00:00Herkese merhaba. Bugün Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en çok tartışılan, en kırılma noktalarından birine
00:062015 Dolmabahçe Mutabakatı'na tamamen tarafsız bir mercek tutuyoruz.
00:11Bu analizimizde o meşhur anlaşmanın tarihsel arka planını adım adım inceleyecek,
00:16geçmişteki siyasi duruşlarla bugünün söylemlerini karşılaştıracağız.
00:20Hazırsanız hemen başlayalım.
00:22Peki, hadi bu konuya biraz derinlemesine dalalım.
00:26Siyasi söylemler 2015'ten günümüze nasıl evrildi?
00:29Aslında bu solu birazdan adım adım çözeceğimiz büyük bir siyasi paradoksun tam da merkezinde yer alıyor.
00:35O dönemin keskin kırmızı çizgileri bugün nasıl oldu da bu kadar bulanıklaştı?
00:40Gelin detaylara birlikte bakalım.
00:42Birinci perde, 2002 ve ilk deklarasyon.
00:46Biliyorsunuz, bugünü gerçekten anlamak istiyorsak, her şeyin başladığı o ilk metne,
00:51yani terör örgütü liderinin yayımladığı Barış ve Özgür Birliktelik adlı o deklarasyona dönmemiz şart.
00:58Bu 2002 deklarasyonu öyle sadece havada kalan soyut laflardan ibaret değildi.
01:03Aksine, ortada oldukça katı bir takvim ve ciddi bir yasal paket talebi vardı.
01:08Hatta işi o kadar somutlaştırdılar ki, bu planın yasal bir yol haritasına dönüşmesi için 2005 yılını kesin bir hedef tarihi
01:15olarak belirlediler.
01:16İşte buradaki en kritik nokta şu, deklarasyon basit bir pişmanlık yasasını ya da genel affı kestirip atıyor,
01:24doğrudan yapısal ve kalıcı yasal değişiklikler istiyordu.
01:27Ekranda da görüyorsunuz, binlerce tutuklunun sürece dahil edilmesinden tutun da,
01:32anayasal vatandaşlık tanımının değiştirilmesine kadar aslında son derece kapsamlı bir çerçeve çizilmişti.
01:37Ve işin ilginç yanı, bu vizyon sadece Türkiye sınırlarında kalmıyordu.
01:42Deklarasyonda aynen şu ifade geçiyor, sorunun çözümü Türkiye'deki demokratik sistem içerisinde geliştirilirse,
01:50Orta Doğu'nun bütün halkları demokratik federasyon temelinde birleşmelidir.
01:54Yani kurulan bu yapının sadece yerel kalmayıp, Orta Doğu geneline yayılacak bir modele dönüşmesi hedefleniyordu.
02:01Şimdi gelelim ikinci perdeye.
02:032015 Dolmabahçe Mutabakatı.
02:05Zamanı biraz ileri sarıyoruz ve 28 Şubat 2015'e dönemin AKP yetkilileriyle HDP heyetinin o meşhur tarihi Dolmabahçe görüşmesine gidiyoruz.
02:16Dile kolay tam 13 yıl.
02:18İlk deklarasyonun üzerinden geçen kocaman bir zaman dilimi.
02:22Ve bu uzun aranın ardından her iki tarafın da üzerinde uzlaştığını açıkladığı 10 maddelik o yeni ortak mutabakat metni kamuoyuna
02:31duyuruldu.
02:31Peki sizce aynı masada oturup anlaşılan bu mutabakat dışarıya nasıl sunuldu dersiniz?
02:37İşte bu karşılaştırma siyasi iletişimin nasıl işlediğini harika bir şekilde özetliyor.
02:42Ortada tek bir 10 maddelik mutabakat var tamam mı?
02:44Ama iki taraf bunu kendi seçmenine bambaşka şekillerde anlatıyor.
02:49HDP bunu silahlı mücadelenin yerine demokratik siyasetin alacağına dair tarihi bir niyet beyanı olarak pazarlarken,
02:55AKP tarafı sadece silahların bırakılmasının demokratik gelişime iğme kazandıracağına odaklanıyor.
03:01Yani aynı metin iki tamamen farklı vitrin.
03:04Özgür vatandaşlık, demokratik siyaset, çoğulcu kimlik ve yepyeni bir anayasa.
03:09Hmm bu kavramlar bir yerlerden tanıdık geldi mi?
03:12Az önce konuştuğumuz 2002'deki o ilk taleplerin yıllar içinde nasıl yavaş yavaş şekil değiştirip,
03:172015'te her iki tarafın da üzerinde anlaştığı resmi ve yapısal bir çerçeveye dönüştüğünü burada çok net görebiliyoruz.
03:23Üçüncü perde sert tepki ve yansımalar.
