00:00Kusursuz bir yaşam mümkün mü?
00:01O ne demek ki? Mesela birisi çocuğunun normal olmasını isteyen var.
00:05Bir şeylerin, şartların mükemmel olmasını isteyen var.
00:08Hayatın kusursuz olmasını isteyen var.
00:10Var.
00:10Ben hep şeyi sorarım. Ne demek o? Bir tarif et.
00:13Daha ilk cümlelerde tarif ederken insanların gözünde bile bir büyüme oluyor.
00:17Çünkü şunu fark ediyor.
00:18En kusursuz hayalini bile daha tarif ederken istediği başka bir şey geliyor aklına.
00:24En kusursuz halinde bile insan arzuları sınırsız bir varlık olduğu için.
00:28Peki özür diliyorum. Ezberletilmiş bir arzu mu bu?
00:31Elbette. Hepsi.
00:32Mesela bir insan annesinden doğduğu zaman kırmızı spor araba ister mi?
00:36Yani böyle bir arzusu var mı?
00:38Biz bunu arzu etmeyi nereden öğreniriz?
00:40Etrafımızdaki insanlar arzu ettiği için biz de arzu ederiz.
00:43Mükemmellik, belli bir yaşam imajı, bunların hiçbirisi özellikle bizim deneyimlemediğimiz şeylerse
00:50bize toplumsal olarak zerk edilmiş, özellikle de medyatik olarak zerk edilmiş şeylerdir.
00:55Ve biz bunları kendi arzularımız, kendi beklentilerimiz zannederiz.
00:58Halbuki bunların çoğu arabalara takılan park kilitleri gibidir.
01:02Bir insan gerçekten gönlünün isteğini bilmediğinde gönlünün işi olmayacak şeyleri arzulayarak ömür geçirir.
01:08Çünkü onları görür etraftan.
01:10Yani ben tutup da şimdi nasıl kıvanç tatlı durumuna özeneyim?
01:13Yani o başka bir hayat, ben başka bir hayat.