#murathanmungan #hatırlasinemaları #muammerbrav #ekşın
Yeni kitabı "Hatırla Sinemaları"yla yeniden okurlarla buluşan yazar ve şair Murathan Mungan, T24’te Muammer Brav'la Ekşın’ın konuğu oldu.
Sinema tutkusunu ve edebiyat çalışmalarını paylaşan Mungan; yıkılan eski salonlarla birlikte silinen şehir hafızasını, Yeşilçam’ın ikonik yüzleri ile günümüz oyunculuğundaki tek tipleşmeyi, Türkiye sinemasının mevcut sorunlarını ve yayımlanacak yeni öykü kitabından tiyatroya uzanan güncel projelerini T24’e anlattı.
T24'e abone olmak için tıklayın: https://t24.com.tr/abonelik
T24 YouTube kanalına abone olmak için tıklayın: https://bit.ly/3sQke2C
Diğer Videolar İçin Tıklayın: https://t24.com.tr/video
Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın: https://www.youtube.com/channel/UCun2Dl8daN--PBivgQJZn_w/join
T24 ► http://www.t24.com.tr/
Instagram ► https://www.instagram.com/T24comtr
Facebook ►https://facebook.com/T24comtr
X ► https://www.twitter.com/T24comtr
TikTok ► https://www.tiktok.com/@t24comtr
Bluesky ► https://bsky.app/profile/t24.com.tr
Yeni kitabı "Hatırla Sinemaları"yla yeniden okurlarla buluşan yazar ve şair Murathan Mungan, T24’te Muammer Brav'la Ekşın’ın konuğu oldu.
Sinema tutkusunu ve edebiyat çalışmalarını paylaşan Mungan; yıkılan eski salonlarla birlikte silinen şehir hafızasını, Yeşilçam’ın ikonik yüzleri ile günümüz oyunculuğundaki tek tipleşmeyi, Türkiye sinemasının mevcut sorunlarını ve yayımlanacak yeni öykü kitabından tiyatroya uzanan güncel projelerini T24’e anlattı.
T24'e abone olmak için tıklayın: https://t24.com.tr/abonelik
T24 YouTube kanalına abone olmak için tıklayın: https://bit.ly/3sQke2C
Diğer Videolar İçin Tıklayın: https://t24.com.tr/video
Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın: https://www.youtube.com/channel/UCun2Dl8daN--PBivgQJZn_w/join
T24 ► http://www.t24.com.tr/
Instagram ► https://www.instagram.com/T24comtr
Facebook ►https://facebook.com/T24comtr
X ► https://www.twitter.com/T24comtr
TikTok ► https://www.tiktok.com/@t24comtr
Bluesky ► https://bsky.app/profile/t24.com.tr
Kategori
🦄
YaratıcılıkDöküm
00:13Müzik
00:16Action'dan hepinize merhaba.
00:18Bugün çok özel bir konukla birlikteyim.
00:20Çok sevdiğim arkadaşım, çok sevdiğim dostum, en sevdiğim edebiyatçıların başında gelen Murat Anmungan.
00:26İyi ki geldin, hoş geldin.
00:28Sağ ol, var ol. Güzel sözlerim için hoş bulduk.
00:31Şimdi Murat An'ın bu hafta yeni, yeni derlediğimi diyeyim, yeni kitabımı diyeyim.
00:38Yeni seçkisi.
00:40Tamam, seçkisi diyeyim.
00:42Faruk şöyle göstermek istiyorum kapağını da.
00:44Bu şahane bir kapak gibi her zamanki gibi.
00:46Bütün kapaklarına ne kadar tetizlendiğini de biliyorum.
00:50Ne oldu, suratını bir ekşittin ama.
00:52Hayır, şey ekşitmekten ötürü değil.
00:55Tetizliğin verdiği bir zaman, aynı zamanda keyif, her şeyine, her satırına, her sayfasına özen.
01:05Ben ve yayın evim zaten kitabı nesne olarak önemsediğimiz için bir ortak çalışma oluyor her seferinde.
01:12Ama son imzahı senin attığına eminim ben.
01:16Peki şimdi Murat An, şöyle okudum adı, hatırla sinemaları, hatırla sinemaları.
01:25Hangisi doğru?
01:26İkisi de doğru.
01:27Genellikle hem kitap atlarım ve eskilerin tevriye sanatı dedikleri iki anlama gelen bir cümle yapısı kurarım.
01:38Örneğin yaz geçer, örneğin geyikler lanetler gibi.
01:43Hatırla sinemalarında evet bir kuşağı hatırlatırken başka bir kuşağı da aslında hatırlatmak gerektiğini hatırlatan bir kitap diyelim.
01:53Şimdi sinema üzerine üçüncü kitap diyebiliriz değil mi?
01:57Kullanılmış biletler ve dört sene oldu galiba değil mi?
02:01Işığına Tavşan Olduğum filmler, dört sene oldu mu?
02:05Yılları bana da olmayacaksın.
02:07Ben de tutamıyorum aklını ama yine beraber.
02:09Yıllar bildiğini okuyor diyelim.
02:12Bir şarkı sözü gibi.
02:14Çok keyifli bir sohbet olmuştu izleyicilerimizin de.
02:18Harika yorumlarıyla birlikte.
02:19Çünkü genelde bana çok kötü yorumlar yazıyor izleyici altında.
02:22Öyle mi? Evet bilmiyorum.
02:23Niyeyse beni pek beğenmiyorlar ama seninle yaptığımız program da şahane eder şey.
02:28Şimdi biraz muhteviyattan fragmanını verelim.
02:34Kitabın fragmanını verelim hadi.
02:37Ya şöyle bir şey.
02:38Aslında benim sinema tutkum ve sinema sevgim zaman zaman beni sinema malzemesine geri döndürüyor.
02:47Bu seçkiler aslında tematik seçkiler.
02:51Tematik seçkiden kastım şu.
02:53Belli bir tema esrafında edebiyat sanat tarihini tarayarak ortaya çıkardığım bir yapı inşa etmeyi seviyorum.
03:02Aslında benim her kitabım aynı zamanda bir mimari yapı gibi.
03:06Bir geçmiş eski yazarlar diye bileceğim yazarlar bir de yeni kuşaktan yazarları aynı çerçevede okura sunan bir yapı kurmayı seviyorum.
03:18Bir de tabi bu kitabın bir farkı var.
03:22Bu kez içinde sinemaya ait bazı terimleri bölüm başlığı yaptım.
03:29Evet çok hoşuma gitti o da.
03:31Örneğin salon, balkon, parter gibi, lobi fotoğrafları gibi.
03:36Şiir, deneme, öykü taraması yaptım.
03:39Romandan parça yok çünkü o zaman iş çok uzayacak ve dağılacak.
03:43Bir sinemalarda yer gösteren el feneri vardır.
03:49Aslında benim kitabım, bu kitap sinemalarda el gösteren, yer gösteren bir fener olsun istedim.
03:56Ne yazık ki Türkiye son 30 senedir ciddi bir hafıza kaybı yaşıyor.
04:02Her alanda, her düzlende.
04:05Tarihsel perspektif kayboluyor.
04:07Yeni kuşak tarih kendiyle başladı zannediyor.
04:11Politikacılar tarihi kendileri başlattılar zannediyor.
04:15Böyle büyük bir yıkım içerisinde aslında bir zamansal çizgi, zaman çizgisel zihinlerde bir çizgi oluşturmak için
04:24bu tür seçkilerin bir katkısı olacağını düşünüyorum.
04:28Kesinlikle.
04:29Şimdi biraz kitaptan gidelim.
04:33Sonra başka şeylere de çok merak ettim.
04:36Şeyler var neler düşündüğüne dair.
04:40İtafım çok hoşuma gitti.
04:43Bugün artık benim bile bilemediğim, hatırlayamadım.
04:47Başka şehirlerden, Mardin'den, Ankara'dan, Eskişehir'den bugün artık var olmayan, yok edilmiş,
04:59yani yağmalanmış da diyebiliriz herhalde.
05:02Salonlara ithaf etmişsin ve onu hatırlayanlara.
05:06Bizim kuşağın, belden önceki kuşağın, daha önceki kuşağın hayatında sinemaların yeri vardı.
05:15Aslında şehir işaretidir sinemalar.
