Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 saat önce
Yusuf Dülger’in Temelsizler adlı yazısı, modern Türkiye’de aydınların ve yöneticilerin insani değerlerini ve bağımsız düşünme yetilerini yitirerek bir tür köleleşme sürecine girdiğini savunmaktadır. Yazar, bu toplumsal çürümenin temelinde yetersiz eğitim sisteminin ve dini ile milli değerlerin çıkarlar doğrultusunda sömürülmesinin yattığını ifade etmektedir. Tarihsel kökenleri padişahlık rejimine uzanan bu kaos ortamından çıkış yolunun Atatürk’ün cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya sarılmaktan geçtiği vurgulanmaktadır. Metinde, cumhuriyetin erdemli bireyler yetiştiren en sağlıklı yönetim biçimi olduğu belirtilerek günümüzdeki tehlikeli gidişata karşı akılcı bir duruş sergilenmesi gerektiği hatırlatılmaktadır. Son olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin korunmasının ülkenin geleceği için hayati bir zorunluluk olduğu dile getirilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhabalar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün gerçekten çok çarpıcı bir konumuz var, o yüzden hiç vakit kaybetmeden doğrudan içeriye dalalım diyorum.
00:08Yusuf Dülyer'in Temelsizler başlıklı o çok konuşulan bakalesini mercek altına alıyoruz.
00:13Şimdi şöyle bir düşünün, temeli olmayan, yere sağlam basmayan bir bina ne kadar ayakta kalabilir ki?
00:19Ufak bir sarsıntıda, hatta belki sert bir rüzgarda yerle bir olur değil mi?
00:22İşte yazarımız tam da bu mimari metaforu alıp doğrudan insan doğasına uyarlıyor.
00:27Eğer bir toplum veya bir birey kendi zihinsel temelini kaybederse ne olur?
00:32Makalenin bize fısıldadığı, hatta adeta haykırdığı o büyük sır şu, özgür düşünceyle insan kalmak.
00:38Yazarımız tüm argümanını aslında çok sarsıcı bir tanım üzerine inşa ediyor.
00:42Temelsizler.
00:43Dürger'e göre, hani az önce dedik ya, tıpkı temeli olmayan bir binanın çökmesi gibi temeli olmayan bir insan da
00:48yaşayamaz.
00:49Ama yanlış anlaşılmasın, buradaki ölüm fiziksel bir ölüm değil.
00:52Tamamen zihinsel ve ruhsal bir çöküşten bahsediyor.
00:54Yani insan olma, insan kalma özelliklerini kaybedenlerin aslında kendi kararlarını alamayan kölelere, cariyelere ya da sadece nefes alan biyolojik canlılara
01:03dönüştüğünü savunuyor.
01:04Kısacası, bizi biz yapan, bizi gerçekten insan yapan şey sadece hayatta kalmamız değil, aklımızı nasıl ve ne kadar özgür kullandığımızdır.
01:12Peki, yazar bu sonuca tam olarak nasıl varıyor?
01:15Gelin bugünkü yol haritamıza hızlıca bir göz atalım.
01:17Önce insan olmanın temeline ineceğiz, ardından toplumsal çürümenin belirtilerine ve yazarın cumhuriyetle saltanat arasında yaptığı o çarpıcı tarihsel karşılaştırmaya bakacağız.
01:27Son olarak da günümüzdeki tehditleri ve ileriye giden yolu konuşup toparlayacağız.
01:31Hemen birinci bölümümüzde, yani insanlığı mimarisiyle başlayalım.
01:35Kendimize şu retorik soruyu biz soralım.
01:37Bizi itaatkar birer makine olmaktan ayıran o eşsiz özellik gerçekten nedir?
01:41Yazarın felsefi tezinin tam merkezinde gerçekten çok güçlü bir fikir yatıyor.
01:46Diyor ki, insan kalmak öyle doğuştan size verilen, hani ömür boyu garantili, pasif bir durum kesinlikle değildir.
01:52Aksine, aktif, sürekli çaba gerektiren bir süreçtir.
01:56Ve bu sürecin tek bir yakıtı var.
01:57Zihnimizi tamamen özgür bir biçimde kullanabilmek.
02:00Yani, özgür düşünce yoksa, insanlığın temeli de yoktur.
02:04Bu kadar net.
02:05Tabi, Dülger, insan kalabilmek için üç tane çok katı şart sıralıyor.
