Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 58 dakika önce
Yazar A. Yağmur Tunalı, Türkiye'nin uzun süredir içinde bulunduğu etnik temelli ayrışma süreçlerini ve bu konuların medya ile siyaset sahnesindeki tek taraflı işlenişini eleştirmektedir. Batı'daki modern ulus devletlerde etnik ayrıcalıklara ve kurucu unsur ortaklığına asla izin verilmediğini, Türkiye'de ise bu evrensel kurallardan tehlikeli bir şekilde sapıldığını vurgulamaktadır. Televizyon programlarında bu manipülatif ezberleri bozan Sadi Somuncuoğlu gibi gerçekleri dile getiren isimlerin ise kasıtlı olarak ekranlardan dışlandığı ifade edilmektedir. Toplumda suni mağduriyetler kurgulanarak halkın birbirine düşman edildiği ve bu durumun milli birliği ciddi şekilde sarstığı belirtilmektedir. Sonuç olarak, hukukun ve kanunların tam uygulanmamasının ülkede büyük bir kafa karışıklığı yarattığı ve ortak huzuru tehdit ettiği savunulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, bu incelememizde ekranlarda bize sunulan gerçekliğin aslında ne kadar kurgusal olabileceğini konuşacağız.
00:07Ayağmur Tunalı'nın o meşhur makalesine dalıyoruz, konumuz ne mi?
00:10Türk medyasında yıllardır nasıl yapay bir siyasi anlatı üretildiği ve tabii ki merhum siyasetçi Sadi Somuncuoğlu'nun o umutulmaz televizyon
00:18tartışması.
00:19Hazırsanız hemen başlayalım.
00:21Tunalı yazısına çok çarpıcı bir soruyla giriyor.
00:24Diyor ki, şu an içinde bulunduğumuz bu siyasi ortam ve bitmek bilmeyen tartışmalar sizce sadece bugünün meselesi mi?
00:31Yoksa 20, 40, hatta 150 yıllık ince bir hazırlığın sonucu mu?
00:36Yani yazar, o her akşam izlediğimiz tartışma programlarının yüzeysel yapısının altında çok daha derin bir tarihsel arka plan yaptığını söylüyor.
00:44Birinci bölümümüz, medya manzarası.
00:47Televizyonlardaki o kurgu nasıl işliyor ona bir bakalım.
00:50Yazarın medyanın işleyişiyle ilgili tespitleri gerçekten inanılmaz.
00:54Düşünün, bütün kanallarda adeta mekik dokuyan, sadece 15-20 kişilik değişmez bir yorumcu kadrosu var.
01:00Tunalı'ya göre etnik ayrılıkçı hedefler eskiden halkta hiçbir karşılık bulmadığı için bilinçli olarak gizleniyordu.
01:06Ve sıkı durun, en çarpıcı iddia şu, bu ekranlarda çıkıp da
01:09''Ya sizin sorun dediğiniz şey tam olarak nedir? Açık açık söyleyin.'' diyerek bu yerleşik anlatıya meydan okuyan herkes anında susturuluyor,
01:17kara listeye alınıyorlar.
01:18Şaka değil, o ekranlardan tamamen siliniyorlar.
01:22Peki bu kara liste olayı bir şehir efsanesi mi?
01:25Yazar bunu somutlaştırmak için bizi tam 15 yıl öncesine götürüyor,
01:29Habertürk ya da CNN Türk ekranlarında yaşanan o spesifik olaya.
01:32Medyadaki bu kurgunun adeta ifşa olduğu o meşhur geceye.
01:36İkinci bölüm, kırılma noktası. Yani o tarihi tartışmanın ta kendisi.
01:41O gece stüdyoda resmen bir kırılma yaşanıyor.
01:44Bir tarafta Mithat Sancar var.
01:46Sancar, Batı demokrasilerinde kesin bir ulus devlet modeli olmadığını,
01:50sistemin çok parçalı olduğunu ve insan hakları sözleşmelerinin çok etnikli siyasi hakları garanti ettiğini savunuyor.
01:56Karşısındaysa Sadi Sonuncuoğlu oturuyor.
01:59Sonuncuoğlu bu medya kurgusunu çok iyi okuyan biri.
02:01Fransa, Almanya, Amerika gibi ülkelerin aslında son derece katı üniter devletler olduğunu söylüyor.
02:07Ama öyle lafta bırakmıyor.
02:09Sancar'dan mutlak self-determinasyon konusunda gerçek belgeler ve somut kanıtlar istiyor.
02:14Ve tartışmanın koptuğu o an geliyor.
02:17Sonuncuoğlu ezberleri bozup şu efsanevi soruyu soruyor.
02:20Self-determinasyonun mutlak bir hak olduğu tek bir Batı ülkesi söyleyin.
02:24İnanılmaz değil mi?
02:25O standart, alıştığımız televizyon senaryosu bir anda çöküyor.
02:29Sonuncuoğlu muğlak söylemleri bir kenara itip, karşı tarafı hukuki gerçekler üzerinden konuşmaya zorluyor.
02:35Adeta masaya yumruğunu vuruyor.