05:18Özellikle İstanbul'da 1950'li yıllardan başlayan Menderes katliamı sırasında şehrin işaretleri, hafıza işaretleri silindi.
05:30Bu sonraki dönemlerde de keşfetti, devam etti.
05:35Demek istediğim, aslında bize anılarımızı canlandıran şeyler önünden geçtiğimiz binalardır.
05:42Şehrin işaretlerini bize hatırlattıklarıdır.
05:45Onlar bizim için hayat parçalıdır.
05:47Herhangi bir filmi seyrettiğimiz herhangi bir bina değildir.
05:51Aynı zamanda sosyalleşme, sosyal ilişkilerinin kurulduğu alanlardır sinemalar.
05:56Bizim dönemimizde yoğun biçimde sinema hayatımızda merkezde yer alırdı.
06:04Yıldızlar, lafın gelişi yıldız değil, sahiden yıldızlardı.
06:09Ulaşmakta zorluk çektiğimiz, beyaz perdenin gökyüzünde bize gülümseyen yıldızlardı.
06:15Sinema efsanelerini o zaman yarattı.
06:17Dönüp baktığımız zaman mesela bugüne, Türkan Şoray'dan başka efsane yok.
06:22Değil mi?
06:22Koca bilgisi çam tarihine baktığımız zaman.
06:26Daha zaman aralığını daraltırsak iki tane büyük efsane kaldı.
06:31Yılmaz Güney ve Türkan Şoray.
06:33Artık o anlamda yıldızlar ve starlar da çıkmıyor.
06:37Evet, devir değişti.
06:38Ama devir değişirken her şey bu kadar mahvedilmeli mi?
06:42Bu kadar yok edilmeli mi?
06:43Şehrin işaretleri, hayat hikayeleri, hayat hikayelerinin geçtiği mekanlar bu kadar mı silinmeli?
06:51Mimarlık kılvanla ilişkimi bilirsin.
06:53Son dönemlerde üzerinde çalıştığım bazı yazılarla tekrar bu meseleye döndüm.
06:58Örneğin Yeşilçam filmleri aslında mimarlık tarihi içerisinde özellikle İstanbul'un müthiş bir belge ve arşiv işlevi görüyor.
07:08Yani Yeşilçam filmleri olmasa İstanbul'da o zamanlar ne neredeydi, ne vardığı bilemiyoruz.
07:15Avrupa'ya gittiğinde görüyorsun Paris'te, Viyana'da kamerayı nereye kurarsan kur, 40'larda 50'lerde geçen bir film çekebiliyorsun.
07:23Kesinlikle.
07:25Türkiye'de hem öyle setleri kuramıyorsun hem artık o yerler yok.
07:29Kendi tarihine bu kadar gaddar, kendi mazisine bu kadar düşman kaç millet var bilmiyor açıkçası.
07:36O yüzden de bu tür kitaplar sadece bir geçmişe ağıt, bir nostalji değil.
07:43Bir bilin taşıyıcı, bir hafıza, çünkü edebiyat aslında bir hafıza üretim alanıdır.
07:52Hem hafızayı tazeler hem hafızayı yükler, günceller.
07:57Eğer dönüp insanlar tekrar kaybolan sinemalara, sinema tarihine, oralarda yaşanan hikayelere, yazılan şeylere bakarlarsa
08:08hem biraz ne kaybettiğimizi idrak ederler, hem biraz nelerin korunması gerektiği konusunda belki bir bilinç edinirler
08:17ya da o bilince edinme konusunda bir yol katı derler.
08:20Şimdi bahsettin zaten biraz ama mimari dediğin, hatırladığım şu an hiçbiri hayatta olmayan artık öyle diyorum sanki bir canlı gibi.
08:32Hayatta olmayan o salonlar bir taraftan da şahane birer mimari örneğiydi.
08:37Emek sinemasının dış fasadı, saray sinemasının girişi ve o dediğin gibi...
08:43Ankara'da Gölbaşı, gerçekten şeydi, mimari yapıydı o.
08:48Dolayısıyla mimari yapıların da kaybı bir taraftan, bu salonların kaybı öyle değil mi?
08:52Öyle yani tıpkı bir takım eski köşklerin, konakların elden geçecek yerde duvarları peynire dönene kadar bekletilmeleri, binaların ölümü beklendi.
09:06Aslında bu anlamda her şeyi ölüme bırakan bir toplumsal kültürden geliyoruz.
09:15Sinemaların yanı sıra tiyatralarda gitti.
09:18Ankara'da yeni sahne, yani bütün bir cumhuriyet tarihinin mekanlarından, sembol mekanlarından biriydi.
09:26Simge işaretlerini değiştiriyorsun o şehri şehir yapan.
09:30Şehirleşme aslında uygarlığın bir ayağı, bilinci.
09:36Şimdi Türkiye'de şehir planlamacılığından mezun olup da şehir planlamacılığı mesleğini yapan kaç kişi var?
09:45Bir de ben hep şunu gözlemliyorum, sen benden çok daha fazla geliyorsun ama bir şehre gözünüzü kapalı sizi indirseler neresi
09:53olduğunu artık anlayamazsınız.
09:55Her yer birbirinin aynısı.
09:58Tıpkı yeni dönem oyuncuları gibi, özellikle kadın oyuncuları gibi.
10:03Ben ayırt edemiyorum.
10:04Bak hafıza dedin diye hatırlıyorum.
10:0760'ı yılların Yeşilçam filmleri düşün.
10:09Ne kadar çok birbirine benzemeyen kadın yüzü.
10:14Değil mi?
10:15Ayrı bir yelpazesi.
10:16Her birinin kendi yüzünün hikayesi vardı.
10:19Bir filme sadece kendi varlıklarıyla gelmez, yüzlerinin hikayesiyle gelirlerdi.
10:25O yüz hikayesi, o varlıkları filmi de suyun kaldırma gücü gibi kaldırırdı.
10:31Bir Neriman Köksal'ı düşün.
10:33Bir Ayfer Ferah'ı düşün.
10:37Belirledikleri yerde pelikül ışıllardı.
10:40Personası yani varlığı müthiş insanlardı dediğin gibi.
10:46Hani Neriman Köksal deyince böyle bir insanın içi titrerdi.
10:51Hükümet gibi kadın derlerdi onun için.
10:53Yani o çeşitlilik aynı zamanda tuhaf bir demokratik idrak algısı da oluşturuyor.
11:01Birbirinden farklı olmanın önemini hatırlatıyor.
11:05Farklılığın, çeşitliliğin kıymetini hatırlatıyor.
11:08Bu kadar çok herkesin birbirini tornadan çıkmışçasına benzediği bir kültürde sadece binalar, AVM'ler değil, insanların da şeyleşmesi başlıyor.
11:18İnsanlar da nesneleşiyorlar.
11:21Özne olmaktan çıkıyor.
11:22Her biri kendi özne olmaktan çıkıyor.
11:25Özellikle sinema söz konusu olduğu zaman sinema çünkü bir anlamda yüz sanatı.
11:30Değil mi?
11:30Yani yüzle var olan bir sanat temelde.
11:35Tabii ki.
11:37Ama işte dediğin gibi yani herkes birbirine benzemeye mi çalışıyor yoksa teknolojinin veya tıbbın ilerlemesiyle yaşlanmayı durdurabileceğimizi zannederek veya elmacık
11:49kemiklerimizi şişirerek daha güzel olacağımızı mı düşünüyoruz?
11:53Ben anlayamıyorum.
11:55Başka bir paradoks daha var.
11:57Teknoloji ilerliyor ama insanlık o hızla ilerlemiyor.
11:59İlerlemiyor değil mi?
12:00Oradaki o ters orantı hayatımızda çok belirliyor.
12:04Bir de daha da yani konu sinema olduğu için oraya geleceğim.
12:08Son zamanlarda üstüne çok kafa yorduğum konulardan bir tanesi de oyunculuk mesleği ölüyor mu?
12:15Hadi biraz aç ne olur.
12:17Çok ilginç.
12:17Çünkü mesela bir oyuncu bizden örnek vereyim.
12:21İyi bir oyuncu.
12:22Bakıyorum her dizide oynuyor.
12:25Yetmiyor reklama çıkıyor.
12:26Yetmiyor Instagram'dan yayına başlıyor.
12:29Artık ben onu herhangi bir filmde o filmin karakteri gibi seyredemiyorum.
