00:00Değerli izleyicilerimiz, programımız kaldığı yerden devam ediyor.
00:02Bugün bir sonraki canlı bağlantı noktamız Almanya olacak.
00:05Sosyolog ve psikolog Dr. Cemil Şahinoz bizlerle.
00:08Cemil Bey, günaydın. Hoş geldiniz yayınımıza.
00:12Günaydınlar, merhabalar Eda Hanım.
00:14Cemil Bey, bugün Almanya gündemine aslında biraz duygusal ve aynı zamanda orada yaşayan soydaşlarımızı yakından ilgilendiren önemli bir başlıkla başlayacağız.
00:22Bundan tam 65 yıl önce, 30 Ekim 1961 yılında bir iş gücü anlaşması imzalandı Türkiye ve Almanya arasında.
00:31Ve bu anlaşmanın yıl dönümünde de, 65. yıl etkinliklerinde de Mersin yaptığı bir konuşma ön plandaydı.
00:40Türklerin Almanya için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha dile getirdi kendisi.
00:44Şimdi 65 yıl önce Almanya'ya giden Türkler orada misafir işçi konumundaydı.
00:49Fakat Türklerin bugünkü konumuna baktığımızda sürecin biraz daha değiştiğini görüyoruz.
00:53Oranın artık ayrılmaz bir parçası haline geldiler.
00:56Bu süreçte Türk toplumuna yönelik bakış açısı sizce nasıl değişti?
01:00Ve Türklerin Almanya'daki yeri bugün nasıl, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
01:04Sizden dinleyelim.
01:06Evet Eda Hanım, yani koskoca 65 yıllık bir hikayeden bahsediyoruz.
01:11Ve baktığımız zaman Almanya'daki Türk toplumunun çok büyük bir dönüşüm geçirdiğini görüyoruz.
01:15Yani 1961'de Türkiye ile Almanya arasında iş gücü anlaşması imzaladığında buraya gelen insanların büyük bölümü birkaç yıl çalışıp ülkelerine dönmeyi
01:25düşünüyorlardı.
01:25Plan buydu.
01:26Zaten bu nedenle onlara misafir işi deniliyordu.
01:30Sizin de iftihazı da ettiğiniz gibi.
01:31Gerçi bizim kültürümüzde misafirden işçi olmaz Eda Hanım.
01:35Yani misafir çalıştırılmaz ama işte misafir işi deyimi kalmış.
01:38Her neyse yani başlangıçta Almanya'da kalıcı bir toplum oluşturdukları pek düşünülmüyordu yani geri dönecekleri için.
01:46Hatta sosyolog simel der.
01:48Tabii misafir demişler.
01:50Ben de onu ifade edecektim.
01:52Simel'in böyle bir ayrımı var sosyolog.
01:54Yani misafir bugün gelir, yarın gider der.
01:56Yabancı bugün gelir, yarın kalır.
01:59Yani 65 sene önce gelenler de misafir olarak geldiler.
02:02Ama geri dönmediler.
02:03İlk etapta da yabancı oldular ilk etapta.
02:06Yani dolayısıyla planlarının hayatı farklı gelişti.
02:09İnsanlar burada aile kurdu, işte çocukları dünyaya geldi, çocukları okullara gitti, yeni nesiller yetişti.
02:15Ve bugün baktığımız zaman Türk kökenli insanlar Almanya'nın artık yabancısı da değil.
02:19Ekonomik, kültürel, işte bilimsel, spor, siyasi hayatının önemli bir parçası haline geldiler.
02:26Ve burada sadece işte tanınmış isimlerden bahsetmiyorum.
02:29Fabrikada çalışan olur, hastanede görev yapan, iş yeri açan, çocuk yetiştiren, vergi ödeyen.
02:34Yani milyonlarca insanın da bu ülkenin gelişmesinde çok çok büyük payı var.
02:38Bu yüzden tabii Başbakan Mersin teşekkür etmesi bu açıdan önemli.
02:42Yani çünkü göçmenlerin katkılarının en üst siyasi düzeyde açıkça kabul edilmesi toplumsal aileye açısından bence değer taşıyor.
02:49Geçen haftalarda işte Kuzeyren Vesvalya Eyaleti Başbakanı Henrik Hüys de bu konuyla ilgili bir program düzenlemişti.
02:56Bizlerle davetliydik.
02:57Kendisi de benzer sözler söyledi.
02:58Yani benzer kelamlar zaten duyuyoruz.
