00:00Herkese selamlar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün gerçekten ofu kaçıcı, bir o kadar da sarsıcı bir konuyu Prof. Dr. Nadim Macit'in oldukça ses getiren tezini
00:10masaya yatırıyoruz.
00:11Yazar Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemindeki siyasi stratejilerle günümüzdeki modern emperyalist güçlerin taktikleri arasında inanılmaz paralellikler olduğunu savunuyor.
00:20Yani aslında geçmişi anlamak bugünün şifrelerini çözmektir diyor.
00:23Biz de bu analizde tüm bu karmaşık iddialara tarafsız bir gözle şöyle yakından bir bakacağız. Hazırsanız hemen başlayalım.
00:30Yol haritamız şöyle olacak. Önce siyasi strateji olarak tarihi ele alacağız.
00:35Sonra meşhur sev planının kodlarına bakıp dilin nasıl bir silaha dönüştürüldüğünü konuşacağız.
00:41Ardından hukukun nasıl inşa edildiğine değinip tüm bunların modern siyasetteki yankılarıyla incelememizi toparlayacağız.
00:48Hemen birinci bölümümüzde yani siyasi strateji olarak tarih konusuyla başlıyoruz.
00:54Şimdi yazar tüm bu analizini çok temel bir varsayım üzerine kuruyor.
00:59Geçmişteki siyasi duruşlar aslında bugünün güncel stratejileridir.
01:03Tarihe baktığımızda iki zıt kutup görüyoruz.
01:06Bir tarafta emperyalist güçlerin her dediğine boyun eğen ve resmen onların mantığını kopyalayan vassal yani uydu duruşu var.
01:14Diğer yanda ise oyunun asıl amacını çözen, çelişkileri sorgulayan ve milli haysiyeti savunan direniş duruşu.
01:21İşin en çarpıcı kısmı ne biliyor musunuz?
01:24Yazar, boyun eğenlerin kullandığı politik dilin zamanla işgalci gücün zihniyetiyle birebir aynılaştığını iddia ediyor.
01:32Adeta bir kopyala yapıştır durumu yani.
01:35Gelelim ikinci bölümümüze.
01:37Sev planı.
01:37Çoğumuz 1920 tarihli Sevran taşmasını tozlu raflardaki tarihi bir belge olarak düşünürüz değil mi?
01:44Ama yazarımız meseleye hiç de öyle bakmıyor.
01:47Ona göre Sevr, egemen güçlerin yerel siyasi uzantılarıyla yani vassallarıyla nasıl etikleşime girdiğini harfi harfine gösteren kodlarla dolu canlı bir
01:57kullanma kılavuzu.
01:58Yazar diyor ki, sadece bu kararlara bile baksanız bu efendi-uydu ilişkisinin tarih boyunca hiç değişmediğini çok net görebilirsiniz.
02:06Şu alıntıya bir bakar mısınız?
02:08Yazar, egemen güçlerin kendilerine direnenleri nasıl çerçevelediğini dikkat çekiyor.
02:12Emperyalist güçler için Anadolu'daki milli uyanış saygı duyulacak bir direniş falan değildi, sadece can sıkıcı bir baş ağrısıydı.
02:19Bu hareketi itibarsızlaştırmak için çok stratejik bir şekilde haydut ya da maskara gibi kelimeler kullandılar.
02:25İddiaya göre egemen güç bir müdahale için gerekçe aramaz, o gerekçeyi bizzat kendisi yaratır.
02:31Bu da bizi çok kritik bir diğer konuya, üçüncü bölüme getiriyor, dilin silahlaştırılması.
02:38İşte burada işler gerçekten de bir hayli ilginçleşiyor.
02:42Kelimeler nasıl silaha dönüşür?
02:44Yazar bunu çatallı dil dediği bir kavramla açıklıyor.
02:48Düşünün, bir yandan milletin ortak kimliğine, değerlerine saldırıyorsunuz ama diğer yandan ağzınızdan demokrasi ve özgürlük kelimeleri düşmüyor.
02:57Tam bir paradoks, tam bir ikiyüzlülük.
03:00Profesör Macit'e göre, yabancı güçlerin güdümüne girmiş siyasi hareketleri tanımak istiyorsanız, bakmanız gereken ilk şey işte bu çatallı dildir.
03:08Peki, tam olarak hangi kelimeler silahlaştırılıyor?
03:12Barış, demokrasi, özgürlük ve halkların eşit hakları.
03:17Hepimizin kulağına harika gelen, evrensel kavramlar bunlar değil mi?
03:21Ancak yazar, bu pozitif kavramların aslında emperyalist niyetleri gizlemek için birer kalkan olarak kullanıldığını iddia ediyor.
03:29Tıpkı 1920'lerde olduğu gibi, bugün de Afganistan veya Irak gibi ülkelerdeki işgallerin tamamen bu kavramların ardına sığınılarak meşrulaştırıldığını savunuyor.
03:40Dördüncü bölümümüz, Hukukun İnşası
03:42Sizce hukuk her zaman adaleti mi getirir?
03:46Yazarımıza göre, egemen güçler, adaleti değil, kendi çıkarlarına hizmet eden bir hukuk sistemi inşa ediyorlar.
03:53Doğrudan sevr metninden süzülüp gelen bu işgal mantığı, tam dört şablona oturuyor.
03:57Bakın, 1. Mağlup devlet, tüm şartları peşinen kabul edecek.