12:34Yüzünün her milimetre karesini ezberlediğim için rol mü yapıyor, canlandırıyor mu, kendini mi oynuyor da ki ayrım kayboluyor.
12:43Yani özellikle Amerikan sinemasından bazı büyük oyuncuları düşün, yıllarca dizi çekmemeye direndiler ya da çok özel dizilerde oynadılar.
12:54Yani bir oyuncunun temel malzemesi bütün enstrümanı bütün vücudu elbette ama temel meselesi yüzü.
13:04Yüzün ekonomisi gerekir sinemada.
13:08Yüzünü bir iktisat üstüne kurman gerekir.
13:11Yani hiç işte yani Murat abi bunları söylüyor ve ben o anda düşünmeye başlıyorum ve tekrar hayran oluyorum şu adama.
13:19İstanbul'da diyeceğim şey gibi yani bu şimdi giderek yapay zeka ile film çekmek, vücudunu bir yapay zeka filminde kiraya veriyorsun,
13:30sesini kiraya veriyorsun bir şeyler ölüyor.
13:33Ya o yapaylaşma sadece tıbbi müdahalelerle değil, teknolojik müdahalelerle de öyle bir yere geliyor ki çok temel bir şey gerçeklik
13:43kaybı, hakikat kaybını yaşıyoruz.
13:46Bu çağ aslında büyük ölçüde hakikat kaybını yaşadığımız bir çağ.
13:51Ve buradan giderek şu iki yere gidilebileceğini düşünüyorum.
13:56Bir tanesi otör sineması çok önemli kazanacak.
13:59Çünkü ben otör sinemasını bir tür handmade sanat, eski usul zanaatkarlık işi diye görüyorum.
14:06Bir de entertainment dediğimiz eğlence sektörü.
14:09Eğlence sektörü bütün zihinleri tek tip bir formatlamaya gittiği için aynı kalıpları, aynı formülleri tekrar tekrar üretmek üzerine kurulu.
14:20Ama bunun sonuçta insan zihnine yaptığı şey zihnin köşe bentlerine attırmak oluyor.
14:27O zihin artık ondan farklı bir şeyi algılamakta, idrak etmekte, yorumlamakta zorluk çekiyor.
14:34Sığlaşıyor, daralıyor.
14:36Yani bütün bu bombardman, bu kadar çok film, bu kadar çok kanal, bu kadar çok iş hayatı zenginleştirmiyor.
14:43Bana kalırsa insanların zihnini yoksullaştırıyor.
14:46Bir de yalnızlaştırıyor diye düşünüyorum.
14:47Evet, yalnızlaştırıyor bu.
14:49Evet, özellikle şeye bu kadar kilitlenmek, teknolojiye bu kadar kilitlenmek.
14:54İnsan ilişkilerini de yapaylaştırıyor.
14:58Beni tabii ürküten şey insanların aslında buna ne kadar yatkın olduğunu da görmek.
15:03Değil mi?
15:04Yani kendini koruma altına almak, büyük ölçüde ne kadar koruma altına alabilirsin ki bu bombardımanda.
15:12Dolayısıyla insanlara suçluluk adisyonu kesmiyorum.
15:17Sadece bir farkındalık taşımaya çalışıyorum.
15:20Bütün bu gidişat üzerine düşünme alanları açmamız gerekiyor bizim.
15:25Ama şimdi şahane şeyler söylüyorsun.
15:29Ama bir taraftan da bazı gençlerle tanışıyorum.
15:32İşte senin en büyük hayran kitlelerin neredeyse üniversiteliler.
15:36Hala hep öyleydi, hala da öyle.
15:38Evet, yaş aldıkça zaten kemik kitlen kopmuyor senden ama işte çevremde, yakınımda veya ellerinde.
15:48Murat'a Mungan kitapları görüyorum.
15:50Murat'a Mungan şerilerinden dizeler görüyorum.
15:53Dolayısıyla hani ben hep bir umutsuz tarafından da bakmıyorum.
15:59Gençlere de bir taraftan da güveniyorum diyorum.
16:02Evet, çok bağımlıyız hepimiz.
16:04Artık ben de bağımlıyım.
16:05Yaşım oldu bilmem kaç.
16:07Ama ben hala dediğim gibi şu ayrımı önemsiyorum.
16:14Aslında öyle bir çağda yaşıyoruz ki ne ümitsiz olmak için yeterince veri var,
16:21ne yeterince ümitli olmak için veriyorlar.
16:24Bütün hikaye kendi objektifini ve kadrajını neye göre ayarladığın.
16:30Özellikle ben bu imza günlerimde, söyleşilerimde genç kuşaktan pek çok insanla tanışıyorum.
16:38Bazıları beni şaşırtacak kadar parlak, iyi, gerçekten çok ümit veriyor.
16:43Bazıları aynı şaşkınlığı bu sefer eyvah düzeyinde bana yaşatıyor.
16:48Ya ama bu bence Türkiye'nin özeti.
16:51Yani Türkiye vasatisi alınamayan bir ülke.
16:54Ortalamayı alamıyorsun Türkiye'ye de.
16:57Böyle de gideceğini düşünüyorum ben yani.
17:00Neyse onlar artık hadi biraz yine kitabımıza dönelim biz.
17:03Millet, herkes bayılıyor bu senin söylediklerini dinlemeye.
17:07Şahane bir hatipsin bir taraftan da ama hadi biraz yine kitaba şey yapalım.
17:12Şimdi neye göre belirledin?
17:14Şairler var, yazarlar var.
17:17Nasıl bir süzgeçten geçirdi?
17:21Biraz adını jenerik koydum.
17:23Uzunca bir ön söze, orada söz ediyorum.
17:25Alanlar daha derinlemesini okuyacaklardır şimdi söylediklerim ama.
17:30Bir dediğim gibi tarihsel perspektif kurmaya çalıştım.
17:32Geçmişten günümüze yani Memduh Şevket Esendal'ın bir öyküsüyle Rıdan Hatun'un bir öyküsünü birlikte sunmak bir geniş tarihsel acı
17:42veriyor.
17:43İkincisi bir dönem sinema oyuncuları ve sinema yönetmenleri üzerine yazılmış şiirler var.
17:49Ben o şiirleri bizim kuşağın eski sinemaların fuayelerinden hatırladığı lobi fotoğrafları başlığıyla vermek istedim.
18:01Çünkü o dönem sinemaya girmek, fuayede durmak, hatta bilet almak bile kendi içinde ritüeller taşırdı.
18:11Ben sanatı üretiminde ritüelleri de bu anlamda önemserim.
18:14Ben hala plak alıyorum.
18:17Plağı zarfından çıkartmanın ritüeli, önünü arkasını okumanın ritüeli, onu plakın tablasına, pikabın tablasına yerleştirmenin ritüeli.
18:26O müzik dinlemenin keyfini katlayan şeyler.
18:30Sinemaya gitmek, oturmak, ışıkların sönmesini beklemek.
18:36Tabii ki sinemalar hala var.
18:39Ama yapılar yok.
18:41Rütüelleri yok.
18:43Gişe yok.
18:44Artık internetten bile teyze alıyorsunuz, karşına yazdırıyorsunuz.
18:48Bazı gelişmelerin karşısında durmanın bir manası yok.
18:51Hayatın getirdiği yerler diyoruz.
18:53Ama bir farkındalık oluşması gerekiyor.
18:56Aslında sinemayı, sinema yapan şehri yeniden hatırlatmak da var işin içerisinde.
19:02Bir yandan da bu konuda ciddi bir edebiyat mirasımız var.
19:05Söz ediyorum.
19:07İlk bölümde özellikle eski sinemalar bölümünde.
19:11Bizim bir dönemin edebiyatçıların sinemayla yoğun ilişkisi olmuş.
19:15Kitabın Yeşilçam'la edebiyat bağlarında romanlardan ve öykülerden, romancılardan ve öykücülerden neden yararlanamadığımızın üzerine uzun bir yazım var.
19:27Üthiş bir yazı olmuş oluyor.
19:28Bayılarak okudum onu.
19:30Sağ olasın.
19:31Bütün bunları birlikte yani sinema tutkusu olan, sinema sever olan kişilere ilişki kurma biçimi öneriyorum açıkçası.
19:43Çünkü filmler sadece seyredilmez.
