çalışkan, her zaman genç, yiğit bir delikanlı.
00:04:52Bana göre Mustafa Bey'i özetleyen dört ana kelime vardır.
00:04:56Cesaret, merhamet, sadakat ve vefa.
00:05:00Gönül bahçesinin şakayıklarından Karahasanoğlu, ifrat ve tefrit oklarının hep hedefindeydi.
00:05:13Uzak vadilere sığınan kır çiçekleri gibi ahiret kapısına iltica edip bu dünyadan sonsuzluğa göç etti.
00:05:22O giderken hayatın yanağından sicim gibi gözyaşları süzüldü adeta.
00:05:28Ben hem bir ağabeyi hem belki bir babayı kaybettim.
00:05:35Affet ağabey, affet hiçbir şey kaybetmezdik.
00:05:39Babam bilerek kimsenin hakkını geçmedi.
00:05:43Bilmeyerek hakkınıza geçtiyseniz haklarınızı helal edin.
00:05:47Yılmaz Savaşçı, dava iri Mustafa Karahasanoğlu, 13 Ağustos 2022'de hakka yürüdü.
00:05:55Türk medyasının ağabeyiydi, büyük bir duayen isimdi maalesef dün gece 0-2 sıralarında hayata gözlerini yumdu.
00:06:331948 yılının 8 Haziran'ında Erzincan'ın Kemaliye ilçesinin Başpınar Köyü'nde hayata gözlerini açtı Mustafa Karahasanoğlu.
00:06:44Başpınar nahiyesi bu yakın tarihte başbağlar katliamı oldu.
00:06:51Bu başbağlar katliamı olan köy bize bağlı yani bizim nahiyeye bağlı olan bir köydür.
00:06:58Takriben 6 kilometre ilerinizde bir yer.
00:07:01Muhtemet bir babanın ev hanımı bir annenin evladı olan Karahasanoğlu henüz 2 yaşındayken İstanbul'a geldi.
00:07:10Babam İstanbul'da çalışıyordu ve dolayısıyla bizi 1950 yılında bir ablam ve ben 2 kardeş olarak 1950'de İstanbul'a geldik.
00:07:24Daha sonra diğer kardeşlerim İstanbul'da doğdular. Şu anda 5 kardeşiz. 2 kız 3 erkek.
00:07:31Ben İstanbul'a geldikten sonra gümüş suyunda büyük dedemden kalma bir ahşap binada oturduk.
00:07:39Dedemin büyük dedemin yaptırdığı bir ev o.
00:07:43Ondan sonra 1968'de oradan taşındık. Şişhane'ye taşındık.
00:07:48Orada bir daire almıştık. O daireye taşındık.
00:07:521968'den sonra şişhanede oturmaya başladık.
00:07:57Annem de babam da ilkokul.
00:07:58Hatta annem ilkokul mezununda değil. İlkokul 3'den sonra evlenecek diyerekten okuldan alınmış.
00:08:06Ama Allah rahmet eylesi annem çok akıllı bir kadındı.
00:08:08İleride adından sıkça söz ettirecek olan Mustafa Karahasanoğlu, Namık Kemal İlkokulu ve Fındıklı Ortaokulunda zekiliğinin yanı sıra haşarılıklarıyla da dikkatleri üzerine çekiyordu.
00:08:22Bir gün şey oldu. Okulda imtihan yapılmasın diyerekten bir ayakkabı ökçesi, lastik kavçuk ayakkabı ökçesi, lastik o günü fizik dersinden ortaokulda imtihan yapacak hocamız.
00:08:38Şu anda ismi de hatırımda değil ama çok otoriter bir hocaydı. Mümkün değil. Yani ona bu ders imtihan yapmayın demek mümkün değil.
00:08:46Tuttum ben o lastik ökçesini sobaya, o zaman sobalıydı ortaokul bizim Fındıklı Ortaokulu, sobaya attım.
00:08:56Amanın Allah bir duman bir duman bizim sınıfı bırak okulun tamamı. O lastik ayakkabının ökçesini atınca sobaya okul tadil oldu.
00:09:07Ondan sonra müdür mavini kim yaptı bunu kim yaptı? Benim yaptığımı tabii söylediler.
00:09:12Müdür mavini beni döve döve, tokat ata tekme atarak okuldan dışarıya kadar, kapının dışına kadar kovaladı.
00:09:20Henüz 8-9 yaşlarındayken bir ayakkabı mağazasında çalışmaya başlıyor ve çıktığı bir canlı yayında söz konusu mağazadan hayatı öğrendiğini aktarıyordu.
00:09:32Çalışmaya Tanca mağazası vardı. Eskiden meşhur bir beyoğlunda, İstiklal Caddesi'nde.
00:09:38Orada başladım. Tanca mağazasında birçok şeyi öğrendim.
00:09:43Tanca mağazası çünkü o günün en büyük mağazalarından birisiydi.
00:09:50Oradaki ayrıntılar da yetişmek için önemli olan ayrıntılardı. Onları gördük.
00:09:59Büyüdükçe elektriğe merakı artıyor. Bu yüzden de lise tercihi Maçka Meslek Lisesi Elektrik Bölümü oluyordu.
00:10:08O lisenin sonları. Lise bu.
00:10:11Lise yılları mı?
00:10:12Maçka Sanat'ta.
00:10:13Maçka.
00:10:14Zaten okul binası da Maçka Sanat.
00:10:17Burada şu arka ayakta kazaklı olan mı sizsiniz?
00:10:21Evet.
00:10:21Bize göre sol değil mi?
00:10:24En soldaki.
00:10:24En soldaki.
00:10:25Bize göre.
00:10:26Kazak. O kazak annenizin dokuduğu bir kazak.
00:10:28Evet.
00:10:29Nereden bildin?
00:10:31Yani ev dokumasına benziyor.
00:10:32Biz arkadaş değildik. Biz ağabey kardeştik.
00:10:35Mustafa Bey o dönem atak, cesur, girişken, sosyal, milliyetçi muhafazakar, dini konularda çok hassas şahsiyeti vardı.
00:10:45Daha o dönemlerde. Ciddi duruşu vardı. Bir arkadaşımız vardı aynı sınıfta.
00:10:50Abdülhamid hakkında ileri geri konuştu.
00:10:54E Musuevi tabi hemen işte tahtanın önünde böyle konuşuyor.
00:11:00Tahtanın önüne geldi.
00:11:02İşte ismiyle dedi ya yanlış söylüyorsun bunlar böyle değil.
00:11:06Bak arkadaşlarımıza yanlış bilgi veriyorsun falan.
00:11:10İşte öyleydi böyleydi derken başka bir arkadaş o arkadaşın sırtına dokundu.
00:11:16O arada ayağı kaydı arkadaş yere düştü.
00:11:22Mustafa Bey de tam onu eğildi ki kaldıra.
00:11:24O arada Aydınar Kök diye bir Türkçe hocamız vardı.
00:11:29O girdi.
00:11:30Ben de tabi yanındayım Mustafa Bey'in.
00:11:33O bizi kavga ettiğimizi zannetti.
00:11:35Bizi dışarı attı.
00:11:38Sırıktan dışarı attı bizi.
00:11:39Henüz lise çağındayken şiirler yazmaya başladı.
00:11:4416-17 yaşlarında yazmış mesela.
00:11:4617 yaşlar şiir yazmış.
00:11:4817 yaşlar Ayasofya'ya dahi şiir yazmış.
00:11:51Mesela 1966 yani burada kaç yaşında oluyor biliyor musunuz?
00:11:5418 yaşında.
00:11:55Mustafa abi 18 yaşındayken yazmış bu şiiri.
00:11:57Hani nerede süratin timsali yıldırımlar?
00:12:00Hani nerede çağ açıp çağ kapayan fatihler?
00:12:04Bir vezire Mısır'ı değişmeyen Yavuzlar?
00:12:07Nerede Süleymaniye'nin mimarı Sinanlar?
00:12:09Daha lise yıllarından itibaren Ayasofya'yla ilgili şiirleri var.
00:12:14Minarelerinden yükselirken Allahu Ekber, Ulu Hakan, Fatih, cami olarak kalsın der.
00:12:20Kefensiz vatan o namütenahi şehitler.
00:12:23Nesle onu mabed olarak bıraktık der.
00:12:27Liseyi 1968 yılında bitiriyor.
00:12:30Akabinde kazandığı Yıldız Üniversitesi'nin elektrik bölümünden 1974 yılında mezun oluyordu.
00:12:37Yıldız Teknik burası o zaman.
00:12:41Sol tarafta Yıldız'ı ev etti.
00:12:43Evet.
00:12:43Daha ilk siyasi şeyimiz orada başladı bizim görüşlerimiz.
00:12:58Derken yani böyle sola karşı bir reaksiyonumuz devam etti.
00:13:05Siyaset ve gazeteciliğe büyük ilgisi vardı.
00:13:08Gündüzleri tabi okuyordu, tahsil hayatı vardı.
00:13:13Akşam ve geceleri de parti çalışmalarına giderdi.
00:13:18Hatta rahmetli babam Mustafa saat 11'den sonra kapıyı kilitleyeceğim şeklinde de uyarıda bulunurdu.
00:13:25Ama tabi o dava aşkıyla pek ona da aldırış etmezdi.
00:13:29Babam olan saygısızlığından değil, baba önemli bir dava insanı olmak için fedakarlık yapmamız gerekir şeklinde babamı da ikna etmeye çalışırdı.
00:13:42Abi mühendis de aslında mühendis olmasına rağmen sürekli belli bir temel hedefi vardı.
00:13:49Türkiye'de siyasetle her şey hallolmaz, siyaseti de yönlendiren medya gücü var.
00:13:58Mühendis olmasına rağmen o sürekli siyasette de genç yaşlarda başlamış olmasına rağmen, 19 yaşında 20 yaşında siyasete başlamış olmasına rağmen sürekli gözü basındaydı.
00:14:10Ve Türkiye'de Osmanlı dönemindeki basını dahi incelemiş ve sol cenahın bu olaya ne kadar yakından ilgili gösterdiğini ve toplum nezdinde olmayan gücünü basın sayesinde nasıl kazandığını görmüştü.
00:14:29Milli gazetede bu tan matbaası vardı eski bu 63'te Hüseyin Üzülmez'in bombaladığı gazetenin olduğu binada Milli gazetenin yeri vardı.
00:14:43Ebu Suuç Caddesi'nde girerken orada Mustafa işe başladı.
00:14:49Mustafa da ilk zamanlar babasının Langa'daki nalbur dükkanına gidip gelirdi.
00:14:54Siyasi çalışmalarına 1969 yılında Milli Nizam Partisi Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığı ile başladı.
00:15:03Azmi ile herkesi kendisine hayran bırakan bir adam vardı.
00:15:08Çok geçmeden siyaset merdivenlerini bir bir tırmanıyordu.
00:15:13O dönem Milli Türk Talebe Birliği'ne gidip geliyordu.
