Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Müyesser Yıldız bu köşe yazısında, Türkiye’deki çözüm süreci girişimlerinin tarihsel gelişimini ve Devlet Bahçeli’nin bu süreçlere yönelik değişen siyasi tutumunu eleştirel bir dille analiz etmektedir. Kaynakta, 2002 yılındaki terör örgütü deklarasyonları ile 2015’teki Dolmabahçe Mutabakatı arasında paralellikler kurularak, geçmişte sunulan taleplerin bugün de benzer şekilde gündemde olduğu vurgulanmaktadır. Bahçeli’nin geçmişte "ihanet" olarak nitelendirdiği maddelerin, güncel siyaset ve anayasa tartışmalarında yeniden karşılık bulması yazar tarafından çelişkili bir durum olarak sunulmaktadır. Ayrıca, DEM Parti temsilcilerinin özerklik ve kimlik tanınması gibi radikal taleplerini sürdürdüğü, buna karşın Bahçeli’nin milliyetçi söylemlerine devam ettiği belirtilmektedir. Sonuç olarak metin, mevcut sürecin Türk milletinin bütünlüğü üzerindeki etkilerini sorgularken, siyasi aktörlerin beyanları ile sahadaki talepler arasındaki uçuruma dikkat çekmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en çok tartışılan, en kırılma noktalarından birine
00:062015 Dolmabahçe Mutabakatı'na tamamen tarafsız bir mercek tutuyoruz.
00:11Bu analizimizde o meşhur anlaşmanın tarihsel arka planını adım adım inceleyecek,
00:16geçmişteki siyasi duruşlarla bugünün söylemlerini karşılaştıracağız.
00:20Hazırsanız hemen başlayalım.
00:22Peki, hadi bu konuya biraz derinlemesine dalalım.
00:26Siyasi söylemler 2015'ten günümüze nasıl evrildi?
00:29Aslında bu solu birazdan adım adım çözeceğimiz büyük bir siyasi paradoksun tam da merkezinde yer alıyor.
00:35O dönemin keskin kırmızı çizgileri bugün nasıl oldu da bu kadar bulanıklaştı?
00:40Gelin detaylara birlikte bakalım.
00:42Birinci perde, 2002 ve ilk deklarasyon.
00:46Biliyorsunuz, bugünü gerçekten anlamak istiyorsak, her şeyin başladığı o ilk metne,
00:51yani terör örgütü liderinin yayımladığı Barış ve Özgür Birliktelik adlı o deklarasyona dönmemiz şart.
00:58Bu 2002 deklarasyonu öyle sadece havada kalan soyut laflardan ibaret değildi.
01:03Aksine, ortada oldukça katı bir takvim ve ciddi bir yasal paket talebi vardı.
01:08Hatta işi o kadar somutlaştırdılar ki, bu planın yasal bir yol haritasına dönüşmesi için 2005 yılını kesin bir hedef tarihi
01:15olarak belirlediler.
01:16İşte buradaki en kritik nokta şu, deklarasyon basit bir pişmanlık yasasını ya da genel affı kestirip atıyor,
01:24doğrudan yapısal ve kalıcı yasal değişiklikler istiyordu.
01:27Ekranda da görüyorsunuz, binlerce tutuklunun sürece dahil edilmesinden tutun da,
01:32anayasal vatandaşlık tanımının değiştirilmesine kadar aslında son derece kapsamlı bir çerçeve çizilmişti.
01:37Ve işin ilginç yanı, bu vizyon sadece Türkiye sınırlarında kalmıyordu.
01:42Deklarasyonda aynen şu ifade geçiyor, sorunun çözümü Türkiye'deki demokratik sistem içerisinde geliştirilirse,
01:50Orta Doğu'nun bütün halkları demokratik federasyon temelinde birleşmelidir.
01:54Yani kurulan bu yapının sadece yerel kalmayıp, Orta Doğu geneline yayılacak bir modele dönüşmesi hedefleniyordu.
02:01Şimdi gelelim ikinci perdeye.
02:032015 Dolmabahçe Mutabakatı.
02:05Zamanı biraz ileri sarıyoruz ve 28 Şubat 2015'e dönemin AKP yetkilileriyle HDP heyetinin o meşhur tarihi Dolmabahçe görüşmesine gidiyoruz.
02:16Dile kolay tam 13 yıl.
02:18İlk deklarasyonun üzerinden geçen kocaman bir zaman dilimi.
02:22Ve bu uzun aranın ardından her iki tarafın da üzerinde uzlaştığını açıkladığı 10 maddelik o yeni ortak mutabakat metni kamuoyuna
02:31duyuruldu.
02:31Peki sizce aynı masada oturup anlaşılan bu mutabakat dışarıya nasıl sunuldu dersiniz?
02:37İşte bu karşılaştırma siyasi iletişimin nasıl işlediğini harika bir şekilde özetliyor.
02:42Ortada tek bir 10 maddelik mutabakat var tamam mı?
02:44Ama iki taraf bunu kendi seçmenine bambaşka şekillerde anlatıyor.
02:49HDP bunu silahlı mücadelenin yerine demokratik siyasetin alacağına dair tarihi bir niyet beyanı olarak pazarlarken,
02:55AKP tarafı sadece silahların bırakılmasının demokratik gelişime iğme kazandıracağına odaklanıyor.
