00:00Herkese merhaba, direkt konuya dalalım diyorum.
00:02Bu sabah uyandığınızda yaptığınız ilk şey neydi?
00:04Hani akıllı saatinize şöyle bir bakıp uyku kalitenizi, dünkü adım sayınızı veya nabzınızı falan kontrol etmiş olabilirsiniz değil mi?
00:11Artık resmen her şeyi ölçüyoruz.
00:13Kelimenin tam anlamıyla her şeyi.
00:15İşte tam da bu yüzden bugün Dr. Alper Sezener'in o muazzam makalesine
00:20''Aklın akıl dışılığı, akıl dışılığın aklı başlıklı'' metnine yakından bakacağız.
00:25Bu inceleme o günlük rutinlerimizin, o titizlikle ölçülen modern hayatlarımızın arka planında
00:30aslında nasıl devasa bir çarkın işlediğini hepimize çok çarpıcı bir şekilde sorgulatacak.
00:36Birinci bölümümüz ''Aklın zaferi ve çöküşü''
00:39Peki ama bu övündüğümüz akıl bizi tam olarak nereye sürükledi?
00:43Biliyorsunuz tarih boyunca hep kendimizi o varlık hiyeraşısının en tepesinde,
00:48aklıyla öne çıkan eşsiz canlılar olarak gördük.
00:50Ve bu akıl aslında dünyayla olan ilişkimizi kökünden değiştirdi.
00:54Şöyle düşünün, hayvanlar sadece temel dürtüleriyle yaşar, doğaya öylece uyum sağlarlar değil mi?
01:00Biz ise o muazzam zekamızı kullanıp doğayı resmen yeniden inşa ediyoruz,
01:04kendi ihtiyaçlarımıza göre dönüştürüyoruz.
01:07Yüzyıllar boyunca insanlık olarak bu kusursuz zeka hikayesine büyük bir özgüvenle bağlandık.
01:12Ve bu aklın nasıl evrildiğine bakarsak işin boyutu çok daha net anlaşılıyor.
01:17Yüzyıllar öncesinin o devasa bilimsel aydınlanması,
01:2010 yıllar içinde eşi benzeri görülmemiş bir kentsel ve teknolojik sıçramaya dönüştü.
01:25Bugün ise beklenen yaşam süresini inanılmaz derecede uzatan,
01:29doğayı milimetrik hesaplarla kontrol eden baskın bir güce dönüştük.
01:33Yani doğanın elinde çaresiz bir canlıdan,
01:36her şeyi hesaplayan dominant bir güce ulaştık.
01:39Buraya kadar her şey harika bir zafer öyküsü gibi duruyor, öyle değil mi?
01:49Ama işte tam bu noktada hikayenin gidişatı gerçekten çok sarsıcı bir şekilde değişiyor.
01:55Doğaya karşı kazandığımız o büyük zaferin mimarı olan akıl,
01:59bir anda namlusunu bize, yani insana doğrulttu.
02:03Sosyolog Max Weber'in araçsal akıl dediği çok önemli bir kavram var.
02:07Bu tamamen hesaplamaya, ölçmeye ve en yüksek verimi almaya odaklanan fazlasıyla pragmatik bir zihin yapısı.
02:14Aslında dünyayı öngörülebilir kılmak için tasarlanmış kusursuz bir araç.
02:19Ancak sorun şu ki, uygarlığa bu kadar büyük ivmek atan bu araç, kendi sınırlarını unuttu.
02:25Bakın, bir şeyi ölçebiliyor olmanız ona ontolojik bir değer katmaz.
02:29Süreçleri hızlandırmak onları kendi başına değerli kılmaz.
02:33Ama modern dünya bu ince detayı maalesef tamamen gözden kaçırdı.
02:37Şimdi kendi günlük hayatınıza şöyle bir bakın.
02:40Sabah kaçta kalktığınız, gün içinde attığınız adımlar, yaktığınız kaloriler,
02:45iş yerindeki performans puanlarınızdan tutun da eğitimdeki sıralamalara,
02:49hatta dijital ayak izinize ve o sosyal medyadaki etkileşim oranlarına kadar,
02:53farkında mısınız insan varlığı resmen bir takım ölçülebilir değişkenlerin toplamına indirgenmiş durumda?
02:59Ve işin asıl ürkütücü yanı ne biliyor musunuz?
03:02Tüm bunları bize dayatanlar, irrasyonel, akıldan yoksun insanlar değil.
03:06Tam aksine son derece mantıklı, aşırı rasyonel kararlar alan o kusursuz sistemler.
03:11Sonra da karşımıza hep o aşina olduğumuz, her köşe başında duyduğumuz kişisel gelişim furyasının o zehirli fısıltısı çıkıyor.
