- 43 dakika önce
Mehmet Edip Ören, Türkiye'nin tek partili bir sisteme ve hanedanlık düzenine doğru hızla sürüklendiğini belirterek, mevcut yapının temelindeki tek zayıf noktanın ABD kontrolündeki meşruiyet olduğunu ifade etmektedir. Küresel gelişmelerin ve yaklaşan ABD seçimlerinin iç siyaseti doğrudan etkilediğini vurgulayan yazar, iktidar ve muhalefetin danışıklı dövüş halinde ülkeyi felakete götürdüğünü savunur. Milliyetçi kesimdeki benlik kavgalarının ve dağınıklığın tehlikelerine dikkat çekilirken, fon krizlerinin yarattığı tahribat gözler önüne serilmektedir. Bu tehlikelerden kurtulmanın tek yolunun sahte ayrımları bir kenara bırakarak ulusalcıların iş başına gelmesi ve tamamen milli bir üçüncü yolun kurulması olduğu belirtilmektedir.
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Selamlar. Bugün yine çok konuşulacak, oldukça çarpıcı ve bir o kadar da tartışmalı bir metnin mercek altına alıyoruz.
00:06Yazar Mehmet Edip Ören'in İmkansızı Başarmak başlıklı makalesini adım adım inceleyeceğiz.
00:11Bu görsel analizimizde yazarın Türkiye'nin siyasi gidişatı ve o derinden kök salmış sistemler hakkındaki oldukça sert iddialarını
00:17tamamen onun perspektifinden ve tabii ki tarafsız bir şekilde masaya yatıracağız.
00:22Biliyorsunuz Ören Türkiye'nin hızla tek partili, tek sesli ve hatta bir nevi hanedanlık sistemine doğru ilerlediğini öne sürüyor.
00:29Peki ama bu yapı gerçekten göründüğü kadar sarsılmaz mı?
00:32Yoksa yazarın tabiriyle altından çekilecek tek bir tuğla ile yerle bir olabilecek kadar kırılgan mı?
00:37Ve en önemlisi asıl odaklanacağımız konu, Türkiye için üçüncü yol nedir?
00:41Hadi hiç vakit kaybetmeden bu konuya dalalım ve yazarın gözünden sistemin anatomisini birlikte çıkaralım.
00:47Bugünkü incelememizde yol haritamızı oldukça net.
00:49Önce iki kutuplu siyaset tiyatrosuna bakacağız, ardından küresel etkiler ve meşruiyet diyeceğiz,
00:54sonrasında fon krizi ve dağınıklık konusunu ele alıp, finalde asıl o büyük soruya geleceğiz.
01:00Çözüm olarak sunulan üçüncü yol nedir?
01:03Hemen birinci bölümde başlayalım.
01:05İki kutuplu siyaset tiyatrosu.
01:07Şimdi Ören, mevcut iç siyasi tabloya baktığında çok net bir teşhis koyuyor.
01:11Ve buna bir kayıkçı kavgası diyor.
01:13Biliyorsunuzdur bu tabire.
01:14Hani taraflar kıyasıya kavga ediyormuş gibi yapar ama aslında ortada bir danışıklı dövüş vardır ya.
01:20İşte yazar, izlediğimiz bu siyaset sahnesini tam olarak böyle tanımlıyor.
01:23Ona göre iktidar partisiyle ana muhalefet, ki kendisi bunu CHP ve yeni parti sistemi olarak adlandırıyor,
01:30arasındaki çatışma koca bir ilüzyondan ibaret.
01:33Yani ekranda düşman kardeşleri oynuyorlar ama nihayetinde her ikisi de aynı odaklardan talimat alıp,
01:38mevcut statükonun o kurulu düzenin sürmesine hizmet ediyorlar.
01:42Biri açıkça, diğeri ise gizlice seçmeni konsolide ederek aslında başka bir alternatifin, yeni bir nefesinde olmasını engelliyorlar.
01:50Yazar bunu kafamızda daha iyi canlandırabilmek için muazzam bir küresel tarihsel metafor kullanıyor.
01:56Bizi 1974 yılına Amerika ve Rusya'nın dünyayı kendi etki alanlarına göre ikiye böldüğü o meşhur Vladivostok zirvesine götürüyor.
02:03Öğrene göre işte bu küresel paylaşımın küçük bir modeli bugün Türkiye'de kurulmuş durumda.
