Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 dakika önce
Mehmet Özkendirci'nin Çukurlar ve Foncular başlıklı yazısı, Türkiye'deki mevcut siyasi adaletsizlikleri ve çifte standartları sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Nagehan Alçı'nın teğmenlerin Atatürkçü söylemlerini kutuplaşma olarak nitelendirmesine tepki gösterirken, aynı zamanda iktidara yakın isimlerin sefa sürmesini eleştirir. Vatandaşlara şükretmeyi öğütleyen AKP'li vekil Mustafa Güneş'in lüks gezilerine dikkat çekilir ve halkın ekonomik sıkıntılarıyla olan tezat gözler önüne serilir. Yazıda ayrıca, fon vurgunu iddialarına karışan iktidar mensuplarının ve yakınlarının yargıdan muaf tutulduğu vurgulanmaktadır. Adalet mekanizmasının sıradan vatandaşlara sert, ancak iktidar yanlılarına karşı hoşgörülü olduğu savunularak hukuktaki eşitsizlik eleştirisi yapılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Selamlar, bugünkü kaynak incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Mehmet Özkendirci'nin oldukça eleştirel, epey dikkat çekici ve bolca tartışma yaratan o malum makalesi var.
00:10Çukurlar ve foncular.
00:12Yazarın iddialarını, kurduğu o ilginç mantık bağlarını ve sunduğu örnekleri tamamen tarafsız bir gözle objektif bir şekilde parçalarına ayıracağız.
00:20Önümüzde harika, dolu dolu bir akış var, o yüzden hiç vakit kaybetmeyelim ve metnine o en çarpıcı noktalarına hep birlikte
00:26dalalım.
00:26Tamam, hazırsanız hemen en derin sulardan başlayalım.
00:30Bugünkü odak noktamızı tam olarak şu cümle oluşturuyor.
00:33Mustafa Kemal'in askerleri izlemekle, açıkçası Türkiye zaten çok kutuplaştı, bu kutuplaşmaya çomak sokmak demek gibi geliyor.
00:40Evet, Nagihan Alçı'nın o meşhur, oldukça tartışmalı cümlesi.
00:44Alçı'ya göre teğmenlerin yemin töreni, zaten var olan o toplumsal kutuplaşmaya adeta çomak sokmak anlamına geliyor.
00:51Fakat yazar Özkendirci için bu ifade öyle sıradan, öylesine söylenmiş bir yorum falan değil.
00:56Hatta tam tersine, yazar tüm makalesinin iskeletini ve eleştiri oklarını kelimenin tam anlamıyla bu temel taşının üzerine inşa ediyor.
01:04Bölüm 1. Kutuplaşma tartışması ve alçı. İddialar ve tepkiler.
01:08Bakın burada kelimenin tam anlamıyla iki zıt dünyanın, iki farklı kutuplaşma tanımının çarpışmasını görüyoruz.
01:14Bir yanda Alçı'nın o bilindik bakış açısı var, yani teğmenlerin yeminini toplumsal bir kutuplaşma sebebi olarak gören o yaklaşım.
01:21Ama diğer yanda yazarın bu iddiaya getirdiği çok ama çok sert bir karşı tanım var.
01:26Yazar diyor ki, hayır asıl kutuplaşma o şerefli teğmenlerin yemininden falan çıkmıyor.
01:31Yazar asıl kutuplaşmanın, geçmişte 40 bin kişinin katili olarak bilinen kişiye adada köşk yaptıranlardan ve sırf seçim kazanmak uğruna kurulan
01:38o siyasi ittifaklardan kaynaklandığını öne sürüyor.
01:41Anlayacağınız, yazar burada gerçek kutuplaşma kavramını alıyor ve tarihi bir bağlamla tamamen yeniden çerçeveliyor.
01:47İkinci bölüm, yazarın kutuplaşma karşı argümanı, siyasi tarih ve ittifaklar.
01:52Yazar burada kendi savunma mekanizmasını gerçekten oldukça ilginç bir temel üzerine kuruyor.
01:57Kendilerini ne mutlu Türküm diyene diyen o köklü neslin devamı olarak tanımlıyor ve teğmenlerin yeminini bir bölünme, bir ayrışma sebebi
02:05değil, tam aksine devasa bir gurur kaynağı olarak konumlandırıyor.
02:08Argümanın asıl can alıcı, en vurucu noktası ise şu, yazar geçmişte sadece ama sadece seçim kazanmak için kurulan o siyasi
02:15ittifakları tek tek hatırlatıyor ve toplumdaki kutupları asıl kimin yarattığını çok yüksek bir sesle sorguluyor.
02:22Haliyle bu durum Alçın'ın söylemlerinin güvenilirliğini de doğrudan tartışmaya açmış oluyor.
02:27Bölüm 3 Söylemler ve Ekonomik Uçurum, Kenya ve Gerçekler
02:31Şimdi, makale tam bu noktada ideolojik tartışmalardan bir anda çıkıyor ve direksiyonu çok sert bir şekilde ekonomik kopukluklara kırıyor.
02:38Hedef tahtasındaysa şu meşhur söz var.
02:41Kenya'da yaşamadığınıza şükredin.
02:43Devlet destekli bir Kenya safari turununu ardından AKP milletvekili Mustafa Güneş tarafından söylendiği belirtilen bu söz, yazar tarafından resmen paralel
02:50bir evrenden gelmiş gibi değerlendiriliyor.
02:52Metne göre bu söylem, ortalama bir vatandaşın ekonomik gerçekliğinden o kadar kopuk ki, sıradan insanların o günlük hayatta kalma mücadelesini
03:00kelimenin tam anlamıyla tamamen görmezden geliyor.
03:03310.332 Türk Lirası.
