Skip to playerSkip to main content
  • 2 minutes ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/live/2XGhhMbh3sc
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social‬
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

Category

📺
TV
Transcript
00:05Müzik
00:18Merhaba sevgili izleyenler. Bir Fikir Durağı programıyla sizlerle beraberiz.
00:23İstanbul'da 13 Ekim akşamı, salı akşamı başlayan yağışlar bir sele dönüşmüştü.
00:30Ve bu sel evleri, insanları, taşıtları, hayvanları beraberinde sürükledi.
00:37Dolayısıyla İstanbul'a yalan yağış miktarı kadar aslında kentin nasıl yönetildiği,
00:44kentin ne kadar doğru bir şekilde inşa edildiği de bu sel felaketiyle beraber tekrar tartışılır oldu.
00:51Doğa karşısında gerçekten savunmasız mıyız yoksa tedbirsiz mi?
00:56Bugün bu sorunun peşinden gideceğiz.
00:58Konuğum Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu'ndan Kübra Ayçiçek.
01:03Hoş geldin Kübra.
01:04Hoş buldum merhaba.
01:06Yani böyle bir felaketin üstüne seni ağırlıyoruz ama öncelikle nasılsın diyeyim.
01:11İşte ülke gibiyiz diyelim, öyle cevap verelim yani.
01:14Şimdi çok büyük bir yağış ve yağışla beraber aslında o gün sabahtan itibaren metrolarda akan sular,
01:23metroların çalışmaması, daha sonrasında hastanelerin su basması ve bugün üzerinden bir hafta geçti.
01:31Şu an bizim programı yaptığımız sırada 6 kişi can kaybına uğradı ve onlarca kişi de hala kayıp.
01:37Ne oldu da bir yağmur bu hale getirdi İstanbul gibi bir şehri?
01:44Biz aslında buna böyle bir yönetimsel açıdan baktığımızda daha afete gelene kadar bir doğa olayını neden afet değildir sorusunu normalde
01:55soruyoruz.
01:55Bu aslında bir yağış.
01:57Yani dünyanın düzeninde olan zaman zaman belli periyotlarda büyük yağışlar Türkiye'nin her yerinde aslında alınabiliyor.
02:04İstanbul'da da öyle. Ekstrem bir yağıştı, doğru.
02:07Fakat bu bir afet olmalı mıydı? Ne zaman afete döner sorusu.
02:12Eğer bunun yönetimini belli simülasyonlarla, işte İstanbul'a böyle bir ekstrem yağış düştüğü zaman biz bunu kurtarabilir miyiz gibi bir
02:21soruyu daha önce kendinize sormadıysanız
02:23ve İstanbul'u bu şekilde yönetmediyseniz evet bu bir afete döner.
02:27Fakat bu yağmurun suçu değil, yönetimsel bir suç olarak aslında karşımıza duruyor.
02:32İkincisi bu zaten aslında kaynağında önlemek.
02:36Bir yağışı yağış olarak da yaşayabilirdik.
02:38Biz bir afet olarak yaşadık.
02:40Şimdi bir de bunun bir afet olacağı aslında belliydi.
02:43Şöyle ki afet öncesi durum, afet sırası durum ve afet sonrası durum diye üç ayrılır normalde bir yönetimsel süreç.
02:51Ve biz bu yağış olmadan daha bir hafta, on gün öncesinden Karadeniz'den çok büyük bir yağış kütlesi geliyor ve İstanbul'da
02:59bunlar bunlar olabilir diye uyarıları almaya başlamıştık normalde.
03:03Tabii ki bu yağışlarda işte bulutların yerinin değişmesi, rüzgar hızının değişmesi gibi belli satmalar elbette olabilir.
03:10Keza bu hafta sonunda mesela böyle bir şey oldu.
03:12Fakat bu geldiğinde çok büyük bir yağış kütlesinin düşebileceği aslında biliniyordu.
03:18Fakat biz afet öncesi önlemimizi de, o yağış aslında düşmeye başlayana kadar almış değildik.
03:25Mesela bize uyarılar yine son gün, bir gün öncesinde aslında çok büyük yağış alacak.
03:31Tedbirli olun, bu bir afete dönüşebilir, sel olabilir, taşkın olabilir gibi bir uyarılar silsilesiyle geldi.
03:38Fakat bu yeterli miydi? Değildi. Bunu 10 gün önceden başlatmadılar, vatandaşlara böyle bir durumda karşılaşırlarsa ne yapmaları gerektiği de aslında
03:46anlatılmadı.
03:47Tam bir gün önce herkes şimdi hazır olsun, ertesi gün çok büyük bir yağış geliyor ve bu bir afet olabilir,
03:52kendinizi koruyun dendi.
03:55Bunun da aslında bir yönetme süreci açısından, insanlara zaman vermek açısından da yönetilebilirliği yok.
04:02Ve zaten İstanbul'un da buna hazır olmadığını gördük.
04:05Nereden haber alındıysa orayı kurtarmak üstünden bir afet çalışmaları silsilesi görmeye başladık.
04:12Biraz da her şey olup bittikten sonra aslında değil mi, seni de ifade ettiğin gibi çalışmalar başladı.
04:19Ve her şeyin olup bittiği yerler de genelde hep dere yatakları oldu.
04:24Yani senle de daha önce konuştuk, Ayaza deresi taşarken Beykoz daha fazla yağış aldığı halde o kadar etkilenmedi.
04:33Yani buradaki bu ayrım, derelerin bu kadar ön planı çıkması neden?
04:38Normalde bu yağışın Karadeniz üstünden geldiği de biliniyordu.
04:42Karadeniz üstünden geldiği biliniyorsa o zaman biz İstanbul'un kuzeyini düşünmeye başlarız.
04:47Dolayısıyla da yağışların aslında Beykoz gibi, Sarıyer gibi, Kağıthane gibi yerlerde yoğunlaşacağı teknik bir bilgi olarak bizde vardı.
04:54Bu şaşırtıcı bir şey olmadı.
04:56Keza zaten baktığımız zaman en yüksek yağışların yine Beykoz'da, Sarıyer taraflarında olduğu, yine Kağıthane'de olduğu ve sonra içlere doğru akmaya
05:05başladığı aslında gördük biz.
05:08Dolayısıyla aslında yöneticiler şunu çok iyi biliyordu.
05:12İstanbul'un her ilçesi bundan aynı şekilde etkilenmeyecek.
05:15Fakat yine bir soru çıkıyor karşımıza.
