Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 hafta önce
Yazar Lütfü Şahsuvaroğlu, devlet milliyetçiliği kavramını Zygmunt Bauman’ın felsefi çerçevesinden hareketle ele alarak, milliyetçiliğin devlet aygıtı karşısındaki evrilme ve ehlileşme sürecini sorgulamaktadır. Metin, başlangıçta muhalif veya keskin bir duruş sergileyen milliyetçi akımların, devletin bekası ve küresel sistemle uyum arayışı doğrultusunda nasıl stratejik bir uyuma zorlandığını analiz eder. Özellikle göç politikaları ve toplumsal kimlik dönüşümleri bağlamında, devlet gücünün milliyetçiliği kendi evrenselleşme hedefleri için bir araç olarak kullandığına dikkat çekilir. Şahsuvaroğlu, Türkiye özelinde milliyetçi merkezlerin sığınmacı meselesi gibi kritik konularda sergilediği tutum değişikliklerini, Bauman’ın karşıtlık ve teslimiyet teorisiyle ilişkilendirir. Sonuç olarak kaynak, milliyetçiliğin özgün bir irade mi ortaya koyacağı yoksa devletin küresel projelere eklemlenme sürecinde bir figüran olarak mı kalacağı sorunsalı üzerine odaklanır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu detaylı incelememizde sosyolojinin en akıl almaz, en çarpıcı paradokslarından birini masaya yatırıyoruz.
00:07Dr. Lütfü Şahsıvaroğlu'nun çalışmalarından yola çıkarak çok net bir konuya odaklanacağız.
00:13Başlangıçta devlete kafa tutan, ona şiddetle direnen milliyetçiliğin zaman içinde o devlete nasıl şaşırtıcı bir biçimde uyum sağladığına.
00:21Düşünsenize, devlete, sisteme en sert şekilde karşı çıkan bir hareket.
00:26Nasıl oluyor da günün sonunda o devletin en büyük silahına dönüşüyor?
00:31İnanılmaz değil mi?
00:32İşte bugün tam olarak bunu, o sert muhalefetin sisteme nasıl şaşırtıcı bir uyum sağladığını ve o çarkın nasıl işlediğini adım
00:41adım konuşacağız.
00:42Hızlıca yol haritamıza bakalım.
00:45Önce bu değişimin ilk aşamasını yani muhalefetten uyuma geçişi konuşacağız.
00:49Sonra Bauman'ın evrensellik fikrine değinip o tuhaf paradoksal evliliğe bakacağız.
00:55En sonunda da devlet gücünü ve milliyetçiliğin devlete tam olarak nasıl entegre olduğunu adım adım çözeceğiz.
01:01Hadi başlayalım.
01:03İlk durağımız ulusal kimlik ile evrensel devlet gücü arasındaki o ilk kıvılcımın koptuğu yer, muhalefetten uyuma giden o ilginç yolculuk.
01:12Dr. Şah Suvaroğlu'nun metnindeki ana fikir şu.
01:16Kimlik hareketleri, yani milliyetçilik, başta devletin o küresel, evrensel politikalarına kafa tutar.
01:22Çok net bir direniş vardır.
01:24Ama zamanla ne mi olur?
01:27O katı direniş yavaş yavaş erir ve hareket bir noktada devletin hedefleriyle birebir aynı çizgiye gelir.
01:34Gerçekten tam bir sosyolojik illüzyon.
01:36Tabii yazar bu ağır sosyolojik teorileri anlatırken havada bırakmıyor.
01:41Meseleyi çok tanıdık, bölgesel konular üzerinden temellendiriyor.
01:44Mesela göç mühendisliği tartışmaları, terörsüz Türkiye projeleri, taz yağ gökalpe uzanan organik milliyetçilik geleneği ve günümüzün mülteci politikaları.
01:53Bu örneklerin seçilmesinin tek bir nedeni var.
01:56O büyük, soyut felsefi teorilerin sokakta, toplumda nasıl etek emeğe büründüğünü görmek.
02:02Gelelim meselenin felsefi temeline.