00:15:161973'te Milli Selamet Partisi Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanı, 1975 yılında Milli Selamet Partisi İstanbul Gençlik Kolu Başkanı, 1976-1979 yılları arasında Ankara'da Milli Selamet Partisi Genel Merkezi'nde Teşkilatlanma Genel Sekreteri olarak çeşitli görevler yaptı.
00:15:38Gençlik Kolu Başkanlığı Gençlik Kolu Başkanı'ndır.
00:15:41Onunla beraber Nizam Partisi, Selamet Partisi'ni kurduk.
00:15:48Onunla beraber İl Başkanlığı yaptık.
00:15:52Onunla beraber o Gençlik Kolu Başkanım, ben İl Başkanı olarak.
00:15:56Dokuz sene ben iş portazıyım, o elektrikçi, teknisyen.
00:16:07Yokluk içerisinde dokuz sene iki seçim yaptık İstanbul'da.
00:16:13Dokuz sene Mustafa Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanı oldu, Merkez Gençlik Kolu Başkanı oldu, Türkiye Gençlik Kolu Başkanı oldu.
00:16:21Mustafa Bey'in tek istediği, nerede bana vazife varsa ben oraya giderim diyen bir adamdı.
00:16:29Yani ben dedim ki arkadaş sen buradaki hizmetin bana göre gazetedeki hizmetinden daha büyük olur dedim.
00:16:38O burada evi, barkı toparladı, Ankara'ya geldi.
00:16:42Ve orada aslında teşkilat başkan yardımcılığı, sekreterliği falan gibi dedik ama yani doğrudan doğruya benim başkan yardımcımdı yani doğrudan doğruya ben teşkilat başkanıydım.
00:16:571974 yılında Milli Gazetede Müessese Müdürlüğü'ne getirildi.
00:17:02Çalışkanlığı, pratik zekası ve tevazusuyla dikkatler ona yöneliyordu.
00:17:08Daha o dönemden başlamıştı Milli Görüş'ün efsane lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a hayranlığı.
00:17:16Milli Nizam Partisi yeni kurulmuş.
00:17:19Milli Nizam Partisi yeni kurulduğunda geniş halk kitlelerine Milli Nizamı anlatmak için çırpınıyorlar.
00:17:27Farklı siyasi partiden bir etkinlik var Beyoğlu'nda, Tepebaşı gazinosunda.
00:17:33Orada konuşmacı ki bir milletvekili diyor ki Necmettin Erbakan diye birisi çıkmış.
00:17:42İşte ağır sanayi yapacakmış, şöyle yapacakmış, böyle yapacakmış, fabrika yapan fabrikalar yapacakmış.
00:17:49Ya bir Allah'ın kulu böyle bir şeyin Türkiye'de nasıl olabileceğini anlatabilir mi ya diyor.
00:17:55Konuşmanın akışı içerisinde etkinliğe katılmış abim de, 2-3 de arkadaşı da var yanında.
00:18:04Gidiyor kürsüye, mikrofonu kapıyor milletvekilin elinden.
00:18:09Ben size anlatacağım diyor.
00:18:11O şaşkınlıkla 2-3 cümlede sarf ediyor.
00:18:14Ve ondan sonra tabii bir AVD çıkıyor orada.
00:18:161975 yılında Tek Adam Erbakan adlı bir kitap dahi yazdı Erbakan Hoca için.
00:18:24Peki Mustafa abi Erbakan Hoca'ya niye bu kadar saygı duyuyordu?
00:18:28Erbakan Hoca'nın açtığı çığır ve İslamcılık düşüncesine verdiği büyük mücadele.
00:18:34Çünkü Mustafa abiye göre Türkiye'de Müslümanların önünü açan, onları yüreklendiren ve bugün Müslümanların elde ettiği büyük kazanımların öncüsü ve lideri tabii ki kitabı da vardır.
00:18:46Tek Adam Erbakan'dı.
00:18:47Mustafa abinin Erbakan sevgisi dinin yaşlarından kaynaklanan bir sevgiydi ki hepimiz öyleydik.
00:18:53Yani Erbakan Hoca'ya rahmetli Müslümanların lideri olarak tanımlardık, öyle görürdük.
00:18:59Kafamızı öyle bir yere oturttuğumuz için hepimiz Erbakan'ı severdik.
00:19:04Tabii Erbakan'ın yanında daha fazla vakit geçirenler, Erbakan'ın fikirlerine daha fazla aşina olanlar daha fazla severlerdi.
00:19:13Onların sevgisi bizden de yüksek olurdu.
00:19:15Mustafa abi onlardan biriydi.
00:19:17Mesela Erbakan Hoca'ya Erbakan denemesine Mustafa Bey'in tahammül etmediği vakitler olmuştur.
00:19:22Ben rastlıyorum.
00:19:23Herhangi bir vatandaş gelir, işte Erbakan Hoca'dan bahsedeceği zaman Erbakan diye söylerdi, ona bir hoca sıfatı koymazsa
00:19:33veya hocamız demezse Mustafa Bey öfkelenirdi.
00:19:38Ben karşısından kovduğu insanların olduğuna şahitlik yaptım.
00:19:42Ama bu Erbakan sevgisinin temeli İslam sevgisidir, din sevgisidir.
00:19:46İslami eserleri çok okurdu.
00:19:50Hatta kendi bazı şiirler de vardır.
00:19:52Şiir de yazardı.
00:19:53Necif Adil'in kitaplarını böyle satır satır okurdu.
00:20:01İdeolog örgüsünü belki üç beş taba okumuştur.
00:20:04Milli Selamet Partisi'nin olaylı 1978 kongresine kelimenin tam anlamıyla damgasını vuruyordu.
00:20:13Erbakan Hoca muhaliflerine karşı o kongrede büyük direniş göstermişti.
00:20:18Milli Selamet Partisi kongresinde Korkut Özal da genel başkanına aday oldu.
00:20:25Mustafa Karahasanoğlu Korkut Özal'ın bu adaylığını engelledi.
00:20:29Dedi ki biz İslami bir hareketiz, bizde ikinci bir aday çıkmaz.
00:20:33Bu kongrede ben kavgayı ben çıkardım.
00:20:40Korkut Bey Allah rahmet eylesin söz istedi.
00:20:45Şener Bey söz vermedi.
00:20:48Üstlülüplü bir şekilde meseleyi geçişletirip vereceğim söz vereceğim size hakkınıza zayi olmayacak falan dedi.
00:20:58Ama söz vermedi.
00:21:01Sonra Şener Battal söz vermedi, Korkut Özal konuşmaya mı başladı?
00:21:05Konuşmak istedi.
00:21:06Konuşmak istedi.
00:21:07Kürsüye doğru yürüyordu.
00:21:09Ben de kalktım önüne çıktım.
00:21:12Yakasından tuttum.
00:21:14Koltuğunu...
00:21:14Ama herkes şunu anlatıyor.
00:21:16Mustafa Karahasanoğlu orada elini beline attı.
00:21:19O sonraki safa.
00:21:21Sonraki safa.
00:21:22Hemen ona ihtiyaç hasıl olmadı.
00:21:27İş kontrolü elden çıkardığımız zaman, çıktığı zaman ona müracaat ettik.
00:21:33Peki gerçekten sizi tutan olmasaydı orada bir olay olabilir miydi?
00:21:37Olurdu zaten oldu da ufak.
00:21:40Ufak çaplı oldu.
00:21:41Yani yükümrüklaşma şeklinde oldu.
00:21:46Tayyip Erdoğan, Korkut Özal değil mi?
00:21:48Onlar bir grup olarak.
00:21:50Tabii.
00:21:50Dertleri neydi o zaman?
00:21:52Genel İdare Kurulu'nu değiştirmek istiyorlardı.
00:21:55Korkut Özal adaylıktan vazgeçti.
00:21:58Mustafa Bey'in o aşırı tepkisi üzerine adaylıktan vazgeçti.
00:22:01Yıllar sonra Korkut Özal'ın yanına gitti.
00:22:06Geçmiş dönemdeki bu olay için ondan helallik istedi.
00:22:10Dedi ki ben o gün imanımın, insanlığımın gereğini yaptım.
00:22:16Samimi bir hareketti.
00:22:18Senin şahsına karşı yapılmış bir hareket değildi dedi.
00:22:22Korkut Özal dedi ki ben sana bütün haklarımı helal ettim.
00:22:25Bütün Müslümanlara da haklarımı helal ettim.
00:22:27Sadece yeni aslercilere hakkımı helal etmedim.
00:22:32Ahirette onlarla hesaplaşacağım dedim.
00:22:34Çünkü dedi bir sofrada ayran içerken,
00:22:38ayran dolu bayrağı bardağı broşür yaparak
00:22:44Anadolu'da milyonlarca dağıttılar.
00:22:47Korkut Özal rakı içiyor diye.
00:22:50Bu iftirayı dedi hazmedemedim.
00:22:52Onlarla ahirette hesaplaşacağım dedi Korkut Özal.
00:22:56Hayranı olduğu Profesör Doktor Necmettin Erbakan tarafından
00:23:001979 yılında Milli Gazete Genel Yayın Yönetmenliğine getirildi.
00:23:07Koltuğa gelişiyle gazetede çok ama çok şey değişiyordu.
00:23:12Tirajlar bir anda patlıyordu.
00:23:14Mustafa abi bir kampanya başlattı Milli Gazete'de.
00:23:17Her köye bir Milli Gazete diye bir kampanya.
00:23:21Hedef 100 bin Milli Gazete satmaktı.
00:23:23Bunu İstanbul'da esnafları dolaşarak işte sizin köyünüze gazete gönderelim.
00:23:30Abonelisiniz siz karşıyayın.
00:23:32Bu şemaya oturan bir kampanyayı,
00:23:35o kampanyayla birlikte gazetenin tirajında ciddi bir yükseliş oldu.
00:23:39İşini öyle seviyordu ki,
00:23:42kimi zaman makine başına koşuyor,
00:23:45kimi zaman da gazete dağıtımına.
00:23:46Mustafa abi bir gazete patronu,
00:23:51işte bir genel müdür,
00:23:53böyle bir fıtratta insan değildi.
00:23:56Çalışan işçiydi gazetede.
00:23:58Mustafa abi paketleme servisine inerdi,
00:24:01eline bir eldiven takardı, paketleme yapardı.
00:24:04Gazete paketi yapardı.
00:24:06Bir ikiyüzlük doçumuz vardı,
00:24:07onunla paketler havalanına gönderilir.
00:24:10Bir paket, iki paket yetişmez, geride kalır.
00:24:13Mustafa abi, Murat 131 arabamız vardı.
00:24:16Biner o arabaya, o paketleri vurur sırtına, havalanına götürür.
00:24:21Geriye döner,
00:24:23yani böyle işçilerle birlikte,
00:24:24işçi gibi çalışan patronlu.
00:24:26Kendisini çalışanlarından hiçbir zaman ayırmazdı.
00:24:29Ben bile Milli Gazete'de bir dönem şey yaptım,
00:24:32genel yayın yönetmenliği yaptım.