03:01Fakat yine de sizin sorunuzun belki ikinci bölümü.
03:05Şu da çünkü gerçeğin bir parçası.
03:08İnsan Almanya'na doğmuş olabilir, Almanca ana dili olabilir, burada eğitim alıp çalışabilir.
03:12Buna rağmen ismi veya dış görünüşü nedeniyle kendisine halen yabancıymış gibi davranılabiliyor.
03:19Dolayısıyla bugün mesele sadece bunu kelam olarak kabul etmek değil.
03:22Yani göçmenlerin Almanya'ya uyum sağlaması meselesinin dışında Alman toplumunun da bu değişimi kabul etmesi gerekiyor.
03:30Yani Almanya ile Türk toplumu bu 65 senelik hikayeye baktığımız zaman birbirinden bağımsız ayrı hikaye alarak gelişmemiş.
03:37Bu iki hikaye uzun yıllarda iç işe geçmiş durumda.
03:40Yani gerçek anlamda toplumsal birlik ve insanların emeklerinin takdir edilmesiyle birlikte kendilerini eşit ve kabul edilmiş hissetmeleriyle mümkün olacaktır.
03:51Bu konuda biraz daha mesafe kat etmemiz gerekiyor herhalde diye düşünüyorum Eda Hanım.
03:55Bu 65 yıllık emeğin kabulü aslında siyasi dilde nasıl ifade edildiği konusunda da oldukça önemli.
04:01Şimdi siz bahsettiğiniz geçtiğimiz günlerde biz haberdar yayınlarımızda da yayınlamıştık.
04:05Kuzeyren Vesvalya Başbakan'ın partisinin bir etkinliği sırasında Türklerle ilgili övgü dolu sözleri gerçekten oldukça takdire şayandı.
04:14Ve şimdi geçtiğimiz günlerde yine 65. yıl etkinliklerinde Mertis'in benzer bir söylemle bunu ifade etmesi bence toplum nezdinde oldukça
04:21önemli.
04:22Ama biliyorsunuz bir taraftan AfD'nin yükselişini de konuşuyoruz.
04:25Göçmenlerin ülkeye sağladığı katkılar siyasi kanatta bu şekilde kabul edilirken bir yanda da göç karşıtı söylemler var.
04:32Bu tezatı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
04:36İşte tezat bu şekilde oluşturuyor.
04:38Yani bir grubun, bir göçmenlerin veyahut yabancıların katkılarını kabul etmek başka bir şey.
04:45Onların toplumun bir aidiyeti olarak kabul etmek başka bir şey.
04:48İşte tabii burada şöyle durum da var.
04:50Belirsizlik bir döneminden geçiyoruz.
04:52Yani ekonomik kaygılara dikkat almamız gerekiyor.
04:54İnsanlar işte yüksek kiralardan, hayak pahalılığına vesaire vesaire şikayet ediyorlar.
04:58Ve endişe duyduklarında bir sorunları tabii bu sorunları da açıklamak istiyorlar.
05:03Bir açıklama arıyorlar.
05:04Ve bazı siyasi aktörler de bu kaygıları göç üzerinden açıklıyorlar.
05:09Yani işte karmaşık ekonomik toplumsal sorunlar sanki göçmenlerden kaynaklanıyormuş gibi sunuyorlar maalesef.
05:16Oysa işte ekonomik durgunluk olsun, sağlık sistemindeki sorunlar olsun tek bir nedenle açıklanabilecek meseleler değil.
05:22Yani bu kaygıların belirli bir etnik gruba veya bütün göçmenlere yönetilmesi yabancılara bakış açısını menfi şekilde etkiliyor.
05:30İşte özellikle bahsettiğiniz göç karşıtı söylemleri öne çıkaran bazı siyasi aktörler var.
05:35Bunlar toplumsal memnuniyetsizlik, göç tartışması üzerinden siyasi desteğe dönüştürebiliyor.
05:41Yani burada psikolojik bir mekanizma var tabii ki.
05:44İnsanlar belirsizlik dönemlerinde, demin bahsettim, sorunların sorunlusunu kolayca tanımak istiyorlar.
05:51Evet aslında burada bir algı yönetimi de var Cemil Bey gerçekten.
05:54Yani yürütçlerindeki kin ve nefreti maalesef ülkedeki sorunları göçmen kökenlere yansıtarak
05:59toplumun algısını yönetmeye çalışan bir kesimden de bahsediyoruz ki siyasi olarak da maalesef çok güçlüler.