00:00Selamlar, hoş geldiniz.
00:01Bugün aslında hepimizin bir gün yüzleşmek zorunda kalacağı o ağır ama bir o kadar da büyüleyici bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:07Mehmet Özkendirci'nin o kısacık ama insanın içine oturan son vagon şiirini inceleyeceğiz.
00:13Biliyorsunuz hepimizin taşıdığı metaforik bir valizi var.
00:16İşte bu incelemede bir insanın kendi hayatının muhasebesini yaparken o valize neleri sığdırdığını adım adım keşfedeceğiz.
00:23Hazırsanız o unutulmaz son vagona birlikte adım atalım.
00:26Şu lizeye bir bakar mısınız?
00:28Son trenin son vagonuna binen son yolcusuyum.
00:31Bakın kısacık bir cümlede tam üç kez son kelimesi geçiyor.
00:34Sizce bu bir tesadüf olabilir mi?
00:36Kesinlikle hayır.
00:37Şair bizi o mutlak bitiş hissine, o geri dönüşü olmayan finale anında hapsediyor.
00:43Bütün analizimizin temelini aslında bu dizi atıyor.
00:45Kesinlikle bitiş.
00:47Artık başka bir tren yok, başka bir vagon yok, arkadan yetişecek başka bir yolcu da yok.
00:52Birinci bölümümüz son yolculuğun vagonu.
00:54Hayatı son durağa kesin olan uzun bir tren yolculuğu gibi düşünün.
00:59Şimdi şairimizin bu kaçınılmaz, nihai kalkış için hazırladığı o ağır valizin fermuarını yavaşça bir açalım diyorum.
01:08Bakalım içinden neler çıkacak.
01:10İkinci bölüm, valizdeki hayat ve zıtlıklar.
01:14Biliyorsunuz, hayat asla dümdüz bir çizgi değildir.
01:18Bakalım şairimiz o güçlü, birbiriyle tamamen çatışan deneyimlerini ve hayatın bu ağır zıtlıklarını valizinde nasıl yan yana taşıyor.
01:27Karşımızda şairin kendi kelimeleriyle çizdiği bir zaman çizelgesi var.
01:31Önce mutlu çocukluğum diyerek başlıyor.
01:33Hemen ardından aniden, adeta bir uçurumdan düşer gibi o çalkantılı, berbat gençliğim evresine çarpıyoruz.
01:40Ve nihayetinde şu an, yani bu son yolculuk.
01:44Düşünsenize, masumiyetin ve mutluluğun zirvesi olan çocukluktan çıkıp acılarla yoğrulmuş bir gençliğe savrulmak ve en sonunda o vagona adım atmak.
01:53Bu keskin geçiş aslında bizi o trene getiren türbülanslı yolu tam önümüze seriyor.
01:58Şimdi asıl sarsıcı yere buradaki zıtlığa gelelim.
02:01Bir yanda beton gibi ağır, sumut bir gerçeklik duruyor, nice yaşadığım acılar.
02:05Bunlar net, yaşanmış, ruhumuzda yara izi bırakmış şeyler.
02:09Ama diğer yanda bambaşka bir yük var.
02:11Yaşayabileceğim mutluluklar.
02:13İşte bu çok ağır, gerçekleşmemiş, ihtimal olarak kalmış, belki de kıl payı kaçırılmış fırsatlar.
02:19Bir valizin içine hem gerçekleşmiş acıların ağırlığını, hem de o hiç yaşanmamış hayalet mutlulukların yükünü aynı anda sığdırmak,
02:26insan ruhunun net eder karmaşık bir yük taşıyabileceğinin en trajik kanıtı bu zanığım.
02:31Tabii işin bir de ahlaki boyutu var.
02:34Hak ettiğim ya da hak etmediğim günahlar.
02:36Ne kadar dürüst bir yüzleşme değil mi?
02:39Yani şair sadece kendi hatalarını, kendi sorumluluklarını valize atmıyor,
02:43hayatın ona haksız yere yüklediği, belki bir başkası yüzünden omuzlamak zorunda kaldığı o bedelleri de yanına alıyor.
02:49O son hesaplaşmada her şeyi, yaşamın o gri alanlarını tamamen sahipleniyor.
02:54Üçüncü bölüme geliyoruz.
02:56Yarım kalanlar ve keşkeler.
02:59Hani hep derler ya, insana en çok yaptıklarından ziyade yapmadıkları, yarım bıraktıkları ağır gelir diye.
03:05İşte tam olarak o noktadayız.
03:07Bakın o valizden başka neler çıkıyor.
03:10Bin yığın keşkeler.
03:11Sayısız pişmanlık birikmiş.
03:13Sonra, ona veremediğim şiirler.
03:15Yazılmış, uğraşılmış ama sahibine bir türlü ulaşamamış, içte boğulmuş duygular.