02:08İktidar bloğu muhafazakar sağ tabanının oylarına adeta ipotek koyarken, sol tandanslı muhalefet yapıları da sol tabanının oylarını bloke ediyor.
02:16Yani düşünün, ortada sandığınız gibi gerçek bir seçim veya değişim ihtimali falan yok.
02:20Sadece seçmez zihniyetinin paylaşıldığı kapıları dışarıya sımsıkı kapalı bir sistem var.
02:26Gelelim ikinci bölüme.
02:28Küresel etkiler ve meşruiyet.
02:30Peki bu kapalı iç dinamiklerin dışarıdaki yansıması ne?
02:33Yazar burada birazdan makro bir perspektife geçiyor ve oldukça iddialı bir analiz yapıyor.
02:38Diyor ki, Türkiye'deki bu siyasi taraflar aslında dış aktörlerle birebir hizalanmış durumda.
02:43Ve dışarıdaki seçimlere, özellikle de Amerikan seçimlerine doğrudan bel bağlıyorlar.
02:47Metne göre yazarın siyasal İslamcılar olarak tanımladığı iktidar bloğu cumhuriyetçilerin, yani Trump'ın kazanmasını bekliyor.
02:54Karşı cephe ise tamamen demokratlardan yana.
02:57Yazara köre durum o kadar vahim ki, muhalefetin foyası ortaya çıktığında seçmenin başka bir yöne kaymasını engellemek için bile o
03:04mevcut yeni muhalefet dizaynını yaratan yine ABD derin devleti.
03:08Kısacası iddia şu, taraflar kim olursa olsun sistem meşruiyetini içeriden, kendi halkından değil doğrudan dış güçlerden alıyor.
03:16İşte tam da bu dışa bağımlılık yüzünden yazar sistemin o güçlü ve sarsılmaz görünümünün devasa bir yanılsama olduğunu savunuyor.
03:24Metinde hakikaten altı çizilesi bir ifade var diyor ki, alttan çekilecek tek bir tuğla sistemin büyük bir gürültüyle çökmesini sağlar.
03:32Yani yazar her ne kadar bu sistem engellenemez bir hanedanlığa doğru ilerliyor gibi görünse de, gücünü dışarıdaki meşruiyetten aldığı için
03:39aslında devasa ama bir o kadar da kırılgan bir yapı olduğunu vurguluyor.
03:43Düşünsenize o meşruiyet tuğlası bir çekilirse tüm sistem kağıttan bir kule gibi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.
03:51Üçüncü bölümümüz fon krizi ve dağınıklık
03:53Tabi teoriyi dinlemek güzel ama yazar bu eleştirilerini havada bırakmıyor.
03:58Çok somut, güncel bir iç krizle örneklendiriyor.
04:01O az önce bahsettiğimiz kayıkçı kavgası tezinin adeta ete kemiğe bürünmüş hali olarak fon krizini işaret ediyor.
04:08Milyonlarca liralık devasa bir tahribat var.
04:10Kriz her geçen gün büyüyor ama yazarın dikkat çektiği şey şu, yetkili kadrolar bu hırsızların isimlerini bir türlü açıklamıyor.
04:17Ama asıl çarpıcı kısım, asıl o vurucu detay muhalefet tarafında.
04:21Ana muhalefet kanadı önce çıkıp ben açıklayacağım diyor, sonra aniden derin bir suskunluğa gömülüyor.
04:27Yazar da haklı olarak bu ortak sessizliği, o sözde rakip partiler arasındaki gizli, sistemik suç ortaklığının en somut kanıtı olarak
04:34önümüze koyuyor.
04:35İki tarafla birbirini koruyarak aslında o büyük sistemi korumuş oluyor.
04:38Peki ya sistemin dışında kalması gereken milliyetçi cephe, onlar ne yapıyor bu sırada?
04:44Yazar burada gerçekten derin bir hayal kırıklığı yaşıyor ve çok sert eleştiriler getiriyor.
04:49Milliyeti cenahı kişisel egolarına yenik düşmekle ve sırf bir de biz şansımızı deneyelim histerisiyle hareket etmekle suçluyor.
04:57Özellikle bazı isimlerin, örneğin Müsavat Dervişoğlu'nun tavırlarını ve Yavuz Ağrali oğlunun çıkışlarını eleştirerek aslında birleşmenin tek umut olduğu böyle
05:06kritik bir dönemde bu dağınıklığın ülkeyi ateşe attığını söylüyor.
