00:00Herkese merhaba. Bu detaylı incelememizde sosyolojinin en akıl almaz, en çarpıcı paradokslarından birini masaya yatırıyoruz.
00:07Dr. Lütfü Şahsıvaroğlu'nun çalışmalarından yola çıkarak çok net bir konuya odaklanacağız.
00:13Başlangıçta devlete kafa tutan, ona şiddetle direnen milliyetçiliğin zaman içinde o devlete nasıl şaşırtıcı bir biçimde uyum sağladığına.
00:21Düşünsenize, devlete, sisteme en sert şekilde karşı çıkan bir hareket.
00:26Nasıl oluyor da günün sonunda o devletin en büyük silahına dönüşüyor?
00:31İnanılmaz değil mi?
00:32İşte bugün tam olarak bunu, o sert muhalefetin sisteme nasıl şaşırtıcı bir uyum sağladığını ve o çarkın nasıl işlediğini adım
00:41adım konuşacağız.
00:42Hızlıca yol haritamıza bakalım.
00:45Önce bu değişimin ilk aşamasını yani muhalefetten uyuma geçişi konuşacağız.
00:49Sonra Bauman'ın evrensellik fikrine değinip o tuhaf paradoksal evliliğe bakacağız.
00:55En sonunda da devlet gücünü ve milliyetçiliğin devlete tam olarak nasıl entegre olduğunu adım adım çözeceğiz.
01:01Hadi başlayalım.
01:03İlk durağımız ulusal kimlik ile evrensel devlet gücü arasındaki o ilk kıvılcımın koptuğu yer, muhalefetten uyuma giden o ilginç yolculuk.
01:12Dr. Şah Suvaroğlu'nun metnindeki ana fikir şu.
01:16Kimlik hareketleri, yani milliyetçilik, başta devletin o küresel, evrensel politikalarına kafa tutar.
01:22Çok net bir direniş vardır.
01:24Ama zamanla ne mi olur?
01:27O katı direniş yavaş yavaş erir ve hareket bir noktada devletin hedefleriyle birebir aynı çizgiye gelir.
01:34Gerçekten tam bir sosyolojik illüzyon.
01:36Tabii yazar bu ağır sosyolojik teorileri anlatırken havada bırakmıyor.
01:41Meseleyi çok tanıdık, bölgesel konular üzerinden temellendiriyor.
01:44Mesela göç mühendisliği tartışmaları, terörsüz Türkiye projeleri, taz yağ gökalpe uzanan organik milliyetçilik geleneği ve günümüzün mülteci politikaları.
01:53Bu örneklerin seçilmesinin tek bir nedeni var.
01:56O büyük, soyut felsefi teorilerin sokakta, toplumda nasıl etek emeğe büründüğünü görmek.
02:02Gelelim meselenin felsefi temeline.
02:04Bauman, modernite ve evrensellik kavramlarının hayatımızı nasıl şekillendirdiğine.
02:10Zygmunt Bauman'ın modernite kavramı burada kilit rolü oynuyor.
02:14Bauman'a göre, modernite her şeyi evrenselleştirmeye, adeta tek bir kalıba dökmeye çalışan devasa bir güç.
02:21Farklılıkları, yöresel veya benzersiz olan şeyleri bir zenginlik olarak görmüyor.
02:26Tam aksine, kusursuzluğa ulaşmak için kazınıp atılması gereken birer hata, düzeltilmesi gereken bir pürüz olarak değerlendiriyor.
02:33İşte savaş alanı tam da burada şekilleniyor.
02:36Bir tarafta evrensellik var, yani devlet, modernite, küreselleşme.
02:41Herkes aynı olsun, tek tip olsun, aykırılıklar tamamen silinsin istiyor.
02:46Diğer tarafta ise tikerlik, yani milliyetçilik duruyor.
02:49O da ben farklıyım, sınırlarım var ve sonsuza kadar böyle kalacağım diye diretiyor.
02:55Bire her şeyi düzlemek isterken, diğeri kendi benzersizliğini inatla savunuyor.
03:00Çatışmanın kalbi tam olarak burası.
03:02Şimdi işlerin renginin tamamen değiştiği, felsefenin o büyük kırılma noktasına geliyoruz.
03:09Paradoksal evlilik.
03:11Jacques Derrida'nın o meşhur sözünü belki duymuşsunuzdur.
03:14Milliyetçilikle kozmopolitliğin evliliği her zaman iyi bir evliliktir.
03:18İlk duyduğunuzda kulağa çok tuhaf hatta saçma geliyor değil mi?
03:21Birbiriyle kıyasaya savaşan bu iki düşman nasıl olur da iyi bir evlilik yapabilir?
03:25Ama işin sırrı, bu iki zıt gücün arka planda birbirlerini nasıl mükemmel bir şekilde beslediğinde gizli.
03:32Olayın mantığı inanılmaz zekice kurgulanmış.
03:35Şöyle düşünün, milliyetçilik, kendi kimliğinin, kendi kültürünün sonsuza kadar yaşamasını ister.
03:41Bir nevi ölümsüzlük peşindedir.
03:43Ama bunu kendi başına, tek tabanca yapamaz.
03:46O ölümsüzlüğü garanti altına almak için, sarsılmaz, kalıcı ve evrensel bir kurumsal çatıya ihtiyaç duyar.
03:52Peki bu devasa yapıyı ona kim verebilir?