03:01Yani aynı metin iki tamamen farklı vitrin.
03:04Özgür vatandaşlık, demokratik siyaset, çoğulcu kimlik ve yepyeni bir anayasa.
03:09Hmm bu kavramlar bir yerlerden tanıdık geldi mi?
03:12Az önce konuştuğumuz 2002'deki o ilk taleplerin yıllar içinde nasıl yavaş yavaş şekil değiştirip,
03:172015'te her iki tarafın da üzerinde anlaştığı resmi ve yapısal bir çerçeveye dönüştüğünü burada çok net görebiliyoruz.
03:23Üçüncü perde sert tepki ve yansımalar.
03:27Tabii siyasette hiçbir hamle karşısız kalmaz, hele ki böyle bir konuda.
03:32Mutabakatın kamuoyunu açıklanmasının hemen ardından kopan o fırtunayla hikayemizin ana çatışması da başlamış oldu.
03:39O dönem bu siyasi fırtınanın tam merkezinde MHP lideri Devlet Bahçeli vardı.
03:44Bahçeli bu anlaşmayı çok sert bir dille reddetti.
03:47Hatta bu ortak açıklamayla AKP ve PKK'nın tabiri caizse masada eşitlendiğini söyleyip,
03:52bu metni doğrudan bir bölünme manifestosu olarak ilan etti.
03:57Ver başkanlığı al özertliği çıkışı o günlere damgasını vurmuştu.
04:01Bahçeli'nin 2015'teki o duruşunu biraz daha açmakta fayda var.
04:06Bahçeli, hazırlanacak yeni anayasanın doğrudan terör örgütü lideri tarafından dikte edileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
04:14Ona göre örgütün silah falan bıraktığı yoktu.
04:17Sadece kendi talepleri karşılanana kadar eylemleri beklemeye alıp devleti silah tehdidi altında tutuyorlardı.
04:25Bu da ülkenin tamamen çözülmesine giden bir yoldu.
04:28Dördüncü perde günümüzdeki paradoks.
04:30Hadi şimdi zamanı bugüne saralım ve hikayenin tepe noktasına doğru ilerleyelim.
04:35Bakalım geçmişin o keskin söylemleri bugünün manzarasıyla nasıl örtüşüyor?
04:39Bakın yakın zamanda kandilden gelen bir açıklama oldukça dikkat çekici.
04:43Murat Karayılan artık mücadelenin siyasi ve hukuki çerçevede yürütüleceğini söylüyor.
04:49Lütfen demin konuştuğumuz Devlet Bahçeli'nin 2015'teki o uyarısını bir hatırlayın.
04:54Örgütün tamamen silah bırakmak yerine siyasi zemin üzerinden şartlı bir bekleme sürecine geçeceği öngörüsü,
05:00bugünkü bu söylemle gerçekten inanılmaz bir paralellik taşıyor.
05:04Madem siyasi zemin dedik, öyleyse bugüne dönüp Dem Parti'nin güncel taleplerine bir göz atalım.
05:09Çerçeve oldukça net.
05:12Ana dilde eğitim, kimliğin tanınması, özellik şartı ve eşit yurttaşlık.
05:17Şöyle bir durup düşünürseniz, bu modern taleplerin aslında 2002'deki deklarasyonun ve 2015'teki mutabakatın adeta bir karbon kopyası olduğunu fark etmemek
05:27elde değil.
05:27Tıpkı eskiden olduğu gibi, Dem Parti bugün de bu talepleri bölücü bir hareket olarak değil, tam tersine birleştirici bir demokratik
05:36adım olarak sunmaya devam ediyor.
05:3830 Ağustos'ta yaptıkları açıklamada, yıllardır ödenen bedellerin artık bir masada bir demokratik cumhuriyet hedefine evrildiği ve bu yeni sürecin Türkiye
05:47'yi asla bölmeyeceği özellikle vurgulandı.
05:49Ama asıl ilginç olan, bu ekranda karşımıza çıkan zamanlama, DM Partili isimlerin o ılımlı demokratik cumhuriyet mesajlarını verdiği günün tam
05:58olarak aynısında, yani 30 Ağustos'ta, MHP lideri Devlet Bahçeli'den şu mesaj yankılandı.
06:03Bu vatan üzerinde son söz Türk milletindir.
06:06Düşünebiliyor musunuz, aynı gün içinde bir yanda özellik ve yeni anayasa tartışmaları, diğer yanda son sözün kimde olduğunu en keskin
06:13milliyetçi tonda vuran bir ittifak ortağı.
06:15Tüm bu tarihsel arka plan bize o kaçınılmaz büyük soruyla baş başa bırakıyor.
06:21Bir yanda 20 yıllık o bildik talepler yeniden masaya sürülürken, diğer yanda aynı ittifakın içinden bu kadar keskin milliyetçi çıkışlar
06:29duyuyoruz.
06:29Peki bu çelişkili açıklamalar müttefikler arasında gerçekten bir habersizlik mi, yoksa tüm bunlar sadece kitleleri yatıştırmak için özenle tasarlanmış bir
06:39siyasi retorik mi?
06:40Bugünün bu karmaşık siyasi paradoksunu onlamak ancak işte bu parçaları doğru birleştirmekle mümkün.
06:46Bu analizimizde bize katıldığınız için çok teşekkürler, bir sonrakinde görüşmek üzere.

Önerilen