00:00Herkese merhaba, bu incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün doğrudan kaynak materyallerimize dalıp 1961 misafir işçi anlaşmasının arka planına, o dönen sistemsel çarklara bakıyoruz.
00:10Nasıl oldu da misafirlikten ev sahipliğine uzanan o devasa dönüşüm yaşandı, bunu adım adım analiz edeceğiz.
00:17Aslında bugün hep aklımızın bir köşesinde tutacağımız en can alıcı soru şu, aradan koca bir 65 yıl geçti.
00:23Peki bu misafir işçiler neden kalıcılaştı?
00:26Yani başlarda sadece birkaç yıldığına geçici bir iş ilişkisi gibi planlanan bu göç dalgası nasıl oldu da koca bir ülkenin
00:33toplumsal yapısını kökünden değiştirdi?
00:35İlk olarak 1961 öncesine o tarihi kökenlere kısaca bir uzanalım.
00:39Çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla yabancı değildik desini anlamak için modern göçten çok daha öncesine, Alman kültürel hafızasına inmemiz gerekiyor.
00:47Tarihi kayıtlara şöyle bir baktığımızda, Türk imgesinin o topraklarda 20. yüzyıldan çok ama çok önce var olduğunu görüyoruz.
00:54Ta 451 yılına Ren Nehri kıyılarındaki Atilla ve Hunlara kadar uzanan bir bağ bu.
00:59Oradan 16. ve 18. yüzyıllara, oradan da 1961'deki İş Gücü Anlaşması'na.
01:05Yani doğudan gelen atlılar o efsanelerde ve sokak isimlerinde çoktan yerini almıştı bile.
01:10Düşünsenize bir günde ortaya çıkmış bir algı değil bu.
01:13Mesela kaynağımız 16. ve 18. yüzyılları arasında savaş esiri olarak getirilen ve savaş ganimeti Türkler anlamına gelen Boyte Türken grubuna
01:21çok ilginç bir parantez açıyor.
01:23Tabii bu insanlar o dönemde oraya entegre falan edilmedi.
01:26Hayatta kalabilmek için tamamen asimile oldular, yerel dini ve dili benimsemek zorunda bırakıldılar.
01:31O çağlarda hayatta kalmanın tek bir yolu vardı, o da çoğunluğun içinde görünmez olmaktı.
01:35Şimdi zamanı biraz ileri saralım ve 1961'e, o ilk beklentilere, yani asıl iş gücü talebinin doğduğu günlere, Bonn ile
01:43Ankara arasındaki o meşhur resmi anlaşmaya gelelim.
01:46İşte o büyük yanlış anlaşılmanın veya diyelim ki plansızlığın temeli tam olarak burada atılıyor.
01:51Başlangıçta hem ev sahibi ülkenin hem de işçilerin vizyonu tamamen geçiciydi.
01:56Hükümet, rotasyon modeli dediğimiz bir sistem istiyordu.
01:59Yani gelsinler, 2-3 yıl çalışsınlar, sonra yerlerine yenileri gelsin.
02:02O meşhur karton bavullarıyla yola çıkan işçiler içinse plan şuydu.
02:06Hızlıca para biriktir, memlekette bir tarla al ve gururla evine dön.
02:10İki tarafın da hesabı en fazla 2-3 yıllıktı.
02:13Fakat hayatın planlara uymama gibi bir huyu var değil mi?
02:16Kaynağımız İsviçreli düşünür Max Frisch'in o çok bilindik ama bir o kadar da vurucu sözünü hatırlatıyor.
02:21Biz iş gücü çağırdık ama insanlar geldi.
02:25Gerçekten de tam olarak böyle oldu.
02:26Sadece makineleri çalıştıran robotlar değil, yorulan, özleyen, çocuk sahibi olan, hastalanan ve hayal kuran insanlar geldi.
02:35Peki işler nerede koptu?
02:37Geldik bugünün ana odağına.
02:38O kusursuz gibi görünen geçici plan neden çöktü ve bu misafirler nasıl kalıcı oldu?
02:44Bunu anlamak için o yapısal dizilime bakmak şart.
02:47Geçici bir iş gücü durduk yere kalıcı bir topluma dönüşmedi tabii.
02:50İlk domino taşı işverenlerin o sürekli rotasyon fikrini reddetmesiyle düştü.
02:54Haklı olarak hiçbir fabrika patronu işi öğrenmiş, bantta ustalaşmış bir işçiyi gönderip yerine sıfırdan tecrübesiz birini eğitmek istemedi.
03:01Yani sahadaki pratik gerçekler siyasetçilerin o masa başında yazdığı rotasyon teorilerini resmen çöpe attı.
03:07Ardından 1973 yılındaki kriz ve işçi alımını durdurma politikasının doğurduğu o beklenmedik, tamamen ironik sonuçlar zinciri başlıyor.
03:16Tarihsel veriler bize şunu çok net gösteriyor.
03:18İşçi alımını durdurup göçü engellemeye çalışmak aslında tam tersi bir etki yarattı.
03:23Sınırların kapanması kararı işçiler arasında korkunç bir paniğe yol açtı.
03:27Eğer bir gün çıkarsak bir daha asla geri dönemeyiz korkusuyla insanlar memleketteki eşlerini, çocuklarını apar topar yanlarına getirmeye başladılar.
03:35Göçü azaltma kararı nüfusu bir anda patlattı ve daha da kalıcı hale getirdi.
03:40Tabii kaynağımızın burada tamamen tarafsız bir şekilde altını çizdiği üzere bu ani aile birleşimi akını devletin hiç hazırlıklı olmadığı yapısal
03:47bir krizi tetikledi.