05:18Beykoz yağış aldı da, Sarıyer bu kadar aldı da neden o ilçeler değil de işte biz Kağıthane'yi duyduk, neden
05:25Masla'yı duyduk, neden daha sonra Gebze'yi duyduk sorusu çıkıyor karşımıza.
05:30Çünkü İstanbul'un ilçelerinin birçoğunun yüz ölçümünün neredeyse %70'i betonu hapsedilmiş durumda.
05:37Bugün Beykoz dediğimiz Sarıyer'in bir kısmı dediğimiz yerler ise onca yapılaşmaya rağmen hala birçok ilçeye göre aslında ormanlık alanını
05:46koruyan, belki suyun akış yönünü koruyan ve o kadar da betona tamamıyla hapsedilmemiş yerler.
05:54Bir orman alanından bahsettiğim zaman Beykoz örneğini verelim.
05:58Orman dediğimiz şey aslında bir yağışın çoğunu hem toprakta tutuyor, köküyle tutuyor, hem yaprağıyla tutuyor.
06:04Dolayısıyla da yüzeysel akış dediğimiz yani bir yağışın sele dönmesi dediğimiz şey çok küçük oranlarda yapıyor.
06:12Yani bir orman aslında bir durdurucu etki, o kocaman bir yağışı durdurucu etki görüyor ve bize bıraktığı kadar su ise
06:19bir felakete neden olmuyor.
06:22İkinci bir sorun şu, bu ülkede aslında biliniyor sadece İstanbul'da da değil ama bizim bir derelerle uzlaşamama gibi bir problemimiz
06:30var.
06:30Türkiye'nin her yeri maalesef böyle yönetiliyor.
06:32Bugün daha önce de İstanbul'da olmuştu.
06:36Bu basın ekspres yolları dediğimiz, kağıthane dediğimiz, ayamama dediğimiz yerlerin hepsinde şu an biz araç geçiş yolları görüyoruz.
06:43Biz asfalt yüzeyler görüyoruz ama bunların hepsinin altı dere.
06:47Bu cümleyi Türkiye'deki herkesin böyle ezberlemesi istediğimiz aslında bir cümle var.
06:52Su akar yatağını bulur.
06:54Selle ilgili, yağışla ilgili söylenebilecek en güzel cümledir.
06:57Ve su işte binlerce yıldır, aslında yüz binlerce yıldır bir yoldan akıyor ve siz o yola sürekli engeller koyuyorsunuz.
07:06Suyun bir kısmını işte betonların altından borularla geçirmeye çalışıyorsunuz.
07:10Denize akabileceği, denize kavuşacağı yerlerde sürekli işte bina var, bazı engeller var.
07:16Bu su ne yapsın sorusu geliyor.
07:19Dolayısıyla siz her ne kadar orada su yokmuş gibi davransanız da, ki kağıthanede bu arada suyu hala görüyorsunuz ama ayamama
07:25da mesela daha alttadır o su.
07:27Belki görülemeyen yerler vardır.
07:29Ya da Beşiktaş'ta görülmüyor şu an.
07:31Ihlamurdere'nin bir dere olduğu, o geçtiğimiz caddelerin aslı bir dere olduğu bilinmiyor şu an.
07:36Ama doğa aslında hep yaptığı şeyi yapıyor.
07:39Binlerce, yüz binlerce yıldır ezberlediği bir yolu kullanıyor.
07:41Ve dolayısıyla da biz hiç şaşırmıyoruz o su gelip nereden akacak sorusunu bugün bu yağış hiç olmamış dahi olsa biz
07:49biliriz zaten.
07:50Burada bir yağış olursa bu dere kolundan denize ulaşmaya çalışır bu su deriz.
07:55İşte burada bir toprak olsaydı, suyun kendisi ve yatağı olsaydı bir yayılmadan söz ederdik ve taşkına, selene neden olmazdı.
08:02Ama bugün burada bir asfalt olduğu zaman, beton olduğu zaman su hiç emilmediği için çok yüksek miktarda ve yüksek debili
08:09bir suyun aslında oralardan taştığını ve evleri de harap ettiğini görüyoruz.
08:15O zaman derelerle nasıl uzlaşılır?
08:17Yani şu an oralar beton içerisinde senin de söylediğin gibi nasıl uzlaşacağız?
08:23Derelerle uzlaşmayı şimdi yeni şey çıkarttılar.
08:25Dereleri ıslah edeceğiz.
08:27Ya bu kelimeyi bir dere için kullanılmasından çok muzdaribiz, hiç sevmiyoruz.
08:32Acaba dereler mi ıslah edilmeli yoksa yönetimler mi?
08:35İnsan mı biraz ıslah edilmeli bu konuda diye bir soru çıkıyor karşımıza.
08:39Ya çok doğal bir gezegenin içerisinde yaşıyorsunuz, bir dünya içerisinde yaşıyorsunuz ve her şeyle birlikte tanımlısınız.
08:45Tüm canlılarıyla, suyuyla, toprağıyla, ormanıyla ve biz bunu ıslah ederek yöneteceğiz.
08:51Islah ederek yönetilmiş bir dere biz hiç görmedik.
08:54Tabii ki bazı mühendislik teknikleri var, bizi bir yere kadar idare edilebilir ama simülasyonlar farkındaysanız çok büyüyor.
09:01Çünkü yani bir mühendislik tekniğini 1950'de uygulasanız, bugün eğer nüfus planlamasını öngöremediyseniz,
09:08yapılaşmayı öngöremediyseniz 2026 yılında, bu mühendislik tekniğinin o dereyi durdurmasının yine imkanı yok.
09:16Dolayısıyla biz bunu düşüneceğiz.
09:17Yani bizim ülkemizde biz ne kadar nüfusu buraya koymak istiyoruz, nüfus ne olacak, ne kadar yapılaşma yapacağız.
09:23Dolayısıyla bunlar da bizim varyasyonlarımızı değiştiriyor aslında.
09:27Peki bir tarafıyla da işte özellikle 99 sonrasında sürekli olarak içinde olduğumuz bir kentsel dönüşüm var.
09:36Yani bunlar tamam, hani şehir ilk kurulduğunda senin de ifade ettiğin gibi öngörülemedi vs.
09:42Ama İstanbul'un giderek büyüdüğü bir şehir zaten en başından beri belki de İstanbul, İstanbul olalı aşikar.
09:48O zaman bu kentsel dönüşüm, dönüşümleri nasıl yapılıyor?
