00:25Türk misafir işçiler, ülkemizin sanayi temelinde
00:29inşa edilmesine omuz verdiler.
00:31Bayanlar ve baylar, o ilk nesil olmasaydı,
00:34Ruh havzası o yıllarda bu denli müreffeh ve bu kadar muazzam bir hale gelemezdi.
00:39Almanya Başbakanı Friedrich Merz,
00:41geçmişte Türk göçünü sorun olarak gören muhafazakar geleneğe rağmen,
00:45salondakileri şaşırtan bir üslup kullandı.
00:48Merz, misafir işçiler, sanayi dokumuzu inşa etti, dedi.
00:54Şirketten, Almanya'da bulabileceklerinden çok daha fazla işçiye ihtiyaç duyuyordu.
00:58Türkiye'de ise bilhassa kırsal bölgelerde nüfus gibi yoksulluk da giderek artıyordu.
01:04Pek çok insan Almanya'ya gelmek istiyordu.
01:06Türkiye hükümeti de kendi adına vatandaşlarını yurt dışında geçirecekleri bir dönemle
01:11daha ileri nitelikler ve mesleki yeterlilikler kazandırma fırsatı gördü.
01:15Ve 1961 yılındaki iş gücü alımı anlaşmasının arkasında yatan fikir tam olarak buydu.
01:21Bu ilk neslin pek çok mensubu biraz Almanca öğrendi.
01:24Ve 1961 ile 1973 yılları arasında işe alınanların yaklaşık yarısı Türkiye'ye geri döndü.
01:30Fakat diğer yarısı Almanya'da kaldı ve adım adım misafir işçiler göçmenlere nihayetinde de Almanlara dönüştü.
01:37Ailelerini Almanya'ya getirdiler, şehir merkezlerine yerleştiler,
01:41bakkal dükkanları açtılar, kıraathaneler açtılar ve herkesin bildiği üzere döneri icat ettiler.
01:48Soğuk bir sonbahar gününde bonda atılan o 12 maddilik imza sadece fabrikalara gidecek iş gücünü değil,
01:56koca bir ulusun sosyolojisini, türkülerini ve sinemasını kökten değiştirecek bir göç dalgasını başlattı.
02:03Takvimler 30 Ekim 1961 yılını gösterdiğinde sirkici garında tahta bavullarla Türkler yola çıktılar.
02:10Akıllarında iki hedef vardı.
02:11İki sene Almanya'da yaşamak, paralarını biriktirmek ve geri dönmek.
02:15Ancak o iki sene 65 seneye kadar uzandı.
02:18Şimdi bu 1961 senesinde işte ilk işçilerimiz gelmeye başladılar.
02:23Tabii böyle hatta biraz da onur kürücü muayenelerden falan da geçirerek onları kabul ettiler.
02:30İstanbul'da Tophane'de bir irtibat bürosu kuruldu ve işçiler oraya, daha doğrusu gitmek isteyenler, vatandaşlarımız oraya müracaat etmeye başladılar.
02:42İş ve işçi bulma kurumuyla Alman İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun iş birliği var.
02:47Daha sonra işte o muayeneleri geçtikten sonra da işte trenlere koyup, Köln'e ve Ford fabrikasına mesela, diğer yerlere, madenlere,
02:58özellikle Kuzeyren ve Esfarya bölgesine işçilerimizi sevk etmeye başladılar.
03:03Ve böylelikle bir macera başlamış oldu.
03:05Ve aslında Cumhuriyet tarihimiz açısından da ciddi bir fenomendir.
03:11Yani o şekilde değerlendirmek lazım.
03:13Çünkü Türkiye tarihi boyunca hiçbir şekilde, hiçbir memlekete işçi göndermiş falan değil.
03:20O insanlar bavullarında sadece umutlarını değil, sıla hasretini, yabancılaşmayı ve gurbetçi kimliğini taşıdılar.
03:27İş gücü göçünü 1961-30 Ekim Sözleşmesi ile, iş gücü sözleşmesi ile başlatıyoruz.
03:34Ama bunun daha evveliyatı olduğu ortada.
03:36Yani 1957'den itibaren kendi imkanlarıyla, kendi buldukları işlerde çalışmak üzere Almanya'ya gelen Türk işçileri var.
03:45İlk yıllarda ne Alman devleti onların kalıcı olacağını düşündü, ne de giden Türkler bu topraklarda kök salacağını hesap etti.
03:53Sağlık heyetlerinden tek tek dişlerine kadar bakılarak seçilen o ilk nesil, bekar işçilerden değil, arkasında aile bırakanlardan tercih edilmişti.
04:02Amaç belliydi. Memlekete dönsünler, kök salmasınlar. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
04:09Fabrikalar Türk işçilerin disiplinini sevdi, süre uzatıldı ve 1964'de aile birleşimi başladı.
04:17Şimdi 1961'de iş gücü anlaşması yapıldığında Almanya'nın daha öncelerden esasen yani İtalyanlarla, İtalya ile sözleşme imzalandığında da ihtiyaçları vardı.