03:47Düşünün binlerce çocuk geliyor ama okulları hazırlıksız, anaokullarında tek kelime Almanca bilmeyen bu çocuklar için tercüman falan yok, entegrasyonu yönetecek
03:55bir devlet vizyonu zaten ortada yok.
03:57Hal böyle olunca aileler mecburen kimsenin yaşamak istemediği ucuz ve bakımsız evlere sığınmak zorunda kaldı.
04:02Ki sonraları buralar maalesef o paralel toplumlar etiketiyle anılacaktı.
04:06İlerleyen yıllara, 1980'lere doğru baktığımızdaysa artık o memlekete geri dönüş fikrinin neden hem ekonomik hem de yapısal olarak tamamen
04:15imkansız hale geldiğini çok daha iyi anlıyoruz.
04:18Yıl 1983. Hükümet oldukça net, rakamsal bir hamle yaptı.
04:22İnsanlara ülkelerine temelli geri dönmeleri için bir paket sundular.
04:25Yetişkin başına tam 10.500 Alman markı.
04:29İlk duyduğunuzda vay canına aslında fena bir teklif değilmiş diyebilirsiniz ama kaynağımız bu teklifin arkasındaki o büyük defoyu hemen ortaya
04:36koyuyor.
04:36Bu parayı alıp dönenler o güne kadar biriken tüm gelecekteki emeklilik haklarından vazgeçmek zorundaydı.
04:42Yani devlet, insanlara aslında yıllarca onların kendi maaşlarından kesilen emeklilik primlerini sanki bir lütufmuş, bir teşvik ödülüymüş gibi paket deyip
04:49sunuyordu.
04:50Bunun üstüne bir de ana vatandaki o korkunç enflasyon oranları ve memlekette heyecanla kurulan işçi şirketlerinin birbiri ardına iflas etmesi
04:57eklenince işler iyice çıkmaza girdi.
05:00Üstelik artık evde büyük anne ve büyük babasından çok Almanca konuşan o ülkeye kök salmış çocuklar vardı.
05:05Tüm bu gerçekler alt alta toplandığında bir gün memlekete döneriz fikri artık sadece yaşlıların iç çektikçe anlattığı uzak bir hatıraya
05:12dönüştü.
05:13Ve böylece bugünün gerçekliğine yani o kaldık ve bu ülkeyi hep beraber inşa ettik dediğimiz modern döneme geliyoruz.
05:20Karşımızdaki rakamlar bu entegrasyonun ulaştığı o devasa boyutu kelimenin tam anlamıyla ispatlıyor.
05:26O eski gariban misafir anlatısını tamamen yıkan ekonomik ve politik verilere bir bakın.
05:31Bugün yarım milyon insana iş sağlayan Türk kökenlilere ait 80 bin işletmeden bahsediyoruz.
05:36Ekonomiye yıllık tam 50 milyar euroluk bir katkı.
05:39Eyalet ve federal meclislerde yasa yapan onlarca milletvekili.
05:43Bunlar gerçekten muazzam rakamlar.
05:44O basit karton bavullardan doğan bugün 2,6 milyonluk dev bir topluluk var karşımızda.
05:51Toplum içindeki vatandaşlık statülerinin bugünkü o karmaşık ve çok renkli yapısına baktığımızda bile
05:56bir zamanların o geçici misafirlerinin o topraklara nasıl derin kökler saldığını çok net bir şekilde okuyabiliyoruz.
06:03Kaynağımız özellikle ikinci ve üçüncü neslin o inanılmaz motivasyonuna da özel bir vurgu yapıyor.
06:08Düşünsenize dün üretim bandında ter döken o işçilerin çocukları bugün o ülkenin en saygın hastanelerinde doktor,
06:14mahkemelerinde avukat, üniversitelerinde profesör oldular.
06:17Eğer çalışırsan bu ülkede bir yerlere gelebilirsin inancı aslında devletin hiçbir zaman planlamadığı
06:22o en başarılı, en organik entegrasyon programı oldu.
06:26Tabii ki kaynağımız bazı sistemsel önyargıların hala devam ettiğini,
06:29çok iyi eğitim almış mezunların bile sırf kökenlerinden dolayı
06:32hala ayrımcılık ve daha yüksek işsizlik riskiyle karşı karşıya kaldığını
06:35gayet tarafsız bir dille not düşüyor.
06:38Ve geliyoruz tarihin o kendine has, tuhaf mizahına.
06:41Kaynağımızın yakaladığı o çarpıcı detay şu.
06:44Bugün o ülke çok hızlı yaşlanıyor.
06:46Ve o refah seviyesini koruyabilmek,
06:48ekonomiyi ayakta tutabilmek için uzmanların hesaplamalarına göre
06:51her yıl, evet yanlış duymadınız,
06:53her yıl tam 400 bin yeni göçmene,
06:55yani taze bir iş gücüne ihtiyaçları var.
06:57Sanki hikaye kendini sil baştan tekrar ediyor gibi değil mi?
07:00Tüm bu yarım asırlık serüveni,
07:02o istatistikleri ve insan hikayelerini inceledikten sonra
07:04kaynağımızın ortaya koyduğu o çok güçlü ve derin soruyla
07:08sizleri baş başa bırakmak istiyorum.
07:10Bir topluluk 10 yıllar boyunca bir ülkeyi kendi emeğiyle,
07:13kültürüyle, ödediği vergisiyle ve yetiştirdiği yeni nesillerle sırtlanmışsa,
07:1860 koca yıl boyunca misafir olarak anıldıktan sonra
07:21bir topluluk tam olarak ne zaman nihayet ev sahibi olur?
07:25İşte cevabını hep birlikte yaşayarak göreceğimiz asıl soru bu.
07:28Bu analizimizde bana katıldığınız için çok teşekkürler.
07:31Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merakla kalın.