00:00Bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün aslında çok çarpıcı, hatta biraz ezber bozan bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:07Mehmet Edip Ören'in, Jeopolitik ve Ekonomi üzerine kaleme aldığı,
00:12At İzinde İkbal Pazarı adlı metnindeki oldukça eleştirel tezleri inceleyeceğiz.
00:17Yazar, Türkiye'nin siyaset, güvenlik ve ekonomi gündemine bambaşka, oldukça provokatif bir mercekten bakıyor.
00:23Ekranlarda gördüğümüz o zaferlerin veya güvendeyiz algılarının arkasında dönen gizli gündemleri deşifre ediyor.
00:30Şimdi, bildiğiniz her şeyi bir kenara bırakın çünkü bu analiz olaylara bakış açınızı epey değiştirecek.
00:36Hemen lafa girelim ve kaynak metnimizden aldığımız, ilk duyduğunuzda kulağa çok ters köşe gelen o çarpıcı soruyu soralım.
00:44Silahlı bir terör örgütünün kendini fesh etmesi, silah bırakması, sizce bu gerçekten örgütün bittiği anlamına mı gelir,
00:51yoksa tam tersi asıl büyük zaferini kazandığının bir işareti mi?
00:55Şimdi, ana akım düşünceye göre bir örgüt dağılıyorsa tehdit bitmiştir değil mi?
01:00Ancak yazarımız bu genel kabule şiddetle karşı çıkıyor, bizi olayların arka planında çok daha tehlikeli, görünmez bir siyasi zaferin yatabileceği
01:10konusunda uyarıyor.
01:11Yazarın bu gizli sistemik gündemler tezini daha iyi anlamak için konuyu dört ana başlıkta toparladık.
01:16Fesih kararı, terörün siyasi evresi, özellik ve yeni güvenlik riskleri ve son olarak da ilaç sektörüyle emeklilik çıkmazı.
01:25İlk durağımız birinci bölüm, fesih kararı. Bu karar gerçekten bir başarı mı?
01:30Genel kamuoyunun ve ana akım medyanın beklentisi gayet nettir.
01:34Bir örgüt kendini fesh ederse terör tehdit ortadan kalkmıştır.
01:37Ancak yazarın, örneğin PKK'nın ve onun Suriye'deki uzantısı olan SDG'nin muhtemel silah bırakma senaryolarına yönelik çok tartışmalı bir
01:46bakış açısı var.
01:47Diyor ki, eğer PKK veya Suriye'deki SDG gibi yapılar kendini fesh ediyorsa, bu aslında örgütün siyasi emellerine kavuştuğunu ve artık
01:56o silaha ihtiyacı kalmadığını gösterir.
01:58Yani silah işlevini siyasete devretmiştir.
02:01Yazar işte tam da bu yüzden böyle bir gelişmenin bize bir zafer veya başarı hikayesi olarak yutturulmasını kesin bir dille
02:08reddediyor.
02:09Bakın, metinde bu karmaşık siyasi sistemi anlatmak için inanılmaz manidar bir benzetme var.
02:16Yazar bu tarz siyasi hamleleri tıpkı telefonunuza gelen bilinmeyen bir numarayı açmak veya şüpheli bir linki tıklamak gibi diyerek tanımlıyor.
02:24Hani şu dolandırıcı mesajları vardır ya, mansum görünür ama tıkladığınız an bütün verileriniz gider, hayatınız altüst olur.
02:32İşte yazar, siyasi sahnede bize sunulan bu olumlu gibi görünen gelişmelerin altında da tüm güvenliğimizi çökertebilecek, böyle devasa tuzaklar olabileceğini,
02:42görünüşe asla ve asla aldanmamamız gerektiğini vurguluyor.
02:46Gelelim ikinci bölüme.
02:48Terörün siyasi evresi, yani şiddetin nasıl evrim geçirdiği.
02:52Peki bir terör örgütü o şiddet sarmalından çıkıp nasıl siyasi bir form kazanıyor?
02:59Kaynak metin bunu üç çok net adımla haritalandırıyor.
03:02Birinci adım, örgüt isteklerini dikte ettirmek için silahlı mücadeleyi bir araç olarak kullanıyor.
03:08İkinci adım, devletle masaya oturup birebir eşit konuma yani siyasi muhataplık seviyesine ulaşıyor.
03:15Ve üçüncü adım, en kritik nokta burası, işin siyasi faslı başladığında artık dağdaki o silahlı kanadı ihtiyaç kalmıyor, örgüt silahlı
03:25kanadını feshediyor çünkü son kullanma tarihi geçiyor.
03:28Yani anlayacağınız, yazar diyor ki, silahlı kanadın feshedilmesi bir yenilgi falan değil, örgütün taleplerinin çoktan sistemin içine entegre edildiğinin en
03:37net kanıtıdır.
03:38Yazar, örgütün bu süreçte devletten koparabildiği kadar taviz koparma stratejisini tanımlamak için hepimizin çok iyi bildiği bir anekdotu kullanmış.
03:47Nasreddin Hoca'nın meşhur Tavşanın Suyunun Suyu fıkrası.
03:52Bu fıkra tam olarak ne koparırsam ne elde edersem kardır mantalitesini temsil ediyor.
03:57Örgütün sınırları sonuna kadar zorlayıp sürekli yeni taleplerle masaya geldiğini ve işin sonunda devletten koparılan bu tavizlerin bize barış ambalajıyla
04:07sunulmasının ne kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.
04:11Üçüncü bölümümüz, özertlik ve riskler, namı diğer postmodern süreç.
04:16Diyelim ki bu siyasi hedeflere ulaşıldı ve örgüt kendini feshedip yeni bir faza geçti.
