Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 dakika önce
30 Ekim 1961'de imzalanan 12 maddelik mütevazı bir anlaşmayla başladı her şey... "İki yıl çalışıp dönecekler" denilen ilk nesil, sadece fabrikalarda çarkları döndürmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın enkazı altındaki Federal Almanya'nın ekonomik mucizesini inşa etti. Aradan tam 65 yıl geçti. Bugün Almanya'da yaşayan 3,5 milyonu aşkın Türk, bilimden sanata, gastronomiden siyasete ülkenin ayrılmaz bir parçası oldu. Peki bu 65 yılda neler oldu? Detaylar, CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Elif Nur Acar'ın Dosya haberinde.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:25Türk misafir işçiler, ülkemizin sanayi temelinde
00:29inşa edilmesine omuz verdiler.
00:31Bayanlar ve baylar, o ilk nesil olmasaydı,
00:34Ruh havzası o yıllarda bu denli müreffeh ve bu kadar muazzam bir hale gelemezdi.
00:39Almanya Başbakanı Friedrich Merz,
00:41geçmişte Türk göçünü sorun olarak gören muhafazakar geleneğe rağmen,
00:45salondakileri şaşırtan bir üslup kullandı.
00:48Merz, misafir işçiler, sanayi dokumuzu inşa etti, dedi.
00:54Şirketten, Almanya'da bulabileceklerinden çok daha fazla işçiye ihtiyaç duyuyordu.
00:58Türkiye'de ise bilhassa kırsal bölgelerde nüfus gibi yoksulluk da giderek artıyordu.
01:04Pek çok insan Almanya'ya gelmek istiyordu.
01:06Türkiye hükümeti de kendi adına vatandaşlarını yurt dışında geçirecekleri bir dönemle
01:11daha ileri nitelikler ve mesleki yeterlilikler kazandırma fırsatı gördü.
01:15Ve 1961 yılındaki iş gücü alımı anlaşmasının arkasında yatan fikir tam olarak buydu.
01:21Bu ilk neslin pek çok mensubu biraz Almanca öğrendi.
01:24Ve 1961 ile 1973 yılları arasında işe alınanların yaklaşık yarısı Türkiye'ye geri döndü.
01:30Fakat diğer yarısı Almanya'da kaldı ve adım adım misafir işçiler göçmenlere nihayetinde de Almanlara dönüştü.
01:37Ailelerini Almanya'ya getirdiler, şehir merkezlerine yerleştiler,
01:41bakkal dükkanları açtılar, kıraathaneler açtılar ve herkesin bildiği üzere döneri icat ettiler.
01:48Soğuk bir sonbahar gününde bonda atılan o 12 maddilik imza sadece fabrikalara gidecek iş gücünü değil,
01:56koca bir ulusun sosyolojisini, türkülerini ve sinemasını kökten değiştirecek bir göç dalgasını başlattı.
02:03Takvimler 30 Ekim 1961 yılını gösterdiğinde sirkici garında tahta bavullarla Türkler yola çıktılar.
02:10Akıllarında iki hedef vardı.
02:11İki sene Almanya'da yaşamak, paralarını biriktirmek ve geri dönmek.
02:15Ancak o iki sene 65 seneye kadar uzandı.
02:18Şimdi bu 1961 senesinde işte ilk işçilerimiz gelmeye başladılar.
02:23Tabii böyle hatta biraz da onur kürücü muayenelerden falan da geçirerek onları kabul ettiler.
02:30İstanbul'da Tophane'de bir irtibat bürosu kuruldu ve işçiler oraya, daha doğrusu gitmek isteyenler, vatandaşlarımız oraya müracaat etmeye başladılar.
02:42İş ve işçi bulma kurumuyla Alman İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun iş birliği var.
02:47Daha sonra işte o muayeneleri geçtikten sonra da işte trenlere koyup, Köln'e ve Ford fabrikasına mesela, diğer yerlere, madenlere,
02:58özellikle Kuzeyren ve Esfarya bölgesine işçilerimizi sevk etmeye başladılar.