09:54Normalde biz bekleriz ki, madem böyle bir şey oldu, bu işte çarpık kentleşme oldu, imar afları oldu, bir şeyler yolunda
10:02gitmedi ki İstanbul'da yolunda gitmedi gerçekten.
10:052009'daki bu çevre düzeni planı ısrarla diyordu ki, İstanbul'u asla kuzeye doğru genişletmemeniz gerekiyor.
10:13Burada bu ormanlı kalanın kalması gerekiyor, su varlıklarının kalması gerekiyor.
10:17Dende Doğu Batı aksı dışında İstanbul'un genişletilmemesi gerekiyor.
10:21Biz daha çok kısa bir süre önce, yani 15 yıl önceki aslında planına dahi aksi şeyler yapmaya başladık.
10:28Oraya büyük büyük mega projeleri bugün biz İstanbul'un kuzeyine kurduk mesela.
10:33Üçüncü havalimanını oraya kurduk.
10:35İşte bütün yapışma, tabii Kuzey Marmara Otoyolu'nu oraya koyduk.
10:40Bir de üstüne bile bile bunu yapmaya devam ettik ve belli ki de devam edilecek.
10:44Çünkü bu şekilde yürüyor projeler.
10:46Bununla çözmenin bir imkanı yok.
10:49Yani tek bir binanın öyle yapılmasının bir anlamı yok.
10:54Çünkü biz hep şunu da söylüyorduk.
10:55Yani bu işte yağışlar dediğimiz bu kolları rahat bırakın, bu dereleri rahat bırakın, bu su varlıklarını rahat bırakın.
11:01Ve yüzey ölçümünde aslında bütün İstanbul'u birlikte değerlendirip buraları rahat bırakın dediğimiz yerler artık bunlar için çok geç bir
11:08noktaya gelindi.
11:09Çünkü bir kent planlamasında sokağın yönünü bile rüzgarın yönüyle rüzgar dostu yapmanız gerekir.
11:16Bunun bile bir önemi var yani sizin havanızın temizlenmesi için bile.
11:20Bu şekilde bir üst ölçekli planlaması İstanbul'un yok.
11:24Belli gidip de kotarılabilecek bir şey değil.
11:27Çünkü bir de deprem gibi bir sıkıntısı var.
11:30Şimdi ona da çok bir şey diyemiyoruz.
11:32Çünkü deprem gibi bir sıkıntı da geldiği zaman bu sellerde de gördük.
11:36Bu çok kötü binaların hiç dönüşmemesi de işte bambaşka şeylere neden oluyor.
11:42Ve genelde de işte zaten o binalarda oturanlar aslında bu yoksullar.
11:48Bunların fiyatlarını ödeyemeyen insanlar.
11:51Mesela bu derede bile görüyoruz neden önemliydi, neden herkes insanca yaşamı hak ediyor ve neden hepsi için dönüştürülmeli o zaman
11:57diye.
11:58Yani vali çıktı ve dedi ki alt katlarda oturanlar üst kata çıksın.
12:03Ben hayatımda böyle bir afet yönetici cümlesi duymadım.
12:06Ne demek üst kata çıksın?
12:08Bu alt katlarda kim oturuyor sorusunu soralım.
12:10Mesela İstanbul'da bir emlak krizi oldu.
12:12Değil mi biz gördük yani eksi ikinci kodlardaki binalara bile kaç para istendiğini.
12:17Burada öğrenciler oturuyor, burada işçiler oturuyor, burada yoksullar oturuyor.
12:21Burada emekliler oturuyor, göçmenler oturuyor.
12:25Şimdi onlar için de evet bu dönüşüm yapılmalı ama bu belli teşviklerle olur ancak.
12:31İşte bina sahipleri bunu yapabilse diğerleri bu kirayı ödeyemeyecek duruma geldiğinde buna tamam diyor hale geliyor insanlar mecburen.
12:39Çok önemli bir noktaya geldin.
12:41Afetten yani herkesin aynı şekilde etkilenmediği.
12:45Zaten Selin nasıl afete dönüştü ve afete dönüşmüş haliyle de işte ifade ettin.
12:51İlçeden ilçeye hatta ilçenin içerisinde sokaktan sokağa bile değişebiliyor.
12:56Buradaki eşitsizlik hakkında neler söylersin?
12:59Bir de tabii ki kadın boyutu yani kadınlar nasıl etkileniyor?
13:03Onların da özgün etkilenme biçimleri var mı?
13:06Yani hem sınıfsal boyutunu hem de toplumsal cinsiyet boyutuyla ilgili değerlendirmelerini güzel etmiyor.
13:11Tabii mesela biz neden şunları duyduk?
13:14İşte kağıthaneyi duyduk, iki telli taraflarını belki duyduk.
13:17E buralarda İstanbul'un kimleri yaşıyor dendiği zaman görüyoruz.
13:20Ki az önce saydığımız aslında o büyük topluluklar yaşıyor.
13:24Yine soralım daha büyük yağışı almasına rağmen Beykoz'da Acerkent diye bir yer var mesela.
13:30Biz hiç duymadık.
13:31O villalarda oturanların başına bir şey geldi.
13:33Sene kapıldı.
13:34Elektrik çarptı.
13:36Çünkü yaşam alanlarını yaparken o gerekli orman alanını, toprak alanını kendileri için yapabiliyorlar bu arada.
13:43Ama halk için yok bu zaten.
13:44Biz baktığımız zaman sınıfsal olarak kimler nerede yaşıyor diye.
13:48En güvenlikli, en nefes alınabilir, en doğayla belki hiç tabii ki doğayı tahrip ederek kendi alanında ama bir anda da
13:56büyük bir boşluk bırakarak buralara sahip olabiliyor bu insanlar.
13:59Biz dolayısıyla bu işte ki vardır yani Sarıyer'de de var böyle yerler.
14:04Hatta kağıthanenin bir kısmında da var çok yoğun işte villa yerleşimlerinin olduğu ama hiç hiçbir haber duymadık yani.
14:11Duyduysam siz beni düzeltin ben hiç duymadım.
14:13Hiçbir selde de duymadım.
14:15Ama o zaman soruyoruz belki de işte kağıthanenin iki katı neredeyse yağışı bir anda alan yerde neden bu sorun olmuyor
14:21sorusu.
14:22Demek ki bunun bize aslında bir yönetimsel sorun, bir sınıfsal sorun, bir bakış açısı sorunu olduğunu da söylüyor.
