Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
Roza Kurban’ın bu incelemesi, emekli polis memuru Memet Şerif Alper tarafından kaleme alınan "Şerif’in Kasabası" isimli eser üzerine yoğunlaşmaktadır. Yazar, bu kitabı okuduktan sonra polislerin soğuk ve duygusuz olduğuna dair sahip olduğu tüm ön yargıların nasıl yıkıldığını samimi bir dille aktarır. Eser, Alper'in memleketi Palu’ya duyduğu derin özlemi, Anadolu insanının saflığını ve görev yaptığı farklı şehirlerdeki gerçek hayat hikayelerini şiirsel bir üslupla sunmaktadır. Metinde ayrıca gurbet, sıla hasreti ve mektup yazma geleneği gibi evrensel temaların Alper’in hayatındaki karşılıkları üzerinde durulur. İnceleme boyunca, bir babanın ailesiyle olan sevgi dolu bağı ve kızlarının ona duyduğu hayranlık, kitabın duygusal derinliğini vurgulayan temel unsurlar olarak öne çıkar. Sonuç olarak bu kaynak, disiplinli bir meslek hayatının ardında gizlenen hassas bir şairin ve vatan sevdalısının iç dünyasını keşfeden bir rehber niteliğindedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Pekala. Haydi bu konuya derinlemesine de alalım.
00:03Hani hepimizin etrafımızdaki bazı meslek gruplarına karşı ister istemez kafasında oluşturduğu belli kalıplar, ön yargılar vardır. Değil mi?
00:11İşte bugün yanlış anlaşılan bir mesleğe dair tüm o kemikleşmiş bakış açınızı temelden sarsacak çok ama çok özel bir eseri
00:19inceliyoruz.
00:20Mehmet Şerif Alper'in Şerif'in Kasabası adlı anı ve şiir kitabı.
00:24Bu incelememizde o katı üniformanın ardında gizlenen tahmin bile edemeyeceğiniz kadar ince ve şiirsel bir ruhu hep birlikte keşfedeceğiz.
00:33Yani dürüst olalım şu keskin zıtlığa bir bakar mısınız?
00:36Bu eserin incelemesini kaleme alan Rosa Kurban'ın da en başta itiraf ettiği gibi çoğumuzun zihninde polislerle ilgili çok net
00:44bir şablon var.
00:45Bellerinde silah, ellerinde çop, mesleğin doğası gereği yüzü pek gülmeyen, adeta duygusuz robot gibi figürler.
00:52Peki ya gerçeklik? Aslında karşımızda şairane bir ruh, çok derin bir memleket sevdalısı ve sıcacık bir baba var.
01:00İşte Şerif'in kasabası kafamızdaki o soğuk şablonu resmen paramparça ediyor ve bize üniformanın içindeki o gerçek insanı Mehmet Şerif
01:09Alper'i tüm şeffaflığıyla gösteriyor.
01:111. Bölüm Bir Önyargı'nın Yıkılışı
01:14İlk başta insan duygusuz bir polis memuru ne yazabilir ki demekten kendini alamıyor.
01:20Belki şu an siz de aynı hataya düşüyorsunuz.
01:23Ama inanın bana bu hikaye ve şiir derlemesinin sayfaları arasında kayboldukça o katı önyargıların nasıl iskambil kağıdı gibi yıkıldığını görüyorsunuz.
01:32Çünkü karşımızda sıradan bir memur değil, hayatı bir edebiyatçı hassasiyetiyle süzgeçten geçiren gerçek bir yazar var.
01:40Mehmet Şerif Alper'in tam 30 yıla yayılan o devasa kariyerini bir düşünsenize.
01:44Kayseri, Yeşilhisar, Bitlis, Adilcavaz, Tunceli, Ankara, Malatya.
01:49Bütün bu duraklar sadece birer görev yeri değil aslında.
01:53Bunlar devasa bir gurbet hikayesinin 30 yıl boyunca evden, köklerden uzakta yaşamanın kilometre taşları.
02:00Sürekli yollarda olma halinin insanın ruhunda nasıl derin izler bırakabileceğini hayal edebiliyor musunuz?