03:55Tabii ki nefret ettiği o evrensel devlet aygıtı, yani milliyetçilik, sırf farklılığını koruyabilmek için gidip o karşı çıktığı sistemin kollarına
04:04atılmak zorunda kalıyor.
04:06Peki devlet bu çaresizliği nasıl kendi fırsatına çeviriyor?
04:09Dördüncü durağımız, devlet gücü ve baskı.
04:13Devlet gücü dediğimiz şey, en basit haliyle bir toprak parçasında zor kullanma hakkını tamamen mutlak bir şekilde elinde tutmasıdır.
04:21Bireysel intikamları veya özel hesaplaşmaları anında yasaklar.
04:25Herkes için tek tip kurallar koyar.
04:27İşin en can alıcı noktası da burası zaten.
04:30Milliyetçiliğin devletin koruma kalkanına girebilmesi için, kendi kurallarını koyma ve güç kullanma hakkından tamamen vazgeçip, bu yetkiyi paşa paşa devlete
04:38teslim etmesi gerekir.
04:40Yazar, devletin bu gerilimi yönetmek için harika bir taktik kitapçığı kullandığını söylüyor.
04:44Mesela eğitimi el alıyor devlet.
04:47Vatanseverliği size öyle bir sunuyor ki, sanki su içmek, nefes almak kadar doğal bir şeymiş gibi hissediyorsunuz.
04:53Her türlü etnik şiddeti özel hesaplaşma diyerek yasaklayıp şiddet tek eline elini alıyor.
04:58Hele bir de kriz anlarında toplumun kafası karışıksa, insanların o aidiyet ve bir yere tutunma ihtiyacını anında kendi merkezine çekiyor.
05:07İşte devlet, elindeki tüm bu devasa araçlarla o taşkın toplumsal enerjiyi resmen evcilleştiriyor.
05:14Geldik en kritik aşamaya, analizimizin ana damarına iniyoruz.
05:18Milliyetçilik, devlete hizmet etmek için tam olarak nasıl şekil değiştiriyor?
05:23Hadi gelin bunun adım adım nasıl inşa edildiğine bir bakalım.
05:26Bu süreç üç aşamalı, kusursuz işleyen bir mekanizma.
05:29Birinci adımda, milliyetçilik doğası gereği ötekine karşı bir korku yani heterofobi ve müthiş bir gerilim üretiyor.
05:37İkinci adımda devlet hemen sahneye çıkıp diyor ki,
05:39gel benim kurumlarımı, askerimi, polisimi kullan, ben sana güvenlik sağlayayım.
05:44Böylece o vahşi enerjiyi kendi içine çekiyor.
05:47Ve üçüncü adımda, o saf, tehlikeli öfke birden form değiştiriyor,
05:51devletin kurallarına harfiyen uyan, düzenin devamı için çalışan,
05:55uysal ve sıkı sıkıya bağlı bir sadakate dönüşüyor.
05:58İnanılmaz bir mühendislik.
06:00Başlangıçtaki duruşla ulaşılan nokta arasındaki o muazzam farka bir bakın.
06:04İlk başta hareket sadece kendi farklılığını savunmaya odaklı,
06:09devlete tamamen muhalif ve küresel göç politikaları gibi dayatmalara şiddetle direniyor.
06:13Ama sisteme uyum sağladığında hedef artık sadece hayatta kalmaya dönüşüyor,
06:18o baştaki asiliğinden, isyanından eser kalmıyor.
06:21Devletin beka söylemine yani varoluş politikasına koşulsuz şartsız da oynayıyor.
06:26Kısacası direnen o bağımsız yapı gidiyor,
06:29yerine sisteme tam itaat eden yepyeni bir yapı geliyor.
06:32Yazarın dikkat çektiği bir diğer çarpıcı noktada bağımsızlık ilüzyonu.
06:36Hele ki günümüz dijital çağında işler çok daha karmaşık.
06:40Sosyal medyada esip gürleyen çok sert milliyetçi söylemler üreten hesapların birçoğu,
06:45perde arkasında bambaşka küresel, emperyalist ajandalara hizmet edebiliyor.
06:49İşin en acı tarafı da şu,
06:51Sistemi içeriden değiştirebileceğini düşünen o en samimi, en iyi niyetli çobalar bile
06:56günün sonunda devletin o devasa diyalektiği içinde eriyip gidiyor.
07:00Yani devlet sadece gücü elinde tutmakla yetmiyor,
07:03karşısındaki muhalefeti bizzat kendisi tasarlayıp yönetip kendi amacına uydurabiliyor.
07:08Analizimizin sonuna gelirken sizi şu çarpıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:13Zygmunt Bauman haklı olabilir mi?
07:15Etrafımızda gördüğümüz ateşli bir şekilde sokaklara, meydanlara taşan her muhalif hareket,
07:21ne kadar özgür ve bağımsız görünürse görünsün,
07:24eninde sonunda o devasa evrensel devlet makinesinin uysal bir dişlisine mi dönüşecek?
07:29Bugünden sonra kendi savunduğunuz fikirlere veya takip ettiğiniz akımlara bir de bu pencereden bakın,
07:35gördüğünüz o öfke, o isyan gerçekten tamamen bağımsız mı,
07:39yoksa tıkır tıkır işleyen devasa bir adaptasyon planının küçük bir parçası mı?
07:44Bu derin ve sarsıcı yolculukta bize katıldığınız için teşekkürler.
07:48Sorgulamaya ve büyük resmi görmeye devam edin.