19:46İlişki kurulur.
19:48Sadece heyecanlanmak için seyretmeyiz filmleri.
19:52Birçok nedeni vardır filmi seyretmenin.
19:54Bir de aslında filmler bizim için her zaman yaşama kalıpları üretirler.
20:01Pozlar üretirler.
20:03Onlarla ilişki kurmanın bilgisi ayrı bir şeydir.
20:07Bütün bunları çağrıştırıyorsa yazdıklarım ve seçkiye aldığım şeyler, eserler işini yapmış demektir.
20:17Sevdiğim şairlerden sinemayla ilgili şiirler seçtim.
20:22Efendime söyleyeyim denemeler seçtim.
20:26Bittikten sonra da büyük bir keyif aldım açıkçası.
20:31Bittikten sonra demene biraz sonra geleceğim ben de ama arada bir, beni ilk kez karşılaştığım bir şey vardı.
20:39Fatih Özgüven'in Yeşil Sam Sözlü.
20:42Ondan biraz bahsetmeni istedim.
20:44Ben o yazıları çok seviyordum.
20:46Fatih'in Hayal Melak'ta buraya gelirken az önce yolda karşılaştık tesadüf.
20:52Israr ettim ben bunu almak istiyorum diye.
20:55Tekrar bir okudu bastı.
20:56O da çok memnun oldu gördüğümü anladığım kadarıyla.
21:00Zaten çok tatlı denemeler vardı sinema konusunda.
21:04Türkiye'de kalem sallayanlar.
21:06Şahane bir kalemdir.
21:07Ölde gelen isimlerden biridir.
21:09Öykülerin de severim ayrıca.
21:11Ne yazık ki yazmıyor artık sinema üzerinde.
21:12Az yazıyor.
21:14O küçük Yeşilçam sözlüğü aslında bu kitaba çok yakıştı.
21:18Müthiş.
21:19Ama biraz bahsetsene neler olduğunu onlardan.
21:22Yani sinemanın özellikle siyah beyaz dönemi.
21:25Mesela benim için Yeşilçam renkli sinema, renkli filmlerle beraber bitmiştir.
21:31Yani Yeşilçam benim için hep siyah beyaz dönemidir.
21:34O dönemin ikonlaşmış yüzleri vardır.
21:38Kimisi kalıplaşmıştır.
21:39Tek tek diyelim ki Muzaffer Tema Leyla Sayar, Suna Pekuysal, Ayhan Işık üzerine bir tür portreler.
21:47Yani bir yanıyla Susan Sontag'ın ya da Roland Barthes'ın portre çizimlerini uzaktan uzağa anımsatan kendi diline uygun bir
21:58mizahla biçimlendirdik.
22:00Son derece okuması keyifli yazılardı.
22:03Ama onlar dergide kalmış yazılardı.
22:06Aslında dergi taramalarında sadece bu yazılarda değil, pek çok yazıyla karşılaşılabilir ama
22:14o kadar çok geçmişi baltayla doğrayıp atıyoruz ki örneğin çok yakın tarih.
22:23Senin de benim de bildiğim bir dönemimizde hepimizin hayatında, pazar günlerinde yeri olan Radikal 2'ye ulaşamıyorsun.
22:32Kesin.
22:33Tamamen doğranmış vaziyette.
22:35Orada mesela çok kıymetli yazılar var.
22:37Kaybolmuş gitmişe bırakıyorsun onu.
22:39İndiremiyorsun da bir yerden, ulaşamıyorsun.
22:41Maalesef benim de CNN Türk'te yaptığım programlarla ulaşılamıyor.
22:46Çok da eski değil ayrıca.
22:48Bir örnek vereceğim.
22:50Bu bizim zaman düşmanlığı diyebileceğim bir şey.
22:54Bir dönem TRT Genel Müdürü Şaban Karataş, unutmuyorum adını bile.
23:01TRT Genel Müdürü olduğu zaman bir asker emeklisi.
23:06İktisat yapmak için yapılmış, daha önce çekilmiş bütün bantların üstüne yeni bantlar çektirmiş.
23:14Bir dönem yok TRT'nin.
23:16Ben bilmiyordum hiç.
23:17Evet.
23:18Yani şey gibi, o dönemin emisyonları, radyo emisyonlu derlerdi.
23:22Yapılmış programlar, şarkıcı programları.
23:25Bir dönem, o dönem yeni şeyi masraf etmenin gereği yok diye bir tutumluluk örneği diye tarih siliyor.
23:33Ama aynı tutumluluk örneği boşuna Menderes adına almadım.
23:37Tarihi kendiyle başlatmak bizim toplumsal marazlarımızdan bir tanesi.
23:44Ya da tarihi açık büfe mutfak zannedip, işine geleni tabağına alıp, işine gelmeyeni yokmuş gibi yapmak da gene bizim milli
23:52zaaflarımızdan.
23:55Harika bir örnek.
23:57Bu açık büfeyi çok tuttum, ben de kullanabilirim değil mi Anadır?
24:00Estağfurullah.
24:01Şimdi jenerik diye, sen ne diye başlık koymuştun bir dakika, unuttum şimdi.
24:07Evet, jenerik diyorsun.
24:09Hiç bilmediğim bir bilgi.
24:11En sevdiğim filmlerden biri Veskalı Yârim.
24:15Onun, Said Faik ile Burhan Arpa'nın kitaplarının uyarlılığını ben maalesef bilmiyordum.
24:23Mesela bir şeyler de öğrendim bu sefer ben biliyor musun senden bayağı?
24:27Böyle işlere bilgi de koymak lazım.
24:29Yani ben kendi iş ahlakımın gereği olarak bir malzemeyi dibine kadar araştırmadan, gereken bütün kaynaklara ulaşmadan fırına sürmem.
24:41O benim okurla ve kendimle kurduğum ilişkinin gereğidir.
24:46O konuda sadece orada değil, mesela Yeşilçam'ın edebiyat bağlarında da o dönem Yeşilçam filmlerinin yabancı film kaynakları üzerine de
24:56bilgiler yükledim.
24:57Bu aynı zamanda sinema eğitimi yapan insanlar için de bir kısmı biliyordur, bir kısmı yeni karşılaşıyordur.
25:04Bir de birinin neyi bilip neyi bilmediğini bilemiyorsun.
25:07Tabii bilmek mümkün değil.
25:08Evet, senin çok iyi bildiğin bir şey bana ilk bilgi olarak da gelebilir.
25:14Bu tür şeylerin, işlerin insanda merak uyandırmasını seviyorum.
25:20Çünkü ben kendim de meraklı bir insanım.
25:23Merak uyandırmak, merak bulaştırmak, araştırma şevki vermeyi önemsiyorum.
25:30Murat Amlugan'ın seçtikleriyle seçkilerin kaçıncısı bilmiyorum ama bu böyle de gidecek.
25:3820'ye yakın oldu.
25:38Bilmiyorum.
25:41Yıllarla olmadığı gibi rakamlarla da aram iyi değildir pek.
25:45Ama şeyi seviyorum, sürdürmeyi seviyorum.
25:48Bir taraftan da şunu çok merak ediyorum Murat An.
25:53Bir kere inanılmaz üretken bir yazarsın.
25:56Bir tarafta şiirlerin, bir tarafta romanların, bir tarafta öykülerin, bir tarafta denemelerin.
26:02Bu bir de çok arşiv araştırması işleyen bir şey.
26:06Nasıl yetişiyorsun, nasıl yapıyorsun?
26:0820'ye yakın seçkin mi var neredeyse?
26:12Düzenli not alırım.
26:16Yaratıcı bir kafam var.
26:18Artık bunu ben söyleyebilirim değil mi?
26:20Tabii ki söyleyebilirsin.
26:22Proje üretmeye yatkın bir kafam var.
26:26Bir de bunlar için çekmeceler ve havuzlar diyorum evde.
26:31Birikiyor.
26:32Yani aslında evde bitmiş ama henüz çıkmamış seçkilerim de var.
26:37O tema etrafında derinleşmeyi bekliyorum.
26:41Olgunla, kendimi olgunlaştırıyorum.
26:43Bilgilerimi olgunlaştırıyorum.
26:45Bir kendi kendime yeterlilik sınavı veriyorum.
26:48Onlar bittiği zaman, görücüye çıkabilecek hale geldikleri zaman ben kitapları bastırıyorum.