03:27Tabii siyasette hiçbir hamle karşısız kalmaz, hele ki böyle bir konuda.
03:32Mutabakatın kamuoyunu açıklanmasının hemen ardından kopan o fırtunayla hikayemizin ana çatışması da başlamış oldu.
03:39O dönem bu siyasi fırtınanın tam merkezinde MHP lideri Devlet Bahçeli vardı.
03:44Bahçeli bu anlaşmayı çok sert bir dille reddetti.
03:47Hatta bu ortak açıklamayla AKP ve PKK'nın tabiri caizse masada eşitlendiğini söyleyip,
03:52bu metni doğrudan bir bölünme manifestosu olarak ilan etti.
03:57Ver başkanlığı al özertliği çıkışı o günlere damgasını vurmuştu.
04:01Bahçeli'nin 2015'teki o duruşunu biraz daha açmakta fayda var.
04:06Bahçeli, hazırlanacak yeni anayasanın doğrudan terör örgütü lideri tarafından dikte edileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
04:14Ona göre örgütün silah falan bıraktığı yoktu.
04:17Sadece kendi talepleri karşılanana kadar eylemleri beklemeye alıp devleti silah tehdidi altında tutuyorlardı.
04:25Bu da ülkenin tamamen çözülmesine giden bir yoldu.
04:28Dördüncü perde günümüzdeki paradoks.
04:30Hadi şimdi zamanı bugüne saralım ve hikayenin tepe noktasına doğru ilerleyelim.
04:35Bakalım geçmişin o keskin söylemleri bugünün manzarasıyla nasıl örtüşüyor?
04:39Bakın yakın zamanda kandilden gelen bir açıklama oldukça dikkat çekici.
04:43Murat Karayılan artık mücadelenin siyasi ve hukuki çerçevede yürütüleceğini söylüyor.
04:49Lütfen demin konuştuğumuz Devlet Bahçeli'nin 2015'teki o uyarısını bir hatırlayın.
04:54Örgütün tamamen silah bırakmak yerine siyasi zemin üzerinden şartlı bir bekleme sürecine geçeceği öngörüsü,
05:00bugünkü bu söylemle gerçekten inanılmaz bir paralellik taşıyor.
05:04Madem siyasi zemin dedik, öyleyse bugüne dönüp Dem Parti'nin güncel taleplerine bir göz atalım.
05:09Çerçeve oldukça net.
05:12Ana dilde eğitim, kimliğin tanınması, özellik şartı ve eşit yurttaşlık.
05:17Şöyle bir durup düşünürseniz, bu modern taleplerin aslında 2002'deki deklarasyonun ve 2015'teki mutabakatın adeta bir karbon kopyası olduğunu fark etmemek
05:27elde değil.
05:27Tıpkı eskiden olduğu gibi, Dem Parti bugün de bu talepleri bölücü bir hareket olarak değil, tam tersine birleştirici bir demokratik
05:36adım olarak sunmaya devam ediyor.
05:3830 Ağustos'ta yaptıkları açıklamada, yıllardır ödenen bedellerin artık bir masada bir demokratik cumhuriyet hedefine evrildiği ve bu yeni sürecin Türkiye
05:47'yi asla bölmeyeceği özellikle vurgulandı.
05:49Ama asıl ilginç olan, bu ekranda karşımıza çıkan zamanlama, DM Partili isimlerin o ılımlı demokratik cumhuriyet mesajlarını verdiği günün tam
05:58olarak aynısında, yani 30 Ağustos'ta, MHP lideri Devlet Bahçeli'den şu mesaj yankılandı.
06:03Bu vatan üzerinde son söz Türk milletindir.
06:06Düşünebiliyor musunuz, aynı gün içinde bir yanda özellik ve yeni anayasa tartışmaları, diğer yanda son sözün kimde olduğunu en keskin
06:13milliyetçi tonda vuran bir ittifak ortağı.
06:15Tüm bu tarihsel arka plan bize o kaçınılmaz büyük soruyla baş başa bırakıyor.
06:21Bir yanda 20 yıllık o bildik talepler yeniden masaya sürülürken, diğer yanda aynı ittifakın içinden bu kadar keskin milliyetçi çıkışlar
06:29duyuyoruz.
06:29Peki bu çelişkili açıklamalar müttefikler arasında gerçekten bir habersizlik mi, yoksa tüm bunlar sadece kitleleri yatıştırmak için özenle tasarlanmış bir
06:39siyasi retorik mi?
06:40Bugünün bu karmaşık siyasi paradoksunu onlamak ancak işte bu parçaları doğru birleştirmekle mümkün.
06:46Bu analizimizde bize katıldığınız için çok teşekkürler, bir sonrakinde görüşmek üzere.