00:0011 yaşında mesleğe başladım.
00:02Ben bir ağaç çocuğuydum.
00:05Annemin tavsiyesiyle.
00:07Annem bu mesleğin iyi olacağının, bunun gerekli olduğunu söyledi.
00:11Sen dedi, ahçı olursan, elin bulaşını yalarsan karnın doyan.
00:15Sen ahçı olursan temiz olursun.
00:16Sen ahçı olursan dünyayı gezersin.
00:18Sordum, nasıl dünyayı gezerim?
00:20Anam dedi ki, Oxford bitirmemişti.
00:23Dedi, gemilerin da ahçısı var.
00:25Ünlülerin da ahçısı var, ünlülere yetişirsin.
00:27Bunları hep sırayla anlattı bana.
00:30En son bir kelime konuştum.
00:33Sen ahçı olursan dedi, her zaman en iyi yemekleri yersin.
00:36Ne yedi diye sordum.
00:38Dedi ki, senin arkadaşın ya kebapçı, ya baklavacı, ya pastacı, ya ahçı.
00:43Sen onun yanına gittiğinizde, içinizde gizli bir rekabet vardır.
00:47En iyisini, en iyisini sana ikram eder.
00:51Sen de geleni ikram edersin, dedi.
00:53Hatta şöyle bir kelime kullandım.
00:54Ben kullanmak istemiyorum azıcık ama söyleyeceğim.
00:56Dedi ki, sen demirci olsan, arkadaşın yanına gitsen, paslı bardakla çay içersin, dedi.
01:02Ama ahçıysan, beyaz kalırsın, dedi.
01:05Temiz kalırsın.
01:06Yalıştığın yerlerde, yatacak yer de var, karnın da doyar, kazandığın cebiye kalır, ekonominin düzgün olur, dedi.
01:13Mesleğe böyle başladık.
01:14Böyle başladıktan sonra ben belli bir süre sonra, Kazantep'liyim, yemeğin başkentinden, İstanbul'a gittim.
01:20İstanbul'da yetiştim, iyi ustaların yanında çalıştım.
01:24Yurt dışı sevdası başladı.
01:26Yurt dışıda çok ünlü şeflerle çalıştım.
01:29Derken, hem ahçılığım, hem baklavacılığım, hem kebapçılığım had safhada gelişti.
01:36Gelince tekrar Türkiye'ye döndüm.
01:37Ben Dortmund'da fabrika kurdum.
01:39Sudarabisi'nda Bahra'da fabrika kurdum.
01:41Okinava'da gittim, çalıştım, meyveleri öğrendim.
01:44Tokyo'da dükkanı açtım vs.
01:46Yani dünyanın birçok ülkesinde.
01:48Ülkeye geldim, yerleştim.
01:50Markalar oluşturdum.
01:51Kendi iş yerlerim var benim şu anda.
01:53Üç dört yüz tane de çalışanım var.
01:55Kendi sektörü alanımda.
01:57Böyle devam ediyoruz.
01:58Derken, Yunanistan baklavaya sahip çıktı.
02:01Yok, Meyrut çıktı.
02:02O çıktı, bu çıktı derken, biz önce Yunanistan'a gittik, baklavamızın patentini aldık, geldik.
02:08Yetmedi.
02:08Baklava Aki'den kurtaramadık baklavayı.
02:11Sonra dünyanın en büyük baklavasını yaptık.
02:14Dünyanın en büyük baklavasını yaptık.
02:15Yedi buçuk metre boyunda, iki buçuk metrenin de on bir bin sekiz dilim.
02:19Yedi saatte yaptık.
02:21Dünya rekoru kırdık.
02:22Yine rekorlar kitabını adımızı yazdırdık.
02:24Tabii bununla beraber ben altmış beş ülke gezdim.
02:30Bu ülkelerin Moskova'da İzmir Marşı'nı çaldırdım.
02:35Hüsn'da Siklal Marşı.
02:36Efendim, İskenderiye'de 10. Yıl Marşı gibi.
02:40Benim sayfalarımda bu var, YouTube'da var zaten, izlersiniz.
02:43Bunları yaptık.
02:45İşte altı dünya rekoru, üç ginesle koru.
02:48Yani en büyük döneri de, şey de Moskova'da taktık.
02:51En büyük etini Danimarka'da pişirdik.
02:52Yani yaptık sektöre böyle hizmetler verdik.
02:56Tabii ki işin esas güzel olan tarafı, ben bir eğitmen şefim.
03:03Türkiye'de hiçbir gitmediğim üniversite sayısı azdır.
03:06Veya meslek okulları azdır.
03:08Hepsine derse girerim, hala Hacı Bayram Veli'de de giriyorum.
03:11Bugün de buradaki yaptığımız işler, Hacı Bayram Veli Üniversitesi bizden rica etti.
03:16Biz de üzerimize düşeni yaptık.
03:18Umarım amacına ulaşmıştır.
03:19Hem hamur açtım, hem ülkelere hoş geldin tatları yaptık.
03:24Bütün bayrakları sergileyerek.
03:26Bundan da çok mutluyum yani.
03:28Amerika'ya baklava satıyorum.
03:29Buradan bütün baklavacılar şunu bilecek ki,
03:33biz baklavamızı tanıttık, yurt dışına artık baklava ihraç ediyoruz.
03:39Bu da benim için en büyük sevinç ve övüş kaynağı.