00:24:34Zaman zaman yemekhaneye inmezdim,
00:24:36yemeğimi getirttirdim.
00:24:38Mustafa abi de böyle bir şey yoktu.
00:24:39Yani Mustafa abi gider, yemekhanede yemeğini yer,
00:24:42ondan sonra çıkar, işinin başına gelir.
00:24:44Bir işçi gibi çalışır,
00:24:46eline makası alır,
00:24:48geçer birkaç montaj masasının başına,
00:24:50eğer işçi yetişmiyorsa,
00:24:52orada onlarla çalışır.
00:24:53İşte arabaya şoförlük yapar,
00:24:55eline ip alır, paket bağlar,
00:24:57gazete paketi bağlar.
00:24:59Böyle bir özelliği vardı.
00:25:00Milli Gazete'de genel müdürlük makamında,
00:25:04Seka'dan,
00:25:06o zaman gazete basımı için kullanan
00:25:08bobinler geliyor.
00:25:10Hava yağmurlu bobinler indiriliyor,
00:25:14birkaç personel bobinleri kapalı mekana alacaklar.
00:25:19Kendisi dayanamıyor ve iniyor.
00:25:21Bir genel müdür olmasına rağmen,
00:25:24o bobinlere yardım ederek,
00:25:26kapalı mekana alınmasını sağlıyor.
00:25:28Birkaç şeyi bir arada götürebildiği için,
00:25:31daha diğer medya patronları gibi değil,
00:25:33hani işte personelle ilgilenmeyi de,
00:25:36patronluğunu da aynı kendisi yapıp,
00:25:38aynı zamanda genel yayın yönetmenliğini de yürüttüğü için,
00:25:42altında çalışan arkadaşları da çok iyi anlayabilen,
00:25:44daha iyi bir iletişimi vardı.
00:25:49Çünkü her şeyleriyle beraber de,
00:25:50mesela basit bir şey söyleyeyim,
00:25:52hani daha önce de söyledim ya,
00:25:53hiçbir şey erinmez yapar diye,
00:25:54akşamleyin araç kalmamış,
00:25:56birisi eve gitmesi lazım,
00:25:57alır arabasıyla götürür,
00:25:58bırakırdı yani evine.
00:25:59Kaynakları ekonomik kullanıyor,
00:26:02yeni kaynak arayışlarına girmeyi de ihmal etmiyordu.
00:26:06Bu dönemde Türkiye'de ilk defa temsilcilik sistemiyle,
00:26:10gazete abone dağıtım sistemini kuruyordu.
00:26:13Mühendislik fakültesinden bitirmiş,
00:26:16mezun olmuş olmasına rağmen,
00:26:18gazetecilik dürtüsü üst yetenekteydi.
00:26:22Gerçekten fotoğrafıyla,
00:26:24haberin girişiyle ve başlığıyla,
00:26:27manşetiyle, hepsiyle dört dörtlük olmasını arzu ederdi.
00:26:31Kendi altında çalışan personeliyle,
00:26:34ağabey kardeş gibiydi.
00:26:36Kendisi bir işletme sahibi olmasına rağmen,
00:26:40herhangi bir personelle,
00:26:42randevu almadan görüşebilirdi.
00:26:45Efendim, işçiyi, patron şeyi yoktu onda.
00:26:50İşçiyi bir kardeşi gibi görür,
00:26:54emekçiye çok değer verirdi.
00:26:55Allah rahmet eylesin, rahmetli Erbakan zamanında.
00:26:59Mikro Mustafa derlermiş, daha da küçükken.
00:27:01Yani, her şeyi yapardı o adam, her şeyi.
00:27:04Yani işte,
00:27:06hani ben işte yazı iş, genel yayın yönetmeniyim,
00:27:09şunu yapmam, bunu yapmam,
00:27:10hem kabiliyet, hem de,
00:27:13nasıl diyeyim, alçak gönüllülük mü diyeyim,
00:27:14şey değildir, her şeyi kendisi yapardı.
00:27:17Tevazusu çok konuşuluyordu.
00:27:18Tabii, daha sonraki yıllarda,
00:27:22o Milli Gazete'de görev yapıyordu.
00:27:27Biz de tahsil hayatına devam ediyorduk.
00:27:31Mustafa abim, abim olduğu için demiyorum,
00:27:34insanı insan yapan değerlerin birçok,
00:27:36vasıfları kendi bünyesinde toplamıştı.
00:27:40Örneğin, mütevazilik olsun,
00:27:42vefakarlık olsun,
00:27:44cesaret olsun,
00:27:46dürüstlük, doğruluk olsun.
00:27:49Bu konularda, hemen hemen,
00:27:50hepsi kendi uhdesinde vardı.
00:27:53Tabii, bu tevazusu,
00:27:54zaman zaman tartışma konusu olmuyor değildi.
00:27:57Bir dostumuz demiş ki,
00:27:59ya Mustafa Bey'den de genel müdür olmaz.
00:28:02Niye dediklerinde,
00:28:04merdivenleri ikişer ikişer çıkıyor.
00:28:06Genel müdür,
00:28:08basamakları,
00:28:09bekleyerek, durarak çıkar.
00:28:12Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni sıfatıyla,
00:28:1512 Eylül 1980 darbesi döneminde,
00:28:18zaman zaman ciddi problemlerle karşılaştı.
00:28:21Bir dönem,
00:28:22yazışları müdürlüğümüzü de yaptı bizim.
00:28:25Sezey abi,
00:28:26bir şiir yazıyor.
00:28:27Gez dünyayı,
00:28:29gör meramı,
00:28:32otladığın yer meramı,
00:28:34küfürle anlatırsın,
00:28:37fikirden yoksun meramı.
00:28:39Böyle bir dörtlüktü.
00:28:41Sezey abi,
00:28:42birinci sayfaya koymuş,
00:28:43müşahhas bir hedefe yönelik söylenmiş bir şey değil.
00:28:46Bir fikri olmadığı halde,
00:28:48cahilce ileri atalanlara yönelik bir şey bu.
00:28:52Gönderme,
00:28:53yani adresi belli değil,
00:28:55kime uyuyorsa o alır bunu.
00:28:57O günlerde,
00:28:59Kenan Evren,
00:29:00Konya'da bulunuyor.
00:29:04Sıkı yönetimde,
00:29:05siz bununla,
00:29:06Kenan Evren'i kastettiniz,
00:29:07Paşa'yı kastettiniz,
00:29:08devlet başkanına böyle hakaret ettiniz,
00:29:10gerekçesiyle,
00:29:11gazeteyi kapattılar.
00:29:11Gazete bir hafta kapalı durdu,
00:29:15sonra açtılar,
00:29:17aradan bir 10-15 gün geçti,
00:29:20ikinci kez gazeteyi tekrar kapattılar,
00:29:23bu sefer 45 gün gazete şey durdu,
00:29:26kapalı durdu.
00:29:2745 gün sonra Mustafa abi Ankara'ya getirdi,
00:29:30bir kısım görüşmeler falan yaptı.
00:29:32Gerekçe yok yani,
00:29:32niye bunu kapatıyorduz sonra.
00:29:34Gazetenin yasağı kaldırıldı.
00:29:36Zaman zaman sansür yiyordu.
00:29:38O tarihlerde sürekli Erbakan Hoca'nın fotoğraflarını,
00:29:42haberlerini veriyor Milli Gazete.
00:29:45Dolaylı olarak 12 Eylül darbecileri tarafından,
00:29:48ya o haberleri yapmayın,
00:29:50yoksa sizi yasaklarız diye tehditler geliyor.
00:29:52Zaman zaman ilginç uyarılar da alıyordu.
00:29:56Senin gazeteni de kapatırız,
00:29:58seni de gözaltına alırız şeklinde,
00:30:01tehditlerde de bulunmuşlar kendisine.
00:30:03Ama o hiçbir zaman yığılmadan,
00:30:06korkmadan, cesur bir şekilde,
00:30:08yayınlarına devam etmeyi de başarmıştır.
00:30:11Sıkı yönetim komutanlığındaki,
00:30:13o generallerden birisi ayrıca da çağırıyor,
00:30:16siz bula bula,
00:30:18Kenan Evren'in ve yanındaki kuvvet komutanlarının,
00:30:21hep böyle kötü resimlerini mi bulup,
00:30:24birinci sayfaya koyuyorsunuz diye,
00:30:26haberler, eleştirel haber olmasa bile,
00:30:29resimle siz mesajınızı veriyorsunuz diyerekten,
00:30:33Mustafa Karahasanoğlu'na bir anlamda bir tehdit de bulunuyor.
00:30:37Abim de söylediği şey şu,
00:30:39Milli Gazete'nin imkanları yetersiz,
00:30:42eğer siz arşivinizden bir şeyler verecek olursanız,
00:30:44biz o resimleri de seve seve kullanırız diyor.
00:30:48Hakkında onlarca dava açılmıştı.
00:30:51Gazetenin davası çoktu.
00:30:53Hüsusen bu sadece şeyin değil,
00:30:5612 Eylül'ün ürünü değil bu davalar.
00:30:59Ne yapsa yapsın,
00:31:01Milli Gazete hiçbir zaman,
00:31:03Mustafa Abi döneminde de hiçbir zaman,
00:31:04yakasını davalardan kurtaramadı.
00:31:06Bunun içerisinde mesela ibret yer vardır.
00:31:09Yanlış hatırlamıyorsam,
00:31:09Osman Tunç Ağabey'nin yazışları müdürlüğü döneminde,
00:31:14Tercüman Gazetesi'nde veya Cumhuriyet Gazetesi'nde,
00:31:19ikisinden birinde Mustafa Kemal Atıf ile ilgili bir şey var.
00:31:22Bir değerlendirme var, bir makale var.
00:31:25Milli Gazete'de onu alıyor,
00:31:27basından diye bir köşesi var,
00:31:29basından seçmeler yapıyor,
00:31:31orada yayınlıyor.
00:31:32Bununla ilgili dava açıldı.
00:31:34Osman Ağabey savunmaya gittiğinde,
00:31:38diyor ki bizim görüşümüz değil,
00:31:40bu yazıyı biz yazmadık,
00:31:41yazı üzerine herhangi bir yorumda da bulunmalı.
00:31:44Gazetemizin basında diye bir köşesi var,
00:31:47yazıyı beğendiğimiz için aldık,
00:31:49orada koyduk.
00:31:50Yani bu yazıyı yayınlayan,
00:31:52filanca gazeteye hiçbir dava açılmadı.
00:31:55Ondan sonra biz yayınladık,
00:31:57bize dava açıyorsunuz.
00:32:01Hakim Bey diyor ki,
00:32:02onlar bunu diyor,
00:32:04yaparlarsa diyor,
00:32:05Atatürk'e diyor,
00:32:05övgü olarak yaparlar diyor.
00:32:07Ama siz diyor bunu yaparsanız,
00:32:08biz onu diyor Atatürk'e diyor,
00:32:09küfür olarak kabul edelim.
