00:00Selamlar, yepyeni bir incelemeye daha hoş geldiniz.
00:03Bugün elimizde gerçekten çok keskin, oldukça hicivli ve bir o kadar da tartışmalı bir metin var.
00:09Mehmet Özkendirci'nin kaleme aldığı, Batan Geminin Malları başlıklı bu yazıyı inceleyeceğiz.
00:14Baştan söyleyeyim, bu metin tam bir kara mizah ve zıtlıklar şöleni.
00:19Yazar, siyasi figürleri eleştirirken, mizahı adeta bir silah gibi kullanıyor.
00:23Biz de bugün tamamen objektif bir pencereden,
00:26onun bu argümanlarını ve kurduğu o vurucu tezatları adım adım analiz edeceğiz.
00:31Özellikle de o meşhur ve bir o kadar komik çiklet hikayesi var ki, oraya bayılacaksınız.
00:36Hazırsanız hadi hemen başlayalım.
00:37Bugünkü yol haritamız oldukça net.
00:40Dört ana durağımız var.
00:42Birinci sırada Gökçe'nin o absürt çiklet hikayesi var.
00:45İkincisi, tutuklamalardaki çifte standart iddiaları.
00:49Üçüncüsü, enflasyon ve ekonomi gerçekleri.
00:51Ve son olarak, tartışmaların tam merkezindeki İmralı konusu.
00:55Birinci bölümümüz, Gökçek çiklet ve o absürt hikaye.
00:59Yazarımız Özkendirci açılışı eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek üzerinden yapıyor.
01:05Yazarın ilk hamlesi oldukça ilginç.
01:07Hedefine Jelibon Gökçek diyerek sesleniyor.
01:10Peki neden Jelibon?
01:11Hani şu meşhur televizyon yayını vardı ya,
01:14Gökçek'in Jelibon kelimesini yer altından çıkan yeni bir maden rezervi sanması.
01:18İşte tam olarak ona atıfta bulunuyor.
01:20Özkendirci, 3 atladım 5 atladım ama yakalanmadım tavrıyla adeta sonuçlardan sıyrılmakla övünen bir figür çiziyor.
01:28Yazar bu terimi kullanarak bize aslında şu mesajı veriyor.
01:31Karşımızdaki kişi siyasi ciddiyetten uzak, daha çok kendi gaflarıyla anılan biri.
01:37Tonu belirlemek için gerçekten zekice bir yazar taktiği öyle değil mi?
01:41Ama asıl bomba şimdi geliyor.
01:43Metnin en akılda kalıcı, en absürt noktası.
01:46Yazar siyasetteki bu inanılmaz rahatlığı eleştirmek için gidip hayali bir sakız, bildiğimiz bir çiklet markası yaratıyor.
01:53Kurgusal markamızın adı Gökçek Çiklet.
01:56Sloganı bile hazır.
01:57Çiğne çiğne patlat, çenen yorulunca at.
02:00Yani düşünsenize, yazar siyasetçinin o umursamaz rahat tavrını alıyor ve sıradan ucuz bir ticari ürünle eşleştiriyor.
02:08İşin içine biraz da müzik katalım.
02:10Özkendirci zihnimizde tam bir film sahnesi canlandırmamızı istiyor.
02:14Bir yanda güneş gözlüklerini takmış, ifade vermeye giderken bile son derece rahat,
02:19ağzında sakız çiğneyen bir siyasetçi profili,
02:22arka planda ise Tarkan çalıyor, ağzında sakızını arsız arsız tatlatıyor.
02:27Şöyle bir gözünüzde canlandırın, gerçekten komik bir tablo.
02:30Ama yazarın bizi güydürmesinin bir sebebi var.
02:33Bizi birazdan gelecek olan o ağır, buz gibi eleştiriye hazırlıyor.
02:38Ve işte o eleştiriye geliyoruz.
02:40İkinci bölüm Tutuklamalar ve Siyaset
02:42Yazarın o komik çiklet esprisini yapmasının asıl sebebi işte buradaki korkunç tezat.
02:48Bir tarafta az önce konuştuğumuz o güneş gözlüklü, sakız patlatan, son derece rahat figür,
02:54diğer tarafta ise sabahın köründe evlerine yapılan polis baskınlarıyla gözaltına alınan,
02:59aylarca tek bir ifade bile vermeden hapiste tutulan muhalif belediye başkanları.
03:03Özkendirci, hukukun farklı siyasi figürlere nasıl tamamen farklı işlediğini öne sürmek için bu iki uç noktayı acımasızca yan yana koyuyor.
03:12Yani o çikletin rahatsız edici patlama sesi, hapisteki muhaliflerin çaresiz sessizliğiyle çarpışıyor metinde.
03:18Üçüncü bölümümüz, enflasyon ve satın alma gücü.
03:22Adaletten çıkıp ekonomiye, yazarın kendi deyimiyle Maliye Mehmet'in sahasına giriyoruz.
03:28Özkenderci bu bölümde hükümetin o meşhur ücretlilere enflasyon ezdirmedik söylemini hedef tahtasına oturtuyor.
03:35Temel itirazı çok net.
