00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten dikkat çekici, oldukça tutkulu ve bir o kadar da siyasi yüklü bir metni.
00:05Prof. Dr. Aygün Atar'ın kaleminden çıkan o çarpıcı makaleyi masaya yatırıyoruz.
00:09Odak noktamız hepimizin aşina olduğu o meşhur Türkiye ve Azerbaycan kardeşlik bağı.
00:13Ama bunu alışılmışın dışında hararetli bir tartışma üzerinden ve tamamen tarafsız bir gözle inceleyeceğiz.
00:19Acaba yazarın bu sert iddialarının arkasında yatan jeopolitik argümanlar neler?
00:23Gelin bu karmışık yapıyı hep birlikte parçalarına ayıralım ve altından ne çıkacağını bir bakalım.
00:27Yazar hiç lafı dolandırmadan okuyucuyu adeta sarsan şu sert soruyla konuya giriyor.
00:33Türk düşmanlığınızın sebebi nedir?
00:35Yani bir düşünün, bir makaleye böyle başlıyorsanız karşınızdakilere hiç acımayacaksınız demektir.
00:40Bu soru yazarın kendi ülkesindeki bazı figürleri doğrudan hedef aldığını ve hiçbir gri alana yer bırakmadığını çok net gösteriyor.
00:48Metni daha iyi kavrayabilmek için önümüzde beş ana başlık var.
00:51Temel eleştiriyle başlayıp Sovyet dönemi ve kayıplarına, oradan tarihsel Türk desteğine,
00:56tek millet iki devlet felsefesine ve son olarak siyasi çelişkiler ile geleceğe bakacağız.
01:02Birinci bölüm temel eleştiri.
01:03Yazırın o bahsettiğimiz hedefleri tam olarak kimler?
01:07Açıkçası yazar kelimelerini hiç esirgemiyor.
01:09Hedefindeki kişileri doğrudan ajan provokatör siyasetçiler ve sözde cesur akademisyenler olarak tanımlıyor.
01:15Atlara göre bu kişiler sadece hata yapmıyorlar, tarihi gerçekleri bilerek manipüle ediyor,
01:20dışarıdan aldıkları talimatlarla Azerbaycan içinde aktif bir Türk karşıtlığı yaratmaya çalışıyorlar.
01:24Buradaki alt metin çok net.
01:26Profesör ünvanınız olabilir ama yazar bu kişilerin akademik kimliklerinden çok niyetlerini ve karakterlerini hedef dahtasına oturtuyor.
01:33İkinci bölüm Sovyet dönemi ve kayıplar.
01:36İşte yazar tam bu noktada geçmişin defterlerini açıyor.
01:39Düşünsenize kendi memleketinizdesiniz, fırına gidip sadece kendi ana dilinizde ekmek istediğiniz için size çuşka denilerek hakaret ediliyor.
01:46Yazar tam da bu acı anıyı kimliklerin ezildiği o baskıcı dönemi hatırlatıyor ve eleştirmenlere şu can alıcı soruyu yöneltiyor.
01:53Kültürümüz, dilimiz silinirken neredeydiniz?
01:56Neden o zaman sustunuz da şimdi bu kadar cesur kesildiniz?
01:59Yazarın dünün sessizliğiyle bugünün gürültüsü arasında kurduğu bu tezat gerçekten çok vurucu.
02:04Bu sayı var ya, 88.600.
02:07Bu sadece bir istatistik değil.
02:08Kilometre kare cinsinden elde kalan toprağı temsil ediyor.
02:11Yazar, Azerbaycan topraklarının Sovyetler döneminde 114.000 km2'den keyfi bir şekilde 88.600'e düşürülüp Ermenistan'a verildiğini iddia ediyor.
02:20Yani ortada kelimenin tam anlamıyla devasa bir kayıp var.
02:24Ve yazar aynı soruyu tekrar soruyor.
02:27Vatan toprakları harita üzerinde bir bir elden giderken bugünün o yüksek sesle eleştirmenleri neden dut yemiş bülbül gibi sessizdi?
02:34Yazarın kurduğu bu kıyaslama Metmin belki de en ağır eleştirilerinden birini barındırıyor.
02:38Bir tarafta Sovyet yönetimi altındayken bile ulusal çıkarlarını savunan, en acımasız eylemleri bile bir tür kahramanlık destanına dönüştüren Ermeni akademisyenler.
02:47Diğer tarafta ise yazarın iddiasına göre kişisel bekası için tamamen sessiz kalıp ulusal onuru feda eden Azerbaycanlı eleştirmenler.
02:55Yazar rakiplerini dün susup bugün menfaat rüzgarına göre yön değiştiren fırsatçılar olarak resmediyor.
03:01Üçüncü bölüm tarihsel Türk desteği.
03:03Şimdi geçmişteki kayıplardan çıkıp Türkiye ve Azerbaycan kardeşlik bağının o tarihi köklerine iniyoruz.
03:10Yazar burada adeta bir sarkaç gibi geçmişe gidip geliyor.
03:13Bakın 1918'de Kafkas İslam ordusu katliamları durdurmak için yardıma geliyor.
03:17Hemen peşinden 1920'de Sovyet baskını.
