00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün masaya sadece edebi bir şah eseri değil, resmen günümüz dezenformasyon çağını,
00:08yani şu meşhur hakikat sonrası dönemi, yıllar öncesinden öngören devasa bir kurguyu yatırıyoruz.
00:14Umberto Eco'nun o muazzam eseri Baudolino'dan bahsediyorum.
00:17İnanın bana, gerçeğin ve kurgunun o incecik, hatta belki de aslında hiç var olmayan çizgisini konuşurken çok şaşıracaksınız.
00:24Hazırsanız bu hakikat düşüne yakından bakalım.
00:26Şimdi, hani hepimiz kendimizi çok rasyonel, fazlasıyla mantıklı ve çağdaş sanıyoruz ya,
00:33Eco bizi tam da bu noktada sarsıp uyandırıyor.
00:35Bir tarafta 12. yüzyılın çamuru içinde hayali canavarların, sahte kutsal emanetlerin peşinden koşan köylüler var.
00:42Diğer tarafta da biz.
00:44Evet, biz.
00:44Yapay zekanın ürettiği o deepfake'lerin, devasa dezenformasyon dalgalarının ve dijital efsanelerin körü körüne peşinden giden 21. yüzyıl tüketicileri.
00:53Yani aslında insan doğası pek de değişmemiş değil mi?
00:56Bizler çıplak gerçeklerle değil, her zaman inanmayı seçtiğimiz o cazip hikayelerle yaşıyoruz.
01:02Birinci bölüm.
01:03Hakikat sonrası çağa giriş.
01:05İlüzyona hoş geldiniz.
01:07Eco, yazar hayatı boyunca hakikati hep sorguladı.
01:10Ama kendi ilüzyonlarımızın yüzüne tutulan o asıl dev ayna kesinlikle Bağdülino'dur.
01:16Hikayemiz gerçekten nefes kesici bir sahnede.
01:191204 yılında açılıyor düşünün.
01:22Konstantinopolis, alevler içinde.
01:24Her yer yanıyor.
01:25Bizanslı tarihçi Niketas, Can Avli ile kaçmaya çalışırken karşısına bir adam çıkıyor.
01:30Baş karakterimiz Bağdülino.
01:32Köylü kökenli ama saray görmüş, hayatta kalmak için de gözünü kırpmadan durmaksızın yalan söyleyen biri.
01:39Ve o kaosun, o yıkıntıların tam ortasında kendi hikayesini anlatmaya başlıyor.
01:44İkinci bölüm.
01:45İmgelen mimarı Bağdülino kimdir?
01:47Bakın onu öyle sıradan, basit bir yalancı sanırsak çok yanılırız.
01:51O, uydurduğu metinler zamanla bildiğimiz tarihsel bir hakikate dönüşen, tam anlamıyla kollektif bir imgelen mimarı.
01:59Üçüncü bölüm.
02:00Tarihi değiştiren büyük yalanlar.
02:02İşte incelememizin tam kalbi burası.
02:05Bağdülino'nun kurduğu o büyük yalanların, üzerine bastığımız tarihsel gerçeklerin temelini nasıl attığını görmek, tek kelimeyle inanılmaz.
02:13Şöyle anlatayım, Bodolino'nun kurduğu bu büyük yalanlar, resmen çığ gibi büyüyen bir kartopu etkisine sahip.
02:20Önce İmparator Barbarossa için tamamen düzmece bir mektup kalemi alıyor ve bir bakıyorsunuz bu mektup koskoca bir imparatorluk hukukunun temeli
02:29olmuş.
02:29İnanılmaz değil mi?
02:30Sonra kralların kemiklerini icat ediyor.
02:33Hani şu meşhur Kön Katedralı var ya, işte onun temeli tam da bu yalanın üzerine inşa ediliyor.
02:38Ama durun en sarsıcı olanı şu, gidip babasının sıradan tahta bir çanağını alıyor ve işte bu kutsal kasediyor.
02:46Şaka gibi ama bütün Hristiyan dünyası asırlar boyunca uydurulmuş bu nesnenin peşinde kan döküyor.
02:53Basit bir çanaktan bin yıllık bir efsaneye.
02:56Yani Eko'nun bizi sorduğu asıl can alıcı soru şu, lütfen bir an durup bunu düşünün.
03:01Eğer bir yalan milyonlarca insanı harekete geçirip toplumsal bir doğruya dönüşüyorsa ona hala sadece sahte deyip geçebilir miyiz?
03:09Bugün internette çıkan tek bir sahte söylentinin bir algı operasyonunun borsaları saniyeler içinde çökerttiği, dev seçimlerin kaderini belirlediği bir dünyada
03:18yaşıyoruz.
03:19Eko resmen yüzümüze şunu haykırıyor.
03:21Baldulino'nun o eski parşömenlere kazıdığı yalanlarla bizim bugün algoritmalara teslim ettiğimiz sahte gerçeklikler arasında zerre kadar fark yok.
03:304. Bölüm Yalanların Ardından Distopik Bir Yolculuk
03:34Romanın ikinci yarısında rotamızı o orta çağın canavar mitolojilerinden beslenen efsanevi doğu cennetine çeviriyoruz.
03:42Şimdi burada çok ilginç bir ayroni var.
03:44Karakterlerimiz batının kendi fantezilerini doğuya yansıttığı o sözde cennet krallığı arıyorlar
03:50ama aslında kendi zihinlerinin yarattığı bir distopyaya doğru adım adım yürüyorlar.