00:32:10Bazen kendisini tuhaf durumlar içerisinde bulduğu da oluyordu.
00:32:15Bir takvim çalışması yapıyor Mustafa Karaharsanoğlu,
00:32:20Milli Gazete çatısı altında
00:32:21ve günlük takvimi,
00:32:23blok takvimi okullarına dağıtmak üzere bir çalışma yapıyor.
00:32:27O çalışma içerisinde 10 Kasım'a,
00:32:30o güne çürük iple,
00:32:32kuyuya inilmez diye bir atasözümüzden gelmiş.
00:32:36Mustafa Kemal yok,
00:32:37Atatürk yok,
00:32:38herhangi bir şekilde ima yok.
00:32:41Sıkı yönetim komutanlığı çağırıyor ve diyor ki,
00:32:45burada siz çürük ipten kastınız,
00:32:47Mustafa Kemal'de savunmanızı yapın.
00:32:50Şunu söylüyor savcıya,
00:32:52siz aslında benim sandalyemde oturmanız gerekirdi.
00:32:55Siz Mustafa Kemal'i çürük ipi olarak nasıl tanımlarsınız?
00:33:00Bu takvimde siz Mustafa Kemal ismini görmeden,
00:33:03çürük iple kuyuya inilmez atasözümüzü,
00:33:06hemen herkesin bildiği bir atasözünü,
00:33:09bula bula Mustafa Kemal'e mi atfedebiliyorsunuz diye,
00:33:13bir anlamda onların yaptıkları anlamsız işi de,
00:33:17kendi yüzlerine vurmuş oldu.
00:33:19Böyle bir cesarete sahipti.
00:33:21Ben biliyorum ki, eminim ki,
00:33:23evet Mustafa Kemal için çürük iple,
00:33:26kuyuya inilmez sözünü bilinçli olarak kullanmamışlardı.
00:33:30Ama Kenan Evren'in resmini kullanırken,
00:33:33kötü resminden seçin demiş olduğunu,
00:33:36ben tahmin ediyorum.
00:33:38Gazeteye getirdiği ticari ve fikri yenilikler,
00:33:41bazılarını rahatsız ediyor.
00:33:43Ve 1982 yılında,
00:33:46Milli Gazete Genel Yayın Yönetmenliğini,
00:33:48Yönetmenliğini bırakmak zorunda kalıyordu.
00:33:51Mustafa abinin şahsiyetinde,
00:33:52kişiliğinde bunlar bir değişikliğe yol açmazdı.
00:33:55Mustafa abi,
00:33:57iş yapacağı zaman simit yemeye alışmış bir insandı.
00:34:00Yani gideceğiz, bir yerde restoran bulacağız,
00:34:02oturacağız, yemek söyleyeceğiz,
00:34:03hizmet edilecek, yemek yiyeceğiz, vakit gidecek.
00:34:06Hiç buna gerek yok.
00:34:07Giderken bir tane simit alırız,
00:34:09yolda yiye yiye gideriz.
00:34:10Yani öbürü, ya böyle şey mi olur,
00:34:13gazete patronu mu olur,
00:34:14gazete patronları o zaman,
00:34:16başbakanlar ayaklarına çağırıyorlar.
00:34:18Hükümet kuruyorlar, hükümet yıkıyorlar.
00:34:20Mustafa abi, o ekonomik şeylerden,
00:34:22üstesinden gelebilmek için,
00:34:24gazeteciliğin dışında işler de yaptı.
00:34:25Mesela bir dönem,
00:34:27bir fabrikayla anlaşarak,
00:34:30özel seccade ürettirdi.
00:34:32Seccade satışı yaptırdı gazetede.
00:34:34Bir dönem,
00:34:35ısıtıcı satışı yaptırdı.
00:34:37Bir dönem,
00:34:38kurbanlık satışı yaptırdı.
00:34:40Bunlarla,
00:34:42gazetenin ihtiyaçlarını,
00:34:43karşılamaya çalışıyordu.
00:34:45Böyle bir yoğun gayret içerisindeyken,
00:34:48hiç anlam veremediğimiz bir şekilde,
00:34:51Milli Gazete'ye yeni bir ağabeyimiz geldi.
00:34:54Pazarlama şirketi kuruyor.
00:34:57İşte halı seccadeden tutun,
00:34:59efendim,
00:35:00kışın battaniyedir,
00:35:02efendim,
00:35:03kömürdür,
00:35:05kurban bayramlarında kurbanlık satışları,
00:35:07hep bunlara,
00:35:08bir şekilde dahil oluyor.
00:35:10Ve gazeteye ciddi manada,
00:35:12gelir elde ediliyor.
00:35:14Tabi bu bazılarını rahatsız ediyor.
00:35:17O dönem,
00:35:18tabi gazete,
00:35:20anonim şirket,
00:35:21bazı yetkililer,
00:35:23bazı ilgiler,
00:35:23bundan rahatsız oluyor.
00:35:25Yani,
00:35:26tabiri caizse,
00:35:27Mustafa abimin,
00:35:28başarısından rahatsız oluyorlar.
00:35:31Tabi bu,
00:35:32başarısından rahatsız olmaları,
00:35:34olmaları sebebiyle de,
00:35:36Mustafa beyi,
00:35:38bir nevi küstürmeye çalışıyorlar.
00:35:41Bir takım baskılar,
00:35:42bir takım sıkıntılı durumlar oluşturarak,
00:35:46neticede,
00:35:47Mustafa abim ayrılmak durumunda kalıyor.
00:35:50Belki,
00:35:51oradan ayağının kaydırılmasına da sebep olan,
00:35:54ya merdivenleri bu,
00:35:56genel müdür,
00:35:57ikişer ikişer çıkıyor.
00:35:59İkişer ikişer merdiven çıkan adamdan,
00:36:01genel müdür mü olur?
00:36:02Burada çalışan insanlar,
00:36:04ikişer ikişer merdiven çıkan adamın sözünü,
00:36:07dinler mi diye,
00:36:09ta Ankara'ya kadar,
00:36:11eleştiriler götürülmüş.
00:36:12Ve ondan sonra,
00:36:14Mustafa Karasanoğlu,
00:36:15otorite sağlayamaz,
00:36:17bu gazetede diyerekten ki,
00:36:19üç yıl boyunca,
00:36:21o gazeteyi,
00:36:22hem de yüz binin üzerine tıraş çıkartarak,
00:36:25darbe döneminde,
00:36:26yüz binin üzerine tıraş çıkartarak,
00:36:29çalıştıran bir kişinin,
00:36:30kişinin ayağını kaydırmışlardı.
00:36:32Ama ben burada,
00:36:34mütevazi yaşamanın,
00:36:35her zaman için,
00:36:36önemli olduğuna,
00:36:38inanıyorum.
00:36:39Bu noktada da,
00:36:40Mustafa Karasanoğlu'nun,
00:36:41kendi özel hayatında da,
00:36:43nasıl yaşadığını,
00:36:44herkes biliyor.
00:36:45Müslümanların,
00:36:46terörize olmamasında,
00:36:49Müslümanların,
00:36:50demokrasi,
00:36:51sınırlar içerisinde,
00:36:53kalmasında,
00:36:53ve bugün medeni dünya,
00:36:56hangi çerçevede hak arıyorsa,
00:36:58Müslümanların da o çerçevede hak aramasında,
00:37:01Milli Gazete'nin çok büyük bir rolü var.
00:37:03Bu da Mustafa abiyle başlamıştır,
00:37:05Milli Gazete'de.
00:37:06Mustafa Bey,
00:37:06aslında,
00:37:07İslamcı bir gazeteciliğin,
00:37:09cesur yayıncılığın,
00:37:11taviz vermeden de,
00:37:12başarılı olunabileceğinin,
00:37:14ve tabu yıkılabileceğini gösteren,
00:37:16bir abi olmuştur.
00:37:17Bunu da çok rahat söyleyebiliriz.
00:37:19Hem de şahsiyetli duruşu öğretti aslında.
00:37:21Ve Türkiye'de birçok kişiye,
00:37:24şahsiyetli yayıncılığı,
00:37:26gazeteciliği,
00:37:27Müslümanların da cesurca gazetecilik yapabileceğini,
00:37:31korkmamaları gerektiğini,
00:37:32komplekse girmemeleri gerektiğini,
00:37:34bence fiili olarak yaşadı ve gösterdi diyebilirim.
00:37:46Artık onun için yeni bir serüven başlamıştı.
00:37:50Daha sonra,
00:37:52kendisi bir şirket kurdu,
00:37:55Yarpaş adı altında.
00:37:57Bu şirket,
00:37:58kitap,
00:38:00efendim,
00:38:00o zaman Abdülsemed'in,
00:38:02hatim setleri,
00:38:03kasetleri vardı.
00:38:05Bunların pazarlanacak bir şirket kurdu.
00:38:08Ve o şirkette,
00:38:09faaliyetlerine devam ediyordu.
00:38:11Ama hedefi vardı,
00:38:12amacı vardı,
00:38:13bir günlük bir gazete çıkartmaktı.
00:38:14Yazmalı,
00:38:15çizmeli,
00:38:16fikirleriyle davasının,
00:38:18mücadelesini verecek,
00:38:19mecralar lazımdı.
00:38:21Nuri dedi,
00:38:22önce dedi,
00:38:23bir haftalık dergiyle başlayalım,
00:38:25bir nabız yoklayalım.
00:38:26Eğer dergi taban tutarsa,
00:38:28karşılık görürse,
00:38:30o zaman günlük gazeteye geçeriz.
00:38:33Tamam abi dedim.
00:38:33Mustafa Bey'in,
00:38:35Müslümanların sesinin çıkmadığı bir süreçte,
00:38:38sesinin çıkmadığı bir dönemde,
00:38:41Müslümanları ortaya çıkartmak için,
00:38:46Müslümanlara bir cihat aşkı aşılamak için,
00:38:49bu işe başladı.
00:38:51Dolayısıyla hedefi hep bu yöndeydi.
00:38:54Ama Allah rızası için,
00:38:55Türkiye'de Müslümanları ne yapacağız da,
00:38:57ayağa kaldıracağız.
00:38:58Sadece cihat yapardım.
00:38:59Sadakati,
00:39:01en başta davasına ayırdı.
00:39:02Yani davasına sadıktı,
00:39:05onun bir davası vardı.
00:39:06Neydi o dava?
00:39:07Necip Fazıl'ın ifade ettiği gibi,
00:39:09Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşı.
00:39:12Yani bu aslında,
00:39:13Osmanlı'nın tarihi kılmasıyla birlikte,
00:39:16İslam dünyasının parçalanmışlığı,
00:39:18ve İslam birliğinin yeniden ihyası,
00:39:21İslam davasının yeniden hak ettiği noktaya gelmesi,
00:39:23Müslümanların şuurlanması,
00:39:26ve o parçalanmışlığın giderilmesi,
00:39:28ve İslam'ın yeniden,
00:39:30şahsiyetine,
00:39:32Müslümanların yeniden,
00:39:34vakuruna kavuşması davasıydı.