26:54Ama bütün bu okumalardan nasıl yararlanacağım bilgisi, kafamın nasıl çalıştığı bana da çok apaçık değil yani.
27:07Kafam böyle çalışıyor.
27:09Aynı anda birkaç şeyi birden düşünebiliyorum.
27:11Birkaç şey arasında bağlantı kurabiliyorum.
27:14Onları sonra bir biçime döküyorum.
27:19Tamam diyorum.
27:20Bu buradan yürüyecek.
27:22Buradan gidecek artık diye.
27:24Bir dramatik duyarlığım kuvvetli.
27:27Ki dramatik sanatlarda başarılı olmamın nedenlerinden bir tanesi böyle bir duyarlığa sahibi olmam.
27:34İkincisi de yaptığım, aldığım eğitim, ciddi bir dramaturji eğitiminden geçtim.
27:40Hangi parçalar nasıl birleştirilir, yapı nasıl inşa edilir konusunda.
27:45Bir de kuramsal donanımım var.
27:48Bu ikisinin birleşmesi bana bir yol haritası çıkartıyor.
27:52Bazen aklıma gelen her fikri hayata geçirmiyorum.
27:55İki gün sonra ya bu olmaz dediklerim de var.
27:59Bunun zamanı değil dediklerim var.
28:01Ya da şimdi tam zamanı dediklerim var.
28:05O yazı masası 24 saat, 7-24 açık olacak.
28:10Zihnim de, masam da açık olacak.
28:13Hayat ne getiriyorsa o tezgahtan geçip gidecek diye bakıyorum.
28:17Harikasın.
28:19Şimdi kapanışta da, ya, yani şimdi bence bu kitabın en özel, o kadar özlemişim ki bir öykünü okumayı tekrar, yeni
28:29bir öykünü.
28:30Bana anlayımı anlat diye kapanış yeneriğinde, aşağı yukarı 20 sayfalık, bak rakamları sevmiyordun ama harika bir öyküsü var Murat Han
28:40'ın.
28:40Tabii ki yine sinemaya da bağlı.
28:43Çok da özel bir...
28:44Evet, ön sözleri bahsediyorum.
28:47Bana annemi anlat, onu da bilmiyordum.
28:50Osman Sede'nin bir filminmiş, bir filmin ismiymiş.
28:55O dönem tasarladığım bir öykü kitabı vardı, gerçekleşmedi.
29:00Öykülerin her birini, o Siyah Beyazı Yeşilçuan filmlerinin birinin adını vererek bir öykü yapmak.
29:05Ve her birini bir İstanbul dışındaki bir kentin sinemasında, etrafında kurmaktı.
29:13Büyük bir projeydi.
29:14İnanılmaz bir şeymiş Murat Han bu.
29:16Kadından kentlere biraz kardeş olacaktı.
29:19Ve arkasını getiremedim, işte çok da iş girince araya.
29:22Bu, böyle öykü geldi.
29:24Sonra bu, aslında hatırla sinemaları, o öykü kitabının adı olacaktı.
29:29Buraya onu transfer edince, öyküyü de buraya transfer ettim.
29:33Bunları zaten açıklıyorum içinde.
29:35Bir de kitabı böyle bir öyküyle bitirmek, benden bir ikinci düzlem olsun istedim.
29:44Bir de senin gibi öyküyü okumuş olanları hatırlatayım dedim.
29:50Çünkü 2017'nin ilk aylarında yeni öykü kitabım geliyor nihayet.
29:56Kiralık Sırlar.
29:57Oh ismi de, ya bir de bu isimleri nasıl buluyorsun ben her seferinde böyle, ya nereden buldu yine bu ismi
30:04ya filan oluyorum böyle.
30:05Hani ağzımı sulara akıyor kitabın ismini gördüğüm anda.
30:09Öykü demişken istersen şu kitabı da tanıtma fırsatımız olsun.
30:13Seve seve.
30:14Bildiğiniz gibi Hrant Dink'in katledilişinin 20. senesi için iletişim yayınları ve Gaye Boraloğlu bir öykü seçkisi hazırladı.
30:2520 tane öykü var içinde.
30:27Benim de içinde bir öyküm yer alıyor.
30:30Özür dilerim.
30:32Sıfır kilometreler mi?
30:33Sıfır kilometreler.
30:34Hepsi yeni yazılmış.
30:35Her birimiz bu kitap için bir öykü yazdık.
30:42Anısına saygıyla demekten başka bir şey gelmiyor aklıma.
30:46Çok da hoş bir kapak.
30:48Faruk'una bir yaklaşabilirsek bir kitabın kapağını da gösterelim.
30:53Sevgili Hrant Dink'in.
30:56Bir de şöyle bir sürpriz kitap.
30:59Evet şok oldum ben buraya girerken.
31:01Evet bu sanat kritiğin yerli edebiyattan yazarlar için galiba bu altıncısı öykü ve anlatılarından romanlarında tarayarak yapılmış bir yazarlar sözlüğü.
31:18Bu kitapta da benim öykü, roman ve anlatılarımda yer alan sözcüklerin ne anlama geldiği üzerine bir kitap.
31:26Özellikle şairin romanında kafası karışan okurlara çünkü bir sürü isim uydurmuştum.
31:33Adı, bitki, adı, meyve, adı.
31:37O da çok iyi bir çalışma oldu.
31:40Benden önce Bilge Karasu, Şule Gürbüz, İhsan Oktay anar sözlükleri yapamıştı hatırladığım kadarıyla.
31:47O zincirin bir devamı olarak beşinci kitapmış çıktı.
31:52Bunlar da tam yıl biterken fırından yeni çıkmış taze işler diye.
31:57Şurada şu an kitap evlerinde satışlar.
31:59Evet sanıyorum.
32:01Hadi biraz da güncel şeylerim var, merak ettiklerim var.
32:06Son izlediğim filmler.
32:07Çünkü biliyorum o kadar böyle hoş şeyleri de yakalıyorsun ki yeni yönetmenleri takip ediyorsun.
32:14Valla şu aralar bu işlere çok kapandığım için çok zor gidiyorum sinemaya açıkçası.
32:22Çünkü ben büyük filmleri mutlaka ekranda seyretmek istiyorum ama hani sinemadan söz etmiştik gene aynı yere döneceğim ama bu asri
32:30zamanların sinemalarına ısınamadım.
32:32Bir klimaları hasta ediyor.
32:34Maalesef.
32:35İkincisi filmden önce dayak yiymiş kadar sana reklam seyrettiriyorlar.
32:40Film başladığında zaten gözün aklın yorulmuş oluyor.
32:44İkincisi sinema seyircisinin seyir adabı hiç kalmadığı için ya telefon ışıkları ya mısır hışırtıları içerisinde gerilerek film seyrediyorsun.
32:55Dolayısıyla mecbur kalmadıkça açıkçası kalkıp sinemaya gitmiyorum.
33:02Benim için çünkü sinemada seyredilecek filmler kategorisi var.
33:08Evde hayli geniş bir ekranım var.
33:11Evde de sinemaya yakın seyredebiliyorum zaten.
33:15Bir o kayboldu açıkçası.
33:17İkincisi de sinemayla ilgili ne seyrettiğinden ziyade yerli sinemanın son dönemde bizim sinemamıza ait söylemek istediğim iki şey var.
33:29Bir dönem bizim yerli sinemanın ciddi bir görüntü sorunu vardı.
33:34Nasıl görüntü?
33:35Renkli filme geçtiği zaman.
33:36Siyah beyaz döneminde çok ciddi bir düzey yakalamıştı.
33:40İyi görüntü yönetmenleri vardı.
33:42Ama renkli filmlerle beraber bir sarsıntı geçirdi.
33:48Her konuda olduğu gibi o konuda da geç kalmıştık.
33:51Eğer Erman Film rank filmli stüdyolarında Londra'da renklendirmiyorsa
33:57sudboyla yapılmış kötü filmler seyrediyorduk renkli filmler olarak.
34:02O zamanla çözüldü.
34:04Nasıl çözüldü?
34:06Çünkü reklam sektörü girdi.
34:07Teknik ekipmanlar girdi.
34:09Daha iyi kameralar geldi.
34:10Ve bu tabii Yeşilçam'a yansıdı.
34:13Yerli filmlerde daha iyi görüntüler elde etmeye başladı.