03:19Daha iyi bir versiyonun her zaman mümkündür.
03:22İlk duyduğunuzda kulağa çok motive edici geliyor, eminim.
03:25Ama Dr. Sezener'in metni, bunun altındaki o karanlık metaforu yüzümüze vuruyor.
03:30Artık hayatı doğrudan yaşamak yerine onu hiç bitmeyen bir şirket projesiymiş gibi yönetiyoruz.
03:35Kariyerimizi, bedenimizi, hatta mutluluğumuzu bile durmadan optimize ediyoruz.
03:40Kendi hayatımızın yöneticisi konumuna yükseldik, harika.
03:43Ama unuttuğumuz ufak bir detay var.
03:46Bu biçmeyen projenin adı yaşam ve tek kesin iflas tarihi de ölüm.
03:50İşte bu bitmek bilmeyen proje yönetimi takıntısı bizi Jean Baudrillard'ın bahsettiği o kritik eşeğe getirdi.
03:57O der ki, tüketim artık sadece nesneleri değil, doğrudan insan ruhunun ta kendisini tüketiyor.
04:02Düşünün, eski sistemler bize ne yapmamız gerektiğini açıkça emrederdi.
04:06Yeni sistem ise çok daha kurnaz, bizim arzularımızı bizzat üretiyor.
04:11Artık işlevsel eşyalar almıyoruz.
04:13Biz, statü satın alıyoruz, sembol satın alıyoruz.
04:17Yani sadece bir kahve içmiyoruz, belli bir yaşam biçimine, kitlelere pazarlanan bir kimliğe eklemleniyoruz.
04:23Sistemin en büyük başarısı, o özgün olma arzumuzu bile resmen seri üretime bağlamış olması.
04:29Gelelim üçüncü bölüme, dijital çağda dikkat sömürüsü.
04:32Yani araçsal aklın dijitaldeki yansıması.
04:35Bu araçsal aklın kurduğu tuzak, dijital dünyada gerçekten de tıkır tıkır işliyor.
04:40Bizim inandığımız o romantik fikirlerle, arka planda çalışan o soğuk algoritmalar arasında devasa bir uçurum var.
04:47Mesela biz internette hakikati aradığımızı sanıyoruz değil mi?
04:51Oysa algoritmanın tek derdi etkileşimi maksimize etmek.
04:55Hakikat zerre kadar umurunda değil.
04:57Biz özgürce sörf yaptığımızı zannediyoruz ama sistem öfke ve korkunun çok daha fazla etkileşim getirdiğini bildiği için bizi sürekli bu
05:05duygularla besliyor.
05:06Sosyalleştiğimizi düşünüyoruz, halbuki tek amaç bizi o ekranda ne olursa olsun bir saniye daha fazla tutabilmek.
05:13Hani o komplo teorileri, dijital linçler falan var ya, onlar sistemin bozulduğunu göstermez.
05:19Tam aksine bizim dikkatimizi sömürmek için tıkır tıkır çalışan, ekonomik açıdan kusursuz tasarlanmış birer akıl ürünüdürler.
05:26Aslında bu durum Adorno ve Horkheimer'ın aydınlanmanın diyalektiğinde öngördüğü o büyük tehlikenin ete kemiğe bürünmüş hali.
05:34İnsan, doğayı denetlemek için yarattığı araçların bizzat kölesi olur.
05:39Gerçekten de öyle.
05:40Bugün sadece davranışlarımız değil, dikkatimizin ta kendisi bir maden gibi kazılıp sömürülüyor.
05:47Neye sinirleneceğimizi bile yazılımların belirlediği bir ortamda durmuş, hala özgür birer birey olduğumuzu sanıyoruz.
05:53Bakın, sistem bizim düşünmemizi engellemiyor, bizi durmadan soluksuz bir şekilde çok hızlı düşünmeye zorluyor.
06:01Dördüncü bölümümüz, sistemin absürt yüzü.
06:05O akılcı çarkların nasıl çılgınlaştığına dair çok net bir örnek.
06:10Tüm bu aşırı rasyonel, aşırı hesapçı sistemin pratikte ne kadar absürt bir noktaya varabileceğini görmek için
06:16makalenin harika bir şekilde değindiği 2018 yapımı Sorry to Bother You filmine bir bakalım.
06:22Filmin başrolü Cash Screen, bir çağrı merkezinde çalışırken telefonda sözde beyaz insan sesini kullanmayı keşfeder.
06:29Mantıklı bir hamle midir?
06:31Sisteme göre kesinlikle evet, çünkü bu sayede satışları inanılmaz bir şekilde fırlar.
06:36Ama o başarı merdivenlerini hızla çıktıkça, sistem ondan yavaş yavaş kendi kimliğini, özbenliğini tamamen inkar etmesini ister.