04:21Peki bizi bekleyen somut tehlike ne?
04:24Yazar burada milli güvenlik için en büyük tehdit olarak Avrupa özellik şartını işaret ediyor.
04:29Bu metni belediyelere kendi kolluk güçlerini yani kendi yerel polislerini kurma imkanı tanıyabilecek devasa bir yasal boşluk olarak tanımlıyor.
04:39Bunun adı konmamış bir özertliğin arka kapıdan yasallaştırılması demek olduğunu ve Türkiye'nin güvenlik mimarisinde onarılamaz gedikler açacağını söylüyor.
04:47Analizin belki de en tüyler ürpertici kısmı tam olarak burası.
04:52Yazar diyor ki o eski dönemlerde belediye imkanlarıyla gizlice kazılan yeraltı tünellerini falan unutun, onlar artık tarih olacak.
05:01Neden mi?
05:02Çünkü özertlik şartı gibi yasal zeminler oluşturulursa devlete tehdit oluşturan unsurların yasa dışı yollara, tünellere başvurmasına hiç gerek kalmayacak.
05:10Karşımızda doğrudan belediyelere bağlı, eli silahlı, gayet yasal polis güçleri olarak çıkabilecekler.
05:17Düşünebiliyor musunuz?
05:18Yazar gayr-nizami harbin tamamen yasal bir kılıfa bürüneceği konusunda bizi net bir şekilde uyarıyor.
05:25Şimdi dördüncü bölüme, sistemik sıkışma kısmına geçiyoruz.
05:30İlaç sektörü ve emeklilik.
05:33Kaynak metnimiz burada çok ilginç bir makas değiştiriyor ve bu manipülasyon mantığını makroekonomiye taşıyor.
05:39İncelediğimiz kaynağa göre dünyayı yöneten iki büyük sistem var ve bunların hedefleri birbiriyle korkunç bir çelişki içinde.
05:47Tabloya bir bakın.
05:48İlaç baronlarının tek derdi sizin 90-100 yaşına kadar yaşamanızı ama sürekli hastalanıp kronik olarak ilaçlara bağımlı kalmanızı sağlamak.
05:56Sosyal güvenlik sisteminin hedefi ise tam tersi.
05:59Devlete maliyet olmasın diye sizin 65 yaşına kadar durmadan çalışıp prim ödemenizi, emekli olduktan sonra da tercihen 1-2 yıl
06:07içinde sessizce hayatınızı kaybetmenizi istiyorlar.
06:1065 ve 90 bu iki rakam her şeyi ama her şeyi özetliyor aslında.
06:15Emeklilerin üzerine binen o imkansız baskının sembolü bu sayılar.
06:20Bir anda 65 yaşına kadar çalıştırılıp sonrasında artık sana maaş ödemek istemiyorum denilen bir emekli var.
06:26Diğer yanda ise ilaç endüstrisinin 90 yaşına kadar hayatta tutup üzerinden milyarlar kazanmak istediği bir hasta.
06:33Yazar, emekli maaşlarının düşük tutulmasının hiç de tesadüf olmadığını savunuyor.
06:39Sosyal güvenlik sisteminden kısılan o paralar, yaşlı nüfusun artan ilaç tüketimi üzerinden devasa bir kaynak olarak doğrudan ilaç baronlarına aktarılıyor.
06:48Bu acımasız döngünün nasıl işlediğini yazar adım adım anlatmış.
06:52Önce emeklinin alım gücü bilerek düşürülüyor.
06:55E alım gücü düşünce ne oluyor?
06:56İnsanlar doğru dürüst beslenemiyor, vitaminsiz kalıyor.
06:59Sağlıksız beslenen bir bedenin direnci kırılıyor ve hastalıklara çok daha açık hale geliyor.
07:04Peki sonuç bu artan hastalıklar sağlık sistemi ve ilaç sektörü için muazzam kâr marjları demek.
07:09Yani aslında yoksullaştırılan o emekli vatandaş farkında bile olmadan bu devasa küresel çarkı döndüren en verimli yakıt haline getiriliyor.
07:18Toplumsal farkındalık belirsizliklerle yüzleşme kısmına geldik.
07:21Toparlayalım isterseniz.
07:23Bütün bu anlattıklarımızı alt alta koyduğumuzda yazarın bize asıl mesajı çok net.
07:28Evet, siyasi belirsizliklerin ve ekonomik sömürünün tavan yaptığı şu çağda ne yazık ki pazarlanan ürünün ta kendisi çoğu zaman biziz,
07:37yani halk.
07:37İster adına postmodern barış süreçleri deyip güvenliğimizle oynasınlar, ister emeklilik hesaplamalarıyla ömrümüze paha bitsinler,
07:45yazar gözümüzün önünde dönen ancak arka planda işleyen bu gizli, sistemik gündemlere karşı her an son derece uyanık olmamız gerektiğinin
07:54altını kalın bir çizgiyle çiziyor.
07:57İncelememizi bitirirken, aklınızın bir köşesinde kalmasını istediğim şu provokatif soruyu sormak istiyorum.
08:03Güvenliğimizi ve cebimizi şekillendiren bu görünmez sistemlerin, o gizli ellerin gerçekten farkında mıyız?
08:09Kaynak metnemizin de açıkça ortaya koyduğu gibi, bize televizyonlarda sunulan o ana akım hikayeleri, o ambalajlı başarıları oldukları gibi kabul
08:18etmek artık bizim için geçerli bir seçenek değil.
08:21Gerçeğin her zaman bir arka yüzü vardır. Bir sonraki incelememizde o arka yüzü aralamak üzere şimdilik hoşçakalın, zihninizi açık tutun.