02:09Birincisi, aklımızı hiçbir önyargının içine hapsetmeden, alabildiğine özgürce kullanmak.
02:14İkincisi, makam, mevki veya kişisel çıkar gibi hastalıklara yenik düşmemek.
02:18Üçüncüsü, ve belki de yazarın en çok üstünde durduğu konuysa,
02:22toplumun o hassas olduğu milli ve manevi değerleri asla kendi çıkarları için sömürmemek.
02:27Yazarın iddiasına göre, özgür düşünceyle insan kalmak ancak bu üç şarta sıkı sıkıya bağlı kalırsak mümkün.
02:32Bunlardan ufacık bir taviz verdiğimizde, birey o bahsettiğimiz temelsiz yapıya doğru hızla kayıyor.
02:37Şimdi bireyden çıkıp işin biraz daha toplumsal boyutuna bakalım.
02:42İkinci bölümümüz, temel çöktüğünde toplumsal çürümenin belirtileri neler oluyor?
02:46İşte yazar bu can alıcı soruyu sorarak, o felsefi problemi alıp adeta bir toplumsal röntgen cihazına sokuyor.
02:53Özgür düşünce terk edildiğinde ortaya çıkan tabloyu,
02:56özellikle de günümüzün okumuş ve yönetici kesimine yönelik oldukça sert, oldukça sarsıcı bir eleştiriyle önümüze koyuyor.
03:02Gelin bu teşhisin detaylarına yakından bakalım.
03:05Yazarın metindeki güncel gözlemleri gerçekten üzerine düşünülmesi gereken şeyler.
03:10Toplumun bir kesiminin artık özgür düşünceli değil, kendi tabiriyle güdümlü olduğunu belirtiyor.
03:15Yöneticilerin çoğunun yetersiz kaldığını ve o koltuklarını ancak milli manevi değerleri sömürerek koruyabildiklerini iddia ediyor.
03:21Dülger'e göre, düşünsenize, eğer bir bürokrat kendi varlığını sadece ve sadece üstünün iki dudağı arasına bağlamışsa,
03:28veya geniş kitleler yaratıcı ile kendi aralarına bir takım aracılar yerleştirmişse.
03:33İşte yazar diyor ki, orada o temel tamamen çürümüştür.
03:36Ve bunun faturasını da doğrudan eğitim sistemindeki yetersizliklere kesiyor.
03:40İnsanların artık kendi aklını kullanan ustalar yerine, maalesef başkalarının şekillendirdiği birer malzeme haline geldiğini savunuyor.
03:46Peki ama toplum bu kaotik duruma nasıl geldi?
03:50Üçüncü bölümde Dülger'in bu durumu açıklamak için kullandığı çok çarpıcı bir tarihsel karşılaştırmaya odaklanacağız.
03:55Dülger burada, yüzyıllar süren saltanat yönetimiyle Atatürk'ün cumhuriyet vizyonu arasına çok ama çok keskin bir çizgi çekiyor.
04:02Cumhuriyetin ahlaki erdeme, namuslu vatandaşlara ve tabii ki özgür düşünceye dayandığını,
04:07saltanatınsa korku, tehdit ve tamamen itaatkar bir tebaa üzerine kurulduğunu belirtiyor.
04:12Yazarın bakış açısına göre bizler bu yanlış öğretiler sarmalından cumhuriyet ile kurtulmaya başladık ancak
04:17şimdi o eski çürük alışkanlıkların geri dönüşüyle yeniden bir boğulma tehlikesiyle karşı karşıyayız.
04:23Yazar argümanını temellendirmek için doğrudan Atatürk'ün sözlerine başvuruyor.
04:271924 yılında söylenen bu tarihi sözdeki şu vurguya dikkatinizi çekmek istiyorum.
04:32Fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız.
04:35Görüyor musunuz bağlantıyı?
04:36Dülger'in başından beri anlattığı o özgür düşünce ile insan kalmak tezi aslında doğrudan cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle ve gençlere verilen
04:45bu tarihi görevle birebir örtüşüyor.
04:47Ve işte ikinci tarihi alıntı.
04:50Bu söz aslında yazarın eski alışkanlıklara kesinlikle dönülmemesi gerektiği yönündeki argümanının en büyük tarihsel çıpası.
04:56Cumhuriyetin erdemli insanlar yetiştirdiği, saltanatınsa korkuya dayandığı için karakteri zayıf insanlar ortaya çıkardığı vurgusu.