14:29Aynı zamanda çözülebileceğini de söylüyor.
14:31Evet, evet. Aynı zamanda elbette çözülebilir.
14:36Fakat İstanbul gerçekten böyle boğazına kadar dolmuş bir kent.
14:39Bu Türkiye'nin her yerini İstanbul kadar sevmemiz lazım.
14:43İstanbul kadar belki geliştirmemiz lazım.
14:45İnsanlar da çok mutlu değil ama mecbur kaldığı için buraya geliyor.
14:49Burası gerçekten taşıyamıyor.
14:51Bir de aynı zamanda turistik nüfusu da çok yoğun olan.
14:54Yani İstanbul'un bir nüfusu var ama bir o kadar da aslında akışkan bir nüfusu da var.
14:59Bunu kaldırabileceği seviyenin çok üstünde.
15:02O yüzden bambaşka teşviklerle gerçek bir böyle halk için, insanlığın böyle güzel yaşaması için bir kent planlaması, şehir planlaması aslında
15:11yapmanız gerekiyor.
15:13Öte yandan kadınlar konusuna bakıyorsunuz.
15:15Şimdi bir kamu binaları var elimizde.
15:17Onların da hepsi çok iyi durumda olmayabilir ama yine de iyileştirmeler daha kolay yapılabildiği yerler.
15:22Kamu binaları ya da özel sektöre ait olan, bilmiyorum işte rezidanslar olabilir, belli alanlar olabilir.
15:30Şimdi buralarda mülkiyet edinimi oralardan geçtiği için, para akışı oralardan geçtiği için buraları daha çok önemseyebiliyorlar.
15:37Mesela dükkanlar açısından.
15:39Şimdi buralarda kim var daha çok?
15:41Erkekler var.
15:41Bu kadınlar nerede? İşte eksi ikinci kodda.
15:44Yani ilk kim karşılaşacak bir sel felaketiyle, eksi ikinci kodda yaşayan kadın karşılaşacak.
15:52Bu evde olduğu için, afetlerde o yüzden aslında bir toplumsal cinsiyet işsizliği de var.
15:58Yani nerede olduğunun bir önemi var.
16:00Sokakta mısın, bir kamusal anında mısın ya da evin içerisinde misin diye.
16:04Ha bir de çok ilginç bir şey var, istatistik var.
16:07Türkiye'de mesela diğer dünya ülkelerine göre ev içerisinde bir selden etkilenme olasılığı daha yüksek diğer ülkelere göre.
16:15Çünkü o kadar kötü ki yani belki mesela eksi ikinci kodda başına o gelmese, yani orada yaşamasa bu insanlar ve
16:23dışlarda olsalar belki bir şey olmayacakken evlerin durumu o kadar kötü ki, afete o kadar gebe yerler ki bunlar.
16:29Bu arada şeyleri de buna dahil edebiliriz tabii.
16:31İşte apartmanların altında kurulmuş tekstil atölyeleri, oralarda göçmenleri, bunlar da çok felaket yerlerde konumlanır bunlarda.
16:40Dolayısıyla ilk maruziyeti ister istemez onlar yaşıyor.
16:43Ve bir de sular çekildiğinde değil mi o evdeki kadın yine oranın bütün tekrar yaşam alanı haline dönmesi gibi bir
16:51pek çok konuyla da iç içe geçiyor aslında.
16:53Evet orada şimdi iki tane daha bizim problemimiz var. Bir tanesi de afet hadi oldu bunlar yapılmadı filan de afet
16:59sırası.
17:00Şurada çok ilginç oldu benim açımdan.
17:03Yani bu boyut anlatılır, yani zaten bu şeyi belirirken bir sel ile karşılaşıldığında insanların ne yapması gerektiği bile insanlara söylenmedi.
17:13İnsanlar bunu bilmez.
17:14Mesela görüntülere bakıyorum.
17:16Ayakkabılarını çıkartmış karşıdan karşıya geçen kitleler inanılmaz tehlikeli.
17:19Bunu anlatamayacak ne vardı diyorsunuz herkesin artık cebinde bir cep telefonu var.
17:25Bunu kadınlara anlatabilirdik, bunu çocuklara anlatabilirdik.
17:27Şimdi nasıl kendilerini korusunlar?
17:29Ayakkabılarını çıkartmış ediyorsun ki bu bir elektrik.
17:32Mesela sellerde en fazla aslında ölümler elektrik çarpmalarından.
17:37Yani bir çocuk bu yüzden öldü, hayatını kaybetti mesela.
17:41Öte yandan bakıyorsunuz böyle hani iyilikle devletin yapmadığını, yöneticilerin yapmadığını halk yapmaya çalıştı.
17:47Ve sel sularının içerisine girip insanları kurtarmaya çalıştı.
17:50Çok riskli.
17:51İnanılmaz riskli.
17:52Kendisi açısından riskli.
17:54Bir de şeyi de anlatmak gerekiyor.
17:55Sel sularının bulaştığı yerler böyle mikroplarla kontamini olmuş.
18:00Mikroplara bulaşmış şeylerdir.
18:02Dolayısıyla hiçbir şekilde ellerini ağızlarını onu sürmemeleri lazım.
18:05Hatta bir süre belki musluk sularından eğer altyapı sorunu varsa hiçbir şekilde yemek yapmamaları lazım.
18:11İşte kadınlar.
18:12Mesela biliyorlar mı Türkiye'deki kadınlar bunu?
18:14Hiç emin değilim bundan.
18:15Çünkü anlatılmadı.
18:17Çünkü önemsenmedi yani.
18:20Şimdi onların da karşılaşacağı şey bu olacak.
18:22Hem böyle bir mikroplarla savaş hem o suyun kullanımı bir sorun olacak.
18:26Hem de dediğiniz gibi hiç zannetmiyorum ki kolektif bir yardımla hadi biz seni yeniden hayata döndürelim kısmı da kim için
18:34yapılsın?
18:35O kadar da fazla etkilenen var ki.
18:37Ya da işte zararları karşılanacak mı devlet tarafından bunu da bilmiyoruz.
18:40Belli mevlalar söylendi ama.
18:42Bilmiyoruz.
18:43Ona yetecek mi?
18:44Peki arama kurtarma çalışmaları yani oraya da geldin zaten meteoroloji yeterince dinlenmedi.
18:53Önlemler alınmadı.
18:54Öncelikle bunu sormak isterim.