02:072. Bölüm Palu ve Memleket Özlemi
02:09Gelin yazarımızın en derinlerine, o çok sevdiği köklerini inelim.
02:141942 yılında Elazığ'ın Palu ilçesinde aşağı mahallede başlayan bir hayat.
02:20Alper, mesleği uğruna Türkiye'nin dört bir yanını dolaşmış olsa da kalbini hep doğduğu o topraklarda bırakmış.
02:27Ve bu, yazarın memleketine duyduğu o eşsiz sevgiyi harika bir şekilde özetliyor.
02:32Mastardağ Kanyonu, bahçelerle süslenmiş Murat Nehri'nin içinden geçtiği şirin bir belde.
02:38Bakın bu sadece sıradan coğrafi bir tasvir falan değil.
02:41Bu bir adamın çocukluğuna, o coğrafyanın dağlarına, nehirlerine duyduğu saf aşkın yazıya dökülmüş hali.
02:47Şiirin şu mısralarındaki o yoğun duyguya, o ağırlığa bir bakar mısınız?
02:52Gurbette çok çektim çile.
02:54Derdimi anlatsam Murat Nehri gelirdi dile.
02:57Kendi acısının, içindeki o yakıcı memleket hasretinin büyüklüğünü anlatmak için,
03:02koskoca cansız bir nehrin bile dile geleceğini söylüyor.
03:05Bizim o katı, kuralcı, soğuk sandığımız polis memurunun,
03:10geceleri nöbet tutarken ya da gurbet evinde yapayalnızken,
03:13kağıda döktüğü bu dizeler, iç dünyasının ne kadar narin olduğunu kanıtlamıyor mu sizce de?
03:18Aslında buradaki temel meselemiz gurbet.
03:21Bu kelime, sadece paluyu özleyen bir polisin değil,
03:25inanın bana hepimizin ortak, o evrensel acısını temsil ediyor.
03:29İncelemeyi yapan Rosa Kurban da, kendi hayatından bir pay çıkararak,
03:33memleketinden çok uzaklarda yaşadığı bu gurbet hissiyle,
03:37Alper'in şiirlerinde kendini nasıl bulduğunu anlatıyor.
03:40Çünkü dünyanın neresinde olursanız olun, o dert aynıdır, o ince sızı hep aynı kalır.
03:46Üçüncü bölüm, Gurbet ve Gerçek Hayatlar
03:49Şimdi, bu anlatılanlarla ilgili asıl ilginç olan şey şu,
03:54Alper'in kitabı sadece bir memleket güzellemesi değil,
03:57aynı zamanda muazzam bir sosyolojik gözlem günlüğü.
04:01Gittiği her yerde, o yörenin insanını, kültürünü,
04:04resmen kendi memleketiyle kıyaslayarak incelemiş.
04:07Mesela, Kayseri Yeşilhisar'da, kadınların bağda bahçede camla başla çalışıp,
04:12erkeklerin kahvelerde vakit geçirmesi onu o kadar şaşırtmış ki.
04:16Kendi doğup büyüdüğü yerlerin adetlerine hiç benzemiyor çünkü.
04:19İşin içine bir de gerçek karakterler giriyor tabii.
04:22Elektrik lambasını mum sanıp üfleyerek söndürmeye çalışan Şevket Ağa'nın o inanılmaz masumiyeti.
04:28Ya da cömert fırıncı mılla mevlüdün,
04:30bir dilenciye verdiği sadece bir dilim ekmekle akıl alılmaz bir şekilde hayatının kurtulması.
04:36Bunlar okura hem tebessüm ettiren,
04:38hem de çok derin hayat dersleri veren,
04:40sıradan insanların o sıra dışı samimi hikayeleri.
04:434. Bölüm Kaybolan Gelenek Mektuplar
04:47Bugün hepimiz telefonlara, mesazlara gömülmüş durumdayız değil mi?
04:51Modern iletişim araçları hayatımızın her köşesini ele geçirdi.
04:55İşte yazarın kitapta en çok hayıflandığı,
04:58içini sızlatan konulardan biri de bu mektuplaşma geleneğinin yok olması.