00:39:35İşte buna sadık kaldı,
00:39:37ve bunun mücadelesini verdi aslında.
00:39:39Cesaret denizinin gür dalgası,
00:39:42Mustafa Karahasanoğlu,
00:39:431983 yılında,
00:39:46İslam takvimini çıkardı.
00:39:47Nisan 1990'da,
00:39:50Cuma dergisini yayın hayatına sokmuştu Karahasanoğlu.
00:39:54500 sayıya ulaştı Cuma dergisi.
00:39:58Bizde çıkan dergiler, gazeteler,
00:40:00hep başkalarının himmetiyle,
00:40:01yardımıyla ayakta durmuşlardır.
00:40:04Mustafa Bey,
00:40:05tamamen kendi satışı,
00:40:07kendi alın teri,
00:40:09ve yanında da iki kardeşi daha var,
00:40:12ama ana kumanda merkezi,
00:40:14Mustafa Karahasanoğlu.
00:40:16O tarihlerde,
00:40:18Abdurrahman Dilipak,
00:40:20Yılmaz Yalçıner,
00:40:22Hasan Karakaya,
00:40:24Hüseyin Üzmez,
00:40:25Ahmet Kekeç,
00:40:27onlarla birlikte,
00:40:28haftalık dergiyi yayın hayatına soktuk.
00:40:32Ve o tarihlerde gerçekten,
00:40:34Cuma dergisi,
00:40:35iyi bir karşılık gördü.
00:40:38Okul kitlesi tarafından,
00:40:40hatta Almanya'da dahi,
00:40:4215 bine yakın bir abone,
00:40:44Avrupa dahil,
00:40:45Almanya,
00:40:45Fransa,
00:40:47Avusturya dahil,
00:40:4815 bine yakın bir abone sağladık.
00:40:51Türkiye'de de ciddi bir karşılığı oldu,
00:40:53aşağı yukarı 50 bin civarında bir abonesi oldu.
00:40:56Çünkü o tarihlerde,
00:40:57haftalık İslami bir dergi,
00:41:00tek Cuma dergisiydi.
00:41:02Ve Cuma dergisi,
00:41:04Anadolu'da da,
00:41:06temsilcilikler noktasında ciddi bir sayıya ulaştı,
00:41:08ve o zaman kararını verdi.
00:41:10Ve işte o gün,
00:41:1312 Eylül 1993,
00:41:1512 Eylül darbesinin tam da 13. yıl dönümünde,
00:41:20büyük işler yapıp,
00:41:21vesayete kafa tutacağı,
00:41:23beklenen vakit gazetesini çıkardı.
00:41:2512 Eylül tarihi de anlamlı bir tarihtir.
00:41:30Asgari vesayete karşı bir semboldür.
00:41:34Karşı çıkmaktır.
00:41:35Ve o şekilde biz yayınlarımızı 12 Eylül'de başlattık.
00:41:39Tabii kısa zamanda bir teveccüh gördü gazete.
00:41:42Çünkü o güne kadar,
00:41:45İslamcı bir yayın organı,
00:41:48bu şekilde şer odaklarına karşı sert manşetler atmıyordu.
00:41:54Ama o tarihteki ismiyle,
00:41:56Anadolu'daki vakit,
00:41:58o görevi yerine getirmekte gerçekten başarılıydı.
00:42:01Akit Gazetesi'nin kuruluşunda,
00:42:03teknik imkansızlıklar,
00:42:05yani anlatmaya başlasam ben,
00:42:08gerçekten insanlar,
00:42:10özellikle de gazetelerin o teknik hizmetlerinin nasıl görüldüğünü bilen insanlar,
00:42:17kahkahalarla gülerler.
00:42:18O denli lavaboda film banyo yapılması.
00:42:23Ya bunun bir makinesi var.
00:42:24Evet, 1993 şartları,
00:42:261950-60 şartlarından bahsetmiyoruz.
00:42:291993 şartlarında,
00:42:31dizilmiş, hazırlanmış bir sayfa,
00:42:36pikacı yapılmış,
00:42:38o pikacın filmi çekiliyor,
00:42:40ve o çekilen film,
00:42:43leğende banyosu yapılıyor.
00:42:45Elle götürülüp getirilerek banyosu yapılıyor.
00:42:50Bu şekilde zorluklar aşılarak,
00:42:52bugünlere gelindi.
00:42:54Tabi orada cesaretin,
00:42:56büyük önemi olduğu gibi,
00:42:58bir de azmin de büyük önemi var.
00:43:00Bir de şu sözü de çok önemlidir.
00:43:03Sık sık tekrarlarda,
00:43:05yapılamayacak iş yoktur.
00:43:08Yapamayacak adam vardır.
00:43:10Gazetesinin de çıkartmasındaki gayesi,
00:43:13en büyük gayesi,
00:43:14son 150 yıldır aslında,
00:43:17Batı'nın peşine düşen,
00:43:19bu milleti düşürülen daha doğrusu,
00:43:21birileri tarafından,
00:43:21Batı'nın peşine eklemlendirilmeye çalışılan bu milleti,
00:43:24yeniden aslına döndürme mücadelesi,
00:43:27ve bu milletin inançlarının tarihinin,
00:43:30değerlerinin horlandığını,
00:43:32örselendiğini çok iyi biliyordu.
00:43:34Gereksiz ithamlar,
00:43:36yaftalamalar yapılıyordu,
00:43:37aşağılanıyordu,
00:43:38iftiralar atılıyordu,
00:43:39ellerindeki medya gücüyle.
00:43:40Ve Mustafa Karasanoğlu,
00:43:42kendi imkanlarında,
00:43:45kıt kanaat,
00:43:45arkasında hiçbir holding ve medya,
00:43:47parasal güç olmadan,
00:43:48tek başına çıktığı yolda,
00:43:50işte bu haksızlıklara karşı,
00:43:52Müslümanlara karşı,
00:43:54yapılan bu propagandalara karşı,
00:43:56dışlanmışlığa karşı,
00:43:58ötekileştirmeye karşı,
00:43:59bir mücadeleyi seçmişti.
00:44:01Hesabı, kitabı,
00:44:02para kazanmak değildi.
00:44:04Medya sektörüne yatırım yapmak,
00:44:06Müslümanların zayıf olan bir taraftaki,
00:44:11tahkimatını güçlendirmekti.
00:44:14Değilse para kazanmak olsaydı,
00:44:16Mustafa Bey inanın,
00:44:18şu anda 15-20 bin şubesi olan,
00:44:20bir marketin sahibiydi.
00:44:22Bu aslında,
00:44:23İslami kesim adına,
00:44:25bir dönüm,
00:44:26kırılma noktasıydı.
00:44:27O ilk yayınımızdan itibaren de,
00:44:30sürekli biz,
00:44:31ezen güçlerin,
00:44:33emperyal güçlerin karşısında,
00:44:35dimdik durmayı hedefledik.
00:44:37Müslümanların,
00:44:38zenci muamelesi gördüğü,
00:44:40o zifiri karanlık istibdat döneminde,
00:44:43hafızalara mıh gibi kazanan,
00:44:45cesur manşetler atmaya başladı.
00:44:4828 Şubat sürecinden,
00:44:49yıllar sonra,
00:44:50ben bir yayınıma konuk etmiştim kendisini.
00:44:53Attığınız başlıklar,
00:44:54bu eleştiriye ne diyorsunuz,
00:44:55diye sormuştum kendisine.
00:44:58Tam tersine,
00:45:00bakın demişti,
00:45:01o dönemde ezik ve pısırık duranlara eleştirmemiz gerekiyor.
00:45:06Keşke herkes akit gibi daha dik dursaydı,
00:45:08bizi yalnız bırakmasaydı,
00:45:10ve biz de keşke daha cesur,
00:45:12ve daha sert başlıklar atsaydık demişti.
00:45:14Kompleksli Müslümanlardan,
00:45:17hiç haz etmezdi.
00:45:18Yani,
00:45:18işte birilerine yaranmak için çalışmak,
00:45:21birilerinin hoşuna gidecek başlık atmak,
00:45:23falancı ürkü tür müyüz?
00:45:24Yani,
00:45:25eğer,
00:45:26elindeki bilgi,
00:45:28belge doğruysa,
00:45:29ve birilerine haksızlık yapılıyorsa,
00:45:31iftira atılıyorsa,
00:45:32Mustafa Karasanoğlu'nu,
00:45:34hiç kimse tutamazdı.
00:45:35Mesela,
00:45:36ben bir ara,
00:45:37ya bu şeyi değiştirsek mi biraz,
00:45:39yumuşatsak mı tarzına,
00:45:41bazı noktalarda teklif ettiğim zaman,
00:45:43bundan çok daha,
00:45:45senin dediğin gibi,
00:45:46yumuşak medya organları var zaten.
00:45:47Yani,
00:45:48o zaman bizim varlık sebebimiz ne derdi?
00:45:50Biz,
00:45:51İslam düşmanlarına karşı,
00:45:54celalli ve,
00:45:55şedid olmak zorundayız.
00:45:58Kur'an-ı Kerim'in talebi bu.
00:45:59Hareketlerini başkalarının,
00:46:01görüşlerine göre yönlendiren insanlar,
00:46:03şahsiyetlerini kaybeden insanlardır.
00:46:05Şahsiyetini yitiren insanlardan,
00:46:07sadakat beklemek ise,
00:46:09büyük bir ahmak,
00:46:10ahmaklıktır.
00:46:12İnsanların,
00:46:13suret görünüşünü,
00:46:15ruhi görünüşünü,
00:46:16tamamen aksettirebilseydi,
00:46:18hayatta,
00:46:20çok kimseler aldanmazdı.
00:46:2221 yaşında oluyor,
00:46:24bunu yazdığında,
00:46:25daha genç yaşta bile,
00:46:26komplekse girmeyeceksin,
00:46:28ve,
00:46:29kendin olacaksın,
00:46:31kendi değerlerine var olacaksın.
00:46:33Yıldızı alınmış gecelerin karanlığında,
00:46:36iman öfkesinin tercümanlığını yapan,
00:46:39vazgeçilmez bir başat olmuştu artık.
00:46:42Usta kalem Hasan Karakaya,
00:46:45entelektüelliğiyle dikkatleri üzerine toplayan,
00:46:48Abdurrahman Dilipak ve,
00:46:50Yalçın Turgut Balaban gibi yol arkadaşlarıyla,
00:46:53layıkçı kesimin karşısına dikili vermişti,
00:46:56Mustafa Karahasanoğlu.
00:46:59Ve demokrasinin rafa kalktığı,
00:47:02Müslümanlara akıl almaz zulümlerin yapıldığı,
00:47:05o karanlık dönem.
00:47:071997'den 2002'ye dek devam eden,
00:47:16karanlık yıllar.
00:47:20Polis jopları,
00:47:22başörtüsüne uzanan eller.
00:47:24Bir okul birincisi oldum,
00:47:26hadi bu töreni kasırmama misafir edilmedi.