18:56Programın başında ifade etmiştin.
18:58Aslında belliydi.
18:59Yani buraya bir yağış kütlesinin geleceği.
19:01Tam bu kadar öngörülemese de ve yine olabilir.
19:05Son anda da olsa yapılabilecek şeyler var mıydı?
19:09Veya sonrasında işte arama kurtarma çalışmaları nasıl yürütüldü?
19:14İşte hemen örnek veriyorum.
19:16Ayazma'daki evler yıkıldı, statlar yıkıldı ama bir taraftan da hala kayıpları olanlar var.
19:22Yani bunlar doğru yöntemler miydi?
19:25Mesela bu ülkedeki arama kurtarmanın aslında en iyi ekiplerden olduğunu düşünürüm.
19:29Yani mesela ben İstanbul itfaiyesinde çok önemli bir kurum olduğunu düşünürüm.
19:33Arama kurtarmaların da çok iyi yerlerden geldiğini düşünürüm.
19:39Hem arama kurtarmacı olarak bildiklerimiz bence bu işe çok gönül koyan insanlar ki o kadar eleştirsek de yönetimsel olarak eminim
19:45AFAD'ın içerisindeki birey olarak o eğitimleri almış ve yapan insanlar çok kıymetli insanlar.
19:50Ve işte fena olmayan aslında bilgi ve beceri seviyesine sahip diyebiliriz yani o insanlar açısından.
19:58Fakat bunlarda da bir takım imkanların genişletilmesi, onlara daha böyle teknolojik, daha onları da riske atmayacak, daha hızlı hareket edebilecek
20:07yöntemlerin geniştirilmesi yine aslında yönetimsel bir sürece tekabül ediliyor.
20:12Daha iyisi olabilir miydi?
20:13Arama kurtarmacısının her zaman daha iyisi olabilir.
20:16Ama bizdeki kötü müydü?
20:18Değildi.
20:18Yani çünkü bir de şunu da aslında hatırlatmakta fayda var.
20:22Bizim ne kadar çok arama kurtarmacımız olsa, ne kadar çok resmi desteğimiz olsa da bir AFAD anında gerçekten kişi önündeki
20:31bir metrekareden sorumludur.
20:33Başka hiçbir çaresi yoktur.
20:34Yani aslında AFAD bilincinin mahallelere inmesi gerekiyor.
20:37Orada ne durumdayız?
20:38Orada fena değil.
20:40Bu özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra mahalle arama kurtarma dernekleri, ilk yardım eğitimleri hem arama kurtarmaya dair oraları kurtaracak bayağı
20:50bir şey olmaya başladı.
20:51Ama daha çok insanın aslında buna gönüllü olması lazım.
20:53Çünkü gerçekten dünyanın en iyi teknolojisi ve ekipleriyle bile olsa AFAD'lerde böyle ilk süreler, ilk bir saatler, iki saatler
21:02belli AFAD'lerde hatta şunu bile siz yani 24 saat boyunca, 48 saat boyunca kimse gelemeyecekmiş gibi.
21:08Çünkü AFAD'i yöneteceklerin de bir AFAD'sede olduğunu da unutmamak gerekiyor.
21:15O yüzden ben bunun o şekilde daha iyi yani mahallelere inen bir arama kurtarmanı ve AFAD bilincinin aslında daha kolay
21:22yönetmemizi sağlayacağını düşünüyorum.
21:24Peki şimdi tekrar bu Ayaz Ağ'ın etrafındaki işte yapıların yıkılması, direkt böyle bir karar alınması, yıkalım, tamam vesaire bunlar
21:33için neler diyorsun?
21:34Evet işte oluyor.
21:36Olduktan sonra yıkalım.
21:38Burada da yani çok şeyi eleştirebiliriz ama yani belli ki böyle yönetiliyoruz.
21:44O zaman biz kendi hakkımızı nasıl savunacağız sorusu çıkıyor.
21:47Maalesef böyle yönetiliyoruz.
21:49Keşke böyle yönetilmesek.
21:50Bunun için de mücadele etmeye bence devam etmeliyiz.
21:54Ama böyle yönetiliyoruz.
21:55O zaman elimizde ne var?
21:56Kendi bilincimiz var.
21:58Yani depremde de görüyoruz bunu.
22:00Şeyi anlıyorum gerçekten onu da ayırt edemiyorsunuz artık.
22:04Yani yoksulluk, durumsuzluk o kadar zor ki işte Maltepe'de bir bina yıkıldı.
22:08Çok büyük bir kusur var.
22:10İki katı üstüne dört kat daha çıkılmış.
22:13Çok büyük bir insan kusuru var aslında.
22:16Bina sahibi kusuru var.
22:17Ama şeylerin altyapısını bilemiyoruz biz.
22:20İşte belki kentsel dönüşüme vermek istiyor, veremiyor.
22:22Belki zaten daha küçük yağışlarda yağış oluyor, yapamıyor.
22:25Bir başka yerin kirasını, işte kiracılar açısından düşünelim bunu karşılayamıyor.
22:30Diğeri burayı değiştiremiyor.
22:31Gidecek hiçbir yer yok.
22:32O kadar birbirine girmiş, girif bir yapı ki bu.
22:36Dolayısıyla devletin bunu evet bir taramayla birlikte hemen halletmesi lazım.
22:41Bunu seller içinde, bunu depremler içinde yapması lazım.
22:44Ama öte yandan sadece bunu yapması yetmeyecek.
22:47teşviğini artırması lazım.
22:49Şimdi mesela deprem için kentsel dönüşümde biraz daha teşvik artırıldı da insanlar bazı değişimleri yapabildi.
22:56Ama şeyde unutulmamalı.
22:58Yani sınıflar içerisinde de sınıflar var ve gerçekten barınmak.
23:02Yani bunu ben söyleyeyim aslında İstanbul'da sosyal konut dışında bu sorunun çözülebilecek hiçbir şey yok.
23:09Mümkün mü peki?
23:10Yani şimdiden sonra.
23:12Çok mümkün.
23:13İstanbul'da hala mümkün.
23:14Hep mümkündü.
23:16Bazı kısıtlamaların getirilmesi hep mümkün.
23:19Yani bunu Avrupa'da falan bazı yerlerde biz görüyoruz.
23:22Şu adil bir şey değil yani.
23:23Bir insanın oturacağı evin sahibi olması başka bir şey.