02:37Üçüncü bölümümüz bu olayın sonrası.
02:39Bakalım ezberleri bozunca neler oluyormuş.
02:42Bir konuk çıkıp da canlı yayında o özenle çizilmiş sınırları aşarsa ne olur dersiniz?
02:47Tunalı yayın biter bitmez hemen telefona sarılıp Somuncuoğlu'nu arıyor.
02:51Ve ona açıkça şu tahminde bulunuyor.
02:54Bu programdan sonra sizi bir daha asla çağırmazlar.
02:57Maalesef haklı çıkıyor.
02:59Somuncuoğlu onca birikimine rağmen o tartışma programlarından kalıcı olarak men ediliyor.
03:04Tamamen kara listeye alınıyor.
03:06Tunalı buna doğruyu arama ve söyleme yasağı diyor.
03:09Yani ortada basit bir reyting veya format tercihi yok.
03:12Makaleye göre bu kara liste olayı Türk devletinde mesafeli durmayı bir kural haline getiren
03:17soru sormaya tamamen kapalı yapay bir yankı odasının en büyük kanıtı.
03:22Düşünsenize gerçek bir tartışma ortamı resmen yasaklanmış durumda.
03:26Ama olay sadece o televizyon stüdyosuyla sınırlı değil.
03:29Biraz daha geniş açıdan bakarsak Tunalı bu ayrıştırma projesinin 150 yıllık bir geçmiş olduğunu iddia ediyor.
03:35Makaleye göre son 20 yılda o bahsettiğimiz modern medya kurgusu iyice köksalmış.
03:4015 yıl önce Somuncuoğlu bu yapıyı ifşa etmişti zaten.
03:43Ve yazıldığı dönem devam eden o muğlak yeni süreçte bu etnik ayrıştırma anlatısını çok daha tehlikeli bir hızda körüklemiş.
03:51Geldik 4. bölüme.
03:52Ünitar devlet argümanı ve modern demokrasiler.
03:55Bu noktada yazar modern ulus devletin ne olduğunu çok net bir şekilde tanımlıyor.
04:00Diyor ki Fransa, Almanya veya Amerika'ya bakın.
04:03Alt kimlikleri ne olursa olsun vatandaşların tek ve birleşik bir kimliği vardır.
04:07Hatta federatif sistemlerde bile bu böyledir.
04:10Tek bir resmi dil tavizsiz şekilde korunur.
04:12Eyaletlerde başka dille tabela filan asamazsınız.
04:15Siyasi ayrılıkçılık gibi şeyler bu toplumlarda anında ve çok sert bir şekilde cezalandırılır.
04:20İşte makalenin can damarlarından biri de bu ikiyüzlülük vurgusu.
04:24Yazar diyor ki Batı ülkeleri kendi tekil vatandaşlığını ve resmi dilini aslanlar gibi korurken
04:29bizim ekranlardaki o kadrolu isimler aynı ülkeleri sanki paramparça, çok etnikli bir yapıdaymış gibi anlatıyor.
04:35Tunalı'ya göre buradaki asıl amaç ayrılıkçı talepleri sanki standart bir insan hakkıymış gibi gösterip topluma normalleştirmek.
04:43Şimdi makalenin şu tespiti çok kritik.
04:46Türkiye'de birey düzeyinde Türk ve Kürt vatandaşları arasında zaten mutlak bir eşitlik var değil mi?
04:51Üniter bir devlette kolektif haklar diye bir şey yoktur ki birileri bundan mahrum bırakılmış olsun.
04:55Ama yazarın iddiasına göre bazı siyasi figürler ve medya hukuken zaten var olmayan bu haklar üzerinden kasıtlı olarak bir mağduriyet
05:03hikayesi üretiyor.
05:04Yani ufacık bir fiske, devasa bir balyoz gibi gösterilip insanlara sunuluyor.
05:09Hatta Tunalı durumu şu harika benzetmeyle açıklıyor.
05:12Bazılarımıza vurulan fiske bahanesiyle bize balyoz indirdiler diyerek anlatırsam apaçık bir abartma, yanıltma olmaz mı?
05:19Düşünsenize o stüdyodaki seçilmiş yorumcular sıradan olayları bile inanılmaz bir baskı varmış gibi şişirip anlatıyor.
05:26Yazara göre bu öyle masum bir televizyonculuk falan değil, basbayağı bilinçli bir yanıltmaca.
05:31İncelememizin sonuna gelirken Tunalı makalesini şu tüyler ürpertici soruyla bitiriyor.
05:36Bunu bir de halkı birbirine karşı tutum almaya yönelterek yaparsam ne olur?
05:40Yazarın uyarısı çok ama çok net.
05:42Sadece belli seslere izin veren, sürekli abartılı bir mağduriyet üreten bu medyanın nihai amacı
05:48toplumun bir arada yaşama iradesini yok etmektir.
05:51Peki siz ne dersiniz?
05:53Her akşam bize sunulan o hararetli tartışmalar gerçekten bir doğruyu arama çabası mı
05:57yoksa hepimizin izlediği, önceden yazılmış devasa bir senaryonun parçası mı?
06:02Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.

Önerilen