02:04Bauman, modernite ve evrensellik kavramlarının hayatımızı nasıl şekillendirdiğine.
02:10Zygmunt Bauman'ın modernite kavramı burada kilit rolü oynuyor.
02:14Bauman'a göre, modernite her şeyi evrenselleştirmeye, adeta tek bir kalıba dökmeye çalışan devasa bir güç.
02:21Farklılıkları, yöresel veya benzersiz olan şeyleri bir zenginlik olarak görmüyor.
02:26Tam aksine, kusursuzluğa ulaşmak için kazınıp atılması gereken birer hata, düzeltilmesi gereken bir pürüz olarak değerlendiriyor.
02:33İşte savaş alanı tam da burada şekilleniyor.
02:36Bir tarafta evrensellik var, yani devlet, modernite, küreselleşme.
02:41Herkes aynı olsun, tek tip olsun, aykırılıklar tamamen silinsin istiyor.
02:46Diğer tarafta ise tikerlik, yani milliyetçilik duruyor.
02:49O da ben farklıyım, sınırlarım var ve sonsuza kadar böyle kalacağım diye diretiyor.
02:55Bire her şeyi düzlemek isterken, diğeri kendi benzersizliğini inatla savunuyor.
03:00Çatışmanın kalbi tam olarak burası.
03:02Şimdi işlerin renginin tamamen değiştiği, felsefenin o büyük kırılma noktasına geliyoruz.
03:09Paradoksal evlilik.
03:11Jacques Derrida'nın o meşhur sözünü belki duymuşsunuzdur.
03:14Milliyetçilikle kozmopolitliğin evliliği her zaman iyi bir evliliktir.
03:18İlk duyduğunuzda kulağa çok tuhaf hatta saçma geliyor değil mi?
03:21Birbiriyle kıyasaya savaşan bu iki düşman nasıl olur da iyi bir evlilik yapabilir?
03:25Ama işin sırrı, bu iki zıt gücün arka planda birbirlerini nasıl mükemmel bir şekilde beslediğinde gizli.
03:32Olayın mantığı inanılmaz zekice kurgulanmış.
03:35Şöyle düşünün, milliyetçilik, kendi kimliğinin, kendi kültürünün sonsuza kadar yaşamasını ister.
03:41Bir nevi ölümsüzlük peşindedir.
03:43Ama bunu kendi başına, tek tabanca yapamaz.
03:46O ölümsüzlüğü garanti altına almak için, sarsılmaz, kalıcı ve evrensel bir kurumsal çatıya ihtiyaç duyar.
03:52Peki bu devasa yapıyı ona kim verebilir?
03:55Tabii ki nefret ettiği o evrensel devlet aygıtı, yani milliyetçilik, sırf farklılığını koruyabilmek için gidip o karşı çıktığı sistemin kollarına
04:04atılmak zorunda kalıyor.
04:06Peki devlet bu çaresizliği nasıl kendi fırsatına çeviriyor?
04:09Dördüncü durağımız, devlet gücü ve baskı.
04:13Devlet gücü dediğimiz şey, en basit haliyle bir toprak parçasında zor kullanma hakkını tamamen mutlak bir şekilde elinde tutmasıdır.
04:21Bireysel intikamları veya özel hesaplaşmaları anında yasaklar.
04:25Herkes için tek tip kurallar koyar.
04:27İşin en can alıcı noktası da burası zaten.
04:30Milliyetçiliğin devletin koruma kalkanına girebilmesi için, kendi kurallarını koyma ve güç kullanma hakkından tamamen vazgeçip, bu yetkiyi paşa paşa devlete
04:38teslim etmesi gerekir.
04:40Yazar, devletin bu gerilimi yönetmek için harika bir taktik kitapçığı kullandığını söylüyor.
04:44Mesela eğitimi el alıyor devlet.
04:47Vatanseverliği size öyle bir sunuyor ki, sanki su içmek, nefes almak kadar doğal bir şeymiş gibi hissediyorsunuz.
04:53Her türlü etnik şiddeti özel hesaplaşma diyerek yasaklayıp şiddet tek eline elini alıyor.