03:20Sonra 1987.
03:21Türk gönüllüler Karabağ'a yardıma koşuyor ve ardından 1990.
03:25Bu kez Sovyet tankları vatandaşlara eziyor.
03:27Bu olayların dizilimi rastgele seçilmiş değil.
03:29Yazar bilinçli olarak kurtarıcılarla ezenleri arka arkaya sıralayarak tarihin hafızasını sarsıyor.
03:35Tabii bu desteği sadece devletler arası resmi bir prosedür gibi anlatmıyor.
03:39Tarihi bir anda kişiselleştiriyor.
03:41Atilla Kaya, Mehmet Çetinkurt, Rüzgar Birliği, ailelerini tüm hayatlarını geride bırakıp Karabağ'a koştuğu belirtilen gönüllüler.
03:49Yazar bu fedakarlık hikayeleri üzerinden bugünün eleştirmenlerine şu mesajı veriyor.
03:53O en zor günlerde canını verenler buradaydı.
03:56Peki siz neredeydiniz?
03:57Ve işte tüm bu tarihsel okumanın bizi getirdiği temel çelişki tam da bu.
04:02Yazar Metin de adeta isyan ediyor.
04:03Diyor ki, geçmişte kendi insanınızın üzerinden tanklarla geçen o dönemin ezenlerine bugün şirin görünmeye çalışırken,
04:10tarihi kurtarıcılarınıza, yani Türklere neden saldırıyorsunuz?
04:13Bu inanılmaz bir zıtlık değil mi?
04:15Geçmişteki zulmü aklayıp kardeşlik bağına saldırmanın mantığı nedir?
04:19Dördüncü bölüm, tek millet, iki devlet.
04:22Yazar argümanını artık modern siyasete ve hepimizin ezbere bildiği o güçlü felsefeye taşıyor.
04:27Merhum lider Haydar Aliyev'in o meşhur Kürtleşmiş sözü, bir millet, iki devlet.
04:32Yazar Attar, Türkiye ve Azerbaycan kardeşlik bağının en somutlaşmış hali olan bu sözü alıyor ve siyasi rakiplerine karşı son derece
04:40stratejik bir silah olarak masaya koyuyor.
04:42Bu sadece bir slogan değil, bu işin felsefesi diyor.
04:44Buradaki ironi gerçekten inanılmaz.
04:47Yazar açık açık şunu söylüyor.
04:49Sizler Haydar Aliyev'in siyasetini övgüler düzerek, onun adını kullanarak parlamentoda o koltukları kaptınız.
04:54Ama diğer taraftan, aynı Aliyev'in en büyük vizyonu olan bir millet düşüncesinin altını oymaya çalışıyorsunuz.
05:00Attar, göz göre göre yapılan bu manevrayı, devasa bir ikiyüzlülük, ideolojik temellerden tamamen sapma olarak ifşa ediyor.
05:08Beşinci ve son bölüm, siyasi çelişkiler ve gelecek.
05:11Medinbur'da günümüzün sıcak jeopolitik gündemine dönüp çok net bir uyarıda bulunuyor.
05:16Yazar, bugünün tablosuna baktığımızda her şeyin iki ülkenin de çıkarlarına mükemmel hizmet ettiğini söylüyor.
05:22Türkiye, küresel arenada Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü savunan, işgalin bitmesini açıkça ve yüksek sesle talep eden yegane devlet olarak öne
05:30çıkıyor.
05:30İki devlet arasında adeta kusursuz, tıkır tıkır işleyen bir diplomatik uyum var.
05:35Tabi yazarın burada çok net bir iması da var, işlerin böyle kusursuz gitmesi, demek ki içeride birilerini fena halde rahatsız
05:41ediyor.
05:41Yazar makalesini çok keskin, adeta meydan okuyan mesajla bitiriyor.
05:46Dışarıdan talimatla nifak tohumları ekmeye çalıştığını iddia ettiği bu iç provokatörlere açıkça başaramayacaksınız diyor.
05:53Bu çabaların sabun köpüğü gibi yok olup gideceğini, tarihe sadece kendi asıllarını inkar eden kişiler olarak geçeceklerini söylüyor.
05:59Son derece iddialı ve kendinden emin bir kapanış.
06:02Bütün bu iddiaları, ateşli tarihi ve siyasi argümanları tarafsızca inceledikten sonra akıllarda tek bir soru kalıyor.
06:09Tüm bu iç ideolojik çekişmeler, Kafkasya'nın yarınlarını nasıl şekillendirecek?
06:14O çok konuşulan Türkiye ve Azerbaycan kardeşlik bala, içeriden yükselen bu çatlak seslere karşı direnip, bölgenin kaderini çizen o asıl
06:21güç olmaya devam edebilecek mi?
06:23İşte bugün bu analizimizden çıkaracağımız en büyük ders şu.
06:26Bir coğrafyanın bugünkü diplomasisini, geçmişin acılarını ve o tarihi bağları bilmeden asla tam olarak çözemezsiniz.
06:33Bizimle birlikte bu derin incelemeye katıldığınız için çok teşekkürler.
06:36Bir sonraki de görüşmek üzere.