04:29Çünkü ekonomi çok hızlı büyüyordu fakat Almanya'nın demografisi o zamanlar savaş sonrası olduğu için biraz erkeklerin az olması veyahut
04:38da birçok erkeğin sakat olması şeye yetişmiyordu.
04:41İstihdam yetişmiyordu. Bundan dolayı Türkiye'den bir anlaşma oldu.
04:46İşte o anlaşmada da hep dönüşümlü olacaktı.
04:49Yani bir yıl sonra başka yenileri gelecekti ki yani göç olayını önlemek istiyorlardı.
04:58Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.
05:03Yani buraya gelenler bir İsviçreli yazarın dediği gibi biz iş gücü istedik ama insanlar geldi.
05:11Doğal olarak da tabii ki aile birleşimi derken yani o zamandan birkaç yüzden sonra şimdi aşağı yukarı 3,5 milyon
05:19Türk var Almanya'da yaşayan.
05:23Bugün Almanya'da yaşayan 3,5 milyon Türk o tahta bavullu dedelerin hayal bile edemeyeceği noktalardı.
05:30Yaklaşık 1,5 milyonu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 1,7 milyonu ise Alman vatandaşlığına geçmiş durumda.
05:381961'de bu sözleşme yapıldığında iki ülke arasında savaş sonrası demografisi vardı.
05:45O sorunlardan dolayı işçiye ihtiyaç vardı.
05:49Fakat şimdi 1961-62'den sonra nüfusta hep bir azalma oldu.
05:54Yani nüfusun en büyük olduğu, en çok doğumların olduğu yıllar bu 61-62, hadi 63'de diyelim ondan sonra bir düşüş
06:03oldu.
06:031971'e kadar ve o zamandan bu zamana aşağı yukarı aynı şekilde kalıyor.
06:09Fakat insanlar daha çok yaşlanıyor.
06:12Yaşlanıyorlar fakat daha önce emekliliğe ayrılıyorlar.
06:17Ekonomi çok büyüdü.
06:18Almanya şu anda tahminen 300 bin, işverenler birliklerin söylediği rakamlar 300 bin, 400 bine yakın her yıl esasen istihdam, kalifiye
06:31eleman, personel istihdamına ihtiyacı var.
06:35Fakat bunu yerine getiremiyor.
06:37Ayrıca Almanya'dan göç var, yani dışarıya göç var.
06:41Şöyle bir 150 bin, 200 bin, 250 bine kadar varan rakamlarla kalifiye elemanlarını kaybediyorlar.
06:49Biontek'le dünyayı kurtaran Uğur Şahin ve Özlem Türeci, parlamentodaki onlarca milletvekili.
06:56Ancak bu başarı öyküsü sokakta ve kurumlarda süren o gizli bariyeri yıkmaya yetmiyor.
07:0465 yıl önce tahta valizleriyle bu ülkeye gelen ilk kuşak için ırkçılık, dilini bilmedikleri sokaklarda maçupça bakmaktı belki.
07:14Onlar fabrikalarda dişini tırnağına taktı, Almanya'nın ekonomisini yeniden ayağa kaldırdı.
07:20Ancak yıllar geçse de o görünmez ayrımcılık duvarı hiçbir zaman yıkılmadı.
07:27Kimi zaman Solingen'deki gibi bir kundaklama aleviyle çıktı karşılarına, kimi zaman NSU çetesinin namlı ucunda can aldı.
07:36Kimi zamansa Hanau'daki gibi kör bir nefretin kurşunuyla gençleri kopardı ayakta.
07:411988'de Schwandorf'ta, ilk buçuk kasabadı Kuzey Bavyera'da, benim görev yaptığım dönemde orada Nürnberg Başkonsolosluğu'nda,
07:53üç kişilik bir aile yakılarak öldürüldü evlerinde.
07:571992'nin Kasım ayında bu sefer Şilesbikolstein eyaletinde, Kuzey'de, Mönl kasabasında yine üç kişilik bir aile yakılarak öldürüldü.
08:12Ondan sonra 93 senesinin 29 Mayıs'ı, yanlış hatırlamıyorsam, Zollingen kasabasında, Kuzey Ermez Fahriye'de,
08:22Düsseldorf Başkonsolosluğu bölgemizde, ondan sonra bu sefer beş kişilik bir Türk ailesi, işte misafirleri de vardı.
08:30Yine uykularında yakılarak öldürüldü.
08:33Şimdi bunun ötesinde bilmediklerimiz de var.
08:37Üstü kapalı olanlar, kapatılanlar var maalesef ama en acıklısı, gerçekten acıklıdır.
08:44Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü adlı bir neonazi terör çetesi tarafından öldürülen sekiz Türk,
08:52biri Türk zannedildiği için öldürülen Yunanlı bir vatandaş ve bir de kadın polis memuru.
08:59Bunlar maalesef hayatlarını işte bu cinayetlerde kaybettiler ve bunlarla da çok iyi mücadele edildiği söylenemez.