05:03Bu durum Dülger'in en başta temelsizler olarak ablandırdığı o kendi iradesi olmayan köleleşmiş insan profiliyle tam olarak uyuşuyor.
05:11Şimdi dördüncü bölüme geçiyoruz.
05:13Burası yazarın günümüz siyasi manzarasına yönelik oldukça spesifik ve açıkçası epey sert uyarılar içerdiği bölüm.
05:20Metinde dile getirilen bu güncel kaygılara tarafsızca bir göz atalım.
05:23Dülger'in makalesine göre Atatürk'ün o yıllar önce dile getirdiği endişeler bugün maalesef gerçeğe dönüşmüş durumda.
05:29Yazar, Türkiye'nin içinde ve dışında kendi tabiriyle Haçlı Siyonist İttifakı olarak adlandırdığı bazı yapıların
05:36Cumhuriyeti bırakıp yeniden sultanlığa dönme çağrıları yaptığını iddia ediyor.
05:39İşin kötüsü yöneticilerin bu sistematik tehditlere karşı sessiz kaldığını savunuyor.
05:44Bazı grupların hilafet rüyaları gördüğünü, Türkiye Cumhuriyeti'ni akıl almaz bir şekilde küfür rejimi olarak etiketlediklerini
05:50ve hatta Azeri kız çocuklarına dini giyim dayatarak bir Müslümanlaştırma çabasına girdiklerini çok tutkulu bir dille eleştiriyor.
05:57Yani yazarın perspektifinden bakarsak tüm bunlar doğrudan Cumhuriyet'in temellerine dinamit koymak anlamına geliyor.
06:03Geldik beşinci ve son bölümümüze.
06:05Peki çözüm ne?
06:06Yazar toplumun bu tehlikeli süreçten, bu kaosdan en az kayıpla nasıl çıkabileceğini düşünüyor?
06:11Bozulan bu temeli yeniden nasıl inşa edeceğiz?
06:13Dülger bu kaosu aşmak için üç adımlı son derece net bir reçete sunuyor bizlere.
06:18İlk adım en başa, yani o temele dönmek.
06:21Aklı ve öngörüyü özgürce doğru kullanmak.
06:23İkincisi, yazarın çürümenin ana kaynağı olarak gördüğü milli ve dini eğitim sistemini köklü bir şekilde onarmak.
06:29Yani başkalarının elinde şekillenen malzemeler değil, kendi aklını kullanan ustalar yetiştirmek.
06:35Ve üçüncü adım, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerini öyle sağından solundan kırpmadan, sulandırmadan tam da olduğu gibi tavizsiz uygulamak.
06:43Yazarın tüm bu derin ve sarsıcı analizlerinin vardığı sonuç aslında inanılmaz derecede yalın.
06:48Cumhuriyet rejimi insanidir.
06:50Çünkü yazarın en başta yaptığı o çarpıcı, temelsizler tanımına dönersek,
06:54özgür düşünebilen, erdemli ve onurlu bir insan olmanın doğasıyla birebir uyumlu olan tek sistem Cumhuriyettir.
06:59Diğer tüm yapılar, yazara göre insanı temelsizleştirir, köleleştirir.
07:04Makale, yazarın tüm bu eleştiri ve analizlerini ulusal bir dönüm noktasına bağlayan o coşkulu kutlama mesajıyla,
07:10Cumhuriyetimizin 103. yılını atıfta bulunarak sona eriyor.
07:13Aslında Cumhuriyetin değerini bilmek, aynı zamanda insanın kendi aklının, kendi özgür düşüncesinin değerini bilmesi anlamına geliyor.
07:19Ve bugünkü incelememizin sonuna gelirken, yazarın kurduğu o muazzam mimari metaforun tam kalbinden çıkan çok vurucu bir soruyu sizlere bırakmak
07:28istiyorum.
07:28Bir toplum, zihinsel temelini yani özgür düşüncesini korumadan Cumhuriyetini ayakta tutabilir mi?
07:34Görünen o ki, özgür düşünceyle insan kalmak öyle sadece bireysel bir tercih falan değil,
07:39koca bir ulusun hayatta kalma, ayakta kalma meselesidir.
07:42Üzerine çokça düşünülmesi gereken bir konu.
07:44Bize katıldığınız için teşekkürler. Aklınızı özgür bırakmayı unutmayın.

Önerilen