Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 dakika önce
İnsanlar genellikle doğayı ve evreni kusursuz bir uyum içinde işleyen devasa bir saat gibi düşünme eğilimindedir. Ancak bu yüzeysel bakış açısı, canlılar arasındaki acımasız rekabeti, ölüm oranlarını ve rastlantıları göz ardı etmektedir. Tarih boyunca Laplace'ın matematiksel modelleri ve Newton fiziği evrendeki hareketleri açıklamaya çalışsa da, Merkür'ün yörüngesindeki sapmalar gibi durumlar Einstein'ın genel görelilik kuramıyla çözülebilmiştir. Günümüzde kaos kuramı, kurallara bağlı sistemlerin bile uzun vadede öngörülemez bir karmaşıklık barındırabileceğini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla evren bizim düzen anlayışımıza göre şekillenmemiştir; aksine, insan zihni bu kaotik ve değişen yapıyı olduğu gibi kavramaya çalışmalıdır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü analizimize hoş geldiniz.
00:03Ya bugün aslında çoğumuzun hani o içgüdüsel olarak doğru kabul ettiği çok temel bir inancı biraz sarsacağız.
00:09Atsız Burucu'nun kaleme aldığı çok düşündürücü bir yazı var, evren sandığımız kadar düzenli mi diye.
00:16İşte tam da bu yazıdan yola çıkarak o kafamızdaki kusursuz, tıkır tıkır işleyen evren ilüzyonunu yavaş yavaş parçalarına ayıracağız.
00:24Eğer geceleri gökyüzüne bakıp da her şeyin hükemmel bir matematiksel düzen içinde aktığını düşünüyorsanız,
00:30birazdan duyacaklarınıza hazırlıklı olun derim çünkü gerçek inandığımızdan çok daha karmaşık, şaşıltıcı ve açıkçası çok daha büyüleyici.
00:38Şimdi şu soru üzerinde bir an durup düşünmenizi istiyorum.
00:42Evren cidden sandığımız kadar düzenli mi?
00:45Yani gerçekten hata yapmayan, devasa, kusursuz bir saat gibi mi işliyor her şey?
00:50Yoksa bu sırf dünyayı daha rahat anlamlandırmak, kendimizi biraz daha güvende hissetmek için kendi kendimize uydurduğumuz bir şey mi?
00:58Yüzyıllar boyunca doğaya baktığımızda hep büyük, pürüzsüz bir uyum görmek istedik.
01:03Ama birazdan da göreceğimiz gibi o mikroskobik yaşam formlarından devasa galaksilere kadar evren bizim ne beklediğimizle pek de ilgilenmiyor.
01:11Gündelik hayatımızda algıladıklarımızla, bilimsel gerçeklik arasında aslında zihnimizde devasa bir çatışma var.
01:19Yani etrafımıza bir bakıyoruz, gezegenler yörüngelerinde dönüyor, mevsimler saat gibi birbirini izliyor, canlılar doğup büyüyor.
01:27Sezgisel olarak diyoruz ki evet her şey müthiş bir dengi içinde ama bilimsel gerçeklik mi o apayrı bir hikaye anlatıyor.
01:35İşin içine biraz daha yakından bakınca o uyumun yerini birden rastlantısallık, inanılmaz acımasız bir rekabet ve kaos alıyor.
01:42Biz ısrarla pürüzsüz bir düzen görmek istesek de doğanın mutfağında işler çok daha dağınık ve öngörülemez yürüyor.
01:49Peki birinci bölüme doğanın o karmaşık ve acımasız yüzüne yani biyolojik gerçekliğe bir bakalım.
01:56Kusursuz uyum fikrine karşı o ilk kanıtımız için bakışlarımızı yıldızlardan alıp hemen kendi gezegenimize, burnumuzun dibine çeviriyoruz.
02:05Hani şu belgesellerde izlediğimiz huzurlu doğa manzaraları var ya işte onun ardındaki biyolojik gerçeklik o mükemmel düzen yanılgısını yıkmak için
02:15harika bir başlangıç noktası.
02:16Bakın milyonlarca kelimesini düşünün.