23:26Ama bir insanın bir yatırım aracı gibi, bir altın gibi, bir döviz gibi ev alması ve 10 tane evin sahibi
23:33olması bunu bize anlatamazsınız.
23:3510 tane evin sahibi işte bu olunca ve devlet buna bir kota koymayınca, bir sınırlama koymayınca ondan sonra insanlarla bireyleri
23:43bir araya getirmiş oluyorsunuz.
23:45Bu kabul edilebilir bir şey değil.
23:46Bence hem mülkiyet ediniminde mutlaka kısıtlama olması lazım.
23:50Oturacağın ev senin olsun buna bir limit getirilmesi lazım.
23:54Bir aile limiti getirilmesi lazım.
23:56Onun dışında evler bir yatırım aracı olarak asla görülmemesi lazım.
24:00İşte yatırım aracı olarak görüldüğü için zaten birden 10 bin lira olan kiranın 90 bin liraya çıkabildiğini çok rahat biz
24:07görüyoruz.
24:08Hem bu devlet belki onların bir kısmını o mülkü alabilir.
24:13Artı sosyal konut.
24:14Yani dünyada bu yapılmış bir şey.
24:16İstanbul'da neden yapılmasın, Türkiye'de neden yapılmasın.
24:19Yani biz artık 2026'da bir zahmet ki bunu 100 yıl öncesinde de düşünüp yapanlar vardı ama.
24:25Barınma bir insan hakkıdır.
24:27Hatta selde etkilenenler de aynı zamanda barınma bir hayvan hakkıdır da.
24:33Onu da biz sokaklarda gördük onlara barınma hakkı tanıdık mı kısmını da görmüş olduk gerçi ama.
24:39Aslında kent hakkı açısından da çok önemli bir yere değinmiş oldun.
24:43Odalar olarak işte şimdi söylediniz sosyal konutlar olabilir diye.
24:48zaman zaman yaptığınız projelendirmeler işte gerek deprem için gerek sel için nasıl önerileriniz var?
24:55Ve bundan sonra en azından neler olmalı?
25:00Mesela TMOB'da bir bütün olarak mimarlar, şehir plancıları, mühendisler bir arada çalışırlar.
25:07Bunun aslında şöyle bir güzelliği var bu mesleki birliğin tamamıyla olmasının.
25:12Çünkü hiçbiri birbirini karşılamıyor.
25:14Ve TMOB aslında bir yapı olarak bir üstten bakış oldu.
25:18Türkiye'de bu yapılmamış değil.
25:19Zamanında işte bu devlet planlama teşkilatları mesela bir planlama teşkilatı çok önemli bir şeydir.
25:24Devlet planlama teşkilatının olduğu zamanlara baktığımızda bambaşka kent planlamaları görebiliyoruz.
25:29İstanbul'da çok yok ama Ankara'ya baktığımızda mesela bir fark görüyoruz.
25:34Orada kamu kurumları, şimdi artık her şey bizde böyle siyasi ya, siyasetten bağımsız bir ülke insanı olarak birlikte çalışma kültürleri
25:44varmış bu ülkede.
25:45Ve o var olduğunun hemen bir kentsel planlamaya düzgün yansıdığını da biz görüyorduk.
25:50Fakat artık bunlar çok aşıldı.
25:53Şimdi TMOB'la devlet yöneticilerinin arası da aşındı.
25:58Bambaşka şey şu an biz artık hani insanca yaşayalım bu ülkeyi böyle güzelleştirelim kısmında maalesef siyaseten değiliz.
26:07Öte yandan meslektaşlarımız biliyorsunuz belediyelerde çalışıyor, bakanlıklarda çalışıyor.
26:12Şimdi bu buralardaki mesela istihdamlar nasıl sağlanıyor?
26:16Ya da orada istihdam edilen bizim meslektaşlarımızın başına sonra ne geliyor?
26:20İstanbul zaten mesela şu an bu kadar siyasi karışıklıkta gerçekten nasıl yönetilebilir?
26:24Herkes içeride kim neden alınıyor belli değil.
26:28Haklı mı haksız mı bunu toplum anlamıyor.
26:30Bir de ana yöneticiler yani böyle bir şeye müdahale edilmesi gereken ana yöneticilerimiz bizim şu anda.
26:36Hapislerde mahkemelerde.
26:38Alt kısım bunu nasıl yapacak onu bilmiyoruz.
26:40Kim başına ne gelecek onu bilmiyoruz.
26:43Yani birazcık böyle yangına körükle gittiğimiz zaten biz siyasi sürecinde içindeyiz.
26:47Demokratik katılım söz konusu değilken meslek odaları olarak zaten devletle aranızın aşınması çok doğal değil mi?
26:54Çünkü taleplerinizi iletebileceğiniz kurumlar var mı?
26:58Evet yani hala biraz da var ama çok güzel bir şey söylediniz.
27:01Şunu çok net söyleyebiliriz.
27:02Demokrasi olmazsa kent planlaması olmaz.
27:05Şu an buldum bu mutluyu ama gerçekten böyle.
27:08Bunun Türkiye'deki demokrasi mücadelesiyle çok ilgisi var.
27:10Çünkü bütün ideolojinizi, bakış açınızı, sosyal konutun da öyle.
27:15Yani biz demokrasiyi tesis edemediğiniz noktada bir kenti yönetebilmeniz, kenti insana uygun, insana yakışır bir biçimde planlayabilmeniz zaten mümkün değil.
27:25Hani şunu söyleyemem.
27:27Bu ülkede yani bugün bakanlıklarda da, ilimdürlüklerinde de çok iyi, personeller çok iyi, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları bu ülkeyi yetiştirdiği
27:35hala var bu insanlar.
27:36Ama bu yeterli gelmiyor işte.
27:39Ya özne değiller.
27:40Evet.
27:40Evet özne değiller.
27:42Yani biz bugün neden işte çevre, şehircilik, iklim değişikliği, bakanlığıyla sürekli papaz oluyoruz aslında.
27:50Nasıl olabilir?
27:51Bu herhangi bir siyasi partinin bakanı olamaz ki o kişi.
27:54Oralarda bizim hala halk olarak hak telebedi olmamız lazım.
27:58Bütün belediyelerden istisnasız, bütün bakanlıklardan istisnasız.
28:03Ama bir anda bambaşka bir şey söylendiğinde işte biz haklarımızı alamıyoruz.
28:07Çünkü aşırı bir siyasi esneklik, siyasi yani siyaseti halkın gerçek durumundan ayırmak gibi bir şey de kalmadı ya artık.
28:18Ama bir taraftan da işte şimdi yaşanan felakette görüyoruz.
28:23Altı can kaybı var İstanbul'da sadece.
28:27Onlarca kayıp var.
28:28Peki sorumlu kim dediğinde?
28:30Bunun sorunun da cevabı yok.
28:32Yani ne olacak o zaman?
28:35Yani dediğin gibi her şey bu kadar siyasiyken ama bir taraftan da yürütülmezken, içi boşaltılmışken veya meslek odaları doğru muhataplarını
28:42bulup ya da özneleşemiyorken.
28:45Sorumlu kim? Bu sorunun cevabı var mı?
28:48Evet şimdi sorumlular için çok mikro düzeyde araştırmalar yapılacaktır.
28:54Şimdi bir ölüm var.
28:55Buna dair işte bir soruşturma başlatıldı.
28:57Bir dava süreci başladı.
28:58Tabii bu soru sorulacak mesela.
29:00İlk önce muhtemelen binalardan başlanır.
29:02O bina nasıldı?
29:04Şu şöyle miydi?
29:05İşte bina sahibinde bir şey var mıydı?
29:06Müteahhitinde var mıydı?
29:07Falan filan gibi.
29:08Böyle mikro mikro düzeylerde olacak.
29:10Ama bir çocuğun sel suyuna girmemesi gerektiğini söylemeyen kişi kim?
29:18Mesela o çocuk neden elektrikli?
29:20Bunu yükümlü aslında.
29:22Hem yerel yönetimler burada devreye girmesi gerekiyor.
29:26Hem bakanlıkların devreye girmesi gerekiyor.
29:27Eğitim politikaları.
29:29Valiliğin devreye girmesi gerekiyor.
29:31Şimdi bunu o zaman gerçekten nasıl bulacağız biz sorumluyu?
29:34Bulamayız arkadaşlar.
29:34Yani bunu bu çocuğun oraya hiç girmeyecek düzeyi aslında kurmamız gerekiyor.
29:41Çünkü bu olduktan sonra gerçekten bulamıyoruz.
29:43Kim diyeceğiz bunun suçlusu?
29:46Şöyle çıkacak çünkü hukuken de şöyle bir şey çıkacak.
29:49Yani kendisi girdi elektrik akımına kapıldı.
29:52Afiyet zaten.
29:53Değil mi mesela çocuğun başına gelen şeyde koca bir sel de yoktu.
29:58Diğerini de belki bulabilirsiniz.
29:59Hani bir sele kapıldı ve nerede kapıldı bu sele sorusu.
30:02Yani bir iş yerinde kapılması ayrı bir şey.
30:04Bir yolda kapılması ayrı bir şey.
30:06Ama böyle gerçek sorumlular.
30:09Bunlar çok iç içe girmiş yapılar.
30:12Ve işte 3 kişinin 5 kişinin başına kalıyor.
30:16Ben ise öyle düşünülenlerden değilim.
30:18Yani topyekün en üstteki en sorumludur diye düşünüyorum bu işlerde.
30:22Peki burada bu iklim krizini nereye koymak gerekiyor?
30:26Bir de hani çok şey konuştuk ama bir tarafıyla da işte iklim krizinin geldiği nokta bu kadar böyle yağış alması
30:32vesaire.
30:34Burada da birazcık şundan rahatsızım.
30:37Şimdi iklim değişikliği dediğim bir şey aslında yine bu gezegenin, dünya gezegeninin varoluşunda olan bir şey değil mi?
30:44Buzlu çağlarından çıktık.
30:45Yani iklim zaten sürekli değişen bir şey.
30:48Daima.
30:48Ama bizi kriz haline sokan neydi?
30:51İklim hep değişecekti.
30:52Buzlu çağ olacaktı, belki yangınlar çağ olacaktı falan ama biz insan müdahalesiyle bunu o kadar hızlı hale getirdik ki bundan
31:01bir kriz yarattık kendi çağımız açısından.
31:03Kriz ne zaman yaratılır?
31:05Bunu hızı öyle hızlanır ki bu.
31:08Biz bunu yönetecek hale gelemediğimizde aslında buna bir kriz deriz.
31:12Birazcık buradaki çıkmaz aslında dünya açısından iklim krizi denen şey de bu.
31:16Ama şunu özellikle söyleyeyim, şunu kabul etmem.
31:20İklim krizi olduğu için bu başımıza geldiği cümlesini kabul etmiyorum.
31:23Yani sorumluluk hep oraya da atılıyor ya biraz o yüzden bunu sağmak istiyorum.
31:26Çünkü şöyle bir şey, mesela biz bugün işte bakanlıkları ya da milletvekilleriyle falan konuşuyoruz bununla ilgili.
31:32Ya bu iklim değişikliğiyle ilgili bir şeyler yapılması lazım.
31:35İşte simülasyonların buna göre olması lazım.
31:38Böyle gerçeklikler var.
31:39Artık biz de karbondan çıkışı düşünmeliyiz falan dediğimizde.
31:42Buralarda böyle bir kulaklar tıkanabiliyor ya da buna niyet eden oluyor gerçi bakanlıkta da.
31:49Hani niyet ediyor insanlar ama yönetim...
31:50Tahliye görülüyor bir şekilde.
31:51Ama yönetim, yani şöyle Çevre Şehircilik Bakanlığı'na göre öyle yapılması gerekiyordur.
31:55Çevre Şehircilik Bakanlığı diyebilir ki bugün ben fosil yakıtlardan çıkıyorum mu önerebilir?
32:00Ama Enerji Bakanlığı dediği zaman hayır.
32:04Orada da bir söz birliği lazım.
32:05Orada da bir sorun var.
32:07Ama bununla tam ilgilenmeyenler, bu işi gerçekten bu kadar ciddiye almayanlar böyle zamanlarda ise...
32:13İklim krizi.
32:14Hep böyle ilahi bir şey oluyor ve işte bu sefer ya böyle tanrısal bir şey oluyor.
32:18Şimdi de iklim krizi diye soyut bir kavram var ve bunun yüzünden.
32:21Hayır bunu kabul etmiyoruz.
32:23Yani bundan her 15 yılda bir aslında neredeyse.
32:26İstanbul'da büyük bir sel oluyor bu arada.
32:28Yani bu Ayamama deresi taştığında bundan daha fazla insan öldü.
32:31Demek ki olabiliyor.
32:33Bu yağış çok fazla mı?