04:022. İşgalcilere tam bir diplomatik dokunulmazlık verilecek.
04:063. Sürekli ve zorunlu bir raporlama mekanizması kurulacak.
04:09Ve 4. Ülkenin en mahrem haritaları, jeodizik verileri, işgalci komisyonlara teslim edilecek.
04:15İnanılmaz değil mi?
04:16Bu, hukuki bir metinden ziyade, ülkeyi anahtar teslim devretmenin belgesi adeta.
04:21Sevrim maddelerine şöyle biraz daha yakından, yazarın gözlüğüyle bakarsak, stratejiyi çok net görüyoruz.
04:27Mesela madde 21. Kağıt üzerinde otonomi veriyormuş gibi dursa da, yazara göre asıl amaç, rehberlik kılıfı altında o ülkenin egemenliğini
04:36elinden anmak.
04:37Veya madde 36. Azınlık hakları konusunu öyle bir kurguluyorlar ki, ileride işlerine geldiğinde müdahale edebilmek için hukuki bir açık kapı
04:45bırakıyorlar.
04:46Madde 64 ise, etnik ayrılıkların bir ülkeyi siyasi olarak parçalamak için nasıl bir maymuncuk gibi kullanıldığını açıkça gösteriyor.
04:54Tabii işin sadece siyasi değil, çok ağır bir ekonomik ve coğrafi boyutu da var.
04:59Madde 90 ile topraklardaki tüm egemenlik haklarından tamamen vazgeçilmesi isteniyor.
05:04Madde 108 ve 110 ise adeta bir yağma mantığıyla çalışıyor.
05:07Osmanlı'nın eski coğrafyasındaki tüm mülklerine hiçbir tazminat ödemeye bile gerek duymadan tek taraflı el konuluyor.
05:14Yazar burada bize, bir devletin ekonomik ve coğrafi olarak nasıl ilmek ilmek tasfiye edildiğini gösteriyor.
05:20Peki tüm bunlar yaşanırken içerideki işbirlikçilere ne oluyor derseniz, onlar elbette koruma altında.
05:27Madde 128 ve 137 çok net bir şekilde müttefik güçlere yardım eden herkesi her türlü yerel yargılamadan veya cezadan muaf
05:36tutuyor.
05:36Yazara göre kendi ülkesine ihanet edenleri koruyan bu hukuki zırh, egemen güç ile yerel uydular arasındaki o karanlık ittifakın ne
05:44kadar sistematik işlediğinin en büyük kanıtı.
05:47Ve geldik 5. yani son bölümümüze, modern siyasetteki yankılar.
05:52İşte yazarın tüm bu tarihi verileri günümüze taşıyıp oldukça sarsıcı paralellikler kurduğu noktadayız.
05:59Metin, geçmişte İngiliz muhipler cemiyeti veya Kürt tealiği gibi açıkça işbirlikçi olan yapılarla günümüzdeki bazı modern siyasi hareketler arasında doğrudan
06:09bir bağ kuruyor.
06:10Yazarın iddiasına göre bugün dışarıdan fonlanarak demokratikleşme adı altında devleti zayıflatmayı savunan hareketler var ya, işte onların etiketleri, isimleri değişmiş
06:20olsa da savundukları zihniyet ve oynadıkları rol 1920'lerdeki o uydularla tıp atıp aynı.
06:26Peki, yazarın iddia ettiği bu modern uydu ajandası tam olarak neleri kapsıyor?
06:33Demokrasi getireceğiz diyerek devletin yapısını küçültmek, adalet ve eğitim sisteminin tam ortasına etnik ve dini ayrılıkları yerleştirmek,
06:41yeni bir anayasa tartışması üzerinden ülkeyi gizliden gizliye federatif bir sisteme hazırlamak,
06:47hatta yazar işi bir adım öteye taşıyıp bazı grupların İslami söylemlerin arkasına saklanarak basbayağı bir Amerikan mandası arzuladığını öne sürüyor.
06:57Kabul edelim, bunlar gerçekten üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken çok ağır iddialar.
07:02Peki, bütün bu stratejilerin, bu çatallı dilin, bu hukuki mühendisliğin nihai amacı ne?
07:08Yazarın ulaştığı sonuç çok net, asıl hedef, bağımsız cumhuriyeti içeriden çökertmek ve onu küresel egemen güçlerin elinde oyuncak olacak,
07:18her denileni itaat eden uyumlu bir araca dönüştürmek.
07:22Kısacası metne göre, 1920'lerde Sevr masasında planlananlar, bugün sadece kılık değiştirerek,
07:28farklı kelimelerle ama tamamen aynı hedeflerle tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.
07:33Bu derinlikli görsel analizimizin sonuna gelirken, sizi zihninizi kurcalayacak, kışkırtıcı bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:411920'lerin o karanlık siyasi dilini ve stratejilerini anlamak,
07:45bugünün o karmaşık, gürültülü siyasi arenasında yolumuzu bulmamız için bize gerçekten güvenilir bir harita sunabilir mi?
07:53Yoksa tarih sadece okuyup geçtiğimiz bir geçmiş mi?
07:56Yoksa aynı sahnelerin tekrar tekrar oynandığı koca bir tiyatro mu?
08:00Yazarın bu sarsıcı teze, eminim ki gündelik olaylara bakış açınızı bir kez daha sorgulamanıza neden olacaktır.
08:07İncelememize katıldığınız için çok teşekkürler, bilgiyle ve hep sorgulayarak kalın.