02:19Sadece bu kelimenin arkasında bile doğanın o akıl almaz israfı yatıyor.
02:24Mesela bir balık tek bir seferde milyonlarca yumurta bırakıyor.
02:28Ancak ve burası çok çarpıcı bu milyonlarca yumurtanın sadece ama sadece birkaçı yetişkinliğe ulaşıyor.
02:35Geriye kalanlar ne mi oluyor? Yok oluyor. Başka canlılara yem oluyor. Çürüyor.
02:40Yani eğer doğa mükemmel işleyen sıfır israflı bir mühendislik harikası olsaydı böyle devasa bir kayıp yaşanır mıydı? Pek sanmıyorum.
02:49Yani aslında buradaki en kritik nokta şu. Ölüm, rekabet, saf rastlantılar ve doğal seçilim. Bunlar biyolojik dünyanın asıl motorudur.
02:58Yaşam sadece o tatlı uyumdan veya dengeden ibaret falan değil.
03:01Açık konuşalım doğadaki canlıların çok büyük bir kısmı sadece diğer canlıların hayatta kalması için birer övün.
03:07Biyolojik dünya tamamen bir hayatta kalma mücadelesiyle, tamamen şans eseri olan olaylarla ve o acımasız kurallarla dönüyor.
03:16Ve tüm bunlar bir sistem hatası değil, aslında sistemin ta kendisi.
03:20Tarihin en büyük düşünürlerinden bazıları da tam olarak bu sözde kusursuz ahenk ilüzyonunu sorgulamıştır zaten.
03:27Örneğin, ünlü filozof Bertrand Russell ta 1953 yılında yazdığı bir eserde inanılmaz isabetli bir noktaya parmak basıyor.
03:36Diyor ki, hayvanlar birbirlerini yer, canlıların büyük bölümü üreyemeden ölür, yıldızlar doğar ve sonunda yok olur, olay aslında bu kadar
03:44net.
03:45Doğanın romantik bir uyumdan ziyade çok daha sert gerçeklere dayandığını anlatan cidden harika bir tarihsel tespit bu.
03:53Şimdi ikinci bölüme geçelim.
03:54Gökyüzündeki matematiksel sapmalar.
03:57Diğer bir deyişle kozmik hata.
03:59Biyolojinin o kaotik dünyasından çıkıp gözümüzü tekrar yıldızlara, astronomi tarihine çevirdiğimizde de işler pek umduğumuz gibi gitmiyor ne yazık ki.
04:08İnsanlık olarak her zaman gökyüzünün matematiksel pürüzsüz bir düzeni olduğuna inandık.
04:1319. yüzyılın başında Laplace, güneş sistemini kusursuz işleyen devasa bir saat gibi açıkladığında herkes derin bir oh çekmişti.
04:21Ama bu da çok uzun sürmedi.
04:23Newton fiziğiyle yapılan hesaplamalarda küçücük minicik bir pürüz çıktı ortaya.
04:27Merkür'ün yörüngesinde Newton'un denklemlerinin bir türlü tam açıklayamadığı ufak bir sapma vardı.
04:33Düşünsenize o kusursuz tıkır tıkır işleyen güneş sistemi modeli bu küçücük detayla çatırdamaya başladı.
04:39Ve bu sözde kozmik hata ancak 20. yüzyılda Einstein'ın genel görevlilik kuramıyla çözülebildi.
04:45Yani o kafamızdaki pürüzsüz saat modeli en başından bir devasa bir eksiklik barındırıyordu.
04:50Buradan üçüncü bölüme, koz kuramının bize ne söylediğine, yani fiziksel kurallar ve belirsizlik konusuna uzanıyoruz.
04:59Tarihteki bu kozmik hataları bir kenara bırakıp günümüzün modern evrensel yasalarına baktığımızda bilimin en büyük gerçeklik testlerinden biriyle yüzleşiyoruz.
05:08Kaos kuramı.
05:09Peki ne diyor bu kuram?
05:11Aslında bize her şeyden daha önemli bir şey fısıldıyor.