03:03Ve böylelikle bir macera başlamış oldu.
03:05Ve aslında Cumhuriyet tarihimiz açısından da ciddi bir fenomendir.
03:11Yani o şekilde değerlendirmek lazım.
03:13Çünkü Türkiye tarihi boyunca hiçbir şekilde, hiçbir memlekete işçi göndermiş falan değil.
03:20O insanlar bavullarında sadece umutlarını değil, sıla hasretini, yabancılaşmayı ve gurbetçi kimliğini taşıdılar.
03:27İş gücü göçünü 1961-30 Ekim Sözleşmesi ile, iş gücü sözleşmesi ile başlatıyoruz.
03:34Ama bunun daha evveliyatı olduğu ortada.
03:36Yani 1957'den itibaren kendi imkanlarıyla, kendi buldukları işlerde çalışmak üzere Almanya'ya gelen Türk işçileri var.
03:45İlk yıllarda ne Alman devleti onların kalıcı olacağını düşündü, ne de giden Türkler bu topraklarda kök salacağını hesap etti.
03:53Sağlık heyetlerinden tek tek dişlerine kadar bakılarak seçilen o ilk nesil, bekar işçilerden değil, arkasında aile bırakanlardan tercih edilmişti.
04:02Amaç belliydi. Memlekete dönsünler, kök salmasınlar. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
04:09Fabrikalar Türk işçilerin disiplinini sevdi, süre uzatıldı ve 1964'de aile birleşimi başladı.
04:17Şimdi 1961'de iş gücü anlaşması yapıldığında Almanya'nın daha öncelerden esasen yani İtalyanlarla, İtalya ile sözleşme imzalandığında da ihtiyaçları vardı.
04:29Çünkü ekonomi çok hızlı büyüyordu fakat Almanya'nın demografisi o zamanlar savaş sonrası olduğu için biraz erkeklerin az olması veyahut
04:38da birçok erkeğin sakat olması şeye yetişmiyordu.
04:41İstihdam yetişmiyordu. Bundan dolayı Türkiye'den bir anlaşma oldu.
04:46İşte o anlaşmada da hep dönüşümlü olacaktı.
04:49Yani bir yıl sonra başka yenileri gelecekti ki yani göç olayını önlemek istiyorlardı.
04:58Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.
05:03Yani buraya gelenler bir İsviçreli yazarın dediği gibi biz iş gücü istedik ama insanlar geldi.
05:11Doğal olarak da tabii ki aile birleşimi derken yani o zamandan birkaç yüzden sonra şimdi aşağı yukarı 3,5 milyon
05:19Türk var Almanya'da yaşayan.
05:23Bugün Almanya'da yaşayan 3,5 milyon Türk o tahta bavullu dedelerin hayal bile edemeyeceği noktalardı.
05:30Yaklaşık 1,5 milyonu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 1,7 milyonu ise Alman vatandaşlığına geçmiş durumda.
05:381961'de bu sözleşme yapıldığında iki ülke arasında savaş sonrası demografisi vardı.
05:45O sorunlardan dolayı işçiye ihtiyaç vardı.
05:49Fakat şimdi 1961-62'den sonra nüfusta hep bir azalma oldu.
05:54Yani nüfusun en büyük olduğu, en çok doğumların olduğu yıllar bu 61-62, hadi 63'de diyelim ondan sonra bir düşüş
06:03oldu.
06:031971'e kadar ve o zamandan bu zamana aşağı yukarı aynı şekilde kalıyor.
06:09Fakat insanlar daha çok yaşlanıyor.
06:12Yaşlanıyorlar fakat daha önce emekliliğe ayrılıyorlar.
06:17Ekonomi çok büyüdü.
06:18Almanya şu anda tahminen 300 bin, işverenler birliklerin söylediği rakamlar 300 bin, 400 bine yakın her yıl esasen istihdam, kalifiye
06:31eleman, personel istihdamına ihtiyacı var.