06:43Ve en tepeye ulaştığında o büyük şirketin insanları daha verimli çalıştırmak adına nasıl kan dondurucu bir acımasızlığa başvurduğunu fark eder.
06:52Ve işte karşımızda o tokat gibi gerçek, en yüksek verim, en büyük acımasızlıkla at başı gider.
06:59Cassius aslında oyunun kurallarına harfiyen tamamen mantıklı bir şekilde uymuştu.
07:03Fakat işte o kapitalist çerçevede en akılcı olarak görülen hamleler, iş insan ruhuna gelince devasa birer akıl dışılıktan ibarettir.
07:12Açıkçası modern insanın o bitmek bilmeyen başarı ve kusursuzluk koşuşturmacası da bu distopyadan çok da farklı değil, haksız mıyın?
07:20Gelelim beşinci ve son bölümümüze, kullanışsız düşünceye yer açmak.
07:24O meşhur hamster tekerliğinden kurtulmanın, sisteme isyan etmenin yolu.
07:28Peki ama ne yapacağız? Bütün varlığımızı, tüm benliğimizi Excel tablolarına sıkıştıran bu hesap makinesi zihniyetine karşı nasıl bir tavır alacağız?
07:38Sistem zihnimizi hiç rahat bırakmıyor biliyorsunuz. Sürekli önümüze o meşhur faydacı soruları fırlatıyor.
07:44Nasıl daha çok kazanırım? Performansımı nasıl ikiye katlarım?
07:48Ve bizden bu sorulara anında en karlı, en rasyonel cevapları bulmamızı bekliyor.
07:54Güya akıllı olduğumuzu ancak ve ancak böyle kanıtlayabilirmişiz gibi.
07:58Oysa biliyoruz ki gerçek akıl, sadece önüne atılan sorulara refleks gibi cevap yetiştiren mekanik bir motor değildir.
08:05Gerçek akıl, bir durup, bir saniye, hangi sorular gerçekten sorulmaya değer diyebilme bilgeliğidir.
08:11İşte tam bu noktada o büyük retorik hamleyi yapmak gerekiyor.
08:15O bize ezberletilen optimizasyon sorularını bir kenara bırakıp, çok daha basit bir şey sormak.
08:20Ne kadarı bana yeterli?
08:22İnanın bana, bu basit, mütevazı soru bile o devasa, yenilmez görünen verimlilik illüzyonunu temelinden sarsmaya yetiyor.
08:29Makalenin bu düzenin ezberini bozmak için bize sunduğu panzehir ise aslında son derece net, kullanışsız düşünce pratiklerine alan açmak.
08:37Ne demek bu?
08:38Mesela şirketinizin bilançosuna ya da dijital profilinize hiçbir katkası olmayacak, yatırım getirisi sıfır olan bir metnin satırlarında öylece kaybolmak.
08:47Önünüze konulan her probleme anında akılcı bir cevap yetiştirmek yerine sadece durup susabilmek.
08:53Ve belki de en önemlisi şu hayatı saniye saniye ölçüp biçme saplantımızı bilerek, isteyerek teğet geçmek.
08:59Çünkü çarklar sadece ölçülebilen ve pazarlanılabilen şeyleri sever.
09:04Piyasaya zerre kadar meta sunmayan bu hedefsiz, aylak zihinsel sapmalar ise sistem için inanılmaz tehlikelidir.
09:10Çünkü bizi o katı, buz gibi hesapçı zihniyetin elinden çekip alır ve insanlığımıza geri döndürürler.
09:16Evet, biz o muazzam zekamızla dünyayı baştan aşağı dönüştürdük.
09:21Ama öyle görünüyor ki asıl krizimiz zihnimizi yitirmek falan değil.
09:25Asıl krizimiz tıkır tıkır işleyen kusursuz bir zekayla hayatta kalırken varlığımızın o temel gerekçesini tamamen ıskalamaktır.
09:33Artık o keskil zekamızı kendi içimize aklımızın ne yöne gittiğine çevirme zamanı geldi de geçiyor.
09:39İncelememizi, makalenin de hepimizi derinden sarsması gereken o kışkırtıcı, çok önemli son sorusuyla bitirmek istiyorum.
09:47Lütfen bunu gerçekten kendinize bir sorun.
09:49Bizi yöneten şey akılsızlık değilse, aklımız kimin hizmetinde?
09:54Milimetrik olarak optimize edilmiş, her bir saniyesi ölçülen, o muazzam verimli hayatınızdan ve o kusursuz rasyonelitenizden aslında kim fayda sağlıyor?
10:03Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
10:05Lütfen bu soruyu aklınızın bir köşesinde hep tutun.