03:20Ve belki de en naifi, dalından koparmadığım, koklamaya kıyamadığım çiçekler.
03:25O güzelliğe zarar vermekten o kadar korkmuş ki, dokunmaya cesaret edemeyip, o fırsatı sonsuza dek kaçırmış.
03:32Aslında bazen hiç eyleme dökülmemiş, sessiz kalmış sevgiler dünyanın en ağır yükü olabiliyor.
03:38Ve geldik beni en çok etkileyen kısımlardan birine, sırrı dökülmüş kalleş aynalar.
03:44Müthiş bir metafor.
03:45Biliyorsunuz, aynaya o yansıtma özelliğini veren şey arkasındaki sırdır.
03:49O sır dökülünce ayna artık size, sizi tam göstermez, parçalı, bulanık, aldatıcı bir görüntü verir.
03:56Şair aslında burada, yıllarca ona yalan söyleyen o kalleş gerçeklikten, parçalanmış kendi öz imajından bahsediyor.
04:04Artık bu son yolculukta aynaların yalanı bitmiş, gerçek bütün çıplaklığıyla ortada.
04:09O yüzleşmenin hemen ardından gelen şu itirafa bakın.
04:12Dudaklarımda yarım kalmış gülüşlerim.
04:15Bunu hangimiz yaşamadık ki?
04:17Tam böyle içten kocaman bir kahkaha atacakken, boğazınıza düğümlenen o hüzün.
04:22Şekillenememiş, hep bir acıyla yarıda kesilmiş tebessümler.
04:26Hayatın o bitmek bilmeyen hüznünü, acılarla sekteye uğrayan neşeyi bundan daha yine özetleyebilir.
04:32O yarım kalan gülüşler aslında yarım kalmış bir hayatın ta kendisi.
04:37Dördüncü bölümümüz, geçmişi ve gölgeyi bırakmak.
04:40Yavaş yavaş şiirin zirvesine, anlatıcının bu dünyevi ağırlıklardan, fiziksel ve duygusal dünyadan tamamen koptuğu o büyük bırakma anına yaklaşıyoruz.
04:52Burada, geride bıraktığım gölgem diyor.
04:56Bu ifade, tek kelimeyle muazzam.
04:58Gölge nedir?
04:59Işık altındaki fiziksel kanıtımızdır.
05:02Varlığımızın dünyadaki izidir.
05:04Kendi gölgesini geride bırakmak demek, insanın fani benliğinden, egosundan, dünyevi kimliğinden tamamen soyunması demek.
05:12Adeta bedeni o peronda bırakıp, sadece ruhuyla o vagona binmek gibi.
05:16Bu, ölümlü benlikten tam anlamıyla bir vazgeçiş.
05:20Ve son durağımız, beşinci bölüm, bilinmeze teslimiyet.
05:24Artık o ağır iç hesaplaşmaları bitiriyoruz ve anlatıcının direksiyonu tamamen bıraktığı o kararlı eylem anına geçiyoruz.
05:32Dizeye dikkat!
05:33Kes bir bilet, kondüktör bey.
05:35Bu, son yolculuğum.
05:37Fark ettiniz mi?
05:38Muhatap bir anda nasıl değişti?
05:40Şiir boyunca hep kendi içine konuşan şair, birdenbire dışarıya, o metafiziksel kondüktöre sesleniyor.
05:46O kadar ağır bir valiz taşıdı ki artık kontrolü bırakıyor.
05:50O biletin kesilmesi, dönüşü olmayan bir imza, bir anlaşma aslında.
05:54Artık direnmek yok.
05:56Sadece ve sadece kabulleniş var.
05:58Ve işte o, nihai, felsefi olarak en sarsıcı kapanış.
06:03Sorma, nerede ne zaman ineceğim?
06:05İnanılmaz bir teslimiyet.
06:07Kondüktöre adeta, varış noktamı sorma, ne zaman biteceğini sorma, çünkü inan benim de umurumda değil, diyor.
06:15Gidilecek yerin de, zamanın da anlamını yitirdiği o mutlak bilinmeze atılan bir adım bu.
06:20Rotası yok, varış yeri yok ama son derece kararlı bir gidiş.
06:24Mehmet Özkenci, son vagon ile hepimizin bir gün o peronda bekleyeceğini çok çarpıcı bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
06:31Peki, size sormak istiyorum.
06:33Şimdi durup bir düşünün, sizin o son valizinizde neler olurdu?
06:37Söyleyemediğiniz keşkeleriniz mi, dudaklarınızda yarım kalan gülüşleriniz mi, yoksa koparmaya kıyamadığınız o narin çiçekler mi?
06:44Bunu gerçekten düşünmenizi istiyorum.
06:46Bugün bu ağır ama büyüleyici analizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
06:51Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
06:53Kendinize çok iyi bakın.