06:35Fakat bunu yerine getiremiyor.
06:37Ayrıca Almanya'dan göç var, yani dışarıya göç var.
06:41Şöyle bir 150 bin, 200 bin, 250 bine kadar varan rakamlarla kalifiye elemanlarını kaybediyorlar.
06:49Biontek'le dünyayı kurtaran Uğur Şahin ve Özlem Türeci, parlamentodaki onlarca milletvekili.
06:56Ancak bu başarı öyküsü sokakta ve kurumlarda süren o gizli bariyeri yıkmaya yetmiyor.
07:0465 yıl önce tahta valizleriyle bu ülkeye gelen ilk kuşak için ırkçılık, dilini bilmedikleri sokaklarda maçupça bakmaktı belki.
07:14Onlar fabrikalarda dişini tırnağına taktı, Almanya'nın ekonomisini yeniden ayağa kaldırdı.
07:20Ancak yıllar geçse de o görünmez ayrımcılık duvarı hiçbir zaman yıkılmadı.
07:27Kimi zaman Solingen'deki gibi bir kundaklama aleviyle çıktı karşılarına, kimi zaman NSU çetesinin namlı ucunda can aldı.
07:36Kimi zamansa Hanau'daki gibi kör bir nefretin kurşunuyla gençleri kopardı ayakta.
07:411988'de Schwandorf'ta, ilk buçuk kasabadı Kuzey Bavyera'da, benim görev yaptığım dönemde orada Nürnberg Başkonsolosluğu'nda,
07:53üç kişilik bir aile yakılarak öldürüldü evlerinde.
07:571992'nin Kasım ayında bu sefer Şilesbikolstein eyaletinde, Kuzey'de, Mönl kasabasında yine üç kişilik bir aile yakılarak öldürüldü.
08:12Ondan sonra 93 senesinin 29 Mayıs'ı, yanlış hatırlamıyorsam, Zollingen kasabasında, Kuzey Ermez Fahriye'de,
08:22Düsseldorf Başkonsolosluğu bölgemizde, ondan sonra bu sefer beş kişilik bir Türk ailesi, işte misafirleri de vardı.
08:30Yine uykularında yakılarak öldürüldü.
08:33Şimdi bunun ötesinde bilmediklerimiz de var.
08:37Üstü kapalı olanlar, kapatılanlar var maalesef ama en acıklısı, gerçekten acıklıdır.
08:44Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü adlı bir neonazi terör çetesi tarafından öldürülen sekiz Türk,
08:52biri Türk zannedildiği için öldürülen Yunanlı bir vatandaş ve bir de kadın polis memuru.
08:59Bunlar maalesef hayatlarını işte bu cinayetlerde kaybettiler ve bunlarla da çok iyi mücadele edildiği söylenemez.
09:08Çünkü bir kurumsal ırkçılık maalesef egemendir.
09:12Alman devleti bir daha asla dedi, raporlar yazıldı.
09:16Kürsülerden siz artık bizdensiniz sözleri yükseldi.
09:19Ancak bugün 2026 Almanya'sında ırkçılık, kravat takıp meclis sıralarına oturmuş durumda.
09:25Dördüncü nesil olmasına rağmen Türk genci şu anda işe girerken de ev kiralarken de ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyor.
09:32Bunun en büyük sebeplerinden biri şu anda anketlerde en üst sıralarda seyreden aşırı sağcı AFD partisinin politikası.
09:40Şimdi endişelerimiz biraz arttı.
09:41Sebebi de Almanya için işte alternatif adı altındaki bence neonazi parti.
09:50Yani işte aşırı sağ parti özellikle birleşmeden önce 1990'da Doğu Almanya olan, Doğu Almanya'da bulunan eyaletlerdi.
10:03Altı eyalet orada.
10:05Oradaki tabanları çok güçlü.
10:08Bir iki eyalette bayağı büyük başarılar elde ettiler.
