00:00Selamlar. Bugün elimizde hani derler ya, okuyunca insanı gerçekten sarsan çok çarpıcı ve oldukça detaylı bir kaynak metin var.
00:08Bu incelememizde Türkiye'deki yeni siyasi tartışmaların gölgesinde yaşanan oldukça sert bir tezatlığı masaya yatırıyoruz.
00:15Bir yanda gazilerin ve şehit ailelerinin eşit haklar talep ettiği, maalesef pek çok gözden uzak tutulmaya çalışılan o 48 günlük
00:23hak arayışı ve mücadelesi.
00:25Diğer yanda ise başkentte, üstelik meclisin tam kalbinde çok farklı bir şekilde ağırlanan bambaşka bir grubun ziyareti var.
00:33Kaynağımız bu iki olayı arda arda koyarak bize aslında mevcut siyasetin çok net bir fotoğrafını çekiyor. Hazırsanız hadi bu konunun
00:39derinliklerine inelim.
00:41Yazarın metinde kullandığı şu çarpıcı alıntıyla başlayalım.
00:44Bu sözler gazeteci Abdülkadir Selvi'ye ait ve yazar bunu siyasette o yeni aşama ya da yeni süreç olarak adlandırılan
00:52atmosferin arka planındaki gerçeküstü durumu göstermek için harika bir kancı olarak kullanıyor.
00:56İnanılmaz değil mi?
00:57Yani siyasette taşlar yerinden oynuyor, söylemler bir anda değişiyor ve kaynak metnimiz de işte tam bu iddialı sözlerin havada uçuştuğu
01:05günlerde sokaktaki asıl gerçekliğin ne olduğuna bakmamız gerektiğini söylüyor.
01:10Hızlıca yol haritamıza bakalım.
01:11Önce yeni siyasi süreç tartışmalarına değineceğiz.
01:14Sonra asıl meselemiz olan gazilerin 48 günlük eylemini konuşacağız.
01:18Ardından verilen sözler ve çözümsüzlük, meclisteki o iki farklı ziyaret ve en sonunda da yazarın vicdan muhasebesiyle konumuzu toparlayacağız.
01:27Hemen birinci bölümle yani yeni siyasi süreç tartışmaları makro siyasi bağlamla başlıyoruz.
01:34Biliyorsunuz devletin en üst kademesinden peş peşe terörsüz Türkiye açıklamaları geldi.
01:39Kaynak metnimiz bu süreci tarafsızca aktarıyor.
01:41Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın silah bırakmanın teyit edilmesiyle geçilecek yeni aşama vurgusu.
01:47Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un devlet haklıyla millet vicdanının örtüşmesi şeklindeki beyanları.
01:53İktidar kanadı örgütün ilk kez bu kadar açık bir şekilde silah bırakmayı murat ettiğini söylüyor.
01:58Fakat yazarımız tam bu noktada çok önemli bir parantez açıyor.
02:02Yazar diyor ki anlatılan bu hikaye aslında öyle kayıtsız şartsız bir silah bırakma durumu falan değil.
02:08Masadaki asıl büyük temel talep ne biliyor musunuz?
02:11İmralı'daki terör örgütü liderinin serbest bırakılması.
02:13Yazar az önceki o hoparlörlü alıntıya dağıtıfta bulunarak çok net bir soru soruyor.
02:19Peki halk bu serbest bırakılmaya razı mı?
02:21Yani o koşulsuz teslimiyet anlatısına açıkça meydan okuyor.
02:25Siyasetin zirvesinde tüm bunlar konuşulurken sokakta,
02:29yani bizim incelememizin asıl odak noktası olan hak arayışında durum gerçekten bambaşkaydı.
02:34Bu da bizi ikinci bölüme.
02:36İncelememizin temel odağı olan gazilerin 48 günlük eylemine getiriyor.
02:41Dile kolay tam 48 gün.
02:43Her şey Temmuz ayında, beklentilerin çok altında kalan o paketin meclisten geçmesiyle başlıyor.
