00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça çarpıcı, hatta deyim yerinde ise hayli keskin ifadelerle dolu bir fikir yazısını mercek altına alıyoruz.
00:07Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı Oradan Buradan Notlar başlıklı metni inceleyeceğiz.
00:11Amacımız kesinlikle taraf tutmak değil, yazarın bu yoğun siyasi ve toplumsal eleştirilerinin temelini tamamen kendi kelimeleri üzerinden objektif bir şekilde
00:20anlamak.
00:20Hadi başlayalım.
00:22Önümüzde dört temel başlık var.
00:24Sırasıyla siyasi ve bölgesel iddialar, hukuk ve basınç ilişkileri, şehit annelerine açılan davalar ve son olarak siyasette güç ve yürütme
00:32konularını konuşacağız.
00:34Birinci bölümümüz siyasi ve bölgesel iddialar.
00:37Bakalım yazar uluslararası siyasetten yola çıkıp argümanlarını nasıl inşa ediyor?
00:41Yazar yazısına ilginç bir şekilde okyanus ötesinden eski ABD başkanı Donald Trump'tan bahsederek giriyor.
00:47Hatta Trump için Sarı Şeytan lakabını kullanıyor ve onun Erdoğan hakkında söylediği iddia edilen o çok tartışmalı seçim hilelerini iyi
00:55bilir sözüne dikkat çekiyor.
00:57Peki bunu neden yapıyor derseniz, yazar bu alıntıyı aslında bize retorik bir soru sormak için bir atlama tahtası olarak kullanıyor.
01:03Trump sırf Amerika'daki adalet sistemi tarafsız olduğu için mi seçimi kaybetti?
01:07Yani aslında çok zekice bir manevrayla kendi ülkesindeki adalet sistemine yönelik eleştirilerinin de ilk sinyalini veriyor.
01:13İşin asıl ilginçleştiği yer ise bölgesel kaygılar.
01:18Yazar doğudaki bazı sokak tabelalarında Kürtçenin üste, Türkçenin ise alta yazılmasını Türkçenin fiilen ikinci dili ilan edilmesi olarak yorumluyor.
01:26Bunda da kalmıyor.
01:27ABD'nin Türkiye için bir 100 vilayet planı pompaladığını iddia ederek aslında tüm bu adımların yavaş yavaş Büyük Kürdistan'a
01:35giden yolu açtığına dair o derin endişesini bizimle paylaşıyor.
01:38İkinci bölümümüze geçiyoruz.
01:40Hukuk ve basınç ilişkileri.
01:41Hani eşeğini dövemeyen semerini döver diye meşhur bir atasözümüz vardır ya, yazar tam da bu atasözünü hatırlatarak sistemdeki o devasa
01:50hukuki çelişkiye vurgu yapıyor.
01:51Bir yanda ülkedeki fon skandallarını, yolsuzlukları ortaya çıkaran gazetecilerin tutuklandığını söylüyor.
01:57Diğer yanda ise iddia edilen asıl fon vurguncularının yani o siyasi figürlerin ellerini kollarını sallayarak hiçbir yaptırımla karşılaşmadan serbest gezdiğini
02:06öne sürüyor.
02:07Üçüncü bölümümüz şehit annelerine açılan davalar.
02:09Açıkçası bu incelemenin en sarsıcı, duygusal olarak en ağır kısmı burası.
02:14Yazar burada özellikle şehit annelerine açılan haksız davalar üzerinden çok ciddi bir eleştiri getiriyor.
02:20Özkendirci'nin kıyaslama stratejisi burada gerçekten zirveye çıkıyor.
02:24Düşünün, bir tarafta Çankaya Belediyesi'nin şehit annelerinden bir bardak çayı bile esirgediği iddiası var.
02:28Ama öte yanda PKK'lıların annelerine çadır verildiği, hatta mecliste pofpoflanarak ağırlandığı öne sürülüyor.
02:35Yani yazar metnindeki o isyan duygusunu doğrudan bu inanılmaz zıtlık üzerine inşa ediyor.
02:41Ve işte yazarın altını defalarca çizdiği o en vicdan yaralıyıcı iddia.
02:45Bizzat Milli Savunma Bakanı'nın sadece ama sadece kendisini rahatsız ettiği gerekçesiyle acılı bir şehit annesine dava açması.
02:53Yazar bu orantısız ve haksız davayı devletin kendi evlatlarını feda edenlere karşı yaklaşımındaki ahlaki çöküşün en somut kanıtı olarak basa
03:02yayıtırıyor.
03:02Gerçekten ağır bir iddia.
03:04Tabii yazar bu duygusal çerçeveyi fiziksel yaşam koşullarını kıyaslayarak da sürdürüyor.
03:08Hepimizin hafızasında yer eden o şehit ailelerinin yoksulluğunu simgeleyen sıvasız evler var ya, işte o mütevazı evlerle şehitlerimize kurşun sıkanların
03:16elebaşları için inşa edildiği iddia edilen dubleks villaları arasındaki uçurumu gösteriyor.
03:21Yani mesele sadece ekonomik bir eşitsizlik değil.
03:23Yazarın gözünde bu tamamen ahlaki bir çöküş tablosu.
03:26Son bölümümüz siyasette güç ve yürütme.
03:29Peki tüm bu yaşananların kök nedeni ne?
03:32Yazar tüm bu eleştirilerini temellendirmek için 2016 yılına AKP'li bir milletvekilinin bir televizyon beyanına gidiyor.
03:39Yargı bizde, yasama bizde, yürütme bizde, meclis çoğunluğu bizde.
03:43İşte bu sözleri denetimsiz bir siyasi gücün ve o bize kimse dokunamaz kibrinin açık bir itirafı olarak yorumluyor.
03:50İncelememizin sonuna gelirken yazar Türkçemizin o esnek yapısından faydalanıp çok iğneliyici bir kelime oyunu yapıyor.
03:55Bildiğiniz gibi yürütme devletin üç temel erkinden biri ama aynı zamanda argo tabirle bir şeyi çalıp çırpmak anlamına da geliyor.
04:02Yazarda diyor ki galiba bazı siyasiler bu yürütme organını tamamen yanlış anladı ve bunu haksız kazanç sağlama yani bir şeyleri
04:09yürütme lisansı olarak algıladı.
04:11Yürüten yürütene diyerek de metnini oldukça vurucu bir şekilde kapatıyor.
04:16Tüm bu iddiaları toparladığımızda yazarın anlattıklarından yola çıkarak sizi o kritik soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
04:22Denetimsiz siyasi gücün tek bir merkezde toplanması bir ulusun adalet duygusunu özellikle de şehit anneleri gibi toplumun en hassas kesimlerine
04:30olan yaklaşımını nasıl etkiler?
04:32Güç, denge ve denetim mekanizmaları olmadan kullanıldığında bunun bedelini toplum olarak nasıl ödüyoruz?
04:37Bu soruları düşünmek kendi geleceğimizi anlamak adına gerçekten çok önemli.
04:41Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.