00:00Gelin bugün gözeteci müyesser yıldızın kaleminden çıkan Türk er gazileri ve şehit ailelerinin tam 48 gün süren o çarpıcı protestosunu
00:10detaylandıran bu analize yakından bakalım.
00:13Bu sadece sıradan bir eylem değil, aslında devletle vatandaş arasındaki o karmaşık ilişkinin adeta röntgenini çeken bir süreç.
00:21Hazırsanız hemen başlayalım.
00:23İlk bölümümüz protestonun kıvılcımı. Peki ne oldu da hak mücadelesi zaten 10-15 yıla dayanan gaziler bir anda sokaklara döküldü?
00:33Kaynağımız fitili ateşleyen çok spesifik bir olaya işaret ediyor.
00:37Hükümet o dönem PKK açılımı ile eş zamanlı bir haklar paketi hazırlıyordu.
00:42İşin can alıcı noktası ise şu, bu paket er gazilerin ve şehit ailelerinin taleplerini açıkça dışarıda bırakıyordu.
00:50İşte bu bardağı taşıran son damla oldu.
00:53Şimdi yazarın özellikle dikkat çektiği şu zamanlamaya bir bakar mısınız?
00:57Yetersiz ve yarım yamalak diye eleştirilen gazi yasasıyla PKK yasası, mecliste kelimenin tam anlamıyla birer gün arayla görüşülüyor.
01:06Daha da inanılmazı, her iki yasa resmi gazetede tam olarak aynı gün yayımlanıyor.
01:12Yani analizde terazinin bir kefesine gazilerin, diğerine ise bu açılım yasasının konduğunun altı kalın çizgilerle çiziliyor.
01:19Yazar burada kelimenin tam anlamıyla sarsıcı bir paradoks sunuyor önümüze.
01:24Bir yanda seslerini duyurmak için güven parkın betonunda zor şartlarda yatan, kalkan, eylem yapan er gaziler, diğer yanda ise teröristler
01:33için açılan taziye çadırları.
01:34Kaynak, bu akıl almaz tezatlığın kamuoyunda nasıl derin bir rahatsızlık ve sorgulamaya yol açtığını özellikle vurguluyor.
01:42Gelelim ikinci bölüme.
01:44Sokaklarda geçen tam 48 gün.
01:47İşin nasıl fiziksel bir boyuta taşındığını inceliyoruz.
01:5013 Temmuz'da meclise yürümek için yola çıkan grup anında polis barikatlarıyla karşılaşıyor.
01:57Şimdi o 48 günlük zorlu maratonun sokaklardaki dinamiğine bir bakalım.
02:01Bu süreç boyunca protestocular adeta bir satranç tahtasındaki piyonlar gibi sürekli yer değiştirmeye zorlanıyor.
02:09Her şey 13 Temmuz'da güven parkta başlıyor değil mi?
02:12Sonra bir şafak baskınıyla yaka paça gazi uyum evine götürülüyorlar.
02:16Oradan Aile Bakanlığı'nın önüne kamp kuruyorlar fakat konuyla hiç alakası olmayan bir yetkiliyle görüştürülüp tekrar uyum evine yollanıyorlar.
02:25Son durakları ise Kurtunuş Parkı.
02:27Analiz bu rotasyonun eylemi göz önünden çekip kontrol altında tutmak için kurgulanan sistematik bir çaba olduğunu gösteriyor.
02:34Tahmin edersiniz ki bu taşınmalar öyle sakin ve sessiz olmuyor, gerilim adım adım tırmanıyor.
02:41Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba'nın o sert açıklamalarından hemen sonra şafak baskınları başlıyor,
02:47uyum evine dönmek isteyen gazilerin karşısına askeri barikatlar dikiliyor.
02:51Hatta iş öyle bir noktaya varıyor ki Milli Savunma Bakanlığı önündeki basın açıklaması ARBD'ye dönüşüyor
02:57ve onlara destek veren İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu polis müdahalesiyle hastanelik oluyor.
03:03Devletin bu süreçteki kriz yönetiminde ise gerçekten tuhaf anlar yaşanıyor.
03:08Makale çok ironik bir olayı aktarıyor.
03:105 gazi temsilcisi üst düzey isimlerle görüştürülecekleri vaadiyle bizzat polis eskortuyla Milli Savunma Bakanlığı'na götürülüyor.
03:18Ama oraya vardıklarında onlara ne deniyor biliyor musunuz?
03:21Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş, sadece basın açıklaması yapabilirsiniz.
03:25Tabi hayal kırıklığına uğrayan gaziler bu teklifi anında reddedip eylem alanıma sokağa geri dönüyorlar.
03:31Üçüncü bölüme geçiyoruz, müzakereler ve ültimatomlar.
03:35Eylem uzadıkça iktidar kanadındaki o sağır edici sessizlik nihayet kırılıyor.
03:41Kritik kırılma noktası şu.
03:4343. güne gelindiğinde artık arka kapı diplomasisi, gergin pazarlıklar ve çok sert ültimatomlar devreye giriyor.
03:50İlginçtir, sessizliği ilk bozan isim eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar oluyor.
03:57Tayyar aslında sürecin iyi yönetilemediğini kabul ediyor ve oldukça net bir çıkış yapıyor.
04:03Diyor ki, talepleri ne kadar aykırı görünürse görünsün, herkes bu gazileri dinlemek zorunda.
04:08Cümlesi çok net, rahat bırakın onları ya da muhabbetle kucaklayın.