00:47:28Nasıl?
00:47:31Nasıl?
00:47:32Nasıl?
00:47:33Nasıl?
00:47:33Nasıl?
00:47:34Söz vermiştim.
00:47:37Ben peklerdikim.
00:47:40Yatma!
00:47:41Yatma!
00:47:42Yatma!
00:47:43Yatma!
00:47:44Yatma!
00:47:46Kıransız askerleri değilsiniz siz!
00:47:48Hayır.
00:47:48İkna odaları.
00:47:50Başörtülü öğrencilerimizle yapılan görüşmeleri,
00:47:52demin onun için söyledim.
00:47:54Kayda aldırıyor.
00:47:54Bu öğrencimiz,
00:47:55bu belgeyi imzaladığına göre,
00:47:58koşulları biliyor,
00:47:59düşünecek,
00:48:00erişkin bir insan olarak kararını verecek.
00:48:04Kur'an kursu baskınları,
00:48:06üniversitelerde mütedeyyin genç kızların üzerine kabus gibi çöken,
00:48:11kurucu, radikal, kemalist ideoloji.
00:48:14O kızlar hapishaneye gitti,
00:48:36iki kızı.
00:48:37Her alanda dindarlara açılan topyekun savaş.
00:48:41Kalemi matkap gibi kullanıp,
00:48:46ümmetin vicdanını kendi vicdanına taşıyıp,
00:48:49haykırma zamanı bir kez daha gelmişti.
00:48:5228 Şubat sürecinde de,
00:48:54özellikle başörtülü genç kızlara,
00:48:57üniversite camiasında yapılan haksızlıklara karşı,
00:49:00Akit gazetesi büyük bir görev üstlenmişti.
00:49:04Bazı kişiler Akit'in gereksiz yere olayı abarttığını vesaire iddia etmiş olsa bile,
00:49:10bugün geldiğimiz süreçte,
00:49:12o günkü zulmeden insanların da,
00:49:15o zulümlere sahip çıkamaması da gösteriyor ki,
00:49:19Akit gibi dik duran gazeteler daha çok olsaydı,
00:49:23belki o zulüm süreci de daha kısa sürecekti.
00:49:26Çünkü bugünkü o siyasi partilerin,
00:49:30biz o tarihte yanlış yaptık demeleri,
00:49:33bunu 15 yıl sonra söyleyeceklerine,
00:49:35belki de daha geniş bir basın sektörü tarafından eleştirildiklerinde,
00:49:415 yıl sonra, 6 yıl sonra gerçeği görebilirlerdi.
00:49:45Bırakın yazmayı,
00:49:46nefes almanın zor olduğu,
00:49:48o zifiri karanlık istibdat döneminde,
00:49:51Cuntacılara her şeye rağmen manşetleriyle baş kaldırdı.
00:49:55Mustafa ağabeyin gazetecilik yaptığı dönemlerde,
00:50:00şeriat kelimesini kullanmak bile şey,
00:50:03yani cesaret isteyen bir şey.
00:50:05Biz bazen işte dergiler falan çıkardı,
00:50:08rahmetli, daha sonraki dönemlerde,
00:50:11işte Yalçınır abilerin falan çıkarttığı dergiler var,
00:50:14Kadir Nusroğlu Bey'in,
00:50:15Allah rahmet etsin çıkarttığı dergiler var.
00:50:18Bunlar da şeriat kelimesi geçerdi.
00:50:20Biz o dergileri hususel, özellikle alırdık,
00:50:23Sırf içinde şeriat kelimesi geçiyor diye.
00:50:25Çünkü kullanamıyorsun bunları,
00:50:27korkuyorsun, böyle bir süreçtesin,
00:50:29böyle bir dönemdesin.
00:50:30Mustafa ağabey öyle bir dönemde,
00:50:32bir gazete liderliğinde,
00:50:35Türkiye'de Müslümanların sesi, soruğu oldu.
00:50:3828 Şubat sürecinde,
00:50:40herkesin kendisinden tir tir korktuğu,
00:50:43Cuntacılara meydan okuyordu.
00:50:45Onların egolarına ve gasp ettikleri devlet gücüne,
00:50:50manşetlerden cevap verip,
00:50:52kibirlerini yerle bir ediyordu.
00:50:56O günlerde baş gösteren başörtü meselesi,
00:50:58ve dindar insanlara yapılan kötü muamelelerde,
00:51:02cephenin en önünde gazetesiyle karşılık veriyordu.
00:51:06Ama tüm bunların bir bedeli vardı.
00:51:12Gazetenin önüne el bombası konuluyor,
00:51:15binası Kaleşnikov'la taranıyordu.
00:51:18300 polis,
00:51:226 saat süreyle gazetede,
00:51:24arama dahi yapıyordu.
00:51:26Burası ne odası?
00:51:27Grafik.
00:51:28Grafik.
00:51:29Ne odası?
00:51:30Grafik.
00:51:31Burası, burası.
00:51:31Burası, burası.
00:51:32Tüm bunlar yetmezmiş gibi,
00:51:34gazete dağıtıcıları darp ediliyor,
00:51:37bununla da kalmayıp,
00:51:38aboneye bırakılan gazeteler çalınıyordu.
00:51:42O dönemde,
00:51:44sistematik bir yıldırma ve sindirme hareketi yürüttüler.
00:51:48Makamına gönderilen kişiler tarafından inanılmaz tehditler aldı.
00:51:53Şimdi, şöyle oldu.
00:51:57Geldi iki vatandaş.
00:52:02Görüşmek istiyor dediler.
00:52:05Emniyetten.
00:52:07İyi dedim gelsinler.
00:52:09Geldi vatandaş.
00:52:11Daha oturur oturmaz dedi ki,
00:52:14bu devlet kendi bakası için her şeyi göze alır.
00:52:18Bu bina çöker.
00:52:21Adamlarınla beraber versen de altında kalırsın.
00:52:24Ben dedim ki,
00:52:27devletin bekasını siz mi tehdit ediyorsunuz,
00:52:32ben mi tehdit ediyorum?
00:52:34Bunu konuşalım.
00:52:35Eğer çıkın sokağın,
00:52:40sorunlu insanlara,
00:52:42başörtü yasağını çıkarmakla devlet çok iyi yaptı diyorlarsa,
00:52:46siz doğru yoldasınız.
00:52:47Ama en azından,
00:52:50hafif bir tabirle,
00:52:52ya devletimiz niye bizden uğraşıyor?
00:52:57Başka öyle komünistlerle,
00:52:59dinsizlerle,
00:53:01devlet düşmanlarıyla uğraşsa,
00:53:05diyorsa,
00:53:05o zaman biz haklıyız.
00:53:08Şunu söyledi,
00:53:10şu ana kadar biz sana bir şey yapmadıysak,
00:53:13senin dış bağlantın yok.
00:53:17Millisin.
00:53:18Onun için,
00:53:19herhangi bir müdahale yapılmadı sana.
00:53:21Takriben bir 20-25 dakika konuşmalar devam etti.
00:53:29Daha sonra,
00:53:31bu şahıslar odadan biraz sinirli bir şekilde çıktılar.
00:53:35Ve aralarında şöyle bir cümle geçtiğine şahit oldum.
00:53:39Ya bu adam deli herhalde,
00:53:41şeklinde bir ifadede bulundular ve devam ettiler.
00:53:46Hemen ben odaya girdim.
00:53:48Ne oldu abi dedim.
00:53:48Ya bunlar dedi, göndermişler dedi.
00:53:52Nereden göndermişler?
00:53:54İşte maalesef 28 Şubat dedi.
00:53:57Daha sonra da abim hiç,
00:53:58bir çekince göstermedi.
00:54:01Bir endişe yaşamadı.
00:54:03Nuri dedi,
00:54:04biz yolumuza devam edeceğiz.
00:54:06Şeklinde bir anlayışa sahip çıktı.
00:54:11Ve burada bir kez daha kendisini takdir ettim.
00:54:13Acaba geri adım atmamıza vesile olur mu bu görüşme?
00:54:18Şeklinde bir aklımdan bir soru işaretleri geçti.
00:54:21Ama elhamdülillah,
00:54:22o da benim gibi hiçbir zaman bu yoldan dönmeyeceğini bir tane bana anlattı.
00:54:28Şimdi bu cesarete sahip olan bir kişiden bahsediyoruz.
00:54:33Dolayısıyla gözünde,
00:54:35hiç kimseyi büyük olarak görmeyen
00:54:39ve kendi cesaretine,
00:54:41kendi özgüvenine sahip bir kimlik.
00:54:44Mustafa Kararsanoğlu.
00:54:46Kardeşi Ali İhsan Karahasanoğlu'yla birlikte,
00:54:49gözaltına alındıkları dahi oldu.
00:54:52Bir açıklama olacak.
00:54:53Gazetenin yayını durduruldu.
00:54:54Bugün çıkmama ihtimalimiz var.
00:54:56Emniyete götürüldüler.
00:54:58Ben gözalttım.
00:54:59Hikmet Çetin Kaya'nın hedef göstermesi üzerinde.
00:55:02Ali İhsan Karahasanoğlu hakkında bir soruşturma bulunmadığı için,
00:55:07serbest bıraktılar.
00:55:08Hikmet Çetin Kaya'nın hedef göstermesi ve esrarlı yazılar üzerine,
00:55:12evet, emniyet ifademize başvurmak istedim.
00:55:15Ancak kendisi hakkında,
00:55:16Cuma dergisinde kaleme aldığı,
00:55:19disiplinsiz paşalar yazısı nedeniyle soruşturma açılmıştı.
00:55:23O soruşturmanın ardından açılan davada,
00:55:26duruşmaya katılmadığı için,
00:55:28hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılmıştı.
00:55:31Nezarete attılar.
00:55:33Ertesi gün mahkemeye çıkardılar.
00:55:36Mahkemeye çıkarken,
00:55:37basın yoluyla işlediği suçtan değil,
00:55:40karşılıksız çekten tutuklandığı şeklinde,
00:55:43gerçek dışı bilgiler basına servis edildi.
00:55:46Bu iddianın hiç aslı yoktu.
00:55:49Maddi hata olmuş,
00:55:50yanlışlıkla ifade etmişiz dediler daha sonra.
00:55:57Her tehdit onu daha da cesaretlendirdi.
00:56:0128 Şubat döneminde çok tehdit alıyorduk.
00:56:05Telefon tehdidi oluyordu,
00:56:07gazete binası önünde,
00:56:09özellikle sol örgütler gelip,
00:56:12bazı taşkınlıklarda bulunuyorlardı.
00:56:16Bunlar bizi çok etkilemiyordu.
00:56:1828 Şubat dönemindeki baskılara,
00:56:20312 generalin açtığı dava sürecindeki tehditlere karşı,
00:56:25hiç taviz vermedi.
00:56:27Davalar peş peşe gelmeye başladı.
00:56:30Yani abartı değil bu,
00:56:34günde 10 defa,
00:56:3610 kez tedbiyat aldığımız oluyordu.