03:06İnanılmaz bir rakam değil mi?
03:07Yazarın metninde açıkça alıntıladığı, söz konusu milletvekilinin aldığı maaşı temsil eden bu rakam aslında devasa bir uçurumu simgeliyor.
03:15Düşünsenize, bir yanda devletin harcırahlarıyla dünya turlarına çıkan, safarilere giden elitlerin ayrıcalıkları var, diğer yanda ise ay sonunu getirmeye çalışıp
03:23sürekli şükretmesi istenen sıralan vatandaşın zorlukları.
03:27Yazar burada oldukça sarkastik bir tavır takınıyor ve vekile kendi cebinden öyle lüks ülkelere değil de asıl şükretmenin ne olduğunu
03:34görmek için kendi imkanlarıyla seyahat etmesini tavsiye ediyor.
03:374. Bölüm Fon Vurguna İddiaları, Zenginleşme ve Soruşturmalar
03:41Yazar az önce bahsettiğimiz o ekonomik kopukluğu alıyor ve devlet kademesindeki çok daha geniş çaplı, devasa skandal iddialarına bağlıyor.
03:49Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o meşhur, ucun nereye giderse gitsin şeklindeki soruşturma vaadini hatırlatan yazar, şu ana kadar iktidar partisinden hiç
03:57kimsenin bu kapsamda tutuklanmadığını öne sürüyor.
03:59Metinde gerçekten çok çarpıcı iddialar var.
04:01Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi bursuyla yoksul bir öğrenci olarak Amerika'ya gidip dönüşte milyarlık gayrimenkullere sahip olduğu iddia edilen isimler.
04:10Ya da yasalar gereği haksız kazanç sağlayan foncuların devlete kazançlarının iki katını ödemesi gerektiği gerçeği.
04:16Bütün bunlar metin boyunca hesap sorulabilirliğin eksikliğine duyulan o derin o isyankar hayal kırıklığını yansıtıyor.
04:23Allah beni zenginlikle sınıyor.
04:25Evet yanlış duymadınız, eski AKP milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu'na ait olan bu söz, yazar tarafından metne çok ama çok bilinçli
04:33bir şekilde yerleştirilmiş.
04:34Peki neden dersiniz?
04:35Çünkü siyasilerin bir yandan böyle ilahi sınavlardan, maneviyattan falan bahsederken, diğer yandan açıklanamayan devasa servetler biriktirmesi, metinde kelimenin tam anlamıyla
04:44büyük bir ikiyüzlülük olarak çerçeveleniyor.
04:47İşte bu söylemiyle eylem arasındaki devasa uçurum, makalenin ana eleştiri eksenlerinden birini oluşturuyor.
04:53Beşinci ve son bölümümüz Adalet Sistemine Yönelik Eleştiriler, Yargıda Çifte Standart İddiası
04:58İşte geldik makaledeki en yapısal ve açıkçası en ağır eleştirinin yaptığı yere, Yargıdaki Çifte Standart İddiası.
05:05Yazarın perspektifinden baktığımızda tablo çok net ikiye ayrılıyor.
05:09Muhalif siyasetçiler, sabahın köründe yapılan operasyonlarla, ailelerinin, çocuklarının gözü önünde derdest edilmelerle ve nedense aylarca, yıllarca sümen alt edilen, bekletilen
05:18dava dosyalarıyla karşılaşıyor.
05:19Ama madalyonun diğer yüzüne, yani iktidar bağlantılı olduğu iddia edilen o fonculara baktığımızda bambaşka bir dünya var.
05:26Metne göre onların karşılaştığı muamele, gelirlerine el konulduktan sadece bir iki saat sonra kararın şifşak kaldırılması ve adeta bir dokunulmazlık
05:34kalkanıyla korunmaları.
05:35Yazar, bu iki keskin farklılığı suratımıza çarpıp adalet sisteminin o terazisini, tarafsızlığını doğrudan sorguluyor.
05:42Yazar, bu çifte standart argümanını desteklemek için geçmişten günümüze çok sağlam bir köprü kuruyor.
05:46İlk hatırlatılan örnek oldukça tanıdık.
05:4917-25 Aralık yolsuzluk iddiaları döneminde o dört bakan hakkında hiçbir dişe dokunulur işlem yapılmaması.
05:54Yazar bunu alıyor ve tam karşısına güncel fon vurgunu iddialarını koyuyor.
05:59İddiaya göre şüpheliler, yasaların emrettiği o mal varlığını el koyma cezaları yerine sadece WhatsApp hesaplarının engellenmesi gibi inanılmaz hafif, adeta
06:07komik yaptırımlarla karşılaşıyor.
06:09Yani yazar açıkça diyor ki, geçmişteki bu skandallar devletin adalete güvenin çağrısının içini tamamen boşaltmış, geriye sadece içi boş bir
06:16slogan kalmış.
06:17Makale, tüm bu iddiaları son derece çarpıcı, zekice ve alaycı bir retorik soruyla noktalıyor.
06:23Yazar aynen şunu soruyor, madem haksız kazanç sağlayanlar sadece nefsimize uyduk diyerek bir WhatsApp yasayla paçayı kurtarabiliyorlar,
06:31o halde hapishanelerde cinayet işlemiş, gasp yapmış o binlerce kişi de çıkıp biz de nefsimize uyduk derse onların da mı
06:38sadece WhatsApp hesapları engellenecek?
06:40İnanılmaz vurucu bir soru değil mi?
06:42Peki sizce iddia edilen do çifte standartların toplumun adalete olan inancı üzerindeki o uzun vadeli yıkıcı etkileri neler olabilir?
06:49Bu soruyu kendi düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum.
06:52Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.

Önerilen