03:36Vatandaşı gerçek enflasyona karşı değil de masa başında hesaplanan tahmini enflasyona karşı koruduğunuzu iddia ederseniz bu devasa bir yanılgı olur.
03:45Yazar bunu sağ ayağını kaldırıp yemin etseler de diyerek bu sözlerin sokakta hiçbir inandırıcılığı kalmadığını belirterek tia alıyor.
03:53Kağıt üzerindeki o pembe tahminlerle sokağın, pazarın acı gerçekliği arasındaki dev uçurumu gösteriyor bize.
03:59Hepimizin ezbere bildiği o meşhur argümana da değinmeden geçmiyor tabii.
04:03Hani şu bizde benzin 100 lira, Avrupa'da 150 lira muhabbeti var ya.
04:08Yazar bunu duyunca hemoroitim az kalsın patlayacaktı diyerek o kendine az absürt üslubuyla isyan ediyor.
04:14Diyor ki sadece etiket fiyatlarını karşılaştırmak tek kelimeyle anlamsızdır.
04:19Neden mi? Çünkü Avrupa'daki insanların aldığı maaşlar Türkiye'dekilerin kat bekat üstünde.
04:25Yazar istatistiklerin sadece işe geldiği gibi kullanılmasını,
04:29işine gelince kaplumbağa leoparı geçer şeklindeki o muazzam metaforla özetliyor.
04:34Gerçekten tam isabet.
04:36Dördüncü ve son bölüm.
04:37İmralı'daki yalı tartışması.
04:39Metnin politik olarak açık ara en gergin, en hassas noktasına geldik.
04:45250.
04:46Bu rakam yazarın bu bölümdeki iddialarının tam kalbinde yer alıyor.
04:51İddiaya göre bu, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan için tahsis edilmesi konuşulan
04:56dubleks villanın ya da yazarın tabiriyle o yalının metrekare büyüklüğü.
05:01Metin boyunca gördüğümüz o zıtlıklar stratejisi işte burada zirveye ulaşıyor.
05:07Bakın yazar önümüze nasıl bir tablo koyuyor.
05:10Bir yanda 40 bin kişinin ölümünden sorumlu tuttuğu ve asrın canisi olarak adlandırdığı bir kişiye verilmesi gündemde olan
05:17250 metrekarelik bir dubleks villa.
05:20Diğer yanda cezaevlerinde ranzalarda ikişer ikişer nöbetleşe uyumak zorunda kalan sıradan mahkumlar ve hepsinden öte
05:28vatan uğruna evlatlarını şehit veren ailelerin o sıvasız, derme çatma, yoksul evleri.
05:34Özkendirici bu üç farklı gerçekliği yüzümüze adeta bir tokat gibi çarparak adalet ve vicdan kavramlarını çok sert bir şekilde sorgulatıyor.
05:42Yazarın iddiasına göre kapalı kapılar ardında yaşanan süreç tam bir pazarlık.
05:47Adım adım gidelim.
05:49Özkendirici diyor ki önce Ocalan bu 250 metrekarelik yerde oturmak için kendisine özel bir statü talep ediyor.
05:55Sonra bu statü için hükümetle doğrudan masaya oturup pazarlık yapıyor ve son olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un açıklamalarına atıfta
06:04bulunarak
06:04kurulacak yeni bir komisyonda Ocalan'a görev bile verilebileceğinin duyurulduğunu iddia ediyor.
06:09Yazara göre tüm bu adımlar devletin adalet pusulasını ne kadar şaşırdığının birer kanıtı.
06:15Ve final.
06:16Yazar kapanışı yaparken en baştaki o absürt alaycı tona geri dönüyor.
06:21Özkendirici'ye göre devlet bu kadar taviz verirse Ocalan 250 metrekareyi kesinlikle beğenmeyecektir.
06:27Diyor ki gidişat böyle olursa yakında 250 metrekareyi reddeder,
06:32şöyle en azından 500 odalık bir saray yavrusu yanında da bir golf sahası ve tenis kortu ister.
06:37Bu inanılmaz abartı, yazarın sürece duyduğu derin güvensizliğin ve işlerin ne kadar absürt bir noktaya gidebileceğine dair endişesinin aslında çok
06:46net bir dışavurumu.
06:48Evet, Mehmet Özkendirici'nin batan geminin malları metnini masaya yatırdık.
06:52O komik ağızda patlayan çiklet hikayesinden başladık.
06:56Sokağın gerçek enflasyonuna, oradan da çok hassas siyasi pazarlık iddialarına kadar geldik.
07:01Şimdi hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir soru var.
07:05Böylesi keskin, sivri dilli ve yer yer absürt bir siyasi hicif,
07:09aslında toplumun adalet, eşitlik ve ekonomi konularında biriktirdiği o derin hayal kırıklıklarının bir aynası olabilir mi?
07:17Belki de mizah en karanlık, en konuşulması zor gerçekleri dile getirmenin tek yoludur.
07:23Ne dersiniz?
07:23Bu soruyu sizin takdirinize bırakıyorum.
07:26Bize katılıp bu yolculuğa eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
07:29Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
07:32Şimdilik hoşçakalın.