00:56:39Ali İhsan davalara yetişemiyordu.
00:56:43Diğer gönüllü avukatlar vardı.
00:56:46Takriben bunlar da 6-7 civarındaydı.
00:56:48Onlar da davalara müdahil oluyorlardı.
00:56:51Tabi bu davalar bizi yıldırmak içindi, korkutmak içindi.
00:56:58Ama biz hiçbir zaman korkmadık, yığılmadık.
00:57:01Bellendiğiniz paşam manşeti çok ama çok konuşuldu.
00:57:05O bellendiğiniz paşam şeklinde manşetin arka planında da şu vardı.
00:57:11Mutlaka bir kişi, bir haksız yere zulmü vardır.
00:57:17Bir açıklaması vardır.
00:57:18Bir tehdidi vardır.
00:57:20Ona cevap mahiyetinde atılan manşetler söz konusudur.
00:57:24Bir paşa o tarihi itibariyle Mehmet Akif Ersoy'un anılma yıldönümü,
00:57:32o anma yıldönümünde dahi Mehmet Akif Ersoy için
00:57:36Bedrin Aslanları ancak bu kadar şanlı idi şeklindeki,
00:57:42o Çanakkale şehitlerindeki ifadesini alarak
00:57:46burada ya İstiklal Marşı'nın şairi olan Mehmet Akif Ersoy bile
00:57:52o girici kafadandır.
00:57:55Gelip gelip Çanakkale şehitleriyle
00:57:58Hazreti Peygamber'in arslanlarını kıyaslayarak
00:58:03onların yanında Çanakkale şehitlerini daha düşük bir seviyede gösteriyor gibi
00:58:09bir anlatımda bulunmuştu.
00:58:11Ve sonrasında da bugün de Mehmet Akif Ersoy'un devamında
00:58:16siyasiler var, işte basın sektöründe insanlar var.
00:58:20biz bunları belliyoruz demişti.
00:58:24Ertesi günkü Akit Gazetesi'nin manşeti
00:58:26bellendiniz paşam şeklinde çıktı.
00:58:30Siz Mehmet Akif Ersoy'a, İstiklal Marşı'nın şairi olan bir insana bile
00:58:35vatan sevgisine sahip olan Mehmet Akif Ersoy'a siz
00:58:39onun devamında, onun izinden giden insanlara bellendiniz derseniz
00:58:44biz de faturasını öderiz.
00:58:47Ne denilirse, ne karşılık olursa, hangi dava olursa
00:58:52biz onları göğüsleriz düşüncesiyle
00:58:54bellendiniz paşam diye Akit Gazetesi manşetini atmıştı.
00:58:58Kamuoyu ve kendisine düşmanlık edenler hep bir ağızdan o soruyu soruyordu.
00:59:14Bu adam kim?
00:59:15Arkasında kim var?
00:59:17Bu cesareti nereden alıyordu?
00:59:19Zaman zaman bazı arkadaşlar ya biz sizi tanımasak
00:59:23siz bir yerlerin gazetemizsiniz diye bizi şey yapıyorlardı
00:59:27sorguluyorlardı nereden alıyorsunuz bu gücü
00:59:31efendim şu örgüt mü var, şu devlet mi var, derin devlet mi var
00:59:36şeklinde bizi sorguluyorlardı.
00:59:41Tabii biz gücümüzü Cenab-ı Allah'tan alıyorduk.
00:59:44Orada gelen belki de kalbur üstü insanlarla
00:59:48birebir teması oluyor Mustafa Kararsanoğlu'nun.
00:59:51Kendisi küçücük bir çocuk ama onları görüyor,
00:59:55onların tarzlarını, hayat şekillerini görüyor
00:59:58ve buna göre de kendisinin bilinç altında
01:00:01bir adeta eziklik duymama
01:00:05ki onu Müslümanlık şuuruyla da birleştirerek
01:00:09hayata hakim kılmaya çalışıyor, eziklik duymuyor.
01:00:13Ve onun içindir ki bize sürekli şunu söylerdi
01:00:17bir dava açıldığı zaman 312 general davası açılmış
01:00:21abi ya bu dava çok büyük kapsamlı bir dava
01:00:26avukatı da çok arkası güçlü birisi
01:00:29galiba burada biraz biz zorlanacağız dediğim zaman
01:00:33baş versen onları
01:00:35onların hepsinin içi boştur, koftur onlar
01:00:39diye bana birebir anlatımları var.
01:00:43Ben hukukçuyum, o mühendis, gazeteci
01:00:46ama o bana adeta hukuku öğreterek diyor ki
01:00:50sen o kişilerin öyle prof, murof olduğuna
01:00:54general vesaire olduklarına bakma
01:00:57onların arkası boştur, koftur onların içleri
01:01:01haksızlık eden insanların
01:01:04aslında içlerinin boş olduğunu, kof olduğunu
01:01:07ve bizim onlara karşı bir eziklik hissine
01:01:11kapılmamamız gerektiğini sürekli tekrarlardı.
01:01:15Belki çocukluk yıllarından ileriye doğru gelerek
01:01:19onun o cesaretini anlamlandırabiliriz.
01:01:22Deli cesareti diyebiliriz.
01:01:25Yani birileri cesaretine deli cesareti diyebilirdi.
01:01:30Öyle bir cesareti vardı.
01:01:31Mustafa Karahasanoğlu'na göre
01:01:33Allah'ın dediği olur.
01:01:36Kaderden öte, yazgıdan öte, nasipten öte yol yoktu.
01:01:41Cesurdu ve hakta kuvvet olduğuna
01:01:44iman varsa imkanın olduğuna inanıyordu.
01:01:47Yani şuyum yok, buyum yok, kameram yok, dizgi makinem yok
01:01:53vesaire şeklinde bahaneleri boş ver.
01:01:56Herhangi bir bahane üretmeye ihtiyacın yok.
01:02:00Eğer imanın varsa senin imkanın da vardır.
01:02:04İmkanın tamamı imanından gelir derdi.
01:02:08Gazeteyi, daha doğrusu fikirleri cezalarla susturma planı da tutmadı.
01:02:13Çalışanlar ne kadar sorgulandı?
01:02:15Hiçbir şey bulunamadı.
01:02:16Gidin emniyetten alın.
01:02:17Karahasanoğlu rüzgarı Alman devletini dahi meşgul etmeye başlamıştı.
01:02:23Gazetenin Almanya baskısı ise
01:02:25Alman İçişleri Bakanı'nın
01:02:27mahkeme kararı olmadan verdiği
01:02:29yasaklama talimatıyla engellenmişti.
01:02:33Bu süreçte ailesinden de bedeller ödeyenler oldu.
01:02:37Ailemizden mesela askerde çok ciddi problem yaşayanlar oldu o dönemde.
01:02:41Mobik uygulandı.
01:02:43Farklı şeyler yaşandı yani o zaman.
01:02:45Askerliğin uzaması gibi falan bu problemler yaşandı evet.
01:02:48Cennet ülkesine yürüyenleri yüreklendirecek manşetleri atmaktan asla geri kalmayan Karahasanoğlu bu süreçten alnının akıyla çıktı.
01:02:593 Kasım 2002'de
01:03:02Recep Tayyip Erdoğan tarafından göreve gelen hükümet tüm zorluklara rağmen Müslümanların önündeki engelleri kademeli olarak bir bir kaldırdı.
01:03:13Müslümanların en büyük arzusu Ayasofya hülyası dahi gerçekleşmişti.
01:03:19Şimdi Ayasofya Mustafa abinin tüm İslamcıların, Müslümanların, dindarların olduğu gibi onun da büyük bir kızıl elmasıydı.
01:03:25Büyük bir hayaliydi aslında.
01:03:27Mustafa abi bu sembol olan Ayasofya'nın açılmasını gördü.
01:03:32Görmek nasip oldu.
01:03:33Bundan çok sevinç duydu.
01:03:34Ben onun bu meseleyi gözyaşlarıyla karşıladığını, izlediğini biliyorum.
01:03:38Çok ağır hastaydı.
01:03:40Mesela o açılışa katılmayı çok arzu etti ama ağır hasta olduğu için katılamadı.
01:03:44Ve kendisiyle daha önce, daha sonra bir kısa da olsa bir görüşmemiz oldu.
01:03:51Hakikaten çok çok mutluydu.
01:03:53İnanılmaz bir mutluydu.
01:03:54Yani bir çocuk gibi seviniyordu Ayasofya'nın.
01:03:56Çünkü hayatının tüm merhalelerinde büyük bir hayaliydi Ayasofya'nın açılması.
01:04:02Ve bunu görmek nasip oldu.
01:04:04Bir diğeri Taksim'e Cami'ydi.
01:04:06Yani Taksim'e Cami'de Türkiye'de çünkü bunlar sembolik meseleler.
01:04:10Yani Mustafa abi aslında şunu söyleyebiliriz.
01:04:12Hayatı boyunca mücadelesini verdiği Ayasofya'nın açılması, Taksim'e Cami'nin yapılması,
01:04:19başörtüsü hürriyeti, İmam Hatip Lisesi mezunların askeri okullara girebilmesi,
01:04:24Kur'an kursundaki yasakların kaldırılması, birçok noktadaki hayalinin gerçeğe dönüştüğünü gördü çok şükür.
01:04:31Bunda şüphesiz Kara Hasanoğlu'nun emeği çok ama çok fazlaydı.
01:04:36Bugün bu ülkede bazı kolaylıklar varsa, başörtüsü konusunda, ibadetin tüm yönleri konusunda,
01:04:48bunlarda Mustafa abinin de bir katkısı var, büyük bir mücadelesi var.
01:04:55Yani bugün rahatça yaşıyorsak, Mustafa abi ve onun gibilere borçluyuz.
01:05:02O nedenle inşallah bize hakkını helal etmiştir.
01:05:05Mustafa Bey'in başarısını sadece dergide, şunda, bunda tek başına değil,
01:05:11üç kardeşin çok ahenkli bir anlaşmasından da ileri geldiğinde hiç şüphe yoktu.
01:05:18Bu işi ailece fedai adamlar bunlar. Babadan başlıyor yani fedailik.
01:05:24Babadan beri böyle. Bir de İslami yapıda son derece sıkı bir yapıları var yani.
01:05:3317-25-2013 yargı ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimlerinde doğru olan safı seçip FETÖ'ye geçit vermedi.
01:05:43FETÖ'ye geçit vermedi.
01:06:13Bu da önce Çin'de ortaya çıkan, akabinde tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgını Mustafa Karahasanoğlu'nu da pençesine aldı.
01:06:23Yanlış ilaç vermişler bana dedi.
01:06:25Önceki, en önce ilk gittiği doktor yanlış ilaç vermişler dedi.
01:06:31Mikrop kapmışım dedi.
01:06:33Geçecek dedi.
01:06:35Zaten yorgun düşmüş vücudu, bu amansız hastalıkla bitkin düştü.
