Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 hafta önce
Bu yazı, ekonomik zorlukların ve hayat pahalılığının bireylerin günlük yaşantısını nasıl bir mecburiyetler zincirine dönüştürdüğünü duygusal bir dille ele almaktadır. Yazar, market indirimlerini takip eden emeklilerden kabarık faturalara kadar halkın karşılaştığı maddi sıkıntıları güncel örneklerle tasvir etmektedir. Metinde, geçmişteki mütevazı okul yıllarına duyulan özlem ile günümüzün ağır eğitim masrafları arasında hüzünlü bir kıyaslama yapılmaktadır. Mecburen kelimesi etrafında şekillenen bu anlatı, yaşam mücadelesi veren insanların içinde bulunduğu çaresizliği ve toplumsal değişimi yansıtmaktadır. Sonuç olarak kaynak, geçmişin fedakâr aile yapısını anarken bugünün geçim derdini etkileyici bir panorama olarak sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hepimiz biliyoruz değil mi? Sabah uyanıyoruz ve o görünmez ama tonlarca ağırlıktaki yük hemen omuzlarımıza çöküyor.
00:07Modern yaşamın kaçınılmaz mecburiyetleri, ortalama bir vatandaşı her gün yavaş yavaş nasıl eziyor hiç üzerine düşündünüz mü?
00:15Bugünkü bu incelememizde tam da bu konuyu. Hayatımızı dört bir yandan saran o ağır mecburiyetleri mercek altına alıyoruz.
00:22Bu sözler bir yerlerden tanıdık geldi mi? Hani 90'larda dillerden düşmeyen o meşhur enfö şarkısı vardır ya, o zamanlar
00:31belki sadece eğlenceli bin akarattı hepimiz için.
00:34Ama bugün, bugün maalesef günlük hayatta kalma savaşımızın resmi marşı ayına geldi resmen. Adım atıyoruz mecburen, nefes alıyoruz mecburiyetten.
00:43Bölüm 1. Hayatımızın yeni şarkısı mecburen. Bu mecburiyet hissi artık hayatımızın her hücresine sızmış durumda.
00:52Yani sabahın köründe sıcacık yataktan kalkmak mecburen. Kendimizi sokaklara atmak o da mecburen.
00:59Yazarımız durumu aslında çok şiirsel bir çaresizlikle özetliyor.
01:03Yolda bir tanıdıkla karşılaşıp iki lafın belini kırmak bile bazen içten gelen bir istek değil de yapılması gereken rutin bir
01:09görevmiş gibi hissettiriyor.
01:11Asıl yorucu olan ne biliyor musunuz? Nerede ne ucuz, hangi reyonda indirim market dolaşma mecburiyeti.
01:18İsteyerek değil tamamen hayatta kalma güdüsüyle kendimizi dışarı atıyoruz.
01:23Bölüm 2. Emeklinin zorlu market mesaisi.
01:26Özellikle emeklilerimiz ve asgari ücretle geçinmeye çalışan vatandaşlarımız için gıda enflasyonuyla mücadele tam anlamıyla bir hayatta kalma savaşı.
01:35Şu %90 oranına bir bakın. İnanılmaz değil mi?
01:39Yazarımızın o keskin gözlemine göre bugün bir emekliye sabah sporunuz nedir diye sorsanız %90'ı market market dolaşmak diyecektir.
01:47En ucuz domatesi en uygun peyniri bulmak için kilometrelerce yürümek.
01:52Bu bir spor falan değil dostlar. İnsanların kendini mecbur hissettiği zorunlu bir maraton.
01:57Peki bu maratonda duraklarımız nereler?
01:59Kurumsal zincir süpermarketler ve bizim o bildiğimiz geleneksel semt pazarları arasındaki uçuruma bir bakalım.
02:06Süpermarketler kendi seçtikleri birkaç üründe devede kulak misali indirimler yapıp bunu bize büyük bir lütufmuş gibi sunarken
02:13semt pazarları kelimenin tam anlamıyla dar gelirlinin can simidi oluyor.
02:17Pazarlarda yarı fiyatına satılan ikinci el eşyalar var artık.
02:20Hatta öyle bir dönemdeyiz ki meyvelerin kiloyla değil taneyle satıldığı tezgahlar görüyoruz.
02:25Pazar fakir fukara için gerçekten büyük bir nimet.
02:29Yazarımızın burada çok haklı ve acı bir eleştirisi var.
02:32Eskiden ne derdik hep? Müşteri velenimettir.
02:35Bu yazılı olmayan bir kuraldı. Ama artık o devir kapandı.
02:38Bir şeyler oldu ve kavramlar tamamen yer değiştirdi.
02:42Artık marketler müşteriye fikir bile sormuyor.
02:44Pazarın hemen yanına açılıp kendi varlıklarını adeta bize bir kıyakmış gibi sunuyorlar.
02:49Sistem market velenimetimizdir olarak güncellendi
02:52ve o eski müşteri saygısı maalesef raflardan tamamen kalktı.
02:56Gelelim üçüncü bölüme.
02:58Ay sonu kabusu, faturalar.
03:00Diyelim ki gıda savaşını bir şekilde atlattık.
03:03Bitmiyor ki.
03:04Göz açıp kapayıncaya kadar gelen o ay sonu kabusu var sırada.