03:56Oraya vardıklarında buldukları şey pırıl pırıl bir ütopya falan değil.
04:00Tam tersine yozlaşma, dogmatizm ve körü körüne bir fanatizm.
04:04O muazzam kurgular ve beklentiler gerçeğin acımasız duvarına tosluyor.
04:09Bu yolculuk sırasında Baldulino, Hapatiya diye birine aşık oluyor.
04:13Ama bu öyle sıradan romantik bir tutku değil.
04:15Nostik felsefeye inanan Hapatiya, Tanrı'nın ışığından uzak kalmış, maddeye hapsolmuş bir evreni temsil ediyor.
04:22Yani aslında o, Baldulino'nun asla dokunamayacağı mutlak gerçeğin ta kendisi.
04:28Düşünsenize, Baldulino kendi elleriyle yarattığı o devasa yalanlar denizinde boğulurken,
04:34aslında o saf hakikate ne kadar trajik, ne kadar derin bir özlem duyuyor.
04:395. Bölüm
04:40Kurgunun Yaratıcısını Vurması
04:42Tarih, kurgu ve felsefe böyle iç içe geçerken Eko, hikayenin tam göbeğine kapalı oda mantığıyla harika bir polisiye gizemi bırakıveriyor.
04:52Tarihsel gerçek şudur.
04:53İmparator Barbarossa, Silifke çayında boğularak ölmüştür.
04:57Bilinen bu.
04:58Ama Eko, İmparatorun ölümünden önceki o son geceyi alıp, tüyler ürtertici, sinematik bir bulmacaya dönüştürüyor.
05:06İmparator, içeriden tamamen kilitlenmiş bir odada ölü bulunuyor.
05:10Yani o bildiğimiz nehirde boğulma olayının arkasında kilitli odada geçen bir trajedi yatıyor.
05:17Peki bu nasıl olabilir?
05:18İşte hikayenin o tokat gibi çarpan kısmı burada.
05:21İmparatoru korumak için, bizzat Baldulino'nun kendi elleriyle kurduğu o karmaşık mekanizma, o özel koşullar dönüp dolaşıyor ve İmparatorun ölüm
05:30sebebi oluyor.
05:31Adamın en büyük kurgusu, kendi koruyucusunu katlediyor.
05:35Bu o kadar kusursuz bir metafor ki, tıpkı bizim bugün yarattığımız teknolojik ve siyasi kurguların, algoritmaların, günün sonunda kendi medeniyetimizi
05:44tehdit etmeye başlaması gibi.
05:45Gerçekten ürkütücü.
05:47Ve romanın sonuna geldiğimizde, karşımızda yaşlanmış, her şeyini yitirmiş, beş parasız bir bavudilonu duruyor.
05:53Tekrar yollara düşmek zorunda.
05:55Neden biliyor musunuz?
05:56Çünkü kurduğu o devasa yalanlar, artık onu aşmış, ondan tamamen bağımsız bir hayat kazanmış durumda.
06:02Kontrol sıfır.
06:04Kurgunun yaratıcısı bile artık o yalanın kendi mitinin peşinden gitmeye mahkum.
06:09Altıncı bölüm, çağımızın boğdurinoları.
06:12Evet, bütün bu orta çağ macerasından tekrar bugüne dönelim.
06:16Eko bize şunu net bir şekilde gösteriyor.
06:19İnsanlığın elinde hiçbir zaman öyle kaya gibi sağlam, mutlak bir hakikat olmadı.
06:24Biz sadece her dönem, her çağ için yeni boğdurinolar yaratıyoruz.
06:30Yani işin özü sadece kullandığımız araçlar değişti.
06:33Dün yalanlar parşömenlere yazılıyordu, e bugün ekranlara kodlanıyor.
06:37Dün mürekkep vardı, bugün algoritmalar var.
06:40Dün kulaktan kulağa fısıldanan söylentiler vardı, bugün gerçeğinden zerre kadar ayırt edemediğimiz deepfake'ler var.
06:47Ama yanılsama?
06:48Yanılsama tamamen aynı.
06:49Dünya, biz onu ister parşömene yazalım, ister ekrana kodlayalım, inandığımız o güzel yalanların hatırına dönmeye devam ediyor.
06:57Bu arada, inşa edilmiş bu gerçeklik dünyamızı nasıl şekillendiriyor fikri ilginizi çektiyse,
07:03bu incelememizi kapatmadan önce size iki harika film önermek istiyorum.
07:07Birincisi, kurgulanmış bir savaşla bütün dünyayı ayakta uyutan başkanın adamları.
07:12İkincisi ise, yalanla masal arasındaki o incecik çizgiyi bir nakış gibi işleyen büyük balık.
07:18Bugünkü konumuzu ekranda görmek isterseniz, bu ikisi kesinlikle radarınızda olsun.
07:23Ve incelememizi bitirirken, sizi gerçekten kafanızı kurcalayacak o kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:30Şöyle bir düşünün, her gün maruz kaldığınız haberleri, sosyal medyada tüketip altına öfkeli yorumlar yazdığınız verileri,
07:37bugün uğruna inançla savaştığınız, ölesiye savunduğunuz o kesin gerçekler,
07:43acaba sadece bir başkasının ustaca yontup size kutsal kase diye yutturduğu basit tahta bir çanak olabilir mi?
07:51Bir sonraki incelememize kadar bunu düşünün, merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.
07:56Hoşçakalın!