09:08Çünkü bir kurumsal ırkçılık maalesef egemendir.
09:12Alman devleti bir daha asla dedi, raporlar yazıldı.
09:16Kürsülerden siz artık bizdensiniz sözleri yükseldi.
09:19Ancak bugün 2026 Almanya'sında ırkçılık, kravat takıp meclis sıralarına oturmuş durumda.
09:25Dördüncü nesil olmasına rağmen Türk genci şu anda işe girerken de ev kiralarken de ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyor.
09:32Bunun en büyük sebeplerinden biri şu anda anketlerde en üst sıralarda seyreden aşırı sağcı AFD partisinin politikası.
09:40Şimdi endişelerimiz biraz arttı.
09:41Sebebi de Almanya için işte alternatif adı altındaki bence neonazi parti.
09:50Yani işte aşırı sağ parti özellikle birleşmeden önce 1990'da Doğu Almanya olan, Doğu Almanya'da bulunan eyaletlerdi.
10:03Altı eyalet orada.
10:05Oradaki tabanları çok güçlü.
10:08Bir iki eyalette bayağı büyük başarılar elde ettiler.
10:13Başkanları Alice Weidel isimli bir hanım ve işte seçmenlere biz bu yabancılardan kurtulacağız, atacağız falan filan şeklinde sözler veriyorlar.
10:25Şimdi tabii yabancı deyince biraz ben de söyledim.
10:28Yani akıllara gelen sadece şeydir.
10:30Müslüman Türkler yani.
10:32Tabii Türkleri aslında geri gönderdikleri anda bindikleri dalı kesmiş olacaklar.
10:37Çünkü Alman ekonomisinde, sosyal hayatta, günlük hayatta çok ciddi bir yer almış vaziyette Türk topluluğu, Türk varlığı Almanya'da.
10:49O parti yeni bir parti, organize bir parti değil.
10:53Ne olursa olsun seçim kazanmak için birçok vaatlerde bulunuyor.
10:58Vaatlerin en önemlilerinden birisi de yabancıları yurt dışı etmek.
11:02Yani zoraki yurt dışı etmek.
11:04Bu Almanya'da mümkün mü?
11:06Mantıken mümkün değil.
11:07Yani şöyle bir bakın yani hastanelere gittiğinizde yüzde kırkları, hekimlerin yüzde kırkı, hemşirelerin, hasta bakıcıların daha büyük oranda yabancı kökenli
11:18olduğunu,
11:18bunların arasında Türkler tabii en büyük gruplardan olduğunu görüyorsunuz.
11:23Bütün ekonomi yani Almanya'da şöyle söyleyebiliriz.
11:26Belki şey olacak şimdi, abartılı olacak ama yani üç gün, dört gün yabancılar şeyi, kalemleri bıraksalar, çalışmayı bıraksalar Almanya ekonomisi
11:37allak bullak olur.
11:38Gerçekten allak bullak olur.
11:39Bakanların bile itiraf etmek zorunda kaldığı gibi Türk kökenli bir genç, kendisini kanıtlamak için hala yüzde yüz yirmi çaba harcamak
11:48zorunda.
11:48Ben elli altı yıldan beri Almanya'dayım.
11:51Elli altı yıl önce, elli beş yıl, elli dört yıl önce gördüklerimi maalesef hala görüyorum burada.
11:57Şöyle bir dışlamayı, ayrımcılığı bir örnek olarak verelim.
12:01Örneğin okullarda.
12:03Okullarda belirli Almanya'da üç tip okul vardır şeyden sonra, ilkokuldan sonra.
12:09Orada yollar ayrılıyor yani kim üniversiteye gidecek, kim meslek edinecek veyahut da kim vasıfsız işçi kalacak gibisinden.
12:17Ve bu yol ayrımında gerçekten hala yani elli altmış yıl sonra dezavantajlı bizim çocukları, birinci neslin torunları, dördüncü kuşak.
12:29Ama şunu da unutmamak lazım, bir hayli yol aldık.
12:33Yani şöyle bir örnek verebilirsem, ben ikinci kuşağım.
12:361970'de, yani 62 İzmir doğumluyum, 1970'de geldim.
12:40Ve ben bu zorlukların hepsini yaşadım.
12:43Ama yine de şeyi kabul etmedim, o ayrımcılığı kabul etmedim.
12:47Ben dedim, ileride üniversiteye gitmek istiyorum.
12:50Ve okudum.
12:52Şimdi ben işçi çocuğuyum ama benim çocuklarım bir akademik, küçük de olsa kariyer yapmış çocukları.
12:59Onların hepsi de üç tane çocuğum var.
13:02Üniversiteyi bitirdiler.
13:03Birisi akademisyen, profesör oldu.
13:06Diğerleri de avukat, işleşmeci.
13:09Şimdi bunların çocuklarını da tahmin edin.
13:12Şimdi dördüncü kuşağı benim torunlarımı tahmin edin.
13:15Onlar da tabii anne babaların yolunu veyahut da dedesinin yoluna çıkacaklarından eminim.
Yorumlar