02:48Güven parktaki oturma eylemi sabah karşı 4.30'da polis baskınıyla bitiriliyor.
02:52Gaziler gazi uyum evine tıkılıyor, oradan kurtuluş parkına sürülüyor.
02:56Ve bu tam 48 gün sürüyor.
02:58Düşünün, eşit özlük ve sosyal haklar talep eden er gaziler ve şehit aileleri,
03:03sadece dertlerini anlatacak bir yetkili bulabilmek için Ankara'nın göbeğinde 48 gün geçiriyorlar.
03:10Ta ki o son günlerdeki malum telefon görüşmesine ve engellenen anıtka bir ziyaretine kadar.
03:15Tabii bu 48 gün öyle sakin bir bekleyiş değil.
03:18Yazarın metninde belgelediği fiziksel zorluklar inanılmaz.
03:21Şiddetli yağmur var, kavurucu sıcak var.
03:24Belediyenin gazilere gönderdiği çadırlar sırf üzerinde belediyenin adı yazıyor diye polis tarafından kaldırtılmış.
03:30Kendi evlatları gibi gördükleri polislerin kalkanlarıyla meclis parkında durduruluyorlar,
03:35bakanlıklardan içeri alınmıyorlar,
03:37hatta onlara destek olmaya çalışan bir İYİ Parti milletvekili o müdahale sırasında hastanelik oluyor.
03:43Bürokrasi gazilerin önüne adeta etten bir duvar örüyor.
03:46Metindeki şu anekdota özellikle dikkat çekmek istiyorum.
03:49Gaziler yeni vefat eden bir arkadaşları için helva dağıtmak ve Milli Savunma Komisyonu üyelerine dertlerini anlatmak üzere meclise gidiyorlar.
03:57Sadece helva ikram edecekler. Bu kadar basit.
04:00Peki sonuç?
04:01Kapıda inanılmaz bir güvenlik önlemi.
04:03Yerde saatlerce bekletilme.
04:05En sonunda içeri sadece bir kişi alınıyor.
04:07Ona da 5 dakikalık bir konuşma yaptırılıp hiçbir talepleri dinlenmeden geri yönderiliyorlar.
04:12Bir helva ikramı gibi saf, insani bir jestin çarptığı o soğuk bürokratik duvarı o kadar iyi anlatıyor ki bu olay.
04:18Peki sonra ne oldu?
04:20Üçüncü bölüm verilen sözler ve çözümsüzlük.
04:23Vaatler ve sonrası.
04:2430 Ağustos yaklaşırken yetkilileri bir telaş sarıyor.
04:28Çünkü gaziler topluca anıtkabire gidecek.
04:30Gözaltı uyarıları falan işe yaramayınca 28 Ağustos gecesi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral devreye giriyor.
04:37Görüntülü bir telefon görüşmesi yapılıyor, gazilere Ekim ayında meclis açılınca gereken neyse yapılacak söz veriliyor ve o 48 günlük zorlu
04:45eylem sırf bu söz üzerine bitiriliyor.
04:47Ama inanın bana eylem bittikten sonrası daha da kalp kırıcı.
04:51Eylem bitmesine rağmen 29 Ağustos'ta bile polis anıtkabire gitmelerine izin vermiyor.
04:56Derhal Ankara'yı terk edin deniyor.
04:59Dahası yazarın iddiasına göre gazilerin o özel dosyaları iktidara yakın medyaya sızdırılıyor,
05:04bazı tesislere giriş yasakları konuyor, işten çıkarma tehditleri dönüyor etrafta.
05:09En garibi de ne biliyor musunuz?
05:10O sözü veren başdanışman Oktay Saral bir süre sonra görevden alınıyor.
05:15Yani anlayacağınız verilen sözler tamamen havada kalıyor, hiçbir çözüm üretilmiyor.
05:20Şimdi gelelim yazarın asıl odaklandığı o tematik zıtlığa.