34:18Şimdi benzer bir sorunu seslendirme düzeyinde.
34:22Çünkü dubulaşsız film yapıldığı zaman artık bir ben Türkçe çekilmiş filmleri izlerken
34:30zorluk çekiyorum ablamakta.
34:32Bunun iki nedeni var.
34:33Bir oyuncuların yanlış bilgisi.
34:37İçine konuşmayı, dudak tembelliğini doğal oyunculuk zannediyorlar.
34:43Fısıltıyla konuşsan bile oyunculuk gereği benim anlamamı sağlayacaksın.
34:49Kesinlikle.
34:49Tiyatroda da sinemada da bu budur.
34:51Kesinlikle.
34:52Şiveli konuşsan bile, lehçeyle konuşsan bile hem lehçeyle konuştuğunu bana idrak ettireceksin.
34:58Hem ben senin dediğini gene de anlayacağım.
35:01Diksiyon eğitimi budur.
35:03Yoksa diksiyon eğitimi İstanbul Türkçesiyle pırıl pırıl konuşmak demek değildir.
35:08Karakterin cümlelerini doğru ve anlaşılır telaffuz etmektir.
35:14Diksiyon terbiyesi ve eğitime.
35:16İkincisi de herhalde ses teknisyenlerinin, mesela özellikle yabancı yardımcı ekipman kullanan filmlerde görüyorum.
35:25Bulgaristan'dan ya da Romanya'dan gelmiş ses teknisyeni sadece sesi duyuyor.
35:31Onun doğru ya da yanlış olduğunu bilmiyor ki.
35:35Ben altyazılı izleyebiliyorum artık yerli filmleri.
35:39Maalesef çok haklısın.
35:40Altyazı sinemamızın böyle bir sorunu var.
35:43Onun dışında yoksa mesela yakınlarda seyrettiğim, ya kanallarda ya Ay Umut Veren Güzel Filmler Geliyor dediğim filmleri izliyorum elbette.
35:52Ama şu var, dünyada da biraz bu sıkıntı var.
35:59Büyük filmler artık yapılmaya.
36:02Yani büyük filmler artık dediğin gibi, hani biraz önce dediğin ya şey artık ikiye ayrılıyor.
36:10Entertainment tarafı, sanat tarafı, otör yönetmenlerin.
36:16Senede bir iki tane çıkıyor.
36:18Şimdi yeni İspanyol sinemasında iki yönetmen var.
36:21La Bola Negra diye bir film yaptılar.
36:24Ya her yerden birileri çıkıyor.
36:26Bayağı bir büyük film gibi böyle.
36:29Müthiş hoşumuza giden bir şey oldu.
36:30Şimdi tabii bu bombardıman da ölçüler çok karışık olduğu için açıkçası, yoksa şeyi ben büyük filmden kastım sadece kişilere ait
36:42değil.
36:42Dönem rüzgarları vardır.
36:44Mesela İtalya'da yeni gerçekçilik arka arkaya büyük yönetmenler çıkardı.
36:4968 kuşağın rüzgarı.
36:51Şimdi öyle bir şey yok.
36:52Hem çok bireyselleşti ama o bireyselleşme aynı zamanda bireysel dünyaları olan yönetmenleri yeterince çıkartmadı.
37:01Yani büyükten kastım ille felinine 8,5 olsun değil.
37:06Kendi dünyası olan, kendi meselesi olan, kendi üslubu diline oluşturmuş yönetmenler azaldı.
37:13Yok değil ama az, onu söylemeye çalışıyorum.
37:16Dünyada da bizde de.
37:17Şimdi hemen bir öneri yapacağım sana o zaman izleyicilerimize de.
37:216 Kasım'da Netflix'e Lee Chan Dong'u biliyorsun şüpheyi yapan en son Burak Amin'in.
37:29Onun yeni filmi maalesef salonlara gelmeden direkt Netflix'e yayına giriyor ama müthiş bir film.
37:37İzlemeni çok isterim.
37:41İzleyicilerimiz de kaçırmasın.
37:42Biraz böyle gayret istiyor.
37:44Netflix'in günahları çok.
37:46Evet çok çok.
37:47Yani insanları aptallaştırmada, sıradanlaştırmada, tek düzeleştirmede tek başına bir dünya markası.
37:54Kesinlikle.
37:55Lakin iki tane büyük sevabını hatırlatıyorum.
37:58Bir Roma, bayıldığın film, iki Adolesan dizisi.
38:02Değil mi?
38:02Evet.
38:03Üç olacak bu eminim senin için.
38:06Evet.
38:06Ya şey de değil ya.
38:07Ben mesela eğlenceli dizileri filminde seyrediyorum.
38:11Sürekli sanat filmi, ünlerinde seyretmiyoruz.
38:13Mesela ben aksiyon filmlerine de bayılıyorum.
38:20Şu her zaman tutmuyor.
38:23Bazı yönetmenler hem kendi dünyalarını, kendi temalarını çok güzel tekrarlayabiliyorlar.
38:29Hem de entertainment dediğimiz sistem içinde yer bulabiliyorlar.
38:34Örneğin Anglais.
38:35Her filmi aslında müthiş bir Anglais imzası taşıyor.
38:39Ama bir yandan da görüyorsun.
38:41Bir de farklı farklı türlerde.
38:43Evet.
38:43O bir dahi o.
38:45O başka bir şey.
38:46Yani hepsi, ben hatta kendimi ona benzetiyorum.
38:49Farklı türlerde çalışması ve farklı dünyalar kurmasıyla ilgili olarak.
38:53Her birinin altında kendi imzası var ama inşa ettiği dünya çok farklı.
38:58Ben bayıldım.
38:59Bayıldım bir yönetmen.
39:00Çok sevdiğim.
39:01Şimdi bir de bir şey ekleyecektim.
39:04Arada unuttum.
39:06Bu sinemalardaki en büyük sorun hani klima dedik, mısır, telefon ışığı dedik.
39:14Bir de görüntü kalitesi.
39:16Bu şimdi disipi gösterimlerde ampuller aracılığıyla yansıyor ya perdeye.
39:23O ampulleri değişmediği sürece, yenilenmediği sürece artık her şey karanlık düşüyor perdeye.
39:29Olabilir.
39:30O kadar çok takip etmedim ama doğrudur.
39:32O ampullerin işte ben arada böyle çünkü ciddi rakamlar da ödeniyor bu yeni tip salonlarda.
39:41Gidiyorum söylüyorum hemen şikayet ediyorum müdüriyeti.
39:44Yeni değiştirdik beyefendi diyorlar ama ben ona inanmıyorum.
39:48Yeni değiştiği zaman cillok gibi görüntü görüyoruz.
39:51Yalnız şunu da hatırlatalım.
39:53Biz seninle yayına girmeden önce konuştuk.
39:55Hepimiz çok mücadele ettik.
39:57Emek sinemasının yıkılmaması için ama emek sineması yıkılmadan önce orayı çok boş bıraktık bizler.
40:06Seyircisi olmayan bir yere dönüştü.
40:08Dolayısıyla hani biraz da çuvaldızı da batırmamız gerekiyor.
40:12Atlas sineması şu an Türkiye'deki en iyi salon.
40:15Salonun güzel koltuklarını yenilediler.
40:18O şey perdenin fasadı yine aynı.
40:22Dolayısıyla oraya da yalnız bırakmayalım ki orası da salon olmaktan başka bir şeye dönüşmekten kurtulabilsin.
40:30Kurumsallaştırmak çok önemli sinemaları.
40:32Yani sinemaların kimlik bulması rastgele vizyon filmlerini göstermekte ilgili değil.
40:39Aslında şeye benzedi.
40:41Mesela aslında dergilerde de öyle.
40:45Eski dergiler, eski satışlar yok dergilerde.
40:48Ama diyelim ki...
40:49Çok azaldı zaten.
40:51Yat dergileri ya da diyelim avcılık dergileri.
40:55Avcılığı onayladığımdan değil örnek olsun diye söylüyorum.
40:58Şimdi şeyde de kurumlarda da artık ihtisaslaşma diyebileceğim.
41:05O konunun meraklıları için sinemalara oluşturmak.
41:10Ne olursa olsun mesela Türkiye'de, İstanbul'da bu kadar büyük nüfussa hala bir sinematik yok.