01:06:40Muhtemelen kardeşlerim, hepimiz dünya hayatının geçici olduğunu biliyoruz.
01:06:49Onun için bu hayatta onun rızasına uygun bir şekilde hayatımızı sürdürmeyi ve tamamlamayı düşünmemiz gerekiyor.
01:07:02Cenab-ı Hak hepimizi sağlık, sıhhat, afiyet, her şeyin başında iman üzere yaşamayı ve hayatınızı tamamlamayı nasip etsin.
01:07:17Direndi, iyileşti. Ancak sonrası süreçte sağlık sorunları baş gösterdi.
01:07:24Ve o kara gün.
01:07:3812 Ağustos'u 13 Ağustos'a bağlayan gece, tedavi gördüğü hastanede 74 yaşında Hakk'a yürüdü.
01:07:48Rıfat otoracaksınız. Telefon açtım, konuşamadım.
01:07:51Konuşamadım.
01:07:52Acı haber çok kısa sürede duyuldu.
01:07:57Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve diğerleri.
01:08:03Taziye mesajları yağmur gibi yağmaya başlamıştı.
01:08:07Kara Hasanoğlu'nun naaşı önce hastaneden evine götürüldü.
01:08:13Helallik alındı.
01:08:14Maddi, manevi, dünyevi, uhremi, ahirete irtihal olan özellikle kul haklarınıza helal ediniz.
01:08:24Lütfen helal ediniz.
01:08:27Allah rızası için canı gönülden helal ediniz.
01:08:31Dava arkadaşları Kara Hasanoğlu için son görevlerini yapıyor, cenazesini çalıştığı Akit Medya binasına getiriyordu.
01:08:41İlk tören burada düzenleniyordu.
01:08:47Yakınları, mesai arkadaşları, dostları, meslektaşları konuşmak için kürsüye geliyor.
01:08:54Ancak kelimeler boğazlara düğümleniyor, gözyaşları sel oluyordu.
01:09:01Ben hem bir abiyi hem belki bir babayı kaybettim.
01:09:0760 yıl, 60 yaşındayım, 60 yıl boyunca ben hem bir abilik, hem iş birlikteliği, hem ideali birlikteliği, dava birlikteliği, din, iman birlikteliği yaptığım bir abiyi kaybettim.
01:09:25İnananların yüz akı, sloganıyla bir yola çıktık.
01:09:29Bir paşa dindar insanlarla hakaret ettiği zaman, yayın kurulu toplandı.
01:09:38Manşet şuydu, o paşa biz bunları belliyoruz demişti.
01:09:4528 Şubat'ın en sert günleriydi.
01:09:48Abim beni çağırdı, söyle bakalım hukukçu dedi, bunda bir şey var mı dedi.
01:09:57Abi yapma.
01:09:58Bellendiğiniz paşa yerine, bellendiğiniz paşam diyelim, birazcık hafifletelim dedim.
01:10:09Ondaki cesaret bende yoktu.
01:10:12Onun için peki senin dediğin olsun dedi.
01:10:14Çünkü sen gidip savunacaksın ve biz o gün manşeti, belki abimin yayın kurulunun kararı gereği, bellendiğiniz paşa şeklinde çok daha cesur bir şekilde atacakken,
01:10:29belki benim korkaklığım veya onun cesareti kadar cesur olamadığım için bellendiniz paşam diye çıktık.
01:10:40Affet abi, affet hiçbir şey kaybetmezdik.
01:10:44Belki senin cesaretin çok daha, çok daha kısa sürede o yanlışları, o zulümleri sona erdirirdi.
01:10:54Babam bilerek kimseli hakkını hiç gelip, bilmeyerek hakkınıza geçtiyse de haklarınıza helal edin.
01:11:03Gazete babam, başka bir çocuğu bizi vakit ayırdığı kadar gazeteyle vakit ayırdık.
01:11:09Değerli abim, Mustafa Karahasanoğlu, Üstad Necip Fazıl'ın zaman zaman dörtlüklerini dile getirirdi.
01:11:19O dörtlükler şöyleydi.
01:11:21Ölüm, güzel şey, budur perde ardından haber.
01:11:28Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber?
01:11:32Öleceğiz, öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun.
01:11:38Ölümü de öldüren Rabb'e secdeler olsun diye zaman zaman bu dörtlükleri dile getiriyordu.
01:11:48Korkmuyordu.
01:11:50Zaman zaman bize nasihatlerinde korkaklardan gazeteci olmaz.
01:11:56Cesaretiniz yoksa gazetecilik yapmayın.
01:11:59Beyninizi, kaleminizi kiraya verecekseniz başka bir meslek seçin derdi.
01:12:07Bu şekilde belki gazeteciliğin de onurunu korumuş oluyordu.
01:12:12Tabut omuzlandı, Fatih Camii'ne götürüldü.
01:12:17Mahşeri bir kalabalık vardı.
01:12:20Devletin zirvesi de cenazedeydi.
01:12:22On binlerce okuruyla birlikte ailesi, akit medya grubu çalışanları,
01:12:29Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay,
01:12:32Meclis Eski Başkanı İsmail Kahraman,
01:12:35AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş,
01:12:39Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun,
01:12:43siyaset ve medya dünyasından çok sayıda isim,
01:12:46onu son yolculuğuna uğurluyordu.
01:12:49Cenaze namazı kılındı.
01:12:54Karahasanoğlu'nun tabutu omuzlara alındı.
01:12:58Bu sırada namaza katılanlardan tek bir sesleri yükseliyordu.
01:13:04Karahasanoğlu, cenaze namazının ardından Edirnekapı şehitliğinde toprağa veriliyordu.
01:13:12Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından Yalçın Topçubeyar, o bana anlattı.
01:13:16Ya dedi Mustafa Ağabeyin, tabi bunları taziyede şey yaptılar,
01:13:22vefatından sonra çok mübarek bir insan.
01:13:24Niye dedim Yalçın Bey?
01:13:26Ya dedi ben o dönemde işte parti başkanıydık,
01:13:29işte konuğumuz vardı, efendim koltuğumuz vardı, şu vardı, bu.
01:13:33Günde 5, 10, 15 kişi arardı.
01:13:36Biz o dönem işte partiden falan ayrılınca dedi, bir boşluğa düştüm ben dedi.
01:13:44Ne arayan var, ne soran var.
01:13:47Abim bir gün beni aradı.
01:13:49Yalçın dedi, aç mısın, tok musun, ne yaparsın, ne işin var?
01:13:55Evet dedi, bana o dönemde dedi, bir tek Mustafa Ağabeyi aradı dedi.
01:14:03O yüzden gerçekten bir kez daha takdir ettim onu dedi.
01:14:07Akit Medya hem kurucusunu, kardeşini, hem dostunu, hem arkadaşını cesur yüreğini kaybetmişti.
01:14:15O temel yapının taşlarını döşeyen fikir işçilerindendi.
01:14:21Yani Mustafa Ağabeyi budur, ihlas ve cihat.
01:14:24O cebini değil, cephesini düşünüyordu.
01:14:28Ümmetin sesi, mümin yüreklerin nefesiydi.
01:14:33Kaypak yürekli, kem sözlü, iki yüzlü insanlara geçit vermeyen, geçimli bir insandı.
01:14:40Yüreksizlerin karşısında kendi yüreğine inanmış bir mümin-i mert idi.
01:14:47Hak ve hakikat için yaşıyordu.
01:14:53Kahtür-Rical devrinin Rical abidesiydi.
01:14:56Saniyelik sevgilere, dakikalık sözlere, saatlik tevazulara, günlük inançlara, gecelik sevdalara, sabahlık gülüşlere aldırmadan ve aldanmadan hep istikamet ve istikrar sahibi oldu.
01:15:15Irak gönüllerin uçurumuna sevgiden köprüler kuruyordu.
01:15:23Dostlara bir tepşir nüktesi uzatırken düşmana da bin ok fırlatıyordu Mustafa Karahasanoğlu.
01:15:30Cemre olup kendisini bekleyen gönüllere düşüyordu.
01:15:51Rabbani davanın şafağını beklerken şakaklarına ak düştü.
01:15:57Ömür sayfalarını inandığı dava yolunda bölüştü.
01:16:03Emri bil ma'ruf, neyhianil münker yapmayı şiar edinmişti.
01:16:09Mustafa İslam fedaisi, Türk milletinin fedaisi.
01:16:16Yani ailece, ailece yani annesini çok az tanıdım, babasından çok arkadaşlık yaptım.
01:16:24İslam'ı yaşayan insanlar.
01:16:27Milliyetçi, mukaddesatçı, devletine milletine feda olmuş.
01:16:32Zati babası, ölüsünü bana verirsen ver, vermezsen helal olsun sana demiştir.
01:16:39Yani o şekilde evlatları verdi, devlete hizmet ettik.
01:16:42Yokluğunu kabullenmek kolay olmadı.
01:16:46En çok neyi özlediniz?
01:16:47Herhalde kızmasını.
01:16:48Rabbin helal haram çizgileri üzerinde belirginleşmiş,
01:16:54gayretullah'a dokunacak şeylere yaklaşmaktan bir kuş kadar ürken abid insan.
01:17:00Müslümanlara müşfik, zalimlere şedid.
01:17:04Mustafa abim, acıkmaz, yorulmaz, işten kaçmaz bir şahsiyetti.
01:17:12Hakkı korur, hakkı tutar ve hakkı kaldırırdı.
01:17:19Allah'tan kendisine bir kez daha rahmet diliyorum.
01:17:25O sadece iyi bir medya patronu ya da gazeteci değil, iyi bir eş, iyi bir babaydı.
01:17:31Babam tam bir babaydı yani öyle söyleyeyim.
01:17:35Hep her oturduğumuzda yeni bir şey öğrenirdik.
01:17:39Yani sadece evde değil aslında dışarıda da gelenlere hep bir şeyler tecrübesinden bir şey aktarmaya çalışan,
01:17:46hep bir şeyler vermeye çalışan birisiydi.
01:17:48İşte nasihat verir, kıssalar anlatır böyle güzel.
01:17:53Hep bir şeyler vermeye çalışırdı yani.
01:17:55Evde de hani bu kadar yoğunluğuna rağmen aslında elinden geldiğince bize vakit ayıran, aileye çok önem veren birisiydi.
01:18:06Artık geride sadece anılar kaldı.
01:18:10Yani babamla mezarlığa giderdik, dedemin mezarlığına.
01:18:15Orada şimdi dedemin mezarı ile babamın şu anki mezarlığı aynı yerde yan yana.
01:18:19Şey derdi, onu hiç unutamıyorum.
01:18:26Özellikle babam vefat ettikten sonra.
01:18:29İşte ben sürekli geliyorum babama, her hafta giderdi dedemin mezarlığına.
01:18:33Siz de benimkine gelecek misiniz acaba derdi.
01:18:37Geliriz tabii baba diyordum.
01:18:39İşte gitmeye çalışıyoruz.
01:18:40Evet onu hep hatırlıyorum yani.
01:18:42Söylerdi.

Önerilen