03:08Maaşı aldığınız saniye başlayan o panik.
03:10Önce kira dikiliyor kapıya.
03:12Tam bir canavar.
03:13Hemen ardından su faturası.
03:14Hani faturaya bakıyorsunuz, sanırsınız evde hiç sahip olmadığınız o lüks arabayı köpük köpük yıkamışsınız.
03:19Öyle bir meblağ.
03:20Sonra neredeyse kirayla yarışan, insanın aklını zorlayan site aidatları geliyor.
03:25Kalp çarpındızı yapan elektrik faturası ve kışın yaklaştığını iliklerinize kadar hissettiren o soğuk doğal kas faturası.
03:32Üst üste yığılıp resmen nefesimizi kesiyorlar.
03:34Tüm bu fatura yığınının önünde durup şu can alıcı soruyu sormamız gerekiyor kendimize.
03:39İnsanı yaşatmak denen o erdemi son zamanlarda gören oldu mu?
03:42Toplum olarak sadece fatura ödemek ve hayatta kalmak üzerine kurulu bu düzende insanların sadece yaşamasını, sağlama erdemini tamamen unuttuk mu
03:51dersiniz?
03:514. Bölüm Eylül telaşı ve okul masrafları
03:55Bütün bu aylık yükleri sırtlandık diyelim, peki ya mevsimsel krizler?
04:00Eğer ebeveynseniz Eylül ayının o tatlı okul zili heyecanı aslında çoktan yerine devasa bir kabusa bıraktı.
04:06Hem de bu kabus Ağustos ayının o sıcak günlerinde başlıyor.
04:10Eğer biraz birikiminiz yoksa ve okula giden birden fazla çocuğunuz varsa Eylül'ün ortasına kadar aşılması neredeyse imkansız bir masraftı.
04:18Ve inanın bu liste öyle bir iki kalemle de bitmiyor.
04:22Adım adım acımasızca büyüyor.
04:241. Adım kayıt ve okul ücretleri.
04:27Bitti mi? Hayır.
04:282. Adım formalar, eşofmanlar, spor ayakkabıları.
04:313. Adım o bitmek bilmeyen kırtasya listeleri.
04:354. Adım uçuk kaçık servis ücretleri.
04:38Geçmişte bir kalem bir defter yetiyorken modern eğitim sisteminin anne babalara dayattığı bu zorunlu masraf kalemleri gerçekten saymakla bitmiyor.
04:465. Bölüm
04:47Geçmişe Özlem
04:48Siyah Önlükler
04:50Gelin modern dünyanın bu boğucu faturalarından bir anlığına sıyrılalım.
04:54Şöyle bir 70 yıl geriye, geçmişin on naif, sade dünyasına uzanalım.
04:59Kaybolmasın diye boynumuza bir iple kolye gibi astığımız o kokulu silgileri hatırlayanlar vardır mutlaka.
05:04Öğleçmenlerin ya da babaların çakıyla özenle açtığı o ucu zor kırılan kurşun kalemler.
05:09Ve tabii ki saman yapraklı sarı matematik defterleri.
05:12O kadar.
05:13Sadece bu üç basit şeye sahip olmak bir çocuğun dünyalar kadar mutlu olması için, eğitime coşkuyla koşması için yeterliydi.
05:21Şimdi günümüzün o karmaşık lojistiyle o günleri bir yan yana koyalım.
05:25Bugün bitmek bilmeyen masraflar, çocukların sırtında taşıdıkları o ağır çantalar, okulda yenen pahalı yemekler var.
05:32Eskiden nasıldı?
05:33Ağır çantalar yoktu.
05:34Öğle malasız zili çaldığında eve koşulur, anneler evde ne bulduysa sıcak sıcak önüne koyar, çocuk karnını doyurup okula geri dönerdi.
05:42Bütün sınıflar aynı siyah önlüğü giyen çocuklarla doluydu.
05:46Eğitim gerçekten olması gerektiği gibiydi.
05:48Sade, gösterişsiz ve normaldi.
05:51Ve tüm bu sadeliğin arkasında yatan o eski anne babaların inanılmaz sessiz fedakarlıkları vardı.
05:58Şu cümlenin ağırlığına şu duyguya bir bakar mısınız?
06:01Ben okuyamadım ama ceketimi satar okuturum oğlumu kızıma.
06:04Eski toprak anne babalar karşılarına çıkan hiçbir mecburiyetten şikayet etmezdi.
06:09Sadece çocukları okusun diye kelimenin tam anlamıyla ceketlerini satar, ellerinden geleni yaparlardı.
06:15Sessizce şikayet etmeden.
06:17İşte tüm bu tablo bizi şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
06:21Modern yaşamın bu bitmek bilmeyen nefes aldırmayan mecburiyetleri sadece rutinlerimizi ve bütçemizi mi yeniden şekillendirdi yoksa hayattan aldığımız o basit
06:29sıradan yaşama sevincini o iç huzurumuzu tamamen çalıp götürdü mü?
06:33Sürekli bir şeylere mecbur olarak yaşamak aslında bizden neleri eksiltiyor?
06:37Bu incelememizin sonuna gelirken bu soruyu aklınızın bir köşesinde tutmanızı rica ediyorum.
06:42Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.

Önerilen