41:17Kadıköy'de bir sinematik var artık.
41:21Ben de konuşma yaptım.
41:22Ama yani benim anladığım anlamda yıl boyu bombardman halinde etkinlikler sürdüren,
41:30eski yoksulluk zamanları sinematikleri gibi olmaz belki ama gene de merkezleşmiş bir sinematikten bahsediyorum.
41:40Arşiviyle.
41:40Yoksa orada evet arşiviyle, gösterimiyle, haftalarıyla cazibe merkezi haline getirmek.
41:47Ya insanlara da gitmesem olmasam eksiklik duygusu yaratmak çok önemli bir şey.
41:54Bu aynı zamanda iletişim bilgisi.
41:56Kesinlikle.
41:58Ben ye yokum orada duygusunu vermek çok önemli bir şey.
42:02Bütün sanatlar çağın sarsıntıları içerisinde zemini kaydığı için bir sallantı geçiriyor.
42:09Nelerin değişmesi, nelerin korunması gerektiği konusunda çok sağlam bir kültür politikası ve bilinç zemini gerekiyor ki
42:18bunlar üzerine benim bir lafım değiştirilir, senin bir önlerini değiştirir ama bir yerde buluşulur ve yeni bir inşa sahası oluşur
42:27diye düşünüyorum.
42:28Kesinlikle.
42:29Şimdi hadi hafif hafif toplayayım ben konuşmamızı ama biraz da şimdi bir senaryolar da yazdın, eminim bekleyen senaryolar vardı.
42:45Mesela böyle düşünmez misin genç ve yetenekli bir yönetmenliği?
42:50Şimdi artık şey diyorum, sağ omzumda taksimetre var, zamanı ölçüyor, her şeyi çok tutumlu kullanmak zorundayım, çok fazla büyük risk
43:02alamam.
43:06Dağınık yatak.
43:07Heyecan duymam lazım.
43:10Genç yetenek, yani mesela şuradan girersem derdimi daha çok anlatacağım, hiçbir öykümün romanının filme alınmasına izin vermiyorum.
43:19Onu okur hakkı diye görüyorum.
43:21Okurun imgelemini bir tek kişinin gözüne ve vizyonla emanet etmek istemiyorum.
43:27Ama özgün bir şey olur, sıfırdan çalışmam gerekir.
43:32Bende sürpriz bitmez.
43:33Kesinlikle.
43:34Bunları bunları derim ama yarın öbür gün pat diye diğeri çıkabilirim.
43:38Aslında senaryo değil ama oyun çalışıyorum epeydir.
43:42Üzerinde çalıştığım oyunlar var.
43:43Orada da hep yeni gramer arıyorum.
43:45Yapılmamış olan, denenmemiş olan ya da yapılmış denenmiş ama böyle yapılmamış, böyle denenmemiş olanların peşinde koşuyorum.
43:55Çünkü aynından yapmak benim hiçbir zaman politikam olmadı.
44:00Hiçbir zaman stratejim olmadı.
44:02Hep aks değiştirdim.
44:06Var mı böyle ufukta gözüken böyle bir küçük doğusca bir şey?
44:10Var oyunlar, çeşitli oyunlar üstünde çalışıyorum hatta yıllar öncesinden başlayan projeleri yeniden gündeme getirdim.
44:16Çok hoş projelerin vardı bir anlattım bahsettiğin ama.
44:19Evet, dediğim gibi çok proje vardır kafamda.
44:23Bir tanesini hayat zorla önüne getirir, bir kısmını sen çekerek getirirsin.
44:29Türkiye'nin tesadüfleri sana çok yardım eden tesadüfler değil.
44:34Maalesef.
44:35Yani çünkü Türkiye aslında heves kıran bir ülke.
44:38Aynen.
44:38Ben bu kadar inatçı ve sebatkar olmasam çoktan havlu atmış olabilirdim.
44:46Kendine yaslanmak benim hep şeyim oldu, politikam oldu.
44:51İyi ki de oldu.
44:52Evet.
44:53İyi ki de oldu.
44:54Müzik ne kadar sevdiğini biliyorum.
44:59Müzisyen sıkıntısı var.
45:02Yani orada da başka bir yere girdik.
45:05İkincisi de şey, müzikte de aynı sorun var.
45:09Her şeyin sahteleştiği bir dünyada, yani sesler sahteleşti, duygular sahteleşti, sözler sahteleşti, piyasa sahteleşti.
45:18Başka bir dönem başladı.
45:20Bu başlayan dönem de çok hayırlı bir dönem gibi gelmiyor bana.
45:25Çok temel bir şey kayboldu aslında.
45:28İnsan sesi kayboldu.
45:310,5 oktallık sesle bir sürü insan şarkıcılık yapıyor.
45:37Ama sen iyisini seçmeyi bildin her zaman bütün yaptığın müzik projelerini de.
45:42Dediğim gibi her zaman her yerde birileri var ama proje üretmek için, baştan çalışmak için özellikle mesela bir dönemin bestecilerini
45:50düşün.
45:51Yani tamam ben bulamıyorum, başkası buluyorsa söyle.
45:56Yani özellikle 60'lı, 70'li yılların popüler piyasa şarkıcıları bile ciddi arkasında orkestrayla çalışan müzik eğitiminden geçmiş.
46:05Yani nasıl edebiyatın görgüsü kaybolduysa, müziğin de eğitimi, görgüsü kayboldu.
46:13Piyasa her şeyi çok belirleyen.
46:15Orta sınıf algı, Türkiye bir vasatlar imparatorluğu, vasatiler imparatorluğu.
46:22Orada yaptığın işler hep ortalama yakalmak için.
46:26Benim bir örneğim vardır, deneme kitaplarının birini de anarım.
46:30Aslında Büyük Millet Meclisi seçimleriyle ciddi yaptırmak aynı mantığa yaslanır.
46:35Senin hitlerinle piyasana oy vereceklerini bir arada nasıl toplarım?
46:41O toplamdan her zaman hayırlı sonuç çıkmıyor.
46:44Çok defolu sonuçlar çıkıyor.
46:46Bizim bütün tarihimizde böyle çıkar ya.
46:47Maalesef öyle.
46:49Hani bir tane bu iyi hitler niye bir araya gelmedi şimdiye kadar hiç?
46:53Bazen hayat yardım ediyor.
46:55Ben ona şey diyorum, bir organizma.
46:58Yani mesela şimdi Coppola'nın baba filmini düşün.
47:02Her şey çok mükemmel tasarlanmış ama hadi abi o müzik ne ya?
47:06O da tam üstüne gelmiş anlıyor musun?
47:08Yani bazı şeyler öyle baktığın anda bir de o biniyor üstüne.
47:14Bir de o bonusu oluyor.
47:16Bunun gibi işlerde de ben şunu anladım.
47:20Biliyorsun sinemaya bulaştım ciddi olarak.
47:23Ve arkama bakmadan kaçtım.
47:24Çünkü sinema insanlarla uğraşmak demek.
47:28İnsanlarla uğraşmak beni çok yoruyor.
47:31Tabii senin yaptığın iş sonuçta bireysel.
47:34Evet yani mükemmel bir şey yapmak istiyorsun, karışıyorsun, ediyorsun.
47:39Başkasının parasına, zekasına, yeteneğine, zamanına muhtaçsın.
47:45Çok daha genç yaşlarda başlasan belki onları bir şekilde kaldırabiliyorsun diye düşünüyordum.
47:51Yakınlarda Polanski'nin bir şeyini okudum.
47:54Adam artık Polanski olmuş.
47:56Hala para bulmak konusunda çektiği sıkıntıdan söz ediyor.
47:59Yani mezun etmiyor seni sistem.
48:02O biraz da şeyle ilgili oldu.
48:04Me too.
48:05Yok yok bu şeyle ilgili.
48:07Daha öncesinde.
48:08Yani sudaki bıçak yapmış bir adamdan bahsediyoruz.
48:12Her şey bir yana.
48:13Her şey bir yana.
48:14Şimdi orada şeyi görüyorsun.
48:15O büyük büyük isimlerin bile birine dert anlatma, projesini kabul ettirme, uğraşma,
48:21hayal kırıklığı yaşama, vazgeçme, yani insanlarla hep çalışkanlığından söz ederler.
48:28Beni okumak, yazmak asla yormuyor.
48:31Çok güzel bir uyku çekiyorum.