04:58Hele bir de kriz anlarında toplumun kafası karışıksa, insanların o aidiyet ve bir yere tutunma ihtiyacını anında kendi merkezine çekiyor.
05:07İşte devlet, elindeki tüm bu devasa araçlarla o taşkın toplumsal enerjiyi resmen evcilleştiriyor.
05:14Geldik en kritik aşamaya, analizimizin ana damarına iniyoruz.
05:18Milliyetçilik, devlete hizmet etmek için tam olarak nasıl şekil değiştiriyor?
05:23Hadi gelin bunun adım adım nasıl inşa edildiğine bir bakalım.
05:26Bu süreç üç aşamalı, kusursuz işleyen bir mekanizma.
05:29Birinci adımda, milliyetçilik doğası gereği ötekine karşı bir korku yani heterofobi ve müthiş bir gerilim üretiyor.
05:37İkinci adımda devlet hemen sahneye çıkıp diyor ki,
05:39gel benim kurumlarımı, askerimi, polisimi kullan, ben sana güvenlik sağlayayım.
05:44Böylece o vahşi enerjiyi kendi içine çekiyor.
05:47Ve üçüncü adımda, o saf, tehlikeli öfke birden form değiştiriyor,
05:51devletin kurallarına harfiyen uyan, düzenin devamı için çalışan,
05:55uysal ve sıkı sıkıya bağlı bir sadakate dönüşüyor.
05:58İnanılmaz bir mühendislik.
06:00Başlangıçtaki duruşla ulaşılan nokta arasındaki o muazzam farka bir bakın.
06:04İlk başta hareket sadece kendi farklılığını savunmaya odaklı,
06:09devlete tamamen muhalif ve küresel göç politikaları gibi dayatmalara şiddetle direniyor.
06:13Ama sisteme uyum sağladığında hedef artık sadece hayatta kalmaya dönüşüyor,
06:18o baştaki asiliğinden, isyanından eser kalmıyor.
06:21Devletin beka söylemine yani varoluş politikasına koşulsuz şartsız da oynayıyor.
06:26Kısacası direnen o bağımsız yapı gidiyor,
06:29yerine sisteme tam itaat eden yepyeni bir yapı geliyor.
06:32Yazarın dikkat çektiği bir diğer çarpıcı noktada bağımsızlık ilüzyonu.
06:36Hele ki günümüz dijital çağında işler çok daha karmaşık.
06:40Sosyal medyada esip gürleyen çok sert milliyetçi söylemler üreten hesapların birçoğu,
06:45perde arkasında bambaşka küresel, emperyalist ajandalara hizmet edebiliyor.
06:49İşin en acı tarafı da şu,
06:51Sistemi içeriden değiştirebileceğini düşünen o en samimi, en iyi niyetli çobalar bile
06:56günün sonunda devletin o devasa diyalektiği içinde eriyip gidiyor.
07:00Yani devlet sadece gücü elinde tutmakla yetmiyor,
07:03karşısındaki muhalefeti bizzat kendisi tasarlayıp yönetip kendi amacına uydurabiliyor.
07:08Analizimizin sonuna gelirken sizi şu çarpıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:13Zygmunt Bauman haklı olabilir mi?
07:15Etrafımızda gördüğümüz ateşli bir şekilde sokaklara, meydanlara taşan her muhalif hareket,
07:21ne kadar özgür ve bağımsız görünürse görünsün,
07:24eninde sonunda o devasa evrensel devlet makinesinin uysal bir dişlisine mi dönüşecek?
07:29Bugünden sonra kendi savunduğunuz fikirlere veya takip ettiğiniz akımlara bir de bu pencereden bakın,
07:35gördüğünüz o öfke, o isyan gerçekten tamamen bağımsız mı,
07:39yoksa tıkır tıkır işleyen devasa bir adaptasyon planının küçük bir parçası mı?
07:44Bu derin ve sarsıcı yolculukta bize katıldığınız için teşekkürler.
07:48Sorgulamaya ve büyük resmi görmeye devam edin.

Önerilen