05:244. Bölüm
05:25Mecliste iki farklı ziyaret
05:27Tematik Karşıtlık
05:28Rakam 300
05:30Yazar Diyarbakır ve Van'dan kalkıp Ankara'ya gelen ve kendilerine barış anneleri diyen 300 kişilik bir kadın grubunun o iki
05:37günlük ziyaretine çeviriyor merceği.
05:39Bu grubun Ankara rotası gerçekten dikkat çekici.
05:42Önce nereye yerleşiyorlar dersiniz?
05:44Gazilerin sürülüp çıkarıldığı Kurtuluş Parkı'na.
05:47Ardından DEM Parti'yi ziyaret edip TBMM Parkı'nda çok rahat bir şekilde açıklama yapıyorlar.
05:52Hatırlayın, gaziler aynı parkta polis kalkanlarıyla durdurulup ağlatılmıştı.
05:57Sonra bu heyet zılgıtlar eşliğinde meclise giriyor, siyasi partilerle görüşüyor ve en nihayetinde bizzat TBMM Başkanı Nurman Kurtulmuş tarafından ağırlanıyor.
06:07Yazar bu ziyaretin asıl amacının İmralı'daki terörist başının tahliyesi olduğunu özellikle belirterek yetkililerin bu talepleri nasıl büyük bir ilgiyle dikkatle
06:15dinlediğinin altını çiziyor.
06:17Karşılaştırmanın çarpıcılığına bakar mısınız?
06:19Yazar aslında tabloyu tam ortadan ikiye bölüyor.
06:22Bir tarafta bu ülke için uzuvlarını kaybetmiş gazilerin 48 günlük tablosu, polis zoruyla sürülen, hiçbir üst düzey makamın kapısından içeri
06:30alınmayan, anıtkabire gidişleri bile yasaklanan gaziler.
06:34Diğer tarafta terör örgütü liderine özgürlük talep etmek için gelen, milletvekillerinin eşlik ettiği, parti liderlerinin tek tek dinlediği ve meclis
06:42başkanının baş köşede ağırladığı bir ziyaretçi grubu.
06:45Yazar ekstra hiçbir şey söylemiyor. Sadece bu iki durumu nötr bir şekilde yan yana koyuyor ve aradaki o devasa siyasi
06:52farkı yorumlamayı tamamen bize bırakıyor.
06:55Beşinci bölüm, yazarın vicdan kontrolü.
06:57Yazar metnin sonlarına doğru çok vurucu bir detaya daha yer veriyor.
07:02Haddini bil, sen sadece şehit annesisin.
07:05Bu söz inanılmaz değil mi?
07:07Yazarın aktardığına göre bu laf bir cenaze töreninde, mecliste terör istemiyoruz, çocuklarımızın katillerini affedemezsiniz diyen,
07:15Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba'ya bizzat dönemin savunma bakanı tarafından söylenmiş.
07:21Üzerine bir de bu kadına dava açılmış.
07:24Yazar diyor ki, siyasi vicdanın nasıl ters yüz olduğunun kanıtı işte budur.
07:29Bir tarafta azarlanan, dava açılan şehit anneleri, gaziler, diğer yanda mecliste baş köşede ağırlanan ziyaretçiler.
07:36Ve incelediğimiz kaynak metin, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu'nun sorduğu şu provokatif, bir o kadar da derin
07:43sıvıyla noktalanıyor.
07:44Terörist başına özgürlük isteyenleri baş köşede ağırlamışsınız.
07:48Bu toprakları vatan yapan, bedelini kanıyla ödeyen gazilerimizi niye kabul etmediniz Sayın Numan Kurtulmuş?
07:54Gerçekten de metnin bizi baş başa bıraktığı, üzerine çokça düşünmemiz gereken soru tam olarak bu.
08:00Siyasette dinamikler değişirken, bu ülke için en büyük bedeli ödeyenlerin durumu ne olacak?
08:05Bugünlük bizden bu kadar. Bir sonraki kaynak metin incelememizde görüşmek üzere. Hoşçakalın.