05:10Ve onlara Alparslan Türkeş'in o tarihi ve sarsıcı sözüyle mesaj veriyor.
05:14Savaş içindeki gaflet hıyanete eşdeğerdir.
05:17Yani yazara göre memleket bu haldeyken egolarla uğraşmak basit bir hata değil, tarihi bir gaftır.
05:24Sistemin ikiyüzlülüğünü gördük, dış güçlere bağımlılığını dinledik, alternatif olması gerekenlerin ego savaşlarını konuştuk.
05:31Tüm bu yoğun sistemik eleştirilerin ortasında eminim hepinizin aklına o tek bir soru geliyor.
05:36Peki çıkış yolu ne? Gerçekten bu karanlık tablodan nasıl kurtulacağız?
05:40İşte bu soru bizi incelememizin finaline getiriyor.
05:43Çözüm, üçüncü yol nedir?
05:45İncelememizin kalbine, yazarın asıl meselesine geldik.
05:49Yazar sadece sistemi eleştirip kenara çekilmiyor, kendi çözüm reçetesini de masaya koyuyor.
05:54Peki defalarca sorduğumuz o soru, Türkiye için üçüncü yol nedir?
05:59Yazarın metnindeki tanımıyla bu sadece sıradan yeni bir parti kurmak falan değil,
06:04tamamen yeni, yepyeni bir siyaset anlayışı inşa etmektir.
06:08Düşünün, bir tarafta meşruiyetini dışarıda arayan iktidar, diğer tarafta aynı düzene hizmet eden bir muhalefet.
06:14İşte üçüncü yol, bu iki kutuplu sömürü yapısını elinin tersiyle iten, tamamen milli ve bağımsız bir alternatiftir.
06:22Küresel güçlerin gölgesinden tamamen uzak, egolardan arınmış ve sadece ulusal menfaatleri merkeze alan tertemiz bir çizgi.
06:30Tabii bunu söylemesi kolay.
06:31Peki bu yolu inşa etmenin şartları neler?
06:34Yazarın sunduğu reçete aslında çok net adımlardan oluşuyor.
06:38İlk şart büyük bir temizlik.
06:39Yani milliyetçi geçinip, oradan rant sağlayanları, benlik kavgasına düşenleri bir güzel ayıklamak ve hizaya getirmek.
06:46İkincisi, o meşhur kişisel egoları bir kenara bırakıp, tam anlamıyla benlikten arınmış bir duruşla birlik olmak.
06:52Ve bence en önemlisi, hiçbir şey varmeden her şeyi elde etmeye dayalı bu istismarcı iki kutuplu yapıya asla ama asla
06:59bel bağlamamak.
07:00Örene göre, tehlikelerin en aza indirilmesi ancak ve ancak pırıl pırıl, ulusalcı kadroların iş başına geldiği bu üçüncü yol ile
07:07mümkün.
07:08Onun gözünde başka bir kurtuluş reçetesi yok.
07:11Makale zihinlere kazınacak türden çok çarpıcı bir psikolojik tespit ile, bir metaforla sona eriyor ve aslında bu oda metaforu hepimize
07:18yöne atilmiş devasa bir ayna.
07:20Yazar diyor ki, dışarıdan gelen biri bu odaya, yani bizim bu mevcut siyasi iklimimize baktığında, siz burada nasıl durabiliyorsunuz diye
07:28dehşete düşer.
07:29Ancak içeridekiler kokuya çoktan alışmıştır, hissetmezler bile.
07:33Yazar kendisini o dışarıdan gelen kişi olarak konumlandırıyor ve bizi adeta sarsarak uyarmaya çalışıyor.
07:39Şimdi bu derinlikli incelemeyi bitirirken, yazarın o ana fikrini sizlere bir soru olarak yöneltmek istiyorum.
07:45Acaba bizler de toplum olarak bu zehirli siyaset odasındaki kokuya tamamen alıştık mı?
07:49Yoksa artık burnumuzu tutup o odadan çıkmanın ve tertemiz, yepyeni bir üçüncü yol inşa etmenin vakti geldi de geçiyor mu?
07:56Karar sizin.
07:57Bu çarpıcı analizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:01Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
08:03Hoşçakalın.