05:13Bir sistem son derece katı fizik yasalarına bağlı olsa bile, yani her şey kuralına uygun işlese bile, uzun vadede akıl
05:21almaz derecede karmaşık ve öngörülemez bir şekilde davranabiliyor.
05:25Bu gerçekten muazzam bir bilgi.
05:27Neden biliyor musunuz?
05:28Çünkü bu öngörülemezlik, bizim araçlarımızın, ölçümlerimizin veya matematiğimizin yetersizliğinden kaynaklanan bir hata falan değil.
05:36Öngörülemezliğin ta kendisi fiziğin tam merkezine inşa edilmiş.
05:41Çok temel bir özellik.
05:43Buradan çıkarmamız gereken ana fikir şu aslında.
05:46Evrenin çok katı, kesin kuralları olması bu evrenin bize her zaman öngörülebilir ve düzenli sonuçlar vereceğini garanti etmez.
05:54Kuralcı olması kusursuz olduğu anlamına gelmiyor yani.
05:58Başlangıç noktasındaki mikroskobik bir fark, hani o çok ufak, önemsiz gibi görünen bir detay,
06:03zaman geçtikçe kurallara tamamen uygun bir şekilde, devasa, kaotik ve tahmin edilemez sonuçlar doğurabiliyor.
06:10Kısacası, evren katı kurallarla dans ediyor olabilir ama ortaya çıkan figürler tamamen sürprizlerle dolu.
06:17Ve dördüncü, son bölümümüz.
06:19Evren bize uymak zorunda değil, ilüzyonun sonu.
06:24Şimdi tüm bu bilimsel gerçeklikleri konuştuk ama olayı biraz da felsefi bir noktaya bağlamamız gerekiyor.
06:30Önümüzdeki en büyük engel ne biliyor musunuz?
06:32Kendi insan egomuz.
06:34Evrenin nasıl olması gerektiğine dair o romantik, kusurlu beklentilerimiz.
06:38Tüm bu duyduklarımızdan sonra zihnimize kazımamız gereken şey çok net.
06:43Evren, kusursuz çalışan dev bir saat falan değildir.
06:46Açıkçası onu böyle düşünmek bizi fena halde yanıltıyor.
06:49Ha doğada bir düzen var mı?
06:51Tabii ki var, bunu kimse inkar etmiyor.
06:53Ama bu düzen, düzensizlikle, sürekli bir değişimle, rastlantılarla ve bildiğiniz kaosla iç içe geçmiş durumda.
06:59Saat metaforu tatlı bir ilüzyondan ibaret.
07:02Çarklar bazen tekliyor, bazen kırılıyor ve ortaya yepyeni kimsenin beklemediği mekanizmalar çıkıyor.
07:09İşte atsız burucunun o derin tespiti tam da burada yüzümüze çarpıyor.
07:13Evren bize uymaz.
07:15Biz evreni olduğu gibi anlamaya çalışırız.
07:17Belki de en başından beri yaptığımız en büyük hata, koskoca evrenin bizim o dar, insani düzen anlayışımıza göre şekillendiğini sanmaktı.
07:26Oysa evren, bizim beklentilerimizi karşılamak veya egomuzu okşamak için var olmadı.
07:31Bizim görevimiz de ona zorla kendi kurallarımızı dayatmak değil, onun o dağınık, büyüleyici ve karmaşık gerçekliğini anlamaya çabalamak olmalı.
07:39Bugün analizimizi bitirirken sizi biraz kışkırtacak bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:44Peki, siz kaosu kucaklamaya hazır mısınız?
07:48O kusursuz bir düzen beklentisini bir kenara bırakıp, ölümün, rastlantıların, kaosun ve bu öngörülemezliğin yarattığı o muazzam, dağınık gerçekliğe hayranlık
07:58duyabilir misiniz?
07:59Çünkü inanın bana, evren tıkır tıkır işleyen sıkıcı bir saatten çok ama çok daha fazlası.
08:05O, bütün bu düzensizliğiyle birlikte keşfedilmeyi dekleyen nefes kesici bir gizem.
08:11Bu analizde bana katıldığınız için çok teşekkürler, bu karmaşık ve büyüleyici evreni keşfetmekten asla vazgeçmeyin.

Önerilen