48:33Hiçbir şeyim kalmıyor.
48:35İnsanlarla uğraşmak çok yorucu.
48:37Mümkün olduğu kadar da zaten etrafımdan insan azaltmaya bakıyorum bu yüzden.
48:42Yok doğru çok haklısız.
48:44Sinema tam bir kolektif gerektiriyor.
48:47Tam bir aynı dünyalarda, aynı kafalarda insanların bir araya gelmesi gerekiyor.
48:53Yoksa şarkı yazmayı özlüyorum.
48:54Öyle mi?
48:55Evet özlüyorum.
48:56Şey vardı mesela önüme beste geldiği zaman daha rahat ediyorum.
48:59Çünkü o şarkı ne olacağını biliyorsun.
49:01Ama söz verdiği zaman o sen dünyanın en güzel sözlerini yaslan bile sıradan bir beste onu şarkı yapmıyor.
49:10Çünkü aslında şarkının bütün numarası notalardı.
49:14Değil mi?
49:14Bunu kabul etmek lazım.
49:15Tabii ki.
49:15Ama mesela şey benim başı şu albümüm Müslüm Gürses'le yaptım.
49:22Aşk tesadüfleri severim.
49:23Yani o kadar seviyorum ki sözleri.
49:26Ama orada da mesela bütün sözler senin de değil.
49:28Evet.
49:29Yani orada yaptığın işte bu hatırla sistemleri de yaptığın şeyin bir başka versiyonuydu.
49:36Öyle değil mi?
49:37Şey de bilmek lazım kimden ne isteyeceğin yani kumaşı tanımak lazım.
49:42Örneğin Ahmet Güntan'a öykü yazdırdım biliyorsun.
49:46Bir hangi eskine öykü yazdırdım.
49:49Bir hangi amaçla tıklattığını bilmek o biraz işte edebiyat görgüsüyle, sevgisiyle kapısını çaldığın insanların kumaşını, kalitesini bilmek de çok alakalı
50:02bir şey.
50:03Şeyde de mesela aslında arkadaşlar arasında konuşuyoruz.
50:09Ben sinemaya girsem, sinema yapıyor olsam en çok hangi alanda başarılı olurmuşum biliyor musun?
50:16Hangi alanda?
50:16Sanat yönetmenliği.
50:17Benim kadar detaycı her şeye dikkat eden, onun dönemlerini bilen.
50:22Mesela şey de çok dikkatimi çekiyor.
50:24Son dönemler sinema dedin aklıma geldiği için ve vaktimiz kaldığı için söylüyorum.
50:30Son dönemlerde hep bir yazan yöneten modası görüyorum.
50:33O genç arkadaşların filmlerine baktığım zaman hepsinde çok ciddi senaryo problemleri görüyorum.
50:39Kesinlikle.
50:39Çünkü o sen hikayeni kurmuşsun ne çekeceğini biliyorsun ama durum yaratmak, sahne yazmak için başka bir dramatik bilgi gerekiyor.
50:51Bir yardımcı gerekiyor yanına.
50:53İyi bir hikayeci gerekiyor.
50:56Sorun ne biliyor musun?
50:57Ben bunları çok uzundur fark ediyorum.
51:00Bu genç işte çoğunu da tanıyorum artık yaptığım bu işle ilgili.
51:04Hepsine diyorum ki ya çocuklar yönetmenlik duygunuz var.
51:08Bunu hiç inkar etmiyorum.
51:10Hikayen de çok güzel.
51:12Aynı senin söylediğin gibi ama bunun bir dramatik akışı yok.
51:16Sonunu başa getirmişsin, başını sona götürmüşsün.
51:20Birilerinden bir destek...
51:22Kabul etmiyor.
51:23Harekterleri kuvvetlendirmek ya da hatta sözsüz sahne yazmak.
51:28Mesela bekliyorum.
51:30Sözsüz sahne yazmak şey bilgisi.
51:33Yani o örneklerde kaybolmak istemiyorum işle girmek ama izlediğinde güzel güzel geliyor.
51:41Ama görüyorsun ki eksik hep senaryoda.
51:43Ama zaten senaryo Yeşilçam'ın çünkü en az sermayeyi en az yatırdığı alan her zaman senaristler olmuş.
51:52Bu kitapta da hatırla sinemalarda söz ediyorum.
51:55Hep edebiyatçılardan yararlanmaya çalıştılar.
51:58Benden de edebiyatçı olarak yararlanmaya çalıştılar ama yararlanma yöntemi şuydu.
52:02Kendi bildiklerine benzetmek o zaman bana ihtiyaç yok.
52:06Evet.
52:06Yani sen gel ama benim bildiğim gibi yap o bir çıkar yolu olsaydı benim kapımı çalmazdı.
52:14Yani işte dediğin gibi yani o Yeşilçam geleneğinde maalesef şeylerle çalışıp edebiyatçılarla çalışıp.
52:22Ama orada sonra çekim sırasını her şeyi değiştirmek.
52:26Evet.
52:27Yani bu şey gibi hani klasikle modern arası bir şey yapmak istiyorum diyenlere hep verdiğim bir örnek vardır.
52:34Yani sonuçta ne yeterince klasik ne yeterince modern olmuyorsa bulaşmayacaksın diyorum.
52:40Yani o çünkü ciddi bir kıvam isteyen bir şey.
52:44Bu balede de böyle.
52:45Her her her tiyatrumda da bu böyle.
52:47Yani o kıvamı ve organizmayı tutturmak çok önemli bir şey.
52:52Yani dediğim gibi birazcık egoları da biraz bazı şeylerde bastırmak lazım.
53:00Özellikle sinema için konuşuyorum tabii.
53:02Son bir şey söyleyeceğim.
53:03Çok takıldığım için o da şu.
53:05Mesela sanat yönetmenliği dedim diye.
53:0760'larda geçiyor film.
53:1050'lerde geçiyor.
53:12Hep söylüyorum onlara.
53:16Eşyaya mümkün oluklar dikkat etmeye çalışıyorlar.
53:19Gene defoları var.
53:20Ama değil.
53:2360'larda o laf söylenmiyordu.
53:2750'li yıllarda o yok.
53:29Şimdi siz bunları kullanıyorsunuz.
53:31Yani 60'larda geçen bir filmde sıkıntı yok denmez.
53:36Aynen denmez.
53:37Sen bugünün senoristiyle iş yapıyorsun.
53:41Tıpkı tarihi bir filmde Padişah'ın koyunda saat yoksa
53:4560'lı yıllardaki bir kadın ağzında da sakin.
53:49Sakin yok.
53:50Onun adı sakin ol o dönemlerde.
53:53Ya da uzundur görmedim.
53:55Yok uzun zamandır.
53:57Onlar günün kısaltmaları.
53:59Orada şeyi görüyorsun.
54:01Kendi narsistlik alanından, zamansal narsistizminden çıkamama durumu.
54:06Kendinden çıkamama durumu.
54:08Şimdi diyorum ya hani sinema sektöründe biraz egolar fazla yüksek.
54:13Dolayısıyla kendi yazdıkları şeyi başkalarına...
54:16Pardon egoların alçak olduğu bir yer biliyor musun bu memlekette?
54:20Evet doğru haklısın.
54:22Ben yakından bildiğim bir çevre olduğu için seviyorum.
54:25Evet evet ben de takılıyorum.
54:28Maalesef işte ne diyelim.
54:30Evet action'da sevgili Murat'a ağırladım.
54:34Çok mutluyum.
54:35İyi ki geldin.
54:36Çok sağ olasın.
54:36İyi ki konuğum oldun.
54:38Çok teşekkür ederim.
54:39Hatırla sinemaları.
54:41Sinemayı seviyorsanız bir başucu kitabı yapacağınız bir kitap.
54:45Bir derleme.
54:46Murat Han'ın şahane açılış yazısı.
54:49Şahane öyküsüyle kapanan bir arada da şiirlerin, denemelerin, öykülerin olduğu...
54:56...müthiş bir sinema başucu kitabı.
54:59İyi ki yazdın, iyi ki derledin.
55:01Sağ olasın.
55:01Hep yaz, hep gel ne olur bana.
55:05Umarım.
55:06Peki.
55:07Action'dan bugünlük bu kadar.
55:09Yeni bir programda görüşünceye dek hoşçakalın.