10:13Başkanları Alice Weidel isimli bir hanım ve işte seçmenlere biz bu yabancılardan kurtulacağız, atacağız falan filan şeklinde sözler veriyorlar.
10:25Şimdi tabii yabancı deyince biraz ben de söyledim.
10:28Yani akıllara gelen sadece şeydir.
10:30Müslüman Türkler yani.
10:32Tabii Türkleri aslında geri gönderdikleri anda bindikleri dalı kesmiş olacaklar.
10:37Çünkü Alman ekonomisinde, sosyal hayatta, günlük hayatta çok ciddi bir yer almış vaziyette Türk topluluğu, Türk varlığı Almanya'da.
10:49O parti yeni bir parti, organize bir parti değil.
10:53Ne olursa olsun seçim kazanmak için birçok vaatlerde bulunuyor.
10:58Vaatlerin en önemlilerinden birisi de yabancıları yurt dışı etmek.
11:02Yani zoraki yurt dışı etmek.
11:04Bu Almanya'da mümkün mü?
11:06Mantıken mümkün değil.
11:07Yani şöyle bir bakın yani hastanelere gittiğinizde yüzde kırkları, hekimlerin yüzde kırkı, hemşirelerin, hasta bakıcıların daha büyük oranda yabancı kökenli
11:18olduğunu,
11:18bunların arasında Türkler tabii en büyük gruplardan olduğunu görüyorsunuz.
11:23Bütün ekonomi yani Almanya'da şöyle söyleyebiliriz.
11:26Belki şey olacak şimdi, abartılı olacak ama yani üç gün, dört gün yabancılar şeyi, kalemleri bıraksalar, çalışmayı bıraksalar Almanya ekonomisi
11:37allak bullak olur.
11:38Gerçekten allak bullak olur.
11:39Bakanların bile itiraf etmek zorunda kaldığı gibi Türk kökenli bir genç, kendisini kanıtlamak için hala yüzde yüz yirmi çaba harcamak
11:48zorunda.
11:48Ben elli altı yıldan beri Almanya'dayım.
11:51Elli altı yıl önce, elli beş yıl, elli dört yıl önce gördüklerimi maalesef hala görüyorum burada.
11:57Şöyle bir dışlamayı, ayrımcılığı bir örnek olarak verelim.
12:01Örneğin okullarda.
12:03Okullarda belirli Almanya'da üç tip okul vardır şeyden sonra, ilkokuldan sonra.
12:09Orada yollar ayrılıyor yani kim üniversiteye gidecek, kim meslek edinecek veyahut da kim vasıfsız işçi kalacak gibisinden.
12:17Ve bu yol ayrımında gerçekten hala yani elli altmış yıl sonra dezavantajlı bizim çocukları, birinci neslin torunları, dördüncü kuşak.
12:29Ama şunu da unutmamak lazım, bir hayli yol aldık.
12:33Yani şöyle bir örnek verebilirsem, ben ikinci kuşağım.
12:361970'de, yani 62 İzmir doğumluyum, 1970'de geldim.
12:40Ve ben bu zorlukların hepsini yaşadım.
12:43Ama yine de şeyi kabul etmedim, o ayrımcılığı kabul etmedim.
12:47Ben dedim, ileride üniversiteye gitmek istiyorum.
12:50Ve okudum.
12:52Şimdi ben işçi çocuğuyum ama benim çocuklarım bir akademik, küçük de olsa kariyer yapmış çocukları.
12:59Onların hepsi de üç tane çocuğum var.
13:02Üniversiteyi bitirdiler.
13:03Birisi akademisyen, profesör oldu.
13:06Diğerleri de avukat, işleşmeci.
13:09Şimdi bunların çocuklarını da tahmin edin.
13:12Şimdi dördüncü kuşağı benim torunlarımı tahmin edin.
13:15Onlar da tabii anne babaların yolunu veyahut da dedesinin yoluna çıkacaklarından eminim.
Yorumlar

Önerilen