04:13Bu açıklamanın hemen iki gün sonrasında bu kez Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral devreye giriyor.
04:19Saral, gazilerin yetkililer arasında öyle kapı kapı dolaştırılmasını sert dille eleştiriyor ve olayı şöyle özetliyor.
04:26Bu mesele devlet ile vatandaş arasında kurulacak samimi bir gönül köprüsü meselesidir.
04:31Aslında bu küçük adım bile o an için gazileri inanılmaz umutlandırıyor.
04:35Tabii eylemi sonlandırmak için 47. günden itibaren bildiğimiz o klasik havuç sopa taktiği işlemeye başlıyor.
04:42İşin havuç kısmında ilk olarak Genelkurmay Başkanı'nın gazilere destek verdiği fısıltıları sızdırılıyor.
04:47Sonra Mehmet Ali Çelebi vasıtasıyla Hulusi Akar'ın Ekim'de meclis açıldığında bir gazi temsilcisini komisyona çağıracağı söyleniyor.
04:55Kısacası mesaj şu, siz şimdi eve dünün, biz sizi Ekim'de dinleyeceğiz.
04:59Ama bir de madalyonun diğer yüzü, yani işin sopa kısmı var.
05:03Analizde arka planda devasa bir bürokratik baskının başladığı aktarılıyor.
05:08Bürokratlar gazilerden alenen özür dilemelerini istiyor, haklarında tek tek dosya açılacağı fısıldanıyor.
05:15En vahimi de platform sözcüsü Erdem Çerçi yolunun işten atılmakla tehdit edilmesi.
05:20Tedavi raporları hastanelerden sorgulatılıyor, hatta direncini kırmak için eşi bile telefonla aranıyor.
05:26Gerçekten inanılmaz bir psikolojik baskı.
05:29Vakit daralıyor. 48. güne gelindiğinde kriz artık pik yapıyor ve gazilerin önüne çok net, çok katı bir ultimatom konuyor.
05:37Saat tam 17. Bunun tercümesi şu, eğer o saate kadar eylemi bitirmezseniz, emniyetin gözaltı araçları hazır ve müdahale an meselesi.
05:47Fakat gaziler gözaltı riskine rağmen geri adım atmıyor. En azından bir yetkiliden kesin bir taahhüt alana kadar direniyorlar.
05:54Ve nihayet saat 20.30 sularında Oktay Saral'la görüntülü bir telefon görüşmesi ayarlanıyor.
06:00Saral, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'a konuyu taşıyacağına dair söz veriyor.
06:05Ancak bu garantiye aldıktan sonra gaziler eyleme ara veriyor.
06:08Fakat asıl ilginç olan ne biliyor musunuz? Anlaşma sağlanır sağlanmaz, poliste inanılmaz bir acele telaşı başlıyor.
06:15Park bir anda boşaltılıyor ve Ankara dışından gelenler apar topar memleketlerine yollanıyor.
06:21Geldik dördüncü ve son bölüme. Anıtkabir sonrası.
06:25İşte tam burada yazar o kilit soruyu soruyor.
06:28Kimseye zararı dokunmayan, sadece sesini duyurmaya çalışan bir avuç gazi ve şehit yakını için devlet kademelerinde neden böylesine devasa bir
06:36panik yaşandı?
06:37Analiz bu telaşı yaklaşan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına bağlıyor.
06:42Kaynağa göre devlet aklını korkutan şey şuydu.
06:45Ya Anıtkabir'de açılım karşıtı sloganlar atılırsa ya da eyleme destek veren büyük bir kalabalık toplanırsa.
06:52İşte bu ihtimalden dolayı adım adım kısıtlamalar devreye giriyor.
06:56Önce gazilerin 30 Ağustos'taki toplu ziyaret talebi kesin bir dille reddediliyor.
07:02Peki o zaman bir gün önce gidelim diyorlar, o da reddediliyor.
07:05Sonunda sadece bireysel olarak ve çok sıkı bir polis takibi altında içeri girmelerine göz yumuluyor.
07:12Yazar bu noktada kendi şahit olduğu bir anekdotu paylaşıyor.
07:16Tekerlekli sandalyedeki Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba ve yanındaki tek bir gaziye Anıtkabir ziyaretinde eşlik ediyor.
07:24Fakat güven parktan aşina oldukları o dört sivil polis bu küçük grubu adım adım tabiri caizse nefes nefese takip ediyor.
07:33Orada sadece kısacık bir an sözcü mağabiri Yavuz Alatan ve Halk TV ekibiyle karşılaşabiliyorlar.
07:38Yazar kendi vatanı için en ağır bedelleri ödemiş insanların ülkelerinin kurucusunu ziyaret ederken maruz kaldıkları bu tabloyu derin bir utanç
07:48olarak tanımlıyor.
07:49Bu dosyanın sonuna gelirken sizi yazarın da işaret ettiği o derin kırılmayla baş başa bırakmak istiyorum.
07:56Koskoca bir 49 gün bu gergin süreç devletle o devlet için canını kolunu bacağını feda edenler arasındaki o görünmez kutsal
08:05bağı nasıl değiştirecek?
08:06Sizce Ekim ayı için verilen o sözler gerçekten tutulacak mı yoksa yaşanan bu süreç gazi hakları mücadelesinde geri dönülmez bir
08:15güvensizliğin temellerini mi attı?
08:16Kesinlikle üzerine düşünmeye değer bir soru.
08:19Bu analizimizde bize eşlik ettiğiniz için teşekkürler. Bir sonrakinde görüşmek üzere.