05:01Eskiden, ileteşimin, duyguları aktarmanın en samimi yolu olan o kağıda rekaleme dokunma hissini çok özlüyor.
05:08Torunları Alper ve İzel'e yazdığı şu satırlar,
05:11modern çağa atılmış, çok zarif bir çığlık adeta.
05:14Güzel anları belgelemek adına bize,
05:16sizin kurduğunuz güzel cümlelerle donanmış mektuplar yollayın diyor.
05:20Sadece yüzeysel bir mesajlaşma değil,
05:23kelimelerin değerini bilin,
05:24kendinizi iyi ifade edin ve yazma kültürünü yaşatın demek istiyor.
05:27Gerçekten de ne kadar kıymetli, ne kadar ince düşünülmüş bir miras, öyle değil mi?
05:33Ve geldik en can alıcı yere.
05:355. Bölüm
05:36Bir Babanın Kızlarına Sevgisi
05:38Yazarımız eşine ve üç kızı Feyziye, Ayşegül ve Selda'ya resmen ölümüne, eşsiz bir sevgiyle bağlı.
05:47Gurbetin o soğuk, zorlu memuriyet yıllarında,
05:50onun yegane sığınağı, nefes aldığı tek yer hep ailesi olmuş.
05:54İşte tam burada o sert, tavizsiz polis imajı tamamen yerle bir oluyor.
06:00Çocuklarının ondan tarifsiz bir sevgiyle, bir aşkla bahsettiği muazzam bir baba portresi çıkıyor karşımıza.
06:07Sevginin dünyadaki en yüce değer olduğunu çok iyi bilen,
06:10kız çocuklarının ilk aşkı, o gerçek kahrama,
06:13Kitabın son sazını bizzat kızları kaleme almış.
06:17Lütfen şu kelimelerin gücüne, o samimiyete bir bakın.
06:21Babalarını, dağ gibisin, sırtımızı yasladığımız diyerek tanımlıyorlar.
06:25Düşünebiliyor musunuz?
06:27Sadece varlığının bilinmesi bile,
06:29kızlarının hayata karşı omuzlarının dik durmasına,
06:32cesur olmalarına yetiyor.
06:33Bir insanın çocuklarına bırakabileceği en büyük miras,
06:37onlara her koşulda hissettirdiği bu sarsılmaz güven duygusundan başka ne olabilir ki?
06:41Hemen devamına bakalım çünkü burası cidden çok çarpıcı.
06:45O dönemlerin toplum yapısındaki geleneksel yargıları nasıl paramparça ettiğine bir dikkat edin.
06:51Kızlarını, her işini kendi kendine yapan ve kimseye muhtaç olmayan bağımsız bireyler olarak yetiştirmiş.
06:57Erkek çocuk beklentisinin çok yüksek olduğu bir dönemden bahsediyoruz.
07:00Ama o, kızlarını ayakları üzerinde tek başlarına durmayı, güçlü olmayı, sınırları aşmayı öğretmiş.
07:07Kesinlikle zamanının ötesinde vizyoner bir baba.
07:09Bu muazzam ve bir o kadar da duygusal hikayenin sonuna gelirken,
07:14hepimizin kendi kendine sorması gereken çok büyük bir soru kalıyor aklımızda.
07:18Her gün sokakta yanından öylece geçip gittiğimiz,
07:21belki sadece üniformasına, belki de görünüşüne bakıp bir şablon içine hapsettiğimiz insanların içinde,
07:27kim bilir nedenle şiirsel, nedenle derin dünyalar saklı.
07:31Mehmet Şerif Alper'in kalemi bize sadece bir polisin anılarını anlatmakla kalmadı,
07:36ön yargılarımızdan kurtulduğumuzda bir insanın ne kadar derin,
07:40ne kadar muazzam bir varlık olabileceğini hepimize gösterdi.
07:43O yüzden bir dahaki sefere birine baktığınızda,
07:46o buzdağının görünmeyen kısmını, o muazzam gizli derinliği hatırlamanızı dilerim.
07:51Bu güzel keşif yolculuğunda bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.

Önerilen