32:34Bu yağış gerçekten çok fazla bu arada.
32:36Çok kısa sürede çok fazla bir yağış düştü.
32:40Ama zaten bir simülasyonu böyle kurarsınız.
32:43Yani dersiniz ki ben 1970'de benim işte nüfusum buydu, yapım buydu, betonum şuydu, şöyleydi, böyleydi.
32:49Üstüne bir de bir şey değişiyor.
32:51İklimlerde değişiyor.
32:52Ben artık daha fazla ısıtma kullanıyorum, şunu kullanıyorum, bunu kullanıyorum.
32:56Bir de bu yağışa bir sapma miktarı koyarsınız.
32:59Daha önce 200 mü?
33:00Siz belki bunu 350'den hesaplayıp hatta 400'den hesaplayıp işte planlama neden önemli?
33:05Çünkü 50 yıllık, 100 yıllık planlamanız gerekir sizin bir ülkeyi.
33:09Buna da ayrı bir şey yok.
33:10E o zaman biz bunun suçlusu iklim değişikliğidir diyemeyiz.
33:14Ama şunu diyebiliriz.
33:15Daha ekstremleri kapıda.
33:18Yani onu diyelim biz daha mevcuttakini kotaramazken daha ekstremleri kapıda mı?
33:23Kapıda evet.
33:24Peki bu kapıda olan duruma karşı nasıl tartışmalar yürütmedi?
33:30Buradan halkların iklim zirvesine de son olarak gelmek istiyorum.
33:32Onu da gönüllüsüsün.
33:34Yaşanabilir herkesin insanca yaşadığı toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı kentler veya bunların nasıl olması gerektiğiyle ilgili
33:44ya da işte şu an fragmanını gördüğümüz bu iklim adaletsizliğinin geriye çekilmesi için tartışmalar yürütecek misiniz?
33:56Böyle planlamalar var mı?
33:57Bu sene Antalya'da Kasım ayında dünyada her sene yapılan iklim zirvesi, resmi iklim zirvesi COP dediğimiz ismine COP 31 Türkiye'de
34:06gerçekleşecek.
34:08Avustralya ve Türkiye ortaklığında aslında gerçekleşecek.
34:11Burada dünyanın bir takım büyük ülkeleri, Avrupa ülkeleri bir araya gelip iklim kriziyle nasıl mücadele ederiz tartıştıkları bir resmi zirve
34:20bu.
34:20Bu zirvenin özelliği ise bu krizi yaratanlarla krizi çözmeye çalışmaları, krizin muhataplarıyla aslında çözmeye çalışmamaları bir sorun teşkil ediyor.
34:31Niçin? İşte karbondan çıkalım, şunu yapalım, böyle yapalım çok güzel fikirler var bu arada.
34:37Ama şunu söylediği zaman halk niye bu kadar fazla tüketiyoruz?
34:41Bu kadar fazla tüketmeyelim, bu kadar da fazla enerji harcamayalım, biz sürekli böyle bir çılgın bir kapitalist ağın içerisinde olmayalım
34:49dendiği zaman
34:50bu zirvelerde buna yer yok.
34:52Yani şunu kabul ediyor baştan, ben bir dünya düzeniyim, ben kapitalizmi devam ettireceğim, bunu bir de artırarak, sürekli genişleyerek, sürekli
34:59büyüyerek devam edeceğim.
35:01Ama bir kriz var, biz bu krizi bunun içerisinde çözmeye çalışalım.
35:04Bu mümkün olan bir şey değil, işte bu zirveler birazcık onların zirvesi.
35:08Bu sefer de Türkiye'de aslında çevre mücadelesi çok güçlü bence.
35:12Buna karşı gelen insanlar, hayır ya bir dakika bu adaletsizliği biz yaşıyoruz diyenler, bunu gerçekten görenler,
35:19dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yine Kasım ayında 14-18 Kasım arasında halkların iklim zirvesi diye bir zirve örgütleyecekler.
35:27İklim değişikliği ya da iklim krizi değil bence ama iklim adaleti cümle kalıbı inanılmaz önemli bir şey.
35:34Çünkü mesela şu soruyu sormazsak gerçeği görmemiş oluruz.
35:38Karbondan dolayı oldu da şöyle oldu da enerji kullandık da gezegeni ısıttık peki.
35:43Bize o zaman halk olarak, halklar kelimesi de bu hem Türkiye'deki halklar hem de aynı zamanda uluslararası halklar da oraya
35:51davetli olduğu için aslında bir halklar bir sunu ile bu zirve yapılacak.
35:55Ve çok önemli olduğunu düşünüyorum ama bu halklar şöyle bir şey soruyor.
35:59Ya sen bana diyorsun ki evindeki suyunu kıs biraz, işte kömürden de çık, onun yerine rüzgar koy, güneş koy diyorsun.
36:06Suyunu kullanma.
36:07Dünyayı niye savaş alanına götürüyorsun diyor yani.
36:11Filistin'e niye bunu yapıyorsun, Lübnan'a neden bunu yapıyorsun diye bir soru soruyor.
36:15Şimdi bu soruyu sorulmadan gerçekten bu ekosistemle bağımızı da kurmamız imkansız.
36:21Yani mesela işte seldi, derelerin korunmasıydı.
36:24Şunu herkesin sormasını çok isteriz.
36:26Yani savaşlara ne kadar su kullanılıyor?
36:29Savaşlar ne kadar kirlilik yaratıyor eğer çevreyle ilgili bir derdi varsa.
36:34Dolayısıyla da bu halkların iklim zirvesi aslında o resmi zivenin hiç sormadığı soruları soruyor.
36:39Ve diyor ki adalet olmadan, demokrasi olmadan, bütün dünya halklarına barış olmadan siz bu sorunu çözemezsiniz.
36:46Ve dünyanın en doğru cümlesi.
36:48Çok teşekkür ediyoruz bu doğru cümleleri.
36:51Doğru şekilde bizimle paylaştığın için sevgili Kübra biz de Antalya'da olacağız.
36:56Bu mücadeleleri görünür kırılmak önemli.
36:59Ve aynı zamanda tabii ki çevre mücadelesini de.
37:02Çok teşekkür ediyoruz.
37:03Dolayısıyla bugün konuğumuz olduğun için.
37:06Rica ederim.
37:06Sevgili izleyenler bu haftalık da programımızın sonuna geldik.
